Bilim Nedir Sağlık

BEL KEMİĞİ NEDİR

Tarafından yazılmıştır admin

Vücudun diğer kısımlarından daha çok sıkıntı verir. Belkemiğiyi birtakım oynar kemiklerden oluşmuş de­ğildir. Rahatsız oldu­ğu zaman ovuşturulur, ısıtılır, uyuşturmaya çalışılsa da bunların hiç birisi yaralı olmaz. Bu sı­kıntılar aslında vücuda yapılan kötü muamelenin karşı bir cevabıdır. Bel kemiğinin kendi kendine iyileşmesi mümkün olup imkân dahilinde bel ağrısı çekmeye de gerek yoktur.

Bel kemiği dengelenmiş bir köprü ve bir çadır direği görevlerini görür. Vücut bu sayede hem eğilip bükülebilir hem de vücudunun üst tarafını ve ba­şını sağa sola çevirir ve vücudun ağırlığını taşır.

Aynı zamanda vücudun 40 santimetre uzunluğundaki omuriliğine de bir emniyet sağlar. Bu beyazımtırak bir santimetre kalınlığındaki sinir kablosuna ciddi bir kötülük olursa insan belki ömrü­nün sonuna kadar yaşamını tekerlekli sandalyede geçirir. Bu omurilikten boyun­dan aşağı hareketlere komuta eden mil­yonlarca mesaj aşağı yukarı gider ve ge­lir. Omurilik üç kat mahfaza ile koru­nur. Bunlardan biri şoklan almak üzere bir sıvı banyosu, ikincisi de kemikten bir kılıftır. Omurilikten kollar halin­de otuz bir çift sinir ayrılır. Bunların tak­riben yarısı duygusal sinirler olup, bun­lar beyne gerekli bilgileri taşımaya yarar­lar. Geri kalanı da hareket sinirleri olup beyinden kaslara gidecek emirleri ulaştı­rırlar. Bazı hallerde omurilik kendi kendine de düşünebilir. Örneğin parmak sıcak sobaya değdirildiği zaman onun bu bilgiyi beyne göndermek için ge­çirecek zamanı yoktur. Bu sebeple omurilik hemen bir refleks hareketi emreder ve parmak derhal geri çekilir.

Omuriliğin vücuda sıkın­tı verme ihtimali çok zayıftır. 33-34 omurdan meydana gelir. Bunlar çeşitli ağrılara sebep olabilir: Böbrek ağrısı, prostat veya karaciğer ağrısı, artrit (eklemlerde meydana gelen iltihap) ve çeşitli enfeksiyonlar, ruhsal çöküntüler bunlardan bazılarıdır. Örneğin günlerce bazı büyük endişelerin etkisi altında kalınmış ve bu endişeler üzüntü oluşturduğunda sırt bölgesinde sağır bir ağrı duyulmaya başlanır. Gerçekte olan durum şudur; Şiddetli heyecanlar kasları kısmış ve sertleştirmiştir veya daha az bir şid­dette olmak üzere bu gerilim günlerce de­vam etmiştir. Bu yüzden kaslar yorul­muş ve bu yorgunluğu da sağır bir ağrı ile haber vermiştir. İnsan bir defa kaygılan­maktan kendini kurtarırsa, o zaman ağrılar da hemen sona erer.

Bel kemiği hakikaten bir mühendislik şaheseridir. Yukarıdan başlanacak olunursa, ola­ğanüstü bir hareket mesafesine sahip olan yedi tane boyun omuru vardır. Bunlar vücudun başını dik tutmasını ve aynı za­manda onun aşağıya, yere ve yukarıya bakmasına olanak sağlar. Ayrıca yanlamasına da 180 derecelik bir harekete imkân vererek vücudun omuzlar üzerinden bakmasını da sağlar.

Bundan sonra gelen on iki tane göğüs omuru öncekiler kadar belirli bir hareket imkânına sahip olmadıkları gibi esasen buna da pek ihtiyaçları yoktur. Bu omurlar kaburga kemiklerine bağlıdır. Bu bölgede bir sıkıntıya daha az rastlanır.

