UP Watch

Bira, şarap, votka, rakı, konyak, viski ve cin gibi alkollü içkilerde sarhoşluk veren, asıl zararlı tesirli madde CH3 CH2 OH yapısındaki etil alkol (etanol) dür. Etil alkol, endüstriyel ve ticari maksatlar için fermantasyon yoluyla imal edilir. Bira ile şarap, üzüm ve diğer bazı meyvelerin doğrudan doğruya fermantasyonundan elde edilen içkilerdir. Alkol miktarı yüksek diğer içkiler ise, bu ilk fermantasyon ürününün damıtılmasıyla imal edilirler. Bu iki metotla yapılan içkilerde, zehirleyici tesir gösteren madde etil alkoldür.

Alkol hakkında bu kısa genel bilgilerden sonra, alkolün çeşitli organ ve dokulardaki tahribatı ile meydana getirdiği hastalıklardan bahsetmek istiyoruz. Alkol içilirken ve içildikten kısa bir süre sonra görülen belirtiler, alkolün şiddetli, ani tesirlerdir. Bu tesir şiddeti üzerinde en büyük rolü olan, alkolün miktarıdır. Alkolün miktarı arttıkça, sebep olduğu belirtiler de daha açık bir şekilde ortaya çıkar. Bunun dışında alkol içenin bünyesinin aç veya tok oluşu da, alkolün tesirlerini değiştiren önemli faktörlerdir. Düşük dozda alınan içkinin belirtileri, ekseriya alkolün kandaki miktarı ile doğru orantılıdır. Ancak burada bazı özel durumlarla da karşılaşılmaktadır. Kandaki alkol miktarı yüksek olduğu halde, sarhoşluk belirtisi göstermeyenler olduğu gibi, kan alkol seviyesinin normalden düşük olduğu durumlarda şuurunu kaybedenlere rastlanmaktadır. Bu husus birçok genetik vasıflarla birlikte cinsiyet, yaş, vücut ağırlığı gibi kişisel özelliklerle de ilgilidir. Bundan dolayı kandaki alkol seviyesi, sadece alınan alkolün miktarına değil, aynı zamanda mide-bağırsak kanalından emilim, doku ve hücrelere dağılımı ve vücuttan atılış hızına bağlıdır. Alkolün mide-bağırsak kanalından emilimine tesir eden çeşitli faktörler vardır. Açlık, emilimi hızlandırır; buna karşılık tokluk, yanı midenin dolu oluşu emilim hızını düşürür. İçkinin türü de emilim hızına tesir eder. Derişik alkollü içkiler, seyreltiklere nazaran daha büyük bir hızla emilime uğrarlar, bundan dolayı derişik içkiler, çok daha kısa bir süre içinde tesir gösterirler. Alınan alkolün yaklaşık % 20’si mideden, geriye kalanı ise ince bağırsağın üst taraflarından emilmektedir. Alkolün midede kalış süresinin uzamasına yol açan durumlar, emilimini de geciktirmektedir. Midede % 10-15’ten fazla bir alkol konsantrasyonu oluşturacak derişik içkiler, mide mukozasını zedeleyerek mide spazmına yol açabilirler. Bu durum, alkolün ince bağırsağa geçişini ve emilimini geciktirir. Yağlı besinler de aynı tesiri gösterirler; buna karşılık karbonhidrat ihtiva eden besinler spazmı çözerek, alkolün ince bağırsağa geçişini ve emilimini hızlandırırlar. Alkollü içkinin içilmesinden önce ve içilmesi sırasında yenilen yağlı ve sütlü yemekler emilimin geniş ölçüde yavaşlamasına yol açar. Alkolün vücuttan atılışı, nispeten düşük bir hızla cereyan eder ve bu hız büyük ölçüde alkolün alınan miktarına bağlı değildir. Alkolün kana geçmesiyle birlikte vücuttan atılışı da başlar. Vücuda giren alkolün % 90’dan fazlası oksitlenir; % 2-3’ü de değişime uğramadan solunum idrar veya ter yoluyla atılır. Aşırı bedeni faaliyette, değişime uğramadan atılan alkol miktarı artar; ancak bu miktar % 5’i geçmez. Alkolün yaklaşık % 75’i karaciğerde, geriye kalanı da diğer dokularda oksitlenir. Alkolün vücutta oksitlenme hızına tesir eden birçok faktör vardır. Bunların en önemlisi genetik özellikler, cinsiyet, yaş, vücut ağırlığı, karaciğerin sağlamlığı, alınan çeşitli ilaçlar, kadınlarda adet durumu ve ağız yoluyla alınan doğum kontrol ilaçlarıdır. Bütün bu faktörler göz önüne alınarak, normal sağlıklı kişilerde alkolün metabolize edilme hızının saatte 10 ml olduğu kabul edilmektedir.

Az miktardaki alkol, ağız ve midedeki sinirleri uyararak iştah açıcı bir tesir gösterir. Ancak daha fazla miktarda alınan alkol, midenin iç yüzeyindeki dokuları yaraladığı gibi, sindirim enzimlerinin salgılanmasını da yavaşlatır. Mide ve pankreas enzimlerinin salgısının azalması ise sindirim sistemi bozuklukları ve yetersiz beslenmeden ileri gelen rahatsızlıkların ortaya çıkmasına yol açar.

Az miktarda alınan alkol, kalbin atış hızı ve damarlardaki kan basıncında hafif bir yükselmeye sebep olur. Alkolün daha fazla miktarları ise kalbin normal çalışmasını bozar.

Düşük dozlardaki alkol, kaslardaki kan damarlarının daralmasına yol açar. Buna karşılık deri yüzeyindeki damardan genişleterek, deriden ısının hızla kaybına sebep olur; deride damarların genişlemesinden dolayı, yanma ve kızarma görülür. Yüksek miktarlardaki alkol beyindeki sıcaklık kontrol merkezine baskı yaparak, vücut sıcaklığını düşürür ve sıcaklık düzenleme sistemini bozar. Bundan dolayı şiddetli soğuğa maruz kalarak, donma tehlikesi geçirenlere içki içirilmesi son derece zararlı ve tehlikelidir.

Alkolün sürekli içilmesi eritrositlerin çökmesine ve kan dolaşım hızının düşmesine yol açmaktadır Alkol bazı hallerde, çok ince kılcal damarlarda kanın akışını durdurabilir. Bu durum başta sinir sistemi olmak üzere, kalp ve iskelet kasında kısmî doku harabiyetine sebep olabilir.

Alkolün tesirlerinin büyük bir kısmı endokrin sistem ile ilgilidir Alkol, beyindeki biyojen amin metabolizmasına tesir eder. Bunun neticesinde serotonin, dopamin, adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların normal metabolizmasını bozarak, organizmada çeşitli değişikliklere sebep olur. Kandaki adrenalin seviyesinin yükselmesi, yağ dokusundaki yağların çözülerek harekete geçmesini hızlandırır. Bu durum, alkolün sebep olduğu diğer metabolik bozukluklarla birlikte yağlı karaciğer ve siroza yol açar. Uzun süre aç kalanlara ısınmaları için alkol verilmesi, son derece tehlikelidir. Bu gibi hallerde alkol alan şahsın kan glikoz seviyesinin hızla düşmesi, hipoglisemi komasına girmesine ve ölümüne yol açar. İnsülin kullanan şeker hastaları da bu tehlikeye maruz kalabilirler.

Alkolün, antidiüretik hormon üzerinde inhibe edici bir tesiri vardır; bundan dolayı vücuda giren alkol, idrar hacminin artmasına yol açar. Alkol, hipofiz hormonlarından ositosinin salgılanmasını da azaltmaktadır. Ositosin, uterus kaslarının kasılmasını sağlayarak doğumu kolaylaştırıcı, ayrıca memelerden süt sağılmasını artırıcı bir tesir gösterdiğinden, alkolün hamile ve emzikli kadınlar üzerinde bu yönden de zararlı bir tesiri vardır.

ALKOLÜN CİNSELLİK VE SİNİR SİSTEMİYLE İLİŞKİSİ

Cinsi arzu ve aktiviteyi arttırmasına rağmen, az miktardaki alkolün dahi cinsi kudreti zayıflattığı kesin olarak tespit edilmiştir. Sürekli içki içen erkeklerde, erkeklik hormonu testesteron sentezinin engellendiği ve bu durumun kısırlığa yol açtığı bilinmektedir.

Alkolün, sinir sistemi üzerinde çok belirgin bir tesiri vardır. Kandaki alkol miktarı yükseldikçe, alkol alan kişinin davranışlarında önceden tahmin edilebilen bazı değişiklikler gözlenmektedir. Kandaki alkol seviyesinin % 50 miligrama yükselmesi halinde, alkol alanın düşünme ve karar verme kabiliyeti azalmakta, kişi endişe ve sıkıntılarından kısmen kurtularak geçici bir rahatlığa kavuşmaktadır. Alkolün kandaki seviyesinin % 100 miligrama ulaşması halinde, görme ve algılama duyguları kaybolmaktadır; kişinin herhangi bir olay karşısındaki reaksiyonu zayıflayıp, dikkati azalmaktadır. Kandaki alkol konsantrasyonunun % 200 miligrama çıkması halinde beyindeki motor aktivite, geniş ölçüde baskı altına girmiştir. Bu durumda, beynin duygu ve davranışları düzenleyen bölgesi de alkolün tesirine maruz kaldığından, içki içen şahıs birdenbire kızıp bağırmaya veya heyecanlı bir şekilde konuşmaya başlamaktadır. Bu davranışlar bazı kimselerde şiddetli bir ağlama şeklinde de ortaya çıkabilir. Kan alkol seviyesi bu durumda olanlarda sendeleme ve yere düşme hareketleri başlar. Kandaki alkol seviyesinin % 400 miligrama çıkması, şahsın bayılmasına veya komaya girmesine yol açar. Kandaki bu seviyenin % 500 miligrama yükselmesi, ekseriya hastanın solunum yetmezliğinden birkaç saat içinde ölümüne yol açmaktadır. Bu ölümün sebebi bazı hallerde dolaşım yetmezliğidir. Kan alkol seviyesinin % 500 miligrama ulaşması halinde, acil bir müdahalede bulunulmazsa, hastanın ölümden kurtulması imkansızdır. Yüksek oranda alkol ihtiva eden likörlerin kısa süre içinde fazla miktarda içilmesi halinde, kanda meydana gelen % 400 miligramlık bir alkol konsantrasyonu dahi ölüme sebep olabilir. Yüksek dozda alkol alanlarda çok sık görülen kusma, alkolün doğrudan doğruya parasempatik sinir sistemi üzerindeki tesirinden ileri gelmektedir. Bu davranış, kan alkol seviyesinin yükselmesini kısmen önlemek için, organizmanın otomatik bir savunma mekanizmasından kaynaklanmaktadır. Kandaki alkol konsantrasyonu çeşitli şahıslarda değişik davranışların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Mesela kandaki alkol seviyesi aynı olan iki şahıs birbirinden çok farklı davranışlar göstermektedir. Bu durumun şahıslara göre değişen genetik, fizyolojik, metabolik ve farmakolojik sebepleri vardır.

Trafik kazalarının büyük bir kısmının içkili araba kullanmaktan meydana geldiği istatistiklerle ortaya çıkmıştır. Bunun en önemli sebebi, alkolün sinir sistemi üzerindeki kısa sürede ortaya çıkan şiddetli tesirleridir. Normal ve düşük dozlardaki alkol dahi ışık ve sese karşı dikkatin yoğunlaşmasını zayıflatmaktadır. Bunun dışında alkol tesiriyle görme ve algılama duygusunda zayıflama, beyindeki denge merkezinin bozulması şeklinde ortaya çıkan rahatsızlıklar yanında şahsın aşırı derecede heyecanlanması ve cesaretinin artması da trafik kazalarının meydana gelmesinde büyük rol oynamaktadır. Bu bakımdan az veya çok alkol alan bir kimsenin hiçbir surette araba kullanmaması gerekir.

ALKOL İLAÇLARIN TESİRİNİ YOK EDİYOR

Alkolün, ilaçlar üzerinde de çeşitli tesirleri vardır. Alkolün, ilaçlar üzerindeki bu tesirlerini başlıca İki grupta toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi alkolün, alınan ilacın tesirini azaltması veya tamamen ortadan kaldırması şeklindedir. Burada alkol doğrudan doğruya ilaçla reaksiyona girerek, ilacın tesirini ortadan kaldırabilir veya ilaç üzerinde çeşitli fizyolojik ve metabolik değişiklikler meydana getirebilir. Alkolün ilaçların tesirini kuvvetlendirmesi iki şekilde gerçekleşmektedir. Bunlardan birincisinde alkol ve ilacın ayrı ayrı tesirlerinin toplamı kadar bir tesir meydana gelir. İkincisinde ise alkol ve ilacın tesirlerinin toplamından daha kuvvetli bir tesir ortaya çıkar. Alkolün antihistaminiklerle karşılıklı tesirleri neticesinde her birinin ayrı ayrı sakinleştirici tesirlerinden dolayı, şahısta beklenenden daha fazla bir uyuşukluk görülür. Alkolün barbitüratlarla reaksiyona girmesi neticesinde ise her birinin ayrı ayrı tesirinden çok daha şiddetli bir merkezi sinir sistemi depresyonu meydana gelebilir. Bu durum şahsın komaya girmesine ve ölümüne yol açabilir. Kandaki alkol seviyesinin % 100 miligram olması halinde barbitüratların kullanılması ölüme sebep olabilir. Alkolün İlaçlarla birlikte meydana getirdiği tesir kuvvetindeki bu artışın çeşitli sebepleri vardır. Bu konuda ileri sürülen görüşlerden birine göre, alkol ve ilacın karaciğerdeki detoksikasyon (zehirsiz hale çevrilme) reaksiyonunu aynı enzim veya enzim gruplarını katalizlemektedir. Bu enzimlerin katalizleme kapasitesi ise sınırlıdır. Alkol ile ilacın birlikte alınması halinde her ikisinin de yıkılım ve değişim hızı azalmaktadır; bundan dolayı tesirleri, daha uzun bir süre devam etmekte, aynı oranda tesir kuvvetleri de artmaktadır. Etil alkol ve ilaçlar arasındaki bu gibi karşılıklı tesirler daha ziyade kronik alkolizmde ortaya çıkmaktadır. Ancak bazı hallerde, bir defada alınan alkolün de aynı tesiri gösterdiği tespit edilmiştir.

Esrar, morfin, kokain, marijuana gibi uyuşturucuları kullananlar çok defa aynı anda alkollü içkileri de içtiğinden, bu şahıslarda yukarıda bahsedilen durumlar daha tehlikeli bir şekle dönüşmekte ve bazen ölümle sonuçlanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada, methadone kullananların yaklaşık % 20’sinin aynı zamanda sürekli olarak yüksek dozda alkol aldıktan tespit edilmiştir. Gene aynı ülkede bir grup kolej öğrencisi arasında yapılan bir çalışma ise, öğrencilerin % 36’sının alkol ile marijuanayı birlikte kullandıklarını göstermektedir.

İnsan, hayvan, bitki, bakteri ve mantarlar gibi bütün canlı organizmalara yabancı olan ve yine bütün canlılar üzerinde toksik tesirler gösteren alkolün bugüne kadar hiçbir faydalı tarafı tespit edilememiştir. Yerli ve yabancı çeşitli magazin dergileri ile gazetelerde alkolün bazı faydalarından bahseden yazıların hiçbir bilimsel gerçeğe dayanmadığını kesin olarak söyleyebiliriz. Bundan dolayı beden ve ruh sağlığımızı tehdit eden, trafik kazalarına yol açan, birçok aile yuvasının dağılmasına, ocağının sönmesine sebep olan, toplumu ve fertleri sosyal-psikolojik bunalımlara sürükleyen alkolün, faydalarından bahseden yazılara inanılmamalı ve bu yazıların tesirinde kalınarak içki içilmemelidir. Alkolle mücadelede devlet desteği genişletilip yaygınlaştırılmalı ve bu konuda özel kuruluşlar ile fertler de seferber edilmelidir.

 

KAYNAK: Bilim ve Teknik
ALKOL NEDİR?ALKOLÜN ZARARLI ETKİLERİ NELERDİR ?https://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/11/kapak-3.jpg?fit=1005%2C592https://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/11/kapak-3.jpg?resize=150%2C150adminNedirSağlıkSon Makaleleralkol alan bir kimsenin hiçbir surette araba kullanmaması gerekir,alkol alanlarda çok sık görülen kusma,alkol nedir,alkol yağlı karaciğer ve siroza yol açar,Alkolün,ALKOLÜN CİNSELLİK VE SİNİR SİSTEMİYLE İLİŞKİSİ,alkolün dolaşım sistemine olumsuz etkisi7,alkolün endokrin sistemine zararlı etkisi,alkolün etki etmesi,alkolün hamile ve emzikli kadınlar üzerindeki zararlı etkileri,Alkolün kana geçmesi,alkolün karaciğere zararları,alkolün metabolize edilmesi,alkolün meydana getirdiği hastalıklar,Alkolün mide-bağırsak kanalından emilimi,alkolün mideye zararları,alkolün sebep olduğu metabolik bozukluklar,alkolün sindirim sistemine zararlı etkisi,alkolün tahribatı,alkolün tesiri,Alkolün vücutta oksitlenme hızı,Alkolün vücuttan atılışı,alkolün zararlı etkileri,etil alkol nasıl imal edilir,etil alkol nedir,Kandaki alkol seviyesi,sinir sistemi üzerindeki etkileri,uyuşturucu maddeler ile alkolün birlikte kullanımı,Yüksek dozda alkolBira, şarap, votka, rakı, konyak, viski ve cin gibi alkollü içkilerde sarhoşluk veren, asıl zararlı tesirli madde CH3 CH2 OH yapısındaki etil alkol (etanol) dür. Etil alkol, endüstriyel ve ticari maksatlar için fermantasyon yoluyla imal edilir. Bira ile şarap, üzüm ve diğer bazı meyvelerin doğrudan doğruya fermantasyonundan elde edilen...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası
Aliexpress TR