UP Watch

Çocuklarda alerjik hastalıkların teşhisi, fazla geciktirilmeden yapılmalı ve bazı önlemler alınmalıdır. Geç teşhis konulması ve yetersiz tedavi programlarının uygulanması, çocuğun sağlığı ile birlikte sosyal bakımdan da gelişmesini olumsuz yönde etkiler. Uygun tedavi yapılmayan çocukların okul devamsızlıkları nedeniyle eğitimleri aksamakta, arkadaşlarıyla oynayamadıkları için sosyal gelişmeleri tam olamamakta ve bazen aile içi huzursuzluklara da neden olmaktadırlar.

Çocuklarda alerjik hastalıkların teşhisini zorlaştıran bazı nedenler vardır. Özellikle küçük yaştaki çocuklar şikayetlerini tam bir açıklıkla anlatamazlar. Alerjik hastalıkların belirtileri de bu yaşlarda oldukça farklıdır. Örneğin, çocuklarda sıklıkla görüldüğünden, uyku bozukluğu gibi bir şikayetin veya okulda konsantrasyon kabiliyetinin azalmasının, burun tıkanıklığı ve alerjik nezleden ileri geldiğini anlayabilmek kolay olmayabilir. Alerjik hastalığın kendisinden çok bunun sebep olduğu davranış bozuklukları anne ve babanın ilgisini daha çok çekebilir. Havadaki alerjenlerin sebep olduğu alerjik belirtilerin mevsimsel değişimleri de, henüz birkaç mevsim görmüş olan bu ufak çocuklarda zor anlaşılabilmektedir.

Çocukların anatomik ve fizyolojik farklılıkları da alerjik hastalıkların tedavisini güçleştirir. Teneffüs yollarının akciğerdeki bölümünü oluşturan bronşların çocuklarda daha dar olması nedeniyle nefes darlıkları daha hızla gelişebilir. Erişkinlerde öksürük ve balgam çıkarma gibi şikayetlerle başlayan astım atakları, günler hatta aylar sonra nefes darlığına dönüşürken, bu durum çocuklarda çok daha hızlı olmaktadır. Bazen uzun süre devam eden öksürük, kısa sürede hırıltılı ve sık soluk alma ve nefes darlığına neden olabilmektedir.

Çocuklardaki alerjik hastalıkların erişkinlerdekine nazaran daha olumlu yönleri de vardır. Çocuklarda alerjilere neden olan çevresel faktörleri ortadan kaldırmak daha kolay olabildiği gibi, hastalıkları erken safhada iken tedavi etmek ve komplikasyonları önlemek de mümkündür.

RİSK FAKTÖRLERİ VE ÖNLEYİCİ TEDBİRLER

Kalıtım, alerjik hastalıkların oluşmasında önemli bir risk faktörüdür. Anne ve babasında alerjik bir hastalik olan bir çocukta, herhangi bir alerjik hastalık olma ihtimali % 58 iken, anne ve babasında alerji olmayan bir çocukta % 12, bir alerjik ebeveynli çocukta alerjik hastalık olma ihtimali ise % 38’dir. Alerjik nezleli bir çocukta, astım gelişme ihtimali % 5-10 arasındadır.

Çocuklardaki alerjileri önlemek için yüksek risk grubundaki bebeklerde bazı önlemler alınabilir. Bunlar:

1) En az 6 ay anne sütü verilmesi,

2) Bu 6 ay süresince, diğer besinlerin verilmemesi,

3) Annenin emzirdiği sürece ilk 6 ay bazı alerji yapan gıdaları yenmemesi (yumurta, inek sütü, balık, kuru yemiş vb.),

4) Evde kedi, köpek, kuş gibi sıklıkla alerji nedeni olan faktörlerin bulunmaması ve evde sigara içilmemesidir.

ASTIM (ASTMA)

Astım çocukluk yaşının en sık görülen kronik hastalıklarından biridir. Teşhis, yukarıda bahsettiğimiz nedenlerle güç ve genellikle de geç konulmaktadır. Burun akıntısı, öksürük ve hırıltılı solunum tekrar tekrar oluyorsa, alerjilerden şüphelenmek gerekmektedir. Hatalı olarak astımın gelişme yaşı ileri yaşlar olarak bilinir. Oysa bu düşüncenin yanlış olduğunu araştırmalar göstermektedir. Astımlı kişilerde bakıldığında hastalığın başlangıç yaşı % 39’unda ilk yaş, % 57’sinde 2. yaş ve % 84’ünde ilk 5 yaş içindedir. Bu bakımdan erken yaşlarda doğru teşhis konulması ve erken tedavi yapılması, çocuğun fiziksel ve sosyal gelişmesi bakımından önemlidir.

ASTIMI KOLAYLAŞTIRICI FAKTÖRLER

Alerjik mekanizma ile astım atağı meydana gelmesinde, çevredeki alerjenlerden biri olabileceği gibi, diğer bazı faktörler de olabilir. Bu tip alerjik kişilerde enfeksiyonlar, sıklıkla astım nöbetlerinin açığa çıkmasına neden olur. Bu enfeksiyonların % 99’u viral kökenlidir. Gribal bir enfeksiyon seyri esnasında, yüksek ateş ile birlikte hırıltılı solunum, öksürük ve sık nefes alıp verme belirtileri görülür. Akciğer filminde alerjik bronşit ile uyumlu bulgular vardır. Bu gibi durumlarda bronş açıcı ilaçlarla birlikte ateş düşürücü önlemler alınmalıdır; antibiyotikler gereksizdir.

Evde yıllardır birlikte yaşanılmış kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar veya mantar sporları ve ev tozu akarcıklarına alerjisi nedeniyle astımı olan kişilerde ufak bir heyecan, stres, sevinç, üzüntü gibi emosyonel faktörler de astım atağının açığa çıkmasını sağlayabilir. Egzersiz ile de bazı astımlılarda nöbet oluşmaktadır. Evde sigara içilen ailelerin çocuklarında genel olarak solunum yolları rahatsızlıktan, kronik öksürük ile birlikte alerjik bronşit de sık görülmektedir.

ASTIM TEDAVİSİ

Önleyici tedbirler alarak, bir hastalığın ortaya çıkmamasını sağlamak genel olarak en uygun çözümdür. Astım tedavisinde amaç;

1) En az ve en zararsız tedavi yönteminin kullanılması,

2) Çocuğun günlük yaşantısının bozulmaması, okulda beden eğitimine girebilmesi ve arkadaşlarıyla oyun hakkının elinden alınmaması,

3) Astım ataklarının önlenmesi,

4) Uyku düzeninin korunması,

5) Büyüme ve gelişmenin ve okul performansının yakından takip edilmesidir.

Tedavide kullandığımız ilaçları, bronş açıcılar, antihistaminikler, kromolin ve kortizonlu ilaçlar olmak üzere 4 sınıfa ayırabiliriz. Hiposensitizasyon tedavisi ile hastanın alerjisi olan maddeler deri testleri ile saptandıktan sonra uygun doz ve süreler içinde aşı uygulayarak bu alerjenlere karşı hassasiyet azaltılır.

BESİN ALERJİLERİ

Besin alerjilerini doğal ve yapay besin alerjileri olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Hazır besinlerin içerisinde koku, renk, lezzet verme veya koruyucu amaçla bulunan çeşitli kimyasal katkı maddeleri, histamin gibi alerji mediatörlerinin salınımına neden olmaktadır. Bu etki, besin maddesini alan hemen hemen herkeste görülebilir. Bazı kişilerde bunların fazla alınmasıyla belirli belirsiz kaşıntılar olurken, bazılarında çok az miktarda alınmasıyla bile deride kaşıntılı ürtiker, deri altı dokularda şişme ile anjiyoödem teneffüs yollarında nezle ve/veya astıma görülebilmektedir. Çocuklarda gördüğümüz alerjik den döküntülerinin çoğu, bu tür katkı maddeleri içeren meşrubat, sakız, şekerleme vb. besinlerin alınması nedeniyle olmaktadır.

Doğal besinlere karşı alerjiler daha nadir ortaya çıkar. Bu besinlerin başlıcaları yumurta, iinek sütü, balık, fındık ve fıstık vb. gıdalardır. Besin alerjilerinin tedavisinde en etkin yöntem alerji yapan gıdaların tespit edilmesi ve bunların yenilmemesidir. Çocuklarda görülen besin alerjilerinin çoğu, zaten birkaç yıl içerisinde kendiliğinden kaybolmaktadır. Ortaya çıkmış olan alerjik hastalıkların ise uygun antialerjik tedavisi yapılır.

Çocuklardaki alerjik hastalıkların erişkinlerdekine nazaran farklı yönleri vardır. Erken teşhis koyma ve hastalığın ilerlemesini önleyici bazı tedbirler, bu yaşlarda daha çok etkilidir. Hastalığı tedavi ederken, çocuğun fiziksel ve sosyal gelişmesini ve aile içi ilişkileri de hesaba almak gerekmektedir.

 

KAYNAK: Bilim ve Teknik

 

ÇOCUKLARDA ALERJİ NEDİR, TEŞHİS VE TEDAVİSİ NASIL YAPILMALIDIR?https://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/12/kapak.jpg?fit=874%2C398https://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/12/kapak.jpg?resize=150%2C150adminNedirSağlıkSon Makaleleralerji için önleyici tedbirler,alerji için risk faktörleri,alerji teşhisinin önemi,alerjik astım belirtileri,alerjileri önlemek için alınacak önlemler,ASTIM TEDAVİSİ,ASTIMI KOLAYLAŞTIRICI FAKTÖRLER,astım belilrtileri,astım nedir,Astım tedavisinde amaç,astım tedavisinde kullanılan ilaçlar,astma nedir,BESİN ALERJİLERİ,besin alerjileri nelerdir,Çocuklarda alerjik hastalıkların teşhisi,Çocuklarda alerjik hastalıkların teşhisindeki zorluklarÇocuklarda alerjik hastalıkların teşhisi, fazla geciktirilmeden yapılmalı ve bazı önlemler alınmalıdır. Geç teşhis konulması ve yetersiz tedavi programlarının uygulanması, çocuğun sağlığı ile birlikte sosyal bakımdan da gelişmesini olumsuz yönde etkiler. Uygun tedavi yapılmayan çocukların okul devamsızlıkları nedeniyle eğitimleri aksamakta, arkadaşlarıyla oynayamadıkları için sosyal gelişmeleri tam olamamakta ve bazen aile...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası
Aliexpress TR