Daha aşağıda vücudun ağırlığını taşıyan beş tane bel omuru vardır. Daha sonra da sıra beş tane sakrum omuru gelir. Bunlar da sakrumu, yani kuyruk sokumu kemiğini oluştururlar. En sonra da dört adet küçük parça gelir ki, bunlar birbirine adeta kaynamış halde aşağı doğru sivrile­rek kuyruk kemiğini oluştururlar. Aşağı bölgeye, özellikle bel kısmına rastlayan dördüncü ve beşinci omurlar sıkıntı noktala­rıdır. İnsan doğduğu zaman bel kemiği hemen hemen düzdür. Sonra baş dik tutulmaya başlanınca boyun kısmında belkemiği bir kavis oluşturmaya başlar. Başka bir ka­vis de daha aşağıda yürümeye başlanınca meydana gelir. Netice olarak yetişkinlikte hafifçe uzun bir S şeklini almış bulu­nur. Gerçekte bu durum tam düz bir belkemiğinden daha iyidir. Çünkü bu kavisler şok etkilerini hafifletici bir rol oynarlar.

Bundan başka diğer şok etkisi azaltıcıları da vardır. Eğer bir omur diğer biri üzerine sürtse vücut her adımda karşılaşacağı 45 kiloluk bir sarsıntının etkisine uzun sü­re dayanamazdı. Her çift omurun ara­sında disk denen birtakım yastıklar bulunmaktadır. Bunlar pelte gi­bi bir maddeden yapılmış bir simit şeklin­de olup sert bir kıkırdakla kaplı ve esnek­lik sağlayan içsel bir maddedir.

İnsan zaman zaman duyduğu sırt ağrısı­nı kaymış bir diske yorar ki, bu bilgi yanlıştır. Hemen vücudun başına böyle bir şey gelmez. Fakat dikkat edilmezse bu çeşit bir sıkıntıya da düşebilir. Bunun gayet iyi bilinmesi gerekmektedir.

Bu diskler çeşitli yaralanmalara karşı hassastır. Ciddi bir sarsıntı, örneğin bir otomobil kazası veya önemli bir düşüş ge­nellikle belkemiğinin aşağısındaki disk­lerden birisinin ezilmesine sebep olabilir. Bu da çoğunlukla esaslı bir ameliyatı ge­rektirir. Bu ameliyatta disk kalıntılarının çıkarılması ve iki omurun birbirine kay­naması sağlanır. Daha az tehlikeli bir ya­ralanma da diskin sert olan mahfazası parçalanır. Bu da içerideki pelte gi­bi maddenin sıkıştırılıp diş macunu gibi dışarı fışkırmasına sebep olur. Disk mal­zemesi bir sinire bastırıp onu tahriş ve tahrik ederek kaslardan birinin spaz­mını sağlar. Bu spazm koruyucu bir efor­dur. Bu kaslar bir sıkıntıda olduğu­nu haber eder ve vücudu daha başka zararlara sebep olabilecek bir hareketten alıkoyma­ya çalışır.

Kas spazmlarının başka etkileri de vardır. Bu spazmlar kaza geçiren bir kim­senin şeklini değiştirir, vücuda mümkün oldu­ğu kadar ileriye doğru eğik bir duruş ve­rir. Genellikle parçalanmış bir disk siyatik sinirleri tahrik eder ve bu bacaklara ka­dar uzanır ve sancı tırnaklara kadar yayılır.

Birçok kimselerde olduğu gibi sırt ağrısı bel kemiği zafiyetinden ve yeter­li şekilde dayanak sağlayamadığından ile­ri gelir. Yani 400 tane kas ve 1000 tane ligamenden (bağ) oluşan dayanak siste­mimin yeter derecede kuvvetli olmayışı bu ağrılara sebep olur. Bel kemiğine gereksiz yüklemelere örnek vermek gerekirse;

Kilo alınıp ve göbek de biraz şişmeye başladığında, karın kasları da biraz zayıflar, bu kez sırt kasları vücudun bu ilave yükünü taşımak zorunda kalır. Doğ­ru dürüst oturmayı bilememek başka bir sorundur. Çok rahat koltuklara vücudun kendini bırakması istirahat etmesi açısından iyidir. Bu durumda lakin kaslar rahat etmezler. Bu kaslar bel kemiğindeki omurları biçimli tutmak için çaba sarf ederler. Yani vücut istirahat ettiği zaman da omurlar çalışırlar, öte yandan vücudun yumuşak minderlerle kaplı koltukta oturması da iyi değildir. Bu hal kasları­n devamlı gerginlikte kalmasını gerek­tirmektedir. Vücut düz bir mutfak sandalyesinde, bacakları birbiri üstüne atarak otursa daha rahat eder.

İnsan bel kemiğinin sanki bir levye olduğunu da sanır. Belki kollar ve bacaklar levye iseler de bel kemiği hiçbir zaman bir levye de­ğildir. İdeal olarak bel kemiği dik ve düz durma­lıdır. Eğer şöminede yanan ateşe bir kütük atmak gerekiyorsa veya ağır bir şey kal­dırılacaksa çömelmeli ve işin çoğunu bacak­ların yapmasını sağlamalıdır.

Aslında ağır bir şey kaldırmaktan kaçınılmalıdır. İlerleyen yaşlarda zayıflamış olan kas­lar zaten büyük bir kapasite ile çalış­makta ve fazla yük taşımaktadır. Bir pen­cere camını yukarı kaldırmak bile ciddi gerilimlere veya disk bozukluklarına se­bep olabilir. Omurların arasında yastıkla­rın yeteri kadar dayanıklı ve sert olmadı­ğını ilerleyen yaşlarda bilmek gerekir. Aslın­da omurlar yaşlandığında yokuş aşağı gitmektedirler. 20 yaşındayken daha yumuşaktılar. Fa­kat yaşlılıkta dayanıklılığını kaybederler. Bununla birlikte daha yıllarca yeteri kadar hizmet edebilirler.

Çoğu kez bel bölgesindeki ağrılardan şikâyet edilir. Yukarı kısımlarda da buna benzer ağrılar olabilir. Fakat pek az hallerde boyun disklerinde bir kırılma olur ve buradan da kollara doğru ağrı yayılır. Zaman zaman vücudunun başına ge­len boyun tutulması, kas veya ligamenlerin (bağların) ağrılarından veya şişmesinden olur. Bunların en kötüsü muhakkak ki boyun kırılmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Meselâ o bir oto­mobil kazasına şahit olunur ve olay yerine ilk olarak yetişilirse, kazaya uğrayanın el, kol ve bacaklarını oynattığını görünceye kadar, ona dokunulmamalıdır. Beli kırılmış bir insanın basını kaldırmak, omuriliğinin büsbütün zarar görmesine ve bu kimsenin temelli felçli kalmasına sebep olabilir.

İnsan yaşlandıkça kemikler zayıflar. Bu durum omurların da başına gelir. Kemiklerde gitgide kalsiyum azalır. Dis­k yumuşadıkça ve omurlar yoğunluğunu kaybettikçe, vücut sırt bölgesi de daha çok kavislenir. Bu durum ihtiyarlarda görülen ha­fif bir kamburluğun sebebidir.

Gereken dikkat ve ilgiyi gösterilirse gelecek yıllarda birçok kö­tülüklerden kaçınılmış olunur. Şimdiden sağlık durumunu kontrol ettirilmelidir. Ör­neğin bir duvarda yaslanarak, elin belle arkasındaki boşluğa sokulup duvarla bel arasındaki mesafe ölçülür. Bu boşluk küçük olmalıdır. Boşluk arttıkça, belki de kasların zayıflaması nedeniyle, kavislenme artıyor demektir. Bu durumda vücudun bazı sıkıntılara sebep olması muhtemeldir.

Kas zayıflaması bütün meselenin ha­kiki anahtarıdır. Vakit geçirmeden doktora görünmeli ve belin düzelmesi için gereken egzersizler yapılmalıdır. Günde birkaç dakika jimnastik yap­mak, bundan başka duruşa dikkat etmek ve yatağın uygun (yani düz ve sıkı bir ya­tak seçmek) ve keza sandalyelerin sıkı ve düzgün olması gibi tedbirler bel kemiğinin sağlığı için son derece önemlidir.

J.D. Ratclif

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: