Güncel Tarihçe

AMERİKA’YI KİM KEŞFETTİ?

Tarafından yazılmıştır admin

Harvard Üniversitesi öğrencilerinden birisinin taştan yazıtlar bulması Avrupalıların M.Ö 800 yıllarında Amerika’ya ayak basmış olduklarının kuvvetli bir kanıtıdır.

Her ne kadar Amerikalılar, kıtalarını Kristof Kolomb‘un keşfettiklerini zannederlerse de tarihçilerin ellerindeki delillere göre Leif Ericson ve arkadaşı Norsemen, Kanada ve Birleşik Devletlerin kuzey kısımlarını Miladi 1000 yılında keşfetmişlerdir. Fakat bu tarihten önce Yeni Dünya’nın (Rio Grande’nin kuzeyinden itibaren) tarihi tam bir karanlık içindeydi. Harvard Üniversitesinde, Deniz Biyoloğu olan Yeni Zelanda’lı Barry Fell “M.Ö Amerika” adlı kitabında; M.Ö. 800 yılları başlarında Avrupa’dan gelenlerin yalnızca keşif yapmayıp, Kuzey Amerika’da yerleştiklerini şaşırtıcı delillerle öne sürmekte ve bu kişilerin madencilik ve avcılıkla geçindiklerini, mallarını tekrar Avrupa’ya sattıklarını belirtmektedir. New Hampshire ve Vermont’daki tapınaklarla, lowa ve Oklahoma vadilerinde ilâhiler söylediklerini ve dinsel törenler düzenlediklerini açıklamaktadır. Kral veya başkanları ölünce, onları oldukça büyük toprak yığınları altına gömer, üzerlerine diktikleri taşa da, kederlerini belirleyen yazılar oyarlarmış.

Bu yazıtlardan bazıları 19. yüzyılda Maine ile Rio Grande arasındaki uçurumlarda bulunmuştur. Bu yazıtlar, arkeologlar tarafından okunamadığı, sahteleri yapıldığı ve bunlara doğa afetleri de eklendiği için esrarengizliklerini yitirmişlerdir. Fell’in epigrafi (= yazıt okuma bilimi) alanında yaptığı çalışmalar Amerika’nın geçmişine en az bin yıl eklemektedir.

Yer Altı Mağaraları ve Yıldızlar

Barry Fell

Fell 50. yaşlarında Edinburgh Üniversitesi öğrencisi iken, eski İskoçya Kelt diline ilgi duymaya başladı. Çalışmalarını Kelt mezarları ve İskoçya’daki harabeler üzerinde yoğunlaştırdı. Daha sonra Polynesia’da deniz biyolojisi üzerine bir çalışma yapılırken Barry Fell, taş üzerine kazılmış yüzlerce yazı ve mağara duvarlarına çizilmiş resim buldu.

Fell, 1964 yılında Harvard’a giderek sekiz yılını Widener kütüphanesinin, çözülmemiş yazıtlar ve bilinmeyen diller üzerine yazılmış yegâne metin koleksiyonunu okuyarak geçirmiştir. Kartaca dili, Mısır hiyeroglifi ve Ogam yazısı (Hıristiyanlık öncesi Kelt’lerin kullandığı ve unutulmak üzere olan yazı) dahil, Fell yarım düzine eski dil alfabesi öğrenmiştir.

Fell, en sonunda Polynesia yazıtlarının yerli dil olan Maori ile yazıldığını kanıtlamıştır. Bu dilin kelimeleri, büyük İskender’in Mısır’ı almasından sonra Libya’da konuşulan Mısır ve Yunanca karışımından, alfabesi ise Kartacalılar’dan alınmıştır. Bu Libya metinlerinden en önemlisi Yeni Gine’de çok büyük bir mağarada bulunmuştur. Orada, Maui isimli bir denizci, yıldızlara ve eski deniz âletlerine ait resimleri bırakmış, Fell’de Harvard’da yıldız bilimiyle uğraşanların yardımlarıyla bu resimlerin M.Ö. 232 yılına ait olduğunu saptamıştır. Fell topladığı bütün deliller hakkında düşündüklerini Harvard’a göndermeye başladı. Buldukları, Jamer P. Whittal II isimli arkeolog başkanlığındaki bir araştırıcı grubunun dikkatini çekmeye başlamışve bu arkeolog, Yeni İngiltere ile İspanya ve Portekiz’de bulunan harabelerde benzerlikler bulunduğuna işaret etti. Avrupa’da bulunan bu kalıntılar, o sıralarda (M.Ö. 3.500) Avrupa’nın o kısmını yöneten Kelt’lere ait olduğunu gösteriyordu.

Esrarengiz Tepe

Whittal, Fell’den 1680 yılında Bourne civarında bulunan yazıtları görmesini rica etti. Daha yazıyı kimse çözememişti, fakat Barry Fell bu işi başardı. Harfler Eski İspanya’da bulunmuş Kartaca alfabesinin değişik bir şekliydi (Fell, “İberik” sözcüğünü buradan icat etmiştir).

Bu yazıtlarda, Kartaca Prensi Hanno’nun, bugünkü Massachusetts’i kendi topraklarına katmasından söz ediliyordu. Fell daha fazla yazıt bulmak için Whittal ile birlikte Kuzey Salem’de “Esrarengiz Tepe” denilen yerde yapılan bir araştırmaya katıldı ve 1950 yılı başlarından beri “Esrarengiz Tepe” de araştırmalar yapan ve o yörenin sahibi olan Bob Stone’nun topraklarında bulunan üçgen şeklindeki taşlar Fell için iyi bir çalışma materyali oldu. Bob Stone’nun bulduğu bir tablet üzerinde Ogam diliyle yazılmış bir yazı şöyleydi: “Bel’e tahsis edilmiştir”.

Mitoloji öğrencileri, uzun süre Kelt’lerin güneş tanrısı “Bel” ile Kartaca – Fenikelilerin tanrısı “Baal”in aynı olduğundan şüphelendiler

Fell, on gün içinde Ogam dilinde yazılmış düzinelerce kitabe bulduklarını, Kelt’lerin yaptıkları tapınaklarda, Kartacalı denizcilere ibadet için izin verdiklerini saptadıklarını belirtti.

Unutulan Yolcular

Daha sonra WhittalI, Fell’e 1940 yılında çekilmiş bir fotoğrafta, Bristol yakınlarında Mount Hope koyu kayalıkların oyulmuş yazıları gösterdi. Fell’in, bu fotoğrafta Kartaca yazısı ile yazılmış bir satır dikkatini çekti. “Tarshish’den gelen yolcuları bu taş ilân eder”.

Tarshish, İspanya’nın güney sahillerinde bulunan ve İncil’de geçen, erkeklerinin cesurluğu, denizciliği ve gemilerinin büyüklüğü ile meşhur bir şehirdir. MÖ 533 yılında, Tarshish’in yönetimi Kartacalıların eline geçti. Bu olayda, İber Keltlerı ile Kartacalılar arasındaki yakınlığın nasıl başladığını kanıtlar bir delildi.

Maine kıyılarından on mil uzaklıktaki Monhegan adasında bulunan başka bir yazıtta, “Fenike’den gelen gemiler için kargo platformudur ” ibaresi yazılıydı. Fell, bu ve diğer yazıtlardan, Kartaca veTarshish halkının gemicilikleri üzerine yapılan çalışmalardan, İsa’nın doğumundan en az 400 yıl önce, Amerika ile Akdeniz ülkeleri arasında oldukça ilerlemiş bir ticaret olduğu sonucuna vardı. Kuzey Amerika’dan elde edilen maddelerin başında bakır, kürk ve post geliyordu.

Fell, Minnesota bakır yataklarında çok eskiden beri madencilik ve kürk ticareti yapıldığını açıklamıştır. Kartacalılar, kürklerini Gol’den (= Fransa’nın eski adı) aldıklarından herkese söz etmişlerdir. Fakat Romalılar Gol’ü istilâ edince kürk ticareti hakkında ancak ufak deliller bulabilmişlerdir. Bunun üzerine Fell, “Bana göre, Gol; Amerika için kullanılan bir şifreydi”, demiştir.

Barry Fell’in çalışmalarından en önemlisi, 1874 yılında lowa, Davenport yakınlarında bulunan yazıtları okuyabilmesiydi. Bu yazıtların en üstünde Mısır hiyeroglifi, altında Kartaca yazısının İberik şekli, en alt satırda ise Libya yazıları seçiliyordu.

Bunun anlamı ne demekti? Fell’in açıklaması Mısırlılar, Libya ve İberik Kelt’lerinin M.Ö. 900 yıllarında lowa’da bir kolonide beraberce yaşadıklarıydı. Buna göre, Amerika tarihine ait bilgiler genel olarak, Amerikan yerlilerine ait olanlar ise özellikle gözden geçirilmeliydi.

Yeni Miras

Fell, daha sonra çalışmalarını yerli Kızılderililerin dillerine yöneltti. Ona göre, eğer Hıristiyanlıktan önce Amerika’ya gelip yerleşmiş kimseler varsa, bunlar dil ve inanışlar konularında yerli halk üzerinde büyük bir etki bırakacaklardı.

Fell’in bir meslektaşı, Harvard Widener kütüphanesinden, 1866 yılında bir misyoner papaz tarafından yazılmış bir kitap yolladı. Fell, bu kitaptaki hiyerogliflerin en az yarısının Mısırlılara ait olduğunu gördü. Fell, Algonguian dilini çalıştığı zaman bu dilde yüzlerce Mısır diline ait kelime gördü.

Görmek anlamına gelen “na” kelimesi iki dilde de aynıydı. Kelt dili de zengindir. Örneğin, “Merrimack” kelimesi Algonguian dilinde “derinde balık avlamak” yerine kullanılırken, Gal dilinde “fazla derinlik” anlamına gelen “Mor-riomach” sözcüğü kullanılmaktadır.

Fell, daha sonraları arkeolog ve amatörlerden Kuzey Amerika’nın bütün bölgelerinde bulunan yazıtları kendisine bildirmelerini rica etti. Bu belgelerle M.Ö. 146 yılında Kartacalılar yıkılırken, Amerika’nın kuzey kısımlarına en evvel yerleşmiş kişiler hakkında bilgi edinmek mümkün oluyordu. Daha sonra Fell ve arkadaşları, bu değerli tarihi belgelerin ülkece korunması için hükümete çağrıda bulundular. Onlara göre, böyle bir koruma programı hemen başlatılmalıydı.

Sonuç olarak Amerika’nın gelişen kültüründe, İspanya’dan Kelt’lerin, Kartaca, Libya ve Mısır’dan gelen Sami ırkların katkıları unutulmamalıdır. Barry Fell’in geçmişe uzanan epik (destansal) yolculuğunun dışında kim bilir daha ne kadar kavim Amerika’nın gelişmesine yardımcı olmuştur.

 

 

KAYNAK: Reader’s Dıgest

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: