Nedir Son Makaleler Yaşam

DEVE DİKENİ

Tarafından yazılmıştır admin

Yaz gelince insanların sıcağa teslim olduğu gibi bitkiler de aşırı sıcaklara dayanamayıp sararır, kururlar. Baharın o yeşil rengi yerini buğday başaklarının sarı rengine bırakır. İşte bu sıcaklara karşı koyabilen nadir bitkilerden bir tanesi de deve dikenidir.

Bitkilerin kurumasının nedeni, sıcakların artması sonucunda toprakta su miktarının azalması ve bu kuraklık yüzünden bitkilerin yaşayamaz hale gelişidir. Bu tür durumlarda çevremizde hep deve dikeni gibi dikenli bitkiler görüyoruz. Acaba bu bir rastlantı mı? Cevabımız tabi ki hayır. Çünkü yazın etrafımızda gördüğümüz bitkilerin dikenli olması, onların sıcaklara karşı koymasını sağlayan bir savunma mekanizmasıdır. Birçok bitki aşırı sıcaklarda artan terlemeyi azaltabilmek için yapraklarının büyük bir kısmını diken şekline dönüştürerek su kaybını azaltmaya çalışıyor. Bu nedenle de yazın gördüğümüz çiçeklerin birçoğu dikenli oluyor. Bu bitkiler yapraklarını sertleştirip diken şekline sokarak hem topraktan aldıkları az miktardaki suyun terleme yoluyla kaybedilmesini azaltıyorlar, hem de bünyelerinde az miktarda su bulunduğu için vücutlarına sert bir yapı kazandırarak dik durmayı başarabiliyorlar.

Ancak bitkilerde diken oluşumunun nedeni sadece su kaybını önlemekle sınırlı değildir. Bir diğer önemli neden ise savunmayı sağlamaktır. Bazı bitkiler sahip oldukları besleyici maddeler nedeniyle, kurtlar, böcekler, kuşlar ve diğer büyük hayvanlar için önemli besin kaynağıdırlar. Sahip oldukları dikenlerse hayvanların kendilerine yanaşmalarını engeller.

Akkız, deve kengeri, meryem ana dikeni, şevketül meryem olarak da bilinen deve dikeninin çok dikenli bir bitki olmasının nedeni, hem su kaybını önlemek hem de lezzetli gövdesini düşmanlardan korumaktır. Bilimsel adı Silybum marianum olan deve dikeni, birleşikgiller ya da papatyagiller (Compositae) ailesinden olup, enginar ve marulun yakın akrabasıdır. 1 metreye kadar büyüyebilen deve dikeninin gövdesi köşeli ve seyrek tüylerle kaplıdır. Bir veya iki yıl yaşayabilen bu bitkilerin yaprakları, soluk yeşil renkli, beyaz damarlı ve dikenlidir. Deve dikeninin 5-10 cm boyunda olan çiçekleri Temmuz-Ağustos aylarında açıyor ve genellikle pembemsi-mor oluyor. Çiçek başçığının içinde yer alan çok sayıdaki tohumlarıysa paraşüte benzer tüylere sahiptirler. Deve dikeni tohumlarında görülen bu ilginç yapı, onların rüzgarlarla uçarak uzak mesafelere dağılmasını sağlıyor. Anavatanı Akdeniz bölgesi olan deve dikeni, bol güneş alan sıcak ve kurak bölgeleri tercih ediyor. Ülkemizde Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de yaygın bir şekilde görülen bu bitki, dünya genelindeyse Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya’da yetişiyor.

Deve dikeni özellikle Avrupa kıtasında yaklaşık iki bin yıldan beri kullanılıyor. Eski Yunan ve Roma döneminde en fazla tanınan bitkilerden olan deve dikeni, o yıllardan beri özellikle karaciğer rahatsızlıklarında kullanılıyor. İlk çağın ünlü botanik bilimcisi Dioskorides deve dikeni tohumlarının insanı sarhoşlaştırdığını, yılan ısırmalarına iyi geldiğini ve ayrıca hidrofobi yani su korkusunu tedavi ettiğini söylüyor. Orta çağda yaşamış olan Gerard adlı botanikçi de deve dikeni kökünün melankoli ve melankoli nedeniyle ortaya çıkan diğer hastalıkların tedavisinde kullanılacak en iyi ilaç olduğunu ifade ediyor.

Günümüzde ise deve dikeni, mantar zehirlenmelerinde kullanılan en etkili panzehirlernden birisidir. Özellikle öldürücü özelliğe sahip ve Amanita adı verilen mantar türünün yol açtığı zehirlenmelerde kullanılan deve dikeni, hastaya zehirlenmeden hemen sonra verildiğinde zehirin tüm etkisini bloke ederek, vücuda zarar vermesini tümüyle engelliyor. İlk 24 saatte verildiğinde ise zehrin etkisini önemli derecede azaltıp karaciğeri koruyarak hastanın yaşamını yitirmesine engel oluyor.

Devedikeninin içeriğinde, yağ, nişasta, acı maddeler ve flavono-lignan adı verilen özel birleşikler bulunuyor. Silibin, silidianin ve sillikristin olarak bilinen bu bileşiklerin tümüne silymarin adı veriliyor. Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalara göre silymarin karaciğer üzerinde çok etkili bir maddedir. En önemli antioksidan maddeler olarak bilinen C ve E vitaminlerinden çok daha kuvvetli olan silymarin, karaciğerde protein sentezini artırarak hücrelerin daha çabuk yenilenmesini sağlıyor. Silymarinin bir özelliği de, karaciğer hücrelerini kuşatarak bu hücreleri virüslere, alkole ve diğer ilaçlardan gelecek olan toksinlere karşı korumasıdır.

Suda çözünmeyen silymarin bileşiği, deve dikeninin en çok meyvesinde ve az da olsa tohum ve yapraklarında bulunuyor. Deve dikeni ülkemizde halk hekimliğinde idrar artırıcı, ateş düşürücü, romatizma ağrılarını azaltıcı ve hamile bayanlarda süt artırıcı olarak kullanılıyor. Son yıllarda yapılan laboratuvar çalışmalarında cilt kanseri ve sedef hastalığı üzerinde de etkili olduğu saptanan deve dikeni, Avrupa ve ABD’de özellikle fazla alkol tüketen kişilerin karaciğerlerini koruması için doğal ilaç olarak tavsiye ediliyor. Eğer tatmak isterseniz deve dikenini tazeyken çiğ olarak salata şeklinde yiyebilir ya da çiçek açmadan toplayacağınız çanak şeklindeki başçıklarını suda haşlayarak yemek yapabilirsiniz.

 

 

KAYNAK: Bilim ve Teknik

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: