Bilim

DAVRANIŞ GENETİĞİ İNSANLARDA DA ÇALIŞILMAK MÜMKÜNDÜR

Tarafından yazılmıştır admin

Davranış genelde, uyaranlara ya da çevreye karşı bir reaksiyon olarak tanımlanır. Daha kapsamlı bir ifade de bulunacak olursak; her etki, reaksiyon ve tepki davranışının bir tipini temsil eder. Bir yırtıcı geldiğinde hayvanlar kaçar, sessiz kalır ya da karşı hücuma geçerler; kuşlar karmaşık kendine özgü yuvalar yaparken, meyve sinekleri anlaşılması oldukça zor olan kur yapma törenleri gerçekleştirirler, bitkiler ise ışığa doğru yönelirler. İnsanlar zora koşuldukları zaman onları zora koşan uyarandan akılları, duyguları ve kültürlerinin yardımıyla, tepkisel olarak kaçınma davranışı gösterirler.

Davranış üzerinde genetik yapının kesin etkisi 1900’lerin başından beri bilinmektedir. Bu tarihlerde öğrenmenin koşulları ve öğrenme üzerinde çalışan psikologlar, davranışın araştırılmasına büyük ilgi duydular. Bazı özellikler doğuştan ya da içgüdüsel olarak biliniyor olmasına rağmen, bir canlıda önceden kazanılan deneyimlerle değiştirilebilen davranışlar oldukça dikkat çekmiştir. Davranışın buna benzer özellikleri, önceden çevresel etkilerle kazanılmış olduğunu bize göstermektedir.

Buna benzer düşünceler davranışsal olayların doğasına değişik bir bakış açısı getirmiştir. Genotipin her basamağının çevresel sıralamaya uygun bir hiyerarşi içerisinde ifade edilebilmesi, yani, genotipin fenotipe (dış görünüş) yansıması, gayet mantıklıdır; örneğin hücre, doku, organ, organizma, pupulasyon ve onları kuşatan çevre gibi. Özellikle daha az karmaşık yapılı hayvanlarda doğuştan kazanılmış gibi görünen bazı davranışsal olayların diğerlerinde, yanı daha karmaşık yapılı hayvanlarda, genetik güçler tarafından sınırlanmış çevresel değişimler sonucu oluştuğu anlaşılmaya başlanmıştır. Karışık yapılı organizmalardaki davranışın bu özelliği, karmaşık sinir sistemine sahip organizmalar için oldukça normal ve olağandır.

1950’den bu yana, davranışın anlaşılmasında genetiğin önemi arttığı için, davranış özelliklerinin genetik yönü üzerinde yapılan çalışmalar yoğunlaşmış ve desteklenmiştir. En yaygın bakış açısı, tüm davranışsal olayların hem genetiksel hem de çevresel etkenlerden etkilendiği şeklindedir. Genotip, çevrenin davranışa olan etkisinin sınırını belirlemek ve gerekli davranışı sağlamak için fiziksel bir taban ve de zihinsel bir yetenek sağlamaktadır. Davranış genetiği, pek çok davranışın genetik kontrol altında olduğunun saptanmasıyla genetik bilimi içinde ayrı bir uzmanlık dalı olarak gelişmiştir.

İnsan davranışlarının genetik kontrolüne ait özelliklerinin ortaya çıkarılması ve ispat edilmesi, diğer organizmalardan çok daha zor olmaktadır. Sadece genetik araştırmalarda insanların denek olarak kullanılmaya uygun olmaması değil, ayrıca zeka, dil, şahsiyet ve duygusal durum gibi bazı özelliklere bağlı olan davranış yanıtlarının tiplerini çalışmak da oldukça zor bir yöntemdir.

Bu tip davranışların çalışılmasında iki tip sorun ortaya çıkmaktadır:

  1. Bu davranışların tümünün objektif olarak tanımlanması ve kantitafif (maddenin analiz edilebilmesi için kullanılan yöntemlerdir) olarak ölçülmesinin zorluğudur.
  2. Sözü edilen davranışların çevresel faktörlerden etkilenmeleridir. Çevre, her durumda ve her bir özellik için, sonuçta ortaya çıkacak fenotipin (dış görünüş) biçimlendirilmesinde, sınırlandırılmasında veya kolaylaştırılmasında oldukça önemlidir.

Tarihsel olarak, insan davranış genetiğinin çalışılması, günümüze değin diğer faktörler tarafından engellenmiştir:

  1. Örneğin, bazı insan davranış çalışmaları genetik bilimciler yerine fizyologlar tarafından yapılmıştır.
  2. Duyu, şahsiyet ve zeka ile ilgili özellikler, sosyal ve politik yönden büyük bir öneme sahiptir. İnsanla ilgili olan bu özellikler topluma sunulduğundan heyecan verici bir tepki oluşturmaya uygundur. Çünkü insanla ilgili özelliklerin çalışılması, kişisel özgürlüğün mahremiyetine saldırmaya yakın bir anlam taşımaktadır. Bu tip çalışmalar ihtilaflı araştırmaların tümünün temelini oluşturmaktadır.

C.C. Darlinton, insan davranış genetiğinin açıklanmasındaki esef verici bir durumu 1963’te kaleme almıştır; “İnsan davranışı, amatör yazarların avlanabilecekleri bir alan haline gelmiştir. Bunun nedeni, gerçek işleri, insan davranışlarını açıklamak olan genetikçi ve fizyologların birlikte yüzyüze  gelip iş yapmayı becerememeleridir.” 1963’den beri bu boşluğun doldurulmasında bazı gelişmeler olmuştur. Fakat insan davranış genetiği hala tartışmaya açık ve ihtilaflı bir alan olarak kalmaktadır. Ayrıca, geleceğin en önemli ve heyecan verici bir bilimsel çalışma alanı olacağı konusu ise şüphesizdir.

 

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: