Deriyi pek enteresan olmayan bir sucuk kabuğu veya öylesine bir kâğıt gibi ve tıraş olmak, banyo yapmak, kaşınmak ve yağlanmak isteyen, buna karşılık az iş yapan bir şev olarak düşünülse de aslında çok önemlidir.

Görevleri

Hayal edilmeyecek kadar çe­şitli işler yapar. Karma­şık bir takım kimyasal maddelerin üretici­sidir. En azından D vitamini üretir ki bu, vücudun Erbezleri’nin ürettiği testoste­ron hormonlarını harekete geçirir. Kan ba­sıncını düzenlemede de yardımcı olur. Vücudun suyunu muhafaza eder. Su muhafaza edilmesiydi insan çabucak ölebilirdi. Ke­za deri vücuttan içeri suların girmesini de önler. Böylece insan saatlerce su alma­dan yüzebilir. Derinin karışık olan sinir sis­temi acıyı, dokunmayı, sıcağı, soğuğu se­çer ve derhal bu bulguları beyi­ne ulaştırır. Vücudun hududu denirse de aslında «Kalesi» demek daha yerin­de olurdu. Çünkü deri öldürücü istilâcıların, yani içinde bulunan ve üstüne kon­muş olan bakterilerin müthiş ordularına karşı canlıyı korur.

Çeşitli şekiller alırım, örneğin vücudun el ve ayak parmaklarının tırnak­ları, başındaki saç, tabanındaki nasır ve bir zamanlar bir parmağında gördüğü si­ğil şekillerini alır. Deri üç tabakadan oluşur. Bunlardan biri dış tabaka yani Epiderm, orta tabaka Derm, üçüncüsü de alt tabaka, yani deri altı dokula­rıdır.

Epiderm (epidermis)

Vücudun birçok kısımlarında dış tabaka kâğıt gibi incedir. Parmak bir defa yanacak olursa bu bizzat görülür. Epiderm blister tabakası­nın üzerinde saydam bir dokudur. Kallos tabakası yaralansa da bu kısımdan hiç kan çıkmaz. Çünkü epiderm tabakasında kan dolaşımı yoktur. Buradaki hücreler, daha altındaki kısımlardan beslenir.

Nasıl bir yılan dramatik bir şekilde de­ri değiştirirse epiderm’min değiş­mesi buna karşılık yavaş ve devamlı bir gelişmedir. Her gün milyonlarca yavru epi­derm hücreleri epiderm tabakasının altın­da teşekkül eder ve dışarıya doğru gelişir. Bu gelişme sırasında pelteye benzer sellüler bir maddeden, daha sert olan ve boynuzun asıl maddesi olan Keratin’e kadar değişik haller alır. Derinin bu keratin taba­kaları yassı tahta parçalarına benzer hücreler olup bunların hepsi ölüdür. Çok duyarlı olan canlı hücreler, dışarının düş­manca etkileri karşısında yaşayamazlar. Banyo yapıldığı zaman veya çamaşırla­rın sürtünmesiyle bunlardan milyonlarcası dökülüp gider. Böylece hücre­lerin doğumu ile ölümü arasındaki 27 gün­de yeni bir dış deri kazanır.

Alt Tabaka

Aslında görev yönünden yağlı olan deri altı tabakası hakkında söylene­cek çok bir şey yoktur. Bu kısım daha çok iç organları darbelere karşı koruyan bir tampondur. Aynı zamanda vücudun ısı­sını koruyan bir tecrit maddesi olmaktan ve vücudun göze hoş görünmesini sağlamaktan da sorumludur. Bir kısım uzmanlar bu tabakayı genellikle «Deri altı» diye adlan­dırırlar.

Derm (dermis)

Daha dayanıklı olan derm tabakası kuvvetli ve fakat es­nek olan bu kan damarlarını, yağları vesaire gibi birçok şeyi bir arada tutar. Böylece bunların şişerek dışarı fırlaması­na engel olur. Dermis karışık bir sinir sis­temini, kan damarlarını ve bezleri kapsar. Bu karışım vücudun çeşitli kı­sımlarında değişik olur. Fakat ortalama olarak bir santimetrekarelik deri üzerinde (bu vücudun küçük parmağının tırnağı kader bir sahadır) yüz kadar ter bezi, 365 santimetre uzunluğunda sinirler, yüz­lerce sinir uçlan, 10 saç keseciği. 15 yağ bezi ve 91 santimetre uzunluğunda kan da­marı bulunur.

Kan damarlarının meydana getirdiği karışık yağ bilhassa enteresandır. Sı­cak bir günde egzersiz yapılırsa bu damar­lar genişler ve insan kızarır. Deri, bu sı­cağı dışarı atarak kurtulmaya çalışır. Soğuk bir gündeyse bunun aksi olur. Damarlar kapanır ve kanın vücudun iç kısımlarına gönderilmesini sağlar. O zaman insanın benzi solar. Kan damarları aynı zamanda heyecan ve his­lerin de komutası altındadır. İnsan kızdığı zaman, yü­zdeki kan damarları açılır. Korkuda ise bunlar kapanır ve o zaman insanın elleri ve ayakları soğur. Terin buharlaşmasının vü­cudu serinletmesi yeni bilinen bir şey de­ğildir. Bunu herkes bilir. Fakat bu da derinin karışık olan havalandırma sitemimin bütün hikâyesini anlatamaz. Vücut ısısı 37 santigrat derecesinden birkaç derece faz­laya çıktığı zaman insan hasta olur. Bun­dan kaçınmak için değişik sayıdaki bir ta­kım ter bezleriyle (bunların sayısı 2 milyon kadar olup vücudun 167 desimetre kare tutan vücut sathının her tarafına ya­yılmış durumdadırlar) karşı koyar. Bu ter bezleri sık kangal halinde kümelenmiş borucuklar olarak deri tabakası içinde yerleşmiş durumdadırlar ve yarım santi­metre kadar bir yükselmeden sonra deri­nin yüzeyine çıkarlar. Bunlar o kadar ince­dirler ki uç uca getirilseler 9.5 km uzunluğa ulaşırlar.

Suyu, tuzu ve kanın diğer bazı kalıntılarını dışarı atmak için ter bezleri he­men hemen devamlı çalışır, iyi ve normal ısıda bir günde insan terlediğinin farkında bile olmadığı halde, bezler günde 1/4 litre su çıkarır. Fakat eğer profesyo­nel bir futbolcu olunsa ve sıcak bir günde futbol oynansaydı o zaman 6 litre su kaybedilirdi.

Ter bezleri duygusal uyarıcılara da cevap verir. Korku zamanlarında vücudun soğuk ter dediği, bir ter boşanır. Bu ter hakikaten soğuktur. Çünkü bu çabuk buharlaşmaya maruz bı­rakılmış çok miktarda bir terdir. Korktu­ğu zaman avuç içleri de ıslanır ki bu da fazla ter üretiminden ileri gelir.

Yağ bezlerinin durumu daha da karışıktır. Bunlardan yüz binlercesi yarı li­kit bir yağ üretir. Bunların çoğu saç ke­seciklerine bağlı olup saçı ve civarındaki deri kısmını yağlar. Bu bezler kıllar su geçirmez ve ısıyı muhafaza edecek hale gelir. Bunlar sıkıntı da verir. Hüc­re artıklarının sebep oldukları kıl kesecik­lerindeki tıkanıklıklar deride siyah benek­lerin, sivilcelerin veya gençlerin baş be­lası ergenliklerin meydana gelmesine se­bep olur.

Kıl Nasıl Olur

Cildin her santimetre karesinde on ta­ne kıl keseciği bulunup, bunların her birisinde derinlerde soğan şeklinde kıl kök­leri vardır. Bunlardan bir kıl yukarı doğ­ru çıkarak derinin üstünde görünür. Foliküller (kıl kese­cikleri) devamlı olarak ölü hücreleri de­ri yüzüne çıkarmak suretiyle kıl üretir.

Albino Nedir

Melanosit denen ve Melanin adlı boyayı üreten milyonlarca hücreye sahiptir. Saçın, yüzün ve de­rinin rengini belirleyen bir maddedir. Bu madde olmasaydı o zaman o ALBİNO denen, yani doğuştan saçları be­yaz olan bir kişi olunurdu. Melanin genellik­le koruyucu bir maddedir ve güneş ışığındaki tehlikeli olan ultraviyole ışınını süzer. Yazın bir gün dışarıda güneş­te durulursa, boya grandileri epi­derm tabakasının alt kısımlarından üste doğru çıkmaya başlarlar ve deri­ye koruyucu bir renk verirler. Çiller doğ­rudan doğruya melanin’in deri üzerinde yer yer birikmiş olmasından başka bir şey değildir.

Deri sinir şebekesi ol­dukça müthiş bir şeydir. Parmağı­n ucunda santimetre kareye binlerce si­nir ucu rastlar. Ayak parmağı bir yere çarpsa veya parmak yansa yahut jiletle bir yer kesilse deri derhal alarm verir. Üşüdüğü zaman soğukluk raporları beyni haberdar eder. O zaman kaslar hemen çalışmaya başlar ve kan dolaşımını artırmak için titrer ve deri üzerinde pürtükler yani kaz derisi teşekkül eder ki bu­na da, kıl diplerindeki keseciklerde bu­lunan kaslar sebep olur. Bu olayın amacı kılların dikleşmesi ve eğer bir döğüş yapı­lacaksa, daha fazla bir koruma ve soğuk ise daha çok sıcaklık sağlamaktır.

Deri de yaş­lanma belirtileri hemen başlar. Normal olarak deri yaşlandıkça incelir ve daha saydamlaşır, örneğin yaşlıla­rın ellerindeki damarlar daha belirli görü­nürler. Derinin altındaki yağ tabakası git­gide azalır ve bu azalma deride buruşuk­luklara sebep olur. Esnek olan lifler gev­şer, göz altında torbacıklar hasıl olur ve gerdan aşağı sarkmaya başlar.

Deri Hastalıkları

Karşılaşılacak en büyük tehlike ise kanserdir. Bunun nedeni çoğunlukla fazla güneşe karşı bulunmadır. Güneş deriyi aynı zamanda yaşlandırır. Alın, burun ve kulaklar deri kanseri için çok uygun yerlerdir. Genellikle deri kanserleri tedavi edilebilir cinstendir. Fa­kat bunlar öldürücü de olabilir. Bunun için deri üzerindeki gelişmelere ve bil­hassa kanayan ve iyileşmeyen cinsteki bü­yümelere dikkat etmek gerekir.

Deri Sağlığı

Deriyi fazla güneşte bırakmaktan ka­çınmak gerekir. Belki yapabilecek en önemli şeydir. Örneğin güneşli havalarda pek­âlâ başa bir şapka giyebilir. Deri aşırı derecede yağlı olmadıkça, kış aylarında fazla banyo yapmak, deriyi tamamıyla ku­rutacağı için doğru değildir.

DERİ NEDİR, TABAKALARI, YAPISI, GÖREVLERİ, EPİDERMİS, DERMhttps://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/deri-ana.jpg?fit=584%2C323https://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/deri-ana.jpg?resize=150%2C150adminBilimNediralbino,D vitamini,deri altı tabakası,deri hastalıkları,derm,dermis,epiderm,epidermis,kıl kesecikleri,kıl nasıl olur,saç nasıl uzar,ter bezleri,terlemeDeriyi pek enteresan olmayan bir sucuk kabuğu veya öylesine bir kâğıt gibi ve tıraş olmak, banyo yapmak, kaşınmak ve yağlanmak isteyen, buna karşılık az iş yapan bir şev olarak düşünülse de aslında çok önemlidir. Görevleri Hayal edilmeyecek kadar çe­şitli işler yapar. Karma­şık bir takım kimyasal maddelerin üretici­sidir. En azından D vitamini...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası