Bilim Güncel Sağlık

B12’NİN BULUNUŞU

Tarafından yazılmıştır admin

 

Organik kimyada yapılan en önemli buluşlardan biri 1972 yılında B12 vitamininin iki yoldan sentezi idi. Bunun için Prof. Wordward ve Prof. A. Eschencurcer on yıl durmadan çalışmışlardı.

Sağlıklı kalabilmemiz için ihtiyacı­mız olan birçok vitaminler arasın­da B12 vitamini en etkili olanıdır, günde 0,001 mg bir insanın günlük ihtiyacı için yeterlidir. Buna kıyasla C vitamininden, Askorbin asitten, günde 75 mg’a ihtiyaç vardır. Hatta Dr. Pauling’e göre soğuk al­gınlıklarını önlemek için 3.000 mg almak gereklidir. Oysa vitamin B12 de insan ağır­lığının yüz milyonda biri kâfidir.

Bu vitamin kötü cinsten kansızlıkta (pernisiyoz anemi, Pernisioza) etkili olan aktif prensibe göre karaciğerden üreti­lir. 1926 yılında Harvard Üniversitesinden R. Minot ve W. P. Murphy pernisiyoz ane­minin hastalık durumunu hastaya sürek­li surette günde 150 gram taze dana kara­ciğeri vererek düzeltebileceklerini buldu­lar. Fakat devamlı olarak hastaya bu ka­dar fazla miktarda ciğer verilmesi has­tanın direnciyle karşılaştığından asıl anti (pernisioza) faktörü daha zengin bir şe­kilde ihtiva eden bir pireparatın aranma­sına başlandı. 1948 de B12 vitamini İngi­liz ve Amerikan bilim adamları tarafın­dan ciğerden izole edildi. Bir kilo dana ciğerinde yaklaşık olarak 200 mikrogram (= 0,000002 g) B12 vitamini vardır.

Aynı yılda ilk defa bir hastaya 150 mik­rogram B12 vitamini verildi ve kanında­ki alyuvarların 23 gün içinde iki katına çıktığı görüldü. Priniöz aneminin, dilde meydana gelen yangılar, mide asidinin azlığı, omurilikte ve kan formülündeki değişiklikler gibi bütün belirtileri kaybol­dular. B12‘nin bulunmasının daha ilk yı­lında tedavide tam bir başarı elde edil­mişti. Fakat o zaman on bir basamaklı bir yöntemle bir ton dana ciğerinden 260 mg B12 vitamini elde ediliyordu. 1962 de Birleşik Devletlerde Streptomyces griseus adındaki mantarın kültürlerinin kalıntı­larından 450 kg B12 vitamini elde edildi.

Bunun için penisilinin ve başka anti­biyotiklerin üretilmesinde kullanılan te­sislere benzer tesisler kullanılıyordu. Üre­tim metotlarının daha fazla geliştirilmesi sayesinde 1966 da mg fiyatı 8,75 dolardan 0,35 cente (% 96 kadar) düşürülebilmişti.

Bir antipernisiyoz madde olan B12 vi­taminin kimyasal incelenmesi, karbonun hidrojen azot ve oksijen ile beraber fos­for ve kobalt da içeren kırmızı, optik ak­tif kristal iğnelerini meydana çıkarıyor­du. Kimyasal tam formülü: C63 H88 O 14 N14 P CO idi, şimdiye kadar içinde Ko­balt bulunan doğal bir maddeyle karşı­laşılmıştı, Kobalt miktarı % 4.5 tutuyor­du. Metal atoma bir siyan grubu (CN) – bağlıydı. Bundan dolayı bu vitamine Cyanocabalamin adı verilmesi önerilmişti. İçyapısal formülüne gelince bu bayan Prof. Doroth Hodgkin, Oksford tarafından rönt­gen analizi yoluyla bulunmuştu. Bu bu­luşu sayesinde ünlü kimyacıya 1964 Kim­ya Nobel ödülü verilmiştir. Şekilde gö­rülen içyapısal formül röntgen grafik analizinde ortaya çıkan çok karmaşık refleks görüntüler sayesinde bulunmuştu, bunun için gerekli olan hesap işlemleri ise ancak kompüter tesislerinin yardımıyla yapılabilmişti.

Meslekten olmayan biri için bu for­mül yedi mühürlü bir kitaba benzer. Fa­kat bir Kimyacı için bile B12 vitamini şimdiye kadar karşılaştığımız en karma­şık moleküler içyapıya sahiptir. Özellik­le ve doğru olarak şurası belirtilir ki, böyle bir içyapının anlaşılması şimdiye ka­dar bildiğimiz metotlarla muhtemelen imkânsız olacaktı.

1961 de Harvard Üniversitesi Profe­sörlerinden R. Wordward ve Zürich Üni­versitesinden Profesör A. Eschencurser bu kırmızı vitaminin senteziyle ilgili ça­lışmalara başladılar. Birçok daha başka bilim adamlarının da işbirliğine çağrıldı­ğı bu girişim organik kimya tarihinde en güç ve pahalıya mal olan çalışmalardan biriydi.

Vitamin B12’nin çekirdeği Corrin hal­kası adını alan 15 parçadan oluşan bir halka sistemidir ki, kana renk veren maddenin ve Klorofilin Porphin- halka­sıyla büyük benzerliği vardır. Aradaki fark merkezi metal atomundan başka Corrin halkasında A ve D halkaları doğ­rudan doğruya birbiriyle birleşmiş durum­dadır. İlk ara sentezleri o şekilde yapılmıştır ki, doğal B12 vitaminden basit dal­lar üretiliyor ve sonra bunlar tam bir B12 molekülü şeklini alacak surette geliştiri­liyordu. Burada Corby-asidi önemli bir rol oynuyordu. Bu 1960 da Stuttgart’ta K. Bernhauverin çalışma çevresinde do­ğal vitaminin kısmi sentezinin başarıldı­ğı tam Corrin halkasıyla olan en basit bileşimdir.

Eschenmoser 1973 de Tübingen’de verdiği bir konferansta bu konu­da şunları söylemiştir:

“Vitamin B12’nin sentetik olarak elde edilmesi yolunda birçok fırsatlarda bir­ biri içine girmiş karmaşık durumlar meydana geldi, çoğu kez bunlar faydalı da oldular. Wordword – Hoffman kuralla­rının böyle bir durumdan meydana çık­ması, bir istismardır; bunun bütün kim­yaya olan etkisi ise biriciktir”.

Vitamin B12’nin total sentezi yanında (ki bu resmen 1972 de Yeni Delhi’deki Doğal Maddeler Kongresinde ilk olarak açıklanmıştı) daha birçok yeni sentez süreçleri ve yeni kuramsal anlayışlar ve yasal ilişkiler meydana geliyordu.

Vitamin B12 (Cyonocobalamin) Her 100 gram kuru maddenin içinde bulunan miktarlar şu şekildedir:

  • Sığır ciğeri                              60-87 mikrogram
  • Domuz ciğeri                         180 mg
  • Dana ciğeri                             240 mg
  • Sığır böbreği                          17-50 mg
  • Dana dalağı                            93 mg
  • İstiridye                                   15-280 mg
  • Ringa balığı unu                   26 mg
  • Peynir                                       20 mg
  • Yumurta sarısı                      14 mg
  • İnek sütü (litrede)               3-12 mg
  • Keçi sütü                                 0.2 mg
  • Anne sütü                               0.03 mg

 

KAYNAK: Bilim ve Teknik

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: