Bilim Sağlık Yaşam

C VİTAMİNİ DAMAR SERTLİĞİNİ ÖNLÜYOR

Tarafından yazılmıştır admin

Ne kadar çok C vitamini tüketilirse kandaki kolesterol miktarı o kadar azalmaktadır. Bu şekilde, vücuda C vitamini alınmasıyla birlikte ölüm sebeplerinin başında gelen arterioskleroz (damar sertliği) tehlikesi azaltılabilmektedir.

Beslenme alnında uzmanlaşmış bir Çekoslovak doktoru çok önemli bir buluş yaparak Vitamin C eksikliğinin kanda kolesterol’ü arttıran sebeplerden biri olduğunu tespit etmiştir. Bu sonuca göre, Vitamin C eksikliğinin damar sertliğine sebep olması mümkündür. Damar sertliği, Dünya Sağlık Örgütü (OMS) tarafından modern insanın baş düşmanı ilan edilmiş bir hastalıktır.

Bratislava’daki İnsan Beslenmesi Araştırma’ları Enstitüsünden Dr. Emil Ginter karaciğerdeki C vitamini miktarı ile kolesterol’ün safra asitlerine dönüşü arasında dolaysız bir ilişki olduğunu gösterdi.

Böyle bir ilişki daha önce diğer bazı araştırmacılar tarafından da ileri sürülmüş, fakat bir kısım bilim adamları bu görüşü kabul etmemişlerdir. Ginter’e göre daha önce yapılan deneyler iki bakımdan hatalı idi: deney hayvanları skorbüt hastalığı (C vitamini eksikliğine bağlı diş eti ve deri kanamaları) meydana gelecek şekilde C vitamininden tamamen yoksun bırakılıyordu. Diğer taraftan tavşan ve fare gibi C vitaminini kendi vücutlarında sentezleyebilen hayvanlar üzerindeki deneyler, kobay ve insan gibi C vitaminini kendi vücudunda sentezleyemeyen canlılar üzerindeki deneylerle karşılaştırılıyordu. Çekoslav beslenme uzmanı ise deney hayvanlarında skorbüt meydana getirmiyor; uzun sürmüş, gizli kalmış bir C vitamini yetersizliğini (hipovitaminoz) deneylerinde esas alıyordu.

Bu rejime 3 ay devam edildikten sonra her kobayın karın zarı (periton) altına radyoaktif karbon’la işaretlenmiş koleterol enjekte edilmiştir. Daha sonra kobayların bir kısmı tek tek özel kafeslere konulmuştur. Bu kafeslerde solunum havası ile çıkarılan radyoaktif karbonu ölçebilmek mümkün olduğundan, bu ölçümler enjekte edilmiş olan kolesterol’ün vücutta uğradığı değişiklikler (metabolizma) hakkında bilgi verebilecektir. Daha sonra kolesterol enjeksiyonundan sonraki 1, 3, 5, 7, 9, 11, haftalarda kobaylar grup grup öldürülmüş ve şu ölçümler yapılmıştır:

  • Karaciğer ve dalaktaki C vitamini miktarı
  • Karaciğer ve kandaki kolesterol miktarı miktarı
  • Kolesterol’ün safra asitlerine dönme hızı

Bu son ölçüm için karaciğerdeki kolesterol’e bağlı radyoaktivite ile dışarı verilen soluktaki radyoaktif karbon miktarı karşılaştırıldı. Dr. Ginter’e göre önemli olan her iki kobayın da dış görünüşlerinin ve ağırlıklarının aynı kalmış olması idi. Az miktarda C vitamini alan kobayların aldıkları C vitamini miktarı skorbütten korunmaya yetmişti; skorbüte yakalanmış olsalardı eğer iştahları azalacak ve dolayısıyla ağırlıkları azalmış olacaktı.

Dolaysız Bir İlişki:

Az C vitamini almış kobayların karaciğer ve kan kolesterol seviyeleri, çok C vitamini almış kobaylardaki kolesterol seviyelerinden çok daha yüksektir. Bu fark öylesine barizdi ki kobaylardaki C vitamini ile kolesterol miktarları arasında ters bir orantı bulunuyordu.

Dr. Ginter’e göre kolesterol’ün vücutta uğradığı değişiklikler, karaciğerdeki C vitamini miktarı ile doğrudan doğruya ilgilidir.

Çekoslav doktor bu deneylerdeki C vitamini eksikliğinin başka bir bozukluğa sebep olmayacak kadar hafif oluşu üzerinde durmaktadır. Az C vitamini alan kobayların gıdasına C vitamini katılması soncunda kolesterol oksidasyonunda bir artış görülmüştür. Dr. Ginter “Safra asitlerine çevrilmesi sırasında kolesterol molekülünün gerek çekirdeğine, gerek yan zincirlerine OH grupları katılmaktadır. C vitamininin OH katma (hidroksilasyon) olaylarındaki önemi bilinmekedir; bunlara dayanarak kolesterol’ e OH grupları katılması için C vitaminine ihtiyaç olduğu varsayımını ileri sürdük” demiştir.

Beslenme Herşey Demek Değildir

Bilindiği gibi kolesterol alkol grubu taşıyan iri bir molekül olup, başlıca karaciğer tarafından sentezlenmekte ve yine karaciğer tarafından yıkılmaktadır. Kolesterol vücutta yağların taşıyıcısı rolünü oynamakta olup hayat için gereklidir. Fakat kanda fazla miktarda bulununca vücutta yağ depolanmasını etkilemekte ve atardamar (arter) duvarlarının sertleşmesine yol açmaktadır. Bu damarlar sertlerşir ve daralır; bunun sonucu olarak kan basıncı yükselir ve dokuya gelen miktarı azalır.

Kanda bulunan kolesterol’ün bir kısmı besinlerle alınır (eksogen) bir kısmı da karaciğerde sentez edilir (endogen), kan da normal olarak litrede 1,5-2,8 gram arasında kolesterol bulunur. Kolesterol miktarının kandaki artışı tehlikelidir.

Hayvanlardan elde edilen yağların kandaki kolesterol seviyesini arttırdığı kesin olarak bilinmektedir. Fakat kolesterolün karaciğerde de sentezlendiği ve yine bu organ tarafından yıkıldığı unutulmamalıdır.

Demek ki yenen hayvansal yağ (doymuş yağ) miktarından başka faktörlerde söz konusudur. Bu faktörlerden biri günde toplam olarak kaç kalori alındığıdır. Bazı kabile ve insan topluluklarında çok miktarda hayvansal yağ yenmesine rağmen kan kolesterol seviyelerinin düşük olduğu bilinmektedir. Örneğin Kenya’nın Samburu’ları yağmur mevsiminde günde kişi başına 8-10 litre süt içmekte, Somali çobanları buna yakın bir miktarı deve sütü şeklinde almaktadırlar. Bununla beraber her iki grupta da kan kolesterol seviyesi Avrupa’daki ortalamadan çok aşağılardadır. Gerçi Avrupa’lılar daha az miktarda hayvansal yağ (doymuş yağ) tüketiyorlarsa da, bununla birlikte şeker ve protein de tükettikleri için çok daha fazla kalori almakta ve bu sebepten dolayı kan kolesterol seviyeleri daha yüksek olmaktadır.

En yeni teorilere göre, kandaki kolesterolün atardamar çeperine depo edilebilmesi için atardamar çeperindeki hücrelerde daha önceden bir bozukluk olması gerekmektedir. Böyle bir hücre bozukluğuna ise ileri ülkelerde kullanılan çok saflaştırılmış şekerler sebep olmaktadır. Hücreler bu şekerleri çok hızlı yakarlar ve bu sırada bozulurlar (hücre lezyonları);
işte kolesterol bu hücre lezyonlarına oturarak atardamar çeperinde birikmektedir.

İlaçların Etkileri Birbirinden Farklıdır

Uzmanların çoğuna göre kanda kolesterol artışını önlemek için en iyi yol fazla kalori yakmak üzere beden hareketlerini arttırmak ve yemek alışkanlıklarını değiştirmektir. Bitkisel yağlara (doymamış yağlar) göre daha az hayvansal yağlar (doymuş yağlar) yenilmesi; besinlerle alınan yağ, protein ve şeker arasında bir denge bulunması ve alınan günlük total kalorinin azaltılması gerekmektedir.

Ancak yeme alışkanlıklarını değiştirmek zordur. Bu bakımdan kandaki kolesterol’ü azaltabilmek için vücutta kolesterol yıkılmasını hızlandıran ilaçlar kullanılması denenmiştir.

Kolesterol’ün sentez ve yıkılma yollarının incelendiği birçok memelide ve insanda birbirinin aynı olduğu bilinmektedir

Eğer Dr. Ginter’in C vitamini ile kan kolesterol’ü arasındaki ters orantı olduğu hakkındaki buluşları doğrulanırsa bu vitamin’in koroner hastalığında (kalbin kendi küçük damarlarının sertleşmesi) önemli bir rol oynaması beklenebilir. Çekoslav doktoru şöye diyor. “herhalde ilerde farkına varılmamış bir C vitamini eksikliğinin kanda kolesterol artışına sebep olarak damar sertliğinde rol oynadığı sonucuna varacağız.”

 

Kaynak: Scıence et vıe 
Alexandre Dorozynskı

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: