Bilim Tarihçe

ÇERNOBİL’İN MİRASI

Tarafından yazılmıştır admin

Çernobil reaktör kazası, Ukrayna’nın Kiev iline bağlı Çernobil kentinde, Nükleer Güç Reaktörünün 4. Ünitesinde yapılmakta olan deney esnasında meydana gelen en talihsiz nükleer kazadır.

26 Nisan 1986 da Çernobil Nükleer Güç İstasyonu’nun 4 numaralı reaktörü fazla ısınmış, patlamış ve çevresine daha sonradan tüm kuzey yarım küreye yayılan korkunç miktarda radyoaktif materyal püskürtmüştü. Kaza 31 acil müdahale görevlisini öldürmüş, 200 den fazla diğer çalışanında akut radyasyon hastalığına neden olmuştu. Patlamayı takiben ilk 9 günde, reaktör sıcaklığı erime noktasına yaklaşırken, radyoaktif parçalanma ürünleri çevreye salınmaya devam etti. Yüksek miktarda radyoaktif iyot, ksenon, sezyum, stromtiyum, 5.000 tondan fazla buharlaşmış bor karbit, dolamit, kil, kum ve kurşunla birlikte atmosfere salınmıştı. Radyoaktif serpinti bulutu kuzey batı yönünde hareket ederek patlamadan 3 gün sonra Orta Avrupa üzerinden Finlandiya’ya ve İsveç’e ulaştı. 5 Mayıs’ a kadar radyoaktif bulut İngilitere’ye  ve kalıntıları da 1 hafta sonra Kuzey Amerika’ya ulaştı.

Sovyetler Birliği ve Avrupa’da milyonlarca insan ölçülebilecek miktarda radyoaktiviteye maruz kaldı. Çernobil’in 30 km uzağına kadar olan bölgede yaşayanlar kazadan 36 saat sonra tahliye edilene kadar yüksek dozda radyasyona maruz kaldılar.

Çernobil, Dünya’nın kaza sonucu en büyük radyoaktif materyal yayılımıydı. Ayrıca bu, Sovyet halkına büyük oranda maddi ve manevi (insan kayıpları) yük getiren bir afetti. Kazadan 10 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra arta kalan soru, Çernobil’in radyoaktif kirliliğinin milyonlarca insanın sağlığını doğrudan tehtit edip etmediğidir.

Radyasyon; ışık, ısı, radyo dalgaları, mikrodalgalar, X-ışınları ve radyoaktif elementlerden yayılan Gama ışınlarının dahil olduğu bir kaynaktan yayılan enerjiyi işaret eder. İyonize radyasyon (X-ışınları ve Gama ışınları gibi) radyasyonun bir alt grubu olup, atomlardan elektronların atılmasına yetecek kadar enerji taşırlar. İyonize radyasyon herhangi bir hücresel birleşene zarar verebilir, nükleotittleri değiştirir ve DNA zincir kırıklarını uyarır. DNA lezyonları, eğer hücre tarafından onarılmaz ise mutasyonlara ve kromozom kırıklarına yol açar. İyonize radyasyonun DNA’ ya hasar verme özelliği onu bir mutajen yapar.

Yüksek doz iyonize radyasyon bazı kanser çeşitlerinin oluşma riskini arttırır. Hiroşima ve Nagazaki’ deki atom bombası patlamasını yaşamış, fakat kurtulanlar arasında olanlarda, bombalamadan sonraki 2 yılda lösemi oranında artış görülmüştür. Lösemi 10 yıl içinde tepe noktasına çıkmış daha sonra ise düşmeye başlamıştır. Akciğer, tiroit, kolon, yumurtalık, mide ve sinir sistemi kanserlerinde olduğu gibi, meme kanserleri patlamadan 10 yıl sonra artmaya başlamıştır.

Hiroşima’dan Çernobil’ e çıkarımdaki problem, dozdaki miktar farkındandır. Atom bombası etkisini yaşayanlardaki kanser oranı en azından 200 mSv’a (mSv; milisievert, doku tarafından emilen radyasyonun bir ünitelik dozu) maruz kalanlarda artmıştır. Çernobil’ e yakın en çok kontamine olan bölgede yaşayanların 50 mSv ve temizleme işçilerinin de yaklaşık 250 mSv almış olabilecekleri tahmin edilmektedir. Çernobil bölgesi dışında tahmin edilen radyasyon dozları Almanya ve Finlandiya da 0,4-0,9 mSv, İngiltere’de 0,01 mSv, Birleşik Devletler’de 0,006 mSv’ dir.

Bu rakamlara bir anlam kazandırmak gerekirse, tıbbi tanım prosedürlerinin ortalama dozu (göğüs ve diş röntgeni çektirmek gibi) 0,39 mSv/yıl’dır. Sigara içenler, tütün dumanında bulunan doğal radyoaktif maddenin alınması nedeniyle kendilerini yaklaşık olarak 2,8 mSv/yıl ekstra bir doza maruz bırakırlar. 3.000 mSv’lik veya daha yüksek bir tam-vücut X-ışını dozu öldürücü olabilir.

Günümüzde Sovyetler birliği, Finlandiya veya İsveç’ in kirlenmiş bölgelerinde veya 600 bin Çernobil temizlik işçisinde Lösemi sıklığında bir artış görülmemiştir. Kazadan en az 10 yıl sonra başlaması beklenilen katı-tümör oranındaki artışları belirlemek için zaman henüz erkendir. Lösemi ve katı-tümörlerde belirlenebilir artışların olmamasına karşın, Çernobil bölgesinde bir kanser tipinin arttığı gözlenmiştir. Çocukluk çağı tiroit kanseri sıklığı, her bir milyon çocuk başına yılda 100 vakayı aşmıştır. Oysaki normal sıklık her milyon çocuk başına yılda 0,5 ile 3 arasında beklenmektedir. Kontaminasyonun en yoğun olduğu bölgelerin tiroit kanserinin en yoğun olduğu bölgeler olduğu görülmektedir. Bu artışların radyasyon nedeniyle mi olduğu tartışılıyor olmasına karşın; artışın boyutu, tiroit kanseri ile Çernobil serpintisi arasındaki bağlantıyı makul bir hale getirmektedir.

Çernobil reaktör kazasının Türkiye üzerindeki etkisi ne olmuştur?

Türk Tabipleri Birliği’nin ilk baskısı Nisan 2006’da yapılan “Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser” başlıklı raporunda, Çernobil nükleer reaktör kazası ile Karadeniz bölgesindeki kanser vakaları arasındaki ilişkinin araştırılması sonuçları kamuoyuna sunulmuştur. Bu arada radyasyon seviyesini belirten sayısal değerlerin açıklanmamış olması, bu kazanın Türkiye üzerinde ki etkisi ile ilgili yeterli verilere ulaşmayı neredeyse imkansız hale getirmiştir. Çernobil’deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların; 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Marmara’ya, 4-5 Mayıs günleri Batı Karadeniz’e, 6 Mayıs günü Çankırı üzerinden Sivas’a, 7-9 Mayıs tarihlerinde Trabzon-Hopa’ya ulaştığı, 10 gün sonra da tüm Türkiye’ye radyoaktif parçacıkların yayıldığı belirtilmektedir. Çalışma sonucunda, Hopa’da kanser görülme sıklığı ve kanser nedeniyle ölümlerin, Türkiye’nin diğer coğrafi alanlarına göre daha fazla görülmesi olasılığının, araştırılmaya değer bir durum olduğu ifade edilmiştir. Bu konuda araştırmalar devam etmektedir.

Çernobil’ in en belirgin etkisi psikolojik olmuştur. Çernobil temizlik işçileri üzerine yapılan yakın tarihli bir çalışma, lösemi ve tiroit de dahil olmak üzere kanserde bir artış bulunmamıştır. Buna karşın; intihar sıklığında %50’lik artış, sigara ve alkolle ilişkili hastalıklarda da artış gözlenmiştir. Bu sonuç, Çernobil’in 300 km çevresinde yaşayan insanların %45’inin radyasyonla uyarılmış hastalığa sahip olduklarına inandığını gösteren çalışmaların sonuçlarını yansıtmaktadır. Depresyon, uyku düzensizliği, hipertansiyon ve algılama değişikliği gibi sağlık etkileri tespit edilmiş bulunduğundan, bu insanlar doğru söylüyor olabilir. Halk göç etmiş olmaktan, maddi ve manevi kayıplardan ve radyasyona maruz kalışını kontrol edememe hissinden, geleceğinden rahatsızlık duymaktadır. Travma sonrası bunalımı ve çıkmazı, kazada radyasyona maruz kalmaya göre daha büyük bir tehlike olabilir. Gerçek riskleri hakkında net bir bilgi olmadığından, halk sürekli bir tehlike içinde yaşadığını ve basitçe bir kanser “piyangosunun” sonuçlarını beklemekte olduğunu hissetmektedir. Kanser sıklığı ve genetik defektler dramatik olarak artmasa bile, Çernobil Nükleer Güç İstasyonu patlamasının sağlığa dolaylı etkileri yoğun olmaya devam edecektir.

K A Y N A K L A R
ANSPAUGH, L.R., CATLIN, R.J.,AND GOLDMAN, M. 1988. The global impact of the Chernobly reactor accident.
GINZBERG, H.M. 1993. The psychological consequences of the Chernobyl accident
RAHU, M. et al. 1997. The Estonian study of Chernobyl cleanup workers
WILLIAMS, D. 1994. Chernobyl, eight years on.
Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser, Türk Tabipleri Birliği, Nisan, 2006, s.65

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: