Güncel Nedir Sağlık

ALERJİ VE BAĞIŞIKLIK

Tarafından yazılmıştır admin

Alerjik hastalıkların tümünde – as­tım, saman nezlesi (alerjik rinit), sinü­zit veya alerjiye bağlı şok (anafilaksi)- en az bir şey ortaktır: Hemen hepsi ba­ğışıklık sisteminin vücuda girmiş bir yabancı maddeye karşı savaş açmasının sonucudur. Rahatsızlık, hastalık ya­pabilen ve hatta ölüme yol açan bu olayların ayrıntılarını daha yeni yeni anlamaya başlıyoruz.

Alerjide ilk olay, kişinin vücuduna yabancı bir maddenin girmesi ve bu­nun ardından bağışıklık sisteminin ha­rekete geçmesidir. Örneğin ABD’de açık havadaki alerjinin en sık görülen nedeni kanarya otu (Ambrosia) polen­leridir. Kalıtsal olarak alerjiye eğilimli bir insan, solunum yoluyla polenlerden etkilendiği zaman, polenlerde bulunan proteinlere -bunlara allergen denir- karşı immünoglobulin E (lgE) denilen antikorlar yapar. Bu antikorların yapısı allergene göre değişir; bir başka deyiş­le, bu antikorlar allergene özeldirler.

Evrim sırasında IgE antikorları, in­sanları asalaklardan korumak için orta­ya çıkmıştır. Her insan IgE yapar; fakat “alerjik” dediğimiz insanlar çok daha fazla IgE yapar. Örneğin kanarya otu alerjisinde, hasta, bu otun polenlerine karşı asalakmışlar gibi davranır ve böylece yanlış hedefe yöneltilmiş bir bağı­şıklık tepkimesi başlatır. Alerjik olma­yan insanlarda polenler lgE değil, immünoglobulin G (IgG) ya da immünog­lobulin M (lgM) gibi başka antikorlar yaptırır. IgG vey IgM insanlardaki aler­jik tepkimelerde rol oynamazlar; aksine alerjiden koruyucu olabilirler.

Kalıtım, alerjide büyük rol oynar. Bir insanın çevresinde her gün rastladı­ğı şeylere karşı IgE yapıp yapmayacağı­nı kalıtım belirler. Araştırmalar alerjiye yol açabilecek birçok gen ortaya koy­muştur. Bütün alerjileri tek bir gene bağlamak olası gözükmemektedir.

Eğer kan akrabalarınızda alerjisi olan birisi ya da birileri varsa, sizde de alerji olması olasılığı fazladır. Alerjik bir hastalığa yakalanmanızda başka etken­ler de -virüs enfeksiyonları, sigara iç­mek ve hormonlar- rol oynayabilir. Fa­kat hala aynı aileden gelen ve ailelerin­de alerji bulunduğu için alerjik hastalı­ğa aynı kalıtsal eğilimi taşıyan insanla­rın, neden birinde alerji oluyor da öte­kinde olmayabiliyor, bunu bilmiyoruz, ya da aynı allergenden etkilenmesine karşın neden bitinde astım oluyor da ötekinde kurdeşen (ürtiker, kaşıntılı deri döküntüleri) oluyor, bunu da bil­miyoruz.

Bütün immünoglobulinleri (ki hep­si beş tanedir; IgE, IgG, lgA, lgM, lgö) B lenfosit denilen özel akyuvar hücreleri yapar. B lenfositlerinin anti­kor yapışına, yardımcı T lenfositleri de­nilen akyuvarlar yardım eder. Ayrıca B lenfositlerine makrofaj hücreleri de yardımcı olur. Makrofajlar yabancı maddeleri (allergen) içlerine alarak et­kisizleştirir (fagositoz veya hücre yeme olayı) ve sonra onları T lenfositlerine sunarlar. Böylece T lenfositlerini etkinleştirirler. T lenfositleri de B lenfositle­rine, IgE yaptırır. Bir kişi, belli bir allergenle ilk karşılaştığında, yalnız o aller­gene bağlanan, yani allergene özel olan bir IgE antikoru yapar.

Buna ek olarak dokularda bulunan mast hücrelerinde ve kanda bulunan bazofillerde IgE bağlayıcı almaçlar (re­septör) vardır. Bir mast hücresinde ve­ya bir bazofilde 100 000’ den fazla al­maç bulunur. Antijene (allergen) özel IgE, bu hücrelerin yüzeyindeki bu al­maçlarla bağlanır. Hastanın antijenle ikinci ve daha sonraki karşılaşmasında, IgE molekülleri bu hücrelerin yüzeyin­de, siperdeki askerler gibi, hazır bekle­mektedir. Antijen sözü geçen hücrele­rin yüzeyindeki IgE moleküllerine bağlanınca bu hücreler(mast hücreleri ve bazofıiler) etkinleşir ve bir seri kim­yasal madde salgılar. Bu maddeler de er geç bir alerjik tepkimeye yol açar.

Her mast hücresi veya bazofil için­de, alerjiye yol açıcı otuzdan fazla mad­de taşıyan 500-1500 tanecik (granül) vardır. Bu maddelerin döküldüğü yer, alerjik tepkimenin yerini belli eder. Örneğin mast hücreler akciğerlerde et­kinleşmişse, serbest kalan maddeler bronşları daraltarak nefes darlığı, hırıltı ve öksürük gibi astım belirtilerine yol açar. Bu maddelerin en iyi bilinenlerin­den biri histamindir. Histamin deride açığa çıkarsa kaşıntı (kurdeşen), akciğerlerde açığa çıkarsa bronş daralması (astım) ve bütün vücutta açığa çıkarsa alerji şoku (anafilaksi) yapar. Mast hüc­releri ve bazofillerin yaptığı ikinci grup maddeler lökotrienierdir. Bunlar da histamin gibi etki yapar. Mast hücrele­ri ve bazofillerin yaptığı üçüncü grup maddeler sitokinlerdir. Bazofillerin yaptığı sitokinlerden biri interlökin-4 adını taşır; vücuda daha fazla IgE yaptı­ran bu maddedir.

Bütün “oyuncular” (IgE, histamin, lükotricnler ve sitokinler) yerini alınca “maç” başlar. Çok büyük bir hızla aler­jik tepkime oluşur. Örneğin kanarya otuna alerjik bir insan, bu otla karşılaş­tıktan birkaç dakika sonra aksırmaya ve hırıltılı soluk almaya başlar. Burnu kaşı­nır ve burnundan çeşme gibi su akar; gözleri kızarır, yaşarır ve kaşınır. Bir as­tım krizi geçirebilir. Bazen bu kadar hızlı gelişen alerjiye ani aşırı duyarlılık (hipersensitivite) denmektedir.

Bazı insanlarsa “alerjinin geç evresi” denilen dönemde alerji belirtileri gös­terir. Mast hücrelerinin içlerindeki maddeleri salgıladıkları yerler, saatler­ce sıcak, duyarlı, şiş ve kızarık kalır. Bu geç tepkimenin nedeni, mast hücreleri­nin salgıladıkları maddelerle olay yeri­ne özinofil, nötrofil ve lenfosit denilen diğer akyuvar hücrelerini çağırmaları­dır. Bu hücre çağırıcı maddelere kemotaktik etkenler denir. Örneğin interlökin-5 özinofil hücrelerini, interlökin-16 lenfositleri çağırır. Olay yerine erişen bu yeni akyuvarlar alerjinin geç tepki­mesini başlatırlar. Eozinofiller alerjik olmayan kişilerde kan hücrelerinin % 2-5’ini oluştururken alerjik olanlarda 2- 3 kat artar. Eozinofıllerin görevi vücuda giren asalakları öldürmektir. Bu hücre­ler hastalık yapıcı mikropları öldürebi­lir. Eozinofiller olay yerine geldikten sonra mast hücrelerinin yaptığı madde­lere benzer maddeler -lökotrienler da­hil- yaparlar. Aynea daha genel olarak toksik maddeler, örneğin “temel (ma­jör) bazik protein” denilen maddeyi sal­gılarlar. Bu madde dokulardaki tahriba­tı arttırarak geç evre tepkimesinde rol oynar.

Nötrofil denilen akyuvarlar vücudu mikroplara -bakteriler dahil- karşı ko­rumakla görevlidir. Fakat alerjik bir tepkimeye karıştıkları zaman, protein parçalayıcı enzimler dahil, birçok kim­yasal madde salgılarlar; bunlar da doku tahribini artırır. Geç evre alerji tepki­melerinin baş oyuncuları lenfositler olabilir. Örneğin Th-2 lenfositleri, interlökin-4 ve interlökin-5 yapar ve böylece alerji yanıtını kuvvetlendirir. T’h-1 lenfositleriyse, özellikle tüberküloz gi­bi hastalıklarda, geç alerjik yanıt oluş­turur. Th-1 hücreleri ayrıca interferon- gama yapar; bu aslında alerjik yanıtları baskılayan bir sitokindir.

Erken ve geç alerjik tepkimeler bir­çok hastalık belirtisine yol açar. Alerjik deri belirtilerini ele alalım. Alerjik bir insanın derisi içine alerjik olduğu mad­de enjekte edilirse, o noktada sivrisinek ısırığına benzer bir tepkime oluşur: Soluk bir merkez etrafında kırmızılık (eritem) ve şişlik (ödem) vardır. Buna “kabartı-kızartı” yanıtı denir. Ani alerjik tepkimelerde bu tür bir yanıt 15 dakika içinde başlar ve 30-90 dakika sürer. Fa­kat bazen ani tepkime yerine geç tepkime olur. Bu da 6-8 saat sonra başlar ve 24 saate kadar sürebilir.

Burundaki ani alerjik tepkime, ak­sırma, burun içinde kaşıntı ve akıntı bi­çiminde görülür. Burunda geç alerjik tepkime, burun iç zarının (mukoza) şi­şerek burnu tıkamasına ve bol bol sü­mük (mukus) gelmesine neden olur. Tedavi edilmezse bunlar bir süre sonra kısa süren (akut) veya süreğen (kronik) sinüzit (alın, kalbur ve üst çene kemik­lerinin ve kaması kemiğinin içindeki burna açılan boşluklardaki zarın iltiha­bı) yapabilir.

ABD’de astım sıklığı ve ağırlığı art­makta olduğundan, alerji konusundaki araştırmaların çoğu akciğerle ilgilidir. Akciğerde ani alerjik tepkime, kendini hırıltılı solunum, nefes darlığı ve öksü­rükle belli eder. Bu belirtiler hasta allergenle karşılaştıktan birkaç saniye ve­ya dakika sonra ortaya çıkar ve bir saat içinde kaybolur. Fakat 3-4 saat sonra geç evre alerjisi olarak nefes darlığı ve öksürük başlar ve 24 saate kadar süre­bilir. Geç evre tepkimeleri, astımı ağır­laştıran nedenlerden biridir. Geç evre­de eozinofiller, nötrofiller, lenfositler, monositler, bazofiller ve mast hücreleri baş rolleri oynamaktadır.

Alerji tedavisinde ilk adım, hastayı alerjik olduğu maddelerden uzak tut­maktır. Polen alerjisi olanlar, polenlerin havada arttığı saatlerde evden dışarı çıkmamalı ve evdeki polenleri azalt­mak için iklimlendirici (air conditioner) kullanmalıdır. Besinlere karşı alerjide bazı besinleri yememek gerekir.

Fakat allergenlerin hepsinden uzak durmak olanaksızdır. Bu nedenle tıp alerjik tepkimelere karşı bir çok ilaç kullanır. Örneğin antihistaminikler, mast hücreleri ve bazofillerce yapılan histamini bloke eder ve bu yolla kaşıntı ve şişliği azaltır. Fakat ağır alerjik tepki­melerde antihistaminikler yeterli olma­yabilir. En yeni ilaçlardan bir bölümü lökotriyenlerin etkisini gidermeye yö­neliktir. Diğerleri belli bir maddeye de­ğil, organa yöneliktir. Örneğin sempatik sinirlerin beta liflerini uyaran ilaçlar, alerjik bir tepkimeden sonra bronşların daralmasını önler. Ağızdan tablet alarak verilen veya aerosol olarak solunan steroidler (böbrek üstü bezi hormonlarının -kortizonun- sentetik şekilleri), alerji­nin değişik evrelerini etkiler. Bunlar özellikle ağır alerji olgularının tedavi­sinde kullanılmaktadır. Başka tedavile­re yanıt vermeyen astım olgularında da etkilidirler. Epinefrin (adrenalin), mast hücrelerinden salgılanan kimyasal mad­delerin etkisine karşı koyar ve mast hücrelerinin etkinliğini azaltır. Alerjiye bağlı şokta, ki çok ivedi bir durumdur, verilecek ilk ilaç epinefrindir.

En iyi ilaçlar bile alerjiyi yatıştıra­mazsa, doktorlar alerji iğneleri yaparak bağışıklık yanıtını değiştirmeyi dener (bağışıklık tedavisi veya immünoterapi). Bu tedavide hastaya, alerjik olduğu maddeler az miktarlarda tekrar tekrar enjekte edilerek bağışıklık sistemi o maddeye karşı duyarsızlaştırılır (desensitizasyon). Bu tedaviyle vücutta allergene özgü lgE ve mast hücre yanıtı azalır.

Alerji ve onun tedavisi hakkında çok şey biliyorsak da daha öğreneceği­miz çok şey vardır. Alerji hastalarının sayısı durmadan arttığından bu hasta­lıkların tedavisi için yeni ve daha etkili ilaçlar bulunması için araştırmalar ya­pılması şarttır.

 

KAYNAK:
Dıscover, Allergy and İmmuniry, Mart 1998

 

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: