Son Makaleler Tarihçe

AKALAR (MİKENLER)

Tarafından yazılmıştır admin

Akalar ya da Mikenler genellikle Avrupalı tarihçiler tarafından Orta Avrupa Tunç Çağı kültür çevresinden Yunanistan’a inen İndogermenler olarak kabul edilmişlerdir. Ancak Anadolu, Ege ve Yunanistan’ın yerli kavimleri ile kaynaşmış olmalıdırlar.

Hititlerin özellikle Arzava ülkelerini kontrolleri altına aldıkları sırada ilişki içinde oldukları Batı Anadolu ve Ege kavimlerindendi. Ege’nin batı sahilinde Yunanistan anakarasında M.Ö. 2000-1600 yıllarında ve Peloponez’de yaşıyorlardı. Savaşçı çoban olan bu topluluklar, sürüleri için yeni otlaklar arıyorlardı. Burada yarı-göçebe topluluklar şeklinde Thessalya, Ftiotis, Mikenai, Tirins, Boiotia, Attika, Argolis ve Messenia’ya yerleştiler.

Başlarında Wanax adı verilen beyler vardı. Zamanla bu beyler etrafı surlarla çevrili şatolarında oturmaya başladılar. Her bir site devleti etrafı büyük taş bloklu surlarla çevrili saraylara sahipti. Wanax’ın büyük malika­nesi dışında tarım alanları kolektif çalışma alanlarıydı.

Bazen yetenekli bir hükümdar komşu devletleri yönetimine alarak egemenliğini genişletiyordu. Büyüyen kentler Ege ve Doğu Akdeniz’de ticarete başladılar. Bu halkın M.Ö. 1400-1200 yıllarında kültürleri yüksek bir seviyeye ulaşmıştı. Ekonomi çiftçilik ve hayvan yetiştiriciliğine dayanmaktaydı. Onlar zeytinyağı, keten ve yün üretiyorlardı ki bu onları kozmetik ve tekstil sana­yine yönlendiriyordu. Zanaatkarlıkta başarılıydılar. Çömlek ve silahları savaşçı bir kültürü ve lükse düşkünlüklerini tasvir eder.

Grek olmayan Minos sanatından etkilenmişlerdi. Tunç ve altın gibi metal işçiliğinde oldukça başarılıydılar. Krallar çalışma atölyelerini sürekli kontrol altında tutuyorlar; Kıbrıs, Orta Avrupa ve Batı Avrupa’dan bakır ithal ediyorlardı. Yunanistan bu tür maden kaynaklarına sahip olmadığın­dan, ihtiyacı olan madenleri ithal etmek zorundaydı. Aka ticaret ağı Akde­niz havzası boyunca yayılma göstermiş ve Batı Akdeniz kıyılarında yeni yerleşim yerleri kurmuşlardı.

Bu ağın bir uzantısı ise Karadeniz’e uzanan yolları bağlayan Dardanelles (Çanakkale) Boğazı’nı kontrolleri altına almaya çalıştılar. Onlar için Karadeniz’den gelen hububatın önemi büyüktü. Bu nedenle Çanakkale Boğazı’nın kontrolünü elinde bulunduran Troya’ya karşı bir savaş başlattı­lar. Homeros bu savaşı yapan Akaları “uzun saçlı Akalar” olarak adlandır­maktadır.

Akalarda ölüler kültü önemli idi. Öte dünyada yaşayacaklarına ina­nıyorlardı. Büyük mezar anıtlarına hediyeler göndermişlerdir.

Akalar erken bir Grekçe dialektiği konuştular. Akalar yazı olarak Gi­rit’teki Linear B yazısını alıp kendi ülkelerinde geliştirtiler.

Bazı bilim adamlarının Akaların Anadolu’dan Yunanistan’a göç ettik­leri tezlerine karşılık Akaların daha sonra Anadolu kıyılarına geldiklerine dair görüşler çoğunluktadır. Akaların Batı Anadolu’da varlıklarına dair Hitit yazılı belgelerinde ve arkeolojik bulgularda bilgiler vardır.

Hitit belgelerinde, Ahhiyawa ve Arzava olarak adı geçen devletlerin Akalarla aynı kavimler olup olmadığı tartışılmaktadır. Özellikle, Ege kıyılarında bir deniz devleti olan Ahiyawa’nın Akalar olması ihtimali büyüktür. Diğer taraftan Mısır belgelerinde Deniz Kavimleri içinde gösterilen Akayivaşalar’ın Akalar olduğu kabul edilmektedir.

M.Ö. 13. yy.ın sonlarında Güneydoğu Avrupa’dan, Doğu Akdeniz’e gerçekleşen, Mısır belgelerinde “Deniz Kavimleri” adlandırılan topluluklar içinde Ekweşlerden (Akayivaşa) söz edilmektedir. Belgede Mısır kapılarına kadar ulaşan topluluklardan biri olan bu kavmin Akalar olduğu kabul edilmektedir. Bu göçlerle Akalar büyük oranda Anadolu’ya sürüklenmiş­lerdi. Akalara ait olduğu kabul edilen Miken çanak çömleğine, özellikle Batı Anadolu’da sıkla rastlanılmaktadır.

Doğu Avrupa’daki göçlerden kısa bir süre sonra 1150 yıllarında Doğu Avrupa’dan Trakya ve İlliryalı kavimlerin Yunanistan’a dorları sürdükleri görülür.

Eskiçağ Uygarlıkları

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: