Nedir Son Makaleler Yaşam

BİYOLOJİK İSTİLA VE YABANCI TÜRLER

Çok farklı ekositemlerde, farklı özelliklere sahip olan türler yaşamlarına devam edebiliyorlar. Deprem, yangın, kasırga, sel ve volkanik faaliyetler gibi doğal afetler canlıların yaşamlarında her zaman karşılaşabilecekleri olağan tehlikelerdendir. Bunların yanında avcı türler de av olan türlerin doğal tehditleri arasında yer alır. Doğal afetler aynı zamanda ekosistemlerin durağan olmayan, devamlı değişebilir yapısının da göstergesidir. Bununla birlikte canlıların yaşamlarını tehdit eden, doğal olmayan etkenleri de unutmamak gerek. Kentleşme, endüstriyel gelişmeler, tarımsal faaliyetler gibi birçok nedenle türlerin yaşam alanları daralıyor ve soyları tehlike altına giriyor. Bu nedenlerin yanı sıra günümüzde ve gelecekte türlerin yaşamını etkileyen bir olay daha var: Yabancı türler ve biyolojik istila. İnsanoğlunun bir yerden bir yere hareket etme becerisinin artmasıyla türler de insanlarla birlikte hareket etmeye başladı. Özellikle büyük ticari araçların etkisi türlerin bir yerden bir yere taşınmasında etkili rol oynamaktadır. Büyük kargo gemileri, tırlar, konteynerler, kamyonlar, kargo uçakları gibi araçlarla türlerin bir ekosistemden başka bir ekosisteme geçmeleri artık kolayca gerçekleşebilir. Bu durum görünürde herhangi bir tehlike oluşturmasa da ekosistemlerin doğal türleri üzerinde bir baskı oluşturur ve bazen de doğal türlerin yok olmasına neden olabilir. Söylemeyi unuttuk, yabancı tür derken, bir ekosistemde doğal olarak bulunmayan bitki, hayvan, mantar ve virüslerden bahsediyoruz. Bir ekosistemde yabancı türlerin sayısı ve popülasyonları arttıkça biyolojik istila durumu ortaya çıkar. Bu durumda ekosistem ve ekosistemdeki doğal türler zarar görmeye başlar. Yabancı türlerin zararları ekolojik ve ekonomik olabildiği gibi insan sağlığı üzerine de etkili olabilir. Özellikle son dönemlerde ortaya çıkan kuş gribi, domuz gribi gibi herhangi bir ülkede etkisini göstermeye başlayan virüslerin çok hızlı bir biçimde, o ülkeye çok uzak yerlerde de görülebilmesi buna örnek olarak verilebilir.

Yabancı bir tür, bir ekosistemden benzer özelliklere sahip bir başka ekosisteme taşındığında ilk olarak hayatta kalmaya çalışır. Yaşamayı başarabilirse gelişme (uzun bir dönem olabilir), kalış ve yerleşme süreçlerinden geçer. Yabancı türün yeni girdiği ekosistemde yaşamını devam ettirebilmesi için doğal düşmanlarının olmaması (ya da çok az olması), uygun ekolojik ortamın olması ve beslenebileceği canlıların mevcut olması gerekir. Bunun yanında, yabancı türün uyum becerisinin yüksek olması da yeni ortamında yaşama becerisini artıran etkenlerden biridir. Tüm bu koşullar bir araya gelince yabancı tür yeni girdiği ekosistemde hızla çoğalıp ortamda baskın hale gelerek gerçek anlamda biyolojik istilaya neden olabilir. Ancak her yabancı tür her zaman biyolojik istilaya neden olmayabilir. Ekosistem içinde belirli sayıda kalarak yaşamlarını ekosisteme zarar vermeden devam ettirebilir.

Yabancı türler, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemiz için de potansiyel tehdit oluşturuyorlar. Özellikle denizlerimiz yabancı türlerden oldukça fazla etkileniyor. Üstelik yabancı tür tehdidi her geçen gün artıyor.

Türkiye jeolojik konumu nedeniyle Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarından gelebilecek etkilere açık durumda. Üç kıtanın kesişme noktasında olması ülkemizin yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip olmasını sağlar. Örnek verecek olursak, çoğu canlı grubu açısından ülkemizdeki tür sayısı tüm Avrupa’dakinden fazladır. Ülkemizin biyocoğrafi yapısı, 10.000’den fazla bitki, 80.000’den fazla böcek, 140’tan fazla memeli, 100’den fazla sürüngen, 30’dan fazla iki yaşamlı türünün yaşamasına olanak sağlıyor. Bu kadar çeşitli türün yaşaması çok değişik yaşam ortamları ve değişik iklim özellikleri gerektirir. Bu şartlar doğal türlerin yaşaması için olduğu kadar pek çok yabancı tür için de uygun özellikler barındırır. Bundan dolayı ülkemize herhangi bir biçimde giren yabancı türlerin yaşama şansı da yüksektir. Ülkemizdeki yabancı türlerden bazılarına ve bunların özelliklerine bakalım.

çekirge istilası

Böcekler, değişen koşullara uyum sağlama konusundaki becerileri ve hemen hemen tüm ekosistemlerde yaşayabilmeleri nedeniyle günümüzde hayatta kalma konusunda en başarılı grup olarak bilinirler. Sayılarının fazlalığı, böcek konusunda yetişmiş araştırmacıların azlığı ve böcek araştırmalarının zor olması nedeniyle ülkemizdeki böcek araştırmaları yeterli düzeyde değildir. Özellikle yabancı tür böcekler konusunda yapılan araştırmalar oldukça az. En iyi bilinen yabancı tür, “istilacı çekirgeler” olarak bilinen çöl çekirgeleri (Schistacerca gregaria). Bu tür, bazen Afrika’dan ülkemizin güney bölgelerine kadar göç ederek gelebiliyor. Sayıları artınca ve ortamda yiyecek azalınca yeni yaşam bölgeleri arayan çekirgeler, bir araya gelerek büyük sürüler oluştururlar. Hava akımlarının da etkisiyle Afrika’dan ülkemize kadar büyük mesafeler kat ederek göç ederler. Temmuz ve Ağustos aylarında gerçekleşebilen bu göç sonucu çekirgeler devamlı olarak ülkemizde kalmazlar ve bu yüzden gerçek anlamda istilacı olarak kabul edilmezler.

Sürüngen türlerine baktığımızda evcil hayvan olarak satılan bazı türlerin yabancı tür olarak ülkemiz doğal hayatına karışmış durumda olduğunu görüyoruz. En iyi bilinen yabancı tür Singapur kaplumbağası (Trachemys scripta elegans). Anavatanı Güney Amerika olan bu tür, evcil olarak en çok tercih edilen kaplumbağa türüdür. Özellikle Antalya, Mersin ve İzmir’deki bazı tatlı sularda popülasyonlar oluşturmuş durumdadır. Sahipleri tarafından bakılamadığı için tatlı sulara bırakıldığı tahmin edilen bu tür, yerel türlerle rekabete girerek onlara karşı baskın hale gelmişlerdir.

Kuşlar göç eden hayvanlar olarak bilindiğinden yabancı tür tanımı göç etmeyen, evcil olarak ticareti yapılan türler için kullanılıyor. Evlerden ya da evcil hayvan dükkânlarından kaçan türlerden bazıları ülkemizin koşullarına uyum göstermiş. Ankara’da park ve bahçelerde görülen yeşil papağan (Psittacula krameri), buna en iyi örnek. Küçük de olsa gruplar oluşturan yeşil papağanlar Ankara iklimine uyum sağlamışlar ve artık kentin bir parçası olarak görülüyorlar. Osmanlı döneminde Güney Asya’dan ülkemize getirildiği tahmin edilen kumrunun uzun zamandır ülkemizde yaşadığından bir yabancı tür olduğu pek bilinmez.

Yabancı tür ya da biyolojik istila en az memeliler grubunda görülüyor. Sıçanlar (Rattus sp) ve ev fareleri (Mus domesticus), taşınmayla gelen ve en çok yayılış gösteren türler. Ancak bunlar yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada benzer biçimde yayılmış türlerdir. Memeli türüne bir başka örnek olarak su maymunlarını (Myocastor coypus) verebiliriz. Bir kemirici türü olan su maymunları Trakya’da Meriç Nehri üzerinde yayılış gösteriyor. Doğal olarak Güney Amerika’da nehir kıyılarında yaşayan bu tür, kürkünün ticareti için önce Avrupa’ya getirilmiş. Avrupa’da doğal ortamlara kaçan ve uyum sağlayan bu tür nehirler aracılığıyla ülkemize kadar gelmiş.

Karasal yabancı türlere son olarak bitkilerden örnek verebiliriz. Peyzaj amaçlı olarak yurt dışından getirilen bazı türler çok hızlı büyüyebiliyor. Kokar ağaç (Ailanthus altissima), Pavlonya ya da İmparatoriçe ağacı (Paulownia tomentosa), Kıbrıs akasyası (Acacia cyanophylla), okaliptüs (Eucalyptus sp) odunsu yabancı türlerden bazıları. Peyzaj amaçlı getirilen bu ağaçların ekimi o kadar fazla ki adeta doğal tür olarak biliniyorlar.

 

 

Kaynaklar:
http://www.invasivespeciesinfo.gov/
http://www.invasive.org/
http://www.cbd.int/invasive/

 

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: