Diğer organlarda olduğu gibi böbreğin de görünüşü pek hoş değildir; kızılımsı kahverengi bir fasulye biçiminde şekle sahip ve yaklaşık olarak yumruk büyüklüğündedir. Genel olarak idrar üreten organ olarak bilinse de aslında bundan çok daha fazlasına sahiptir.

Vücudun baş kimyacısıdır. Kan, sürekli böbrekler içerisinden geçerek temizlenir, filtrelenir ve yararsız ölü artıklardan kurtulur. Alyuvarların üretimine uyarıcı olarak yardım eder. Kandaki potasyum, sodyum klorür ve diğer maddeleri kontrol eder. Bunlardan herhangi birinin biraz çok veya az olması öldürücü sonuçlar verebilir. Hayati olan su dengesini kontrol eder. Fazla su olursa hücreler suyla dolar az olursa hücreler kurur. Kanın fazla asidik veya alkalin olmamasını sağlar.

Yalnızca 150 gr. ağırlığında olmasına rağmen 1 milyondan fazla sayıda nefron adı verilen küçük filtrelere sahiptir. Yüksek güçlü bir mikroskop altında bu nefrona bakıldığında büyük başlı, tubulus denen sarılmış bir solucana benzer. Tubulusları açılıp uzatılsaydı 110 km kadar bir uzunluğa sahip olurdu.

Vücuttaki bütün kanı her saatte 2 defa filtre ederler. Bu oldukça hünerli bir iştir. Alyuvarların esas kan proteinlerin ince filtrelerden geçilmesine müsaade edilmez. Aksi halde bunlar idrarla kolayca atılır ve vahim sonuçlar doğar. Tubulus’lar akışkanın %99’ını yeniden emer. Esas vitaminler, aminoasitler, glikoz, hormonlar vb. tekrar kan dolaşımına döner fakat bunlardan herhangi birinde fazlalık varsa idrar yoluyla vücut dışına atılır.

Örneğin fazla tatlı yenildiğinde idrarda doktorlar diyabet hastalığı kanısı koyacak kadar şeker bulabilir. Çok fazla tuzlu gıda alındığında ise tuzu tutar. Eğer kanda fazla tuz kalırsa kanda ve hücreler arasında fazla alışkan birikmeye başlar. Yüz, ayaklar, ve karın şişer bunun sonucu olarak kalp bu fazla sıvı yüküne karşı daha fazla pompalamak zorunda kalır ve güçten düşer sonunda da durur.

Özellikle et ve meyve sularından gelen potasyum böbreğin dikkat ettiği başka bir konudur. Potasyum azlığında kaslar ve bilhassa solunum kasları zayıf düşer. Biraz fazlası ise kalbi durdurabilecek kadar frenleme etkisi yapar. Yeteri kadar potasyum bulunmuyorsa, böbrekler onu biriktirir ve idareli kullandırır.

Uğraştığı en büyük artık protein sindiriminden geriye kalan işe yaramaz mahsul üredir. Diğerleri gibi ürede dengede tutulmalıdır. Çok azı karaciğerde yıkıma sebep olur, çok fazlasıysa kötü hastalıklardan biri olan üremik zehirlemeye sebep olur. Bu basit olarak idrarın kana karışma durumudur. Kontrol altına alınmazsa şok, koma ve ölüme sebep olur. Üre kanda biriktikçe vücut bu öldürücü maddeden kurtulmak için büyük bir efor sarfeder. Ter bezleri dahi bu maddeyi vücuttan atmak için yardımcı olurlar ve deride beyazımsı üre kristalleri görülür.

Böbrekler çalıştığı sürece afiyetle etli gıdalar tüketilir ve fazlası yine böbrekler tarafından idare edilir. Sürekli idrar üretirler, bu miktar günde ortalama 2 litredir. İdrarın mikroskobik damlacıkları milyonlarca tubulus’lardan geçer ve merkezdeki küçük bir depoda toplanır. Bu depo mesane ile mesane de dışarısı ile bağlantı halindedir. Her 10 ile 30 saniye arasıda meydana gelen dalgamsı etki sıvıyı çıkış tüpleri boyunca iter. Gece çalışması gündüze oranla üçte bir kadar daha yavaştır aksi halde sık sık uyanırız ve bir çok defa tuvalete gitmemiz gerekirdi.

Bazı durumlar böbreklerin çalışmasını hızlandırır. Örneğin, soğuklarda iç sıvıyı korumak için derideki kan dolaşımı azalır. Bu durum iç organlara kan dolaşımının artması demektir, böbreğe de fazla kan akışı olacağından daha fazla idrar üretilir.

Öfke ve kızma durumlarında da aynı durum geçerlidir. Kan basıncı yükselir ve böbrekler daha fazla kan alır, sonuç olarak daha fazla idrar üretilir.

Alkolde başka ve karışık bir durumla aynı sonucu verir. Böbreğin başlıca şeflerinden biri beynin alt kısmında bulunan hipofiz bezidir. Hipofiz bezi idrarı azaltan (antidiüretik) hormon salgılar. Yalnız başına kalsa daha fazla idrar üretir ve bu durumda vücut için tehlikeli derecede su kaybına yol açardır. Alkolün direk böbreğe etkisi yoktur fakat hipofiz bezinin hormon salgılatmasını yavaşlatır. Bu sebepten çok alkol alınırsa vücut oldukça fazla su kaybeder. Alkol alan insanların sabah uyandıkları zaman susamaları bu yüzdendir.

Kahvedeki kafeinin de buna benzer bir etkisi vardır. Sigaradaki nikotin ise bu durumlara tersi bir etki meydana getirir. Nikotin, hipofiz bezindeki antidiüretik hormon üretimini arttırır. Fazla sigara içildiğinde bu sebeple seyrek idrara çıkılır.

Böbrekler bir çok hastalığa adaydır. Normal olarak böbrekler bir yağ yatağının içinde bulunurlar. Çok şişman bir insan kilo verdiğinde bu yatağın büyük bir kısmı kaybolur. Buna bağlı dokular gerilir ve böbrek kayabilir.

En meşhur ismi geçen bir yerse böbrek taşları konusudur. Bu taşlar idrar fazla yoğun olduğu zamanlar oluşur. Buna sebep kalsiyum tuzları, ürik asit vb. maddelerdir. Taşlar kum büyüklüğünde olabilir ve hatta hiç fark edilmeden idrar yoluyla dışarıya atılırlar. Eğer taşlar daha büyürse (nohut tanesi kadar) durum oldukça değişik bir şekil alır. İdrarı mesaneye götüren bir tüp olan çok ince ve duyarlı bir durumda olan üreterin (idrar borusu) içinden geçerken çok şiddetli sancılara sebep olur. Bazı durumlarda taşlar daha büyük olur ve cerrahi müdahale gerekir.

Böbrek taşlarına mani olmak için yeterli miktarda sıvı alınmalıdır. Günde 8 ile 10 bardak su suya eş değer miktar uygundur. Bunun bir kısmı besinlerden de gelir, etin %50’si sudur, muzun %90’ı ve karpuzun yüzde %93’ü yine sudur.

Böbreklerde oluşabilecek en büyük sorun filtrelerde veya nefronlarda meydana gelecek hasardır. Genellikle bu durum alt idrar yollarından gelen enfeksiyonlardır. Bu gibi enfeksiyonların çoğu antibiyotiklerle kontrol altına alınabilmektedir. Yaralanmalar, bazı ilaçlar ve zehirlenmelerde nefronların bozulmasına sebep olur.

Bütün bu rahatsızlıklar genel olarak geçici rahatsızlık yapar. Kuvvetli bir rejenerasyon (yenilenme) gücüne sahiptir. Yaşlanmada vücudun diğer kısımlarında olduğu gibi arterler sertleşir, daralır ve elastikiyet özelliklerini kaybederler. Bu durum böbreklerdeki kan dolaşımını zayıflatır. Kalbin pompalama gücü de zayıflar, bu da böbreklerdeki kan akımını hafifletir. Sonuç olarak kanı filtreleme görevinde aksamalar olur, toksik artıklar birikir, sodyum, potasyum klorür ve diğer maddelerde normal denge bozulur.

 

Böbrekler büyük bir yedek kapasiteye sahiptir. Nefronların %90’ı çalışamaz hale gelse dahi bu görevler oldukça iyi bir şekilde sürdürülür. Böyle durumlarda uygun tıbbi tedavi ve beslenme yıllarca daha sağlıklı yaşamayı sağlar. Gıdalardaki tuz, potasyum ve diğer maddelerin dengesine önem verilmelidir. Ter, akciğerler ve idrarla kayıplara karşı sıvı alınımı tamamıyla dengelenmelidir.

Bozuklukların tespiti için doktorların yapabileceği testler mevcuttur. En önemlisi idrar tahlil analizidir. İdrar protein içeriyor mu? Normalde hiç bulunmaz veya eser miktarda bulunması gerekir. Proteinlerin mevcudu, filtreleme sisteminin iyi çalışamadığına ve idrara kaçtığının göstergesidir. Tubulus’ların iltihaplandığı zamanlarda katı maddeler (hücreler, yağlar, proteinler) tubulus şeklini alır ve ara sıra bunlarda idrara kaçabilir.

Kan tahlili de teşhiste yararlı olur. Fazla miktarda üre içerip içermediğine bakılır. Fazla üre miktarı böbreklerin protein artıklarını atma görevini yerine getirmediğini gösterir. Başka bir testte ise bir boya damar içine verilir. Bu maddenin idrar yoluyla tamamen atılma süresinin uzunluğu bozukluğun ciddiyetini gösterir.

Böbreklerin sağlıklı çalışmasını sağlamak için kilo ve kan basıncının (tansiyon) kontrol altında tutulması gerekmektedir. Hafif egzersizler iyi yardımcıdır fakat şiddetli hareketlerden kaçınılmalıdır. Kasların fazla çalışması laktik asit üretimini arttırır bu durum böbreklere zarar verir. Bunun üzerine birkaç bardak ilave su alınması faydalı olur. İdrar, bulanık veya kızılımsı kahverengi bir renk alırsa derhal bir doktora gidilmelidir. Yüzde şişkinlik, bulantı, görmede bozukluk ve yorgunluk hisseleri böbrek rahatsızlıklarına delalettir, derhal doktora gidilmelidir.

J. D. Ratcliff

BÖBREK GÖREVİ BÖBREK YETMEZLİĞİhttps://i2.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/02/böbrek-ana.png?fit=563%2C329https://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/02/böbrek-ana.png?resize=150%2C150adminBilimSağlıkantidiüretik,böbrek,böbrek taşı,nefron,tubulus,üreDiğer organlarda olduğu gibi böbreğin de görünüşü pek hoş değildir; kızılımsı kahverengi bir fasulye biçiminde şekle sahip ve yaklaşık olarak yumruk büyüklüğündedir. Genel olarak idrar üreten organ olarak bilinse de aslında bundan çok daha fazlasına sahiptir. Vücudun baş kimyacısıdır. Kan, sürekli böbrekler içerisinden geçerek temizlenir, filtrelenir ve yararsız ölü artıklardan...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası