Son Makaleler Tarihçe

GEÇ HİTİT DEVLETLERİ (MÖ. 8. yy.- 9 yy.)

Tarafından yazılmıştır admin

Hititlerin yıkılmasından sonra, Orta ve Batı Anadolu’da, yaklaşık 400 yıl sürecek karanlık bir dönem başlamıştır. Fakat Güney, Güneydoğu ve Doğu Anadolu hakkındaki bilgilerimiz biraz daha fazladır. Bu bölgelerle ilgili olarak Asur, Babil ve Urartu yazılı kaynaklarından bilgiler edinilmek­tedir. Üstelik bu bölgelerde yapılan arkeolojik kazılarda çok verimli sonuç­lar elde edilmiştir.

Göçler sonunda, Hitit Devletinin yıkılması, Mısır devletinin zayıfla­ması ve iç çekişmelere yönelmesi, doğuda bulunan Asur devletinin işine gelmişti. Fakat bu sırada Suriye’de ortaya çıkan siyasi boşluktan yararlanan çöl bedevilerinden Sami kökenli Aramiler yerleşik uygarlık merkezi olan kentlere doğru harekete geçtiler. Suriye ve Doğu Akdeniz’in önemli kentle­rini istila ettiler. Bölgedeki yerli kavimler göçlerle batıdan gelen yeni toplu­luklar ve güneyden Arabistan’dan gelen bedevilerle kaynaşarak bir takım krallıklar oluşturdular. Bu topluluklardan; geçmişte Hitit topraklarına yer­leşmeleri ve Hitit kültür mirasına sahip olmaları nedeniyle Asur yazılı belgelerinde ve Tevrat’ta Hatti olarak söz edilmektedir. Bu krallıkların, hü­kümdar isimlerinin çoğu Hitit hükümdarlarının isimlerinden dönüştürülmüşken; bir kısmı da Samice, Luvice ve Hurrice kaynaklıdır.

Gurgum Kralı Muvatalis (Hititçe)

Hattene kralı Saplulme ve Lubama (Hititçe)

Hamat Kralı Eni-El (Samice)

Kaşka Kralı Dadu-ilu (Samice)

Sam’al Kralı Panamuwa, Kilamuwa (Luvice)

Milid Kralı Tarhunazi, Hilarunda (Luvice)

Kumukh Kralı Kuştaspi (Hurrice)

Til-Barsip Kralı Akhuni (Hurrice)

Kral isimlerinden de anlaşıldığı gibi bu dönem Anadolu, Mezopo­tamya ve batıdan gelen Avrupa kültürleri ile sentez süreci yaşamıştır.

Geç Hitit dönemi kurulan bazı krallıklar şunlardır:

Tabal: Orta Anadolu’nun doğu kesiminde Kayseri, Niğde ve Aksaray illeri çevresinde yer alan Tabal irili ufaklı birçok krallıktan oluşmaktaydı. Asur belgelerinde adından bazen Bit Brutaş olarak söz edilmektedir. Bu krallık hakkında Asur yıllıklarından öğrenildiğine göre; doğusunda Milid (Eski Malatya) ve güneyinde Hilakku (Dağlık Kilikya) bulunmaktaydı. Batı­sı ve kuzeyi hakkında tam bir bilgi yoktur. O döneme ait hiyeroglif yazıt­lardan yola çıkarak Konya ve Aksaray’a kadar yayıldığı söylenebilir.

Tabal 837 yılından itibaren Asur’a haraç vermek zorunda kalmıştır.

713 yılında, Frig Kralı Midas ve Urartu Kralı Rusa’nın Asur’a karşı oluş­turdukları, Anadolu birliğinde Tabal Kralı Ambaris de yer aldı. Tabal bir süre Milidia (Malatya) Krallığı ile müttefik olmuş ve bir süre de bu krallığın nüfüzu altına girmiştir. Fakat daha sonra Tabal krallıkları kendi içinde öne çıkan Vaşşurme (Aksaray yakını Topada’da bulunan) gibi güçlü krallarla yönetilmişlerdir. Bölgede günümüze kadar eserleri kalan, bir Tabal kralı da, Tuvana Kralı Varpalavaş’tır. Onun hakkında, Asur belgelerinde Tuhana kralı Urballa olarak söz edilmektedir. Tuvana bugünkü Bor yakınlarındaki Kemerhisar’dır. Varpalavaş, Konya Halkapınar ilçesinde Aydınkentte (İvriz) Bereket ya da Fırtına Tanrısı Tarhu’ya bir anıt yaptırmıştır. Varpalavaş hiyeroglif yazıtında anıtı Fırtına Tanrısı Tarhu için yaptırdığını, kendisinin Tuvana kralı olmasından söz eder.

735 yıllarına tarihlenen anıtta, kral Varpalavaş, fırtına tanrısı Tarhu’ya dua eder konumdadır. Tarhu’nun elinde, Konya ovasının yaygın ürünü başak ve dağlık kesimin ürünü üzüm vardır. Bu döneme ait bazı hiyeroglif yazıtlı steller Kayseri, Aksaray ve Nevşehir çevresinde de bulunmuştur.

Hartapuş Krallığı: Konya ve Karaman illeri arasında Kızıldağ ve Ka­radağ’da kral Hartapuş’a ait anıtlar yer almaktadır. Karaman’ın 20 km. ku­zeyindeki Volkanik Karadağ’ın 6. yy. kilisesin yer aldığı, 1280 m. yükseklik­teki Mihalıççık zirvesinde bir yazıtı bulunan Hartapuş’un anıtı ve kalesi daha kuzeyde olan Kızıldağ’da yer alır. Dağın kuzey yamacında kralın tahtında oturur bir kazıma resmi vardır. Anıt çevresinde tahrip edilmiş ya­zıtlar vardır. Bunlardan bir kısmı anıttan aşağı düşmüş ve çevrede parçaları görülmektedir. Bu sunak, bölgede sıkça görülen basamaklı merdiven şek­lindeki sunakların benzeridir. Sunağın bitişiğinde, Hartapuş’a ait başka bir yazıt vardır.

Anıt ve yazıtların M.Ö. 12. yy. – 8. yy. arasına tarihlenmektedir. Bir görüşe göre; burada “Murşiliş’in oğlu kral Hartapuş” olarak söz edilmesin­den dolayı; bu kişi Hitit imparatoru III. Murşiliş olarak kabul edilmektedir. Böylelikle, Hartapuş Hitit hükümdar sülâlesinden kabul edilmektedir. Bu nedenle, burasının Hititlerin güneydeki, geçici olarak bir süre kullanılan başkenti Tarhuntaşşa olabileceği konusunda görüşler vardır.

QUE: Asur belgelerinde Que olarak söz edilen yer Çukurova idi. Hilakku ise bölgenin kuzeyi ve batısındaki dağlık alandı. 858 yılından itiba­ren Asur nüfuzu altında bölge, 839 yılında Asur egemenliğine girmiştir. Frig kralı Midas’ın bölgedeki bazı kentleri kaleleri muhasara etmesi üzerine, Assur Kralı II. Sargon bölgeye çeşitli tarihlerde üç sefer yapmıştır. Harrua’da (Silifke yakını) M.Ö. 709 yılında II. Sargon’a yenilen Midas savaş alanından güçlükle kurtulmuştu. Toros geçitlerinden (Sertavul) Orta Ana­dolu’ya kaçan Midas, Asur’a vergi ödemek zorunda kalmıştır.

Que’de önemli bir yerel krallık da Kadirli yakınında Karatepe’deki Asitavanda Krallığıydı. Bu alan, Maraş çevresindeki Gurgum Krallığı ile Que Krallığı arasında, sınır bölgesindeydi. Burada bulanan Hiyeroglif ve fenikece çift dilli yazıt bir Gurgum beyine aittir.

Gurgum: Gurgum, Klasik Dönemde Marqaşi olarak bilinen, günümüz Maraş ve çevresini içine almaktaydı. Arkeoloji litaratürüne Maraş Aslanı olarak geçen; üzerinde yedi satırlık hiyeroglif yazıt bulunan aslan heykeli İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesinde sergilenmektedir. 9. yy .in ortaların­dan itibaren Asur’a haraç veren Gurgum, 711 yılında Asur egemenliğine alınmıştır.

İlk kez II. Assumasirpal dönemi belgelerinde adından söz edilen Gurgum’un; daha sonraki Asur belgelerinde III. Salmanassar’a, Gurgum kralı Mutallu’nun vergi ödediği öğrenilmektedir. III. Tiglatpileser zamanın­da ise, Gurgum kralı Tarhulara’ran Urartu kralı II. Sardur’un müttefiki olduğu anlaşılmaktadır. M.Ö. 711 yılında II. Sargon zamanında bir Asur eyaleti haline getirildiği sanılmaktadır.

Melid (Milidia): Melid Krallığının merkezi, Eski Malatya’daki (Şim­diki Seyit Battal Gazi ilçesi) Arslantepe’de idi. Bu kent, M.Ö. 2. bin yılı başlarından beri bilinmekte; Kültepe belgelerinde Malita ve Hitit belgelerinde de Maldia olarak geçmektedir. Asur İmparatorluğu yıllıklarında ise Meliddu, Melide ve Melid şekillerinde geçmektedir. Bu kelimenin kökeninin Hititçe bal anlamına gelen “melit” olduğu görüşü ileri sürülmüştür.

İlk kez Asur kralı I. Tiglatpileser’e ait belgelerde ismi geçmektedir. Bu dönemde Asur’a vergi ödemeye başlayan krallığın daha sonra III. Salmanassar döneminde krallığın bir bölümünün Asur topraklarına katıldı­ğı görülür.

III. Tiglatpileser Malatya kralı Sulumel’i Urartu kralı II. Sardur’un bağlaşıkları arasında göstermektedir. Bu kişi sonradan Asur’a vergi öde­yenler içinde sayılmaktadır. Diğer taraftan Malatya-Aslantepe kabartmala­rında Sulumel’in ismi geçmektedir. Bu krallık, II. Sargon zamanında tü­müyle Asur topraklarına katılmıştır.

Urartular ise, şimdi Karakaya Barajı suları altında kalan, Elazığ ili Baskil ilçesi Habibuşağı köyünde yer alan, Urartu kralı II. Sarduri’ye (760- 730) ait İzoli Yazıtı’nda ve Elazığ Palu kalesindeki Urartu kralı Menua’ya (M.Ö.810-785/80) ait Palu yazıtında, Melitia Krallığını vergiye bağladıkla­rından söz ederler.

Aslantepe’de yapılan arkeolojik kazılarda, Geç Hitit dönemine ait hiyeroğlifli yazıtlar ve kabartmalar bulunmuştur. Bu eserler, Ankara’da Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde korunmaktadır. Bu kabartmalardan birinde, Fırtına Tanrısı Telepinuş ve ejder İlluyanka’nın mücadelesi tasvir edilmiştir. Buradaki ikenografileri Akurgal, sanat yönünden ele almış ve geleneksel Geç Hitit Stili olarak tanımladığı, M.Ö. 1050- 850 yılları arasına tarihlemiştir.

Ayrıca, Malatya çevresindeki Darende ve Kötükale’de Geç Hitit dö­nemine ait yazıtlar bulunmuştur.

Kummuh: Asur belgelerinde Kutmukhi olarak geçen bu krallık, daha sonraki dönemlerde Kommagene olarak adlandırılan, günümüz Adıyaman çevresinde kurulmuştu. Asur belgelerinde geçen Kummuh kral isimleri­nin, Kili-Teşub, Katazili, Kundaşpi ve Kuştaşpi gibi Hurrice olması; bölge­deki Hurri etkisinin uzunca bir süre sürdüğünü göstermektedir.

Asur kralı II. Assumasirpal (883-839) döneminden itibaren Asur’a vergi ödeyen krallık, II. Sardun döneminde bir süre Urartu egemenliğine geçmiştir. Kummuh kralı Kuştaşpi, 743 yılında, Asur kralı III. Tiglatpileser’e karşı, kral II. Sarduri önderliğinde oluşan Urartu işbirliğinde yer almıştı. Bu yüzden, Asurlulann bölgeye yaptığı cezalandırma seferi sonucunda Asur’a vergi ödemek zorunda kaldı. 708 yılında da tümüyle Asur egemenliğine geçti.

Sam’al (Zincirli): Diğer adı Bit Gabbar olan, Sam’al’ın başkenti Gazi­antep’teki Zincirli Höyüğü idi. Burada bulunan yazıtlar, Fenikece ve Aramice yazılmıştır. Haya oğlu Kilamuwa’ya ait belgede, kendinden önceki kralların listesi verilmiştir. Sam’al’ın, II. Panumuwa zamanında, (M.Ö. 733- 732) III. Tiglatpileser tarafından Asur egemenliğine alındığı öğrenilmekte­dir. Burasının, Asur belgelerindeki adı, Ya’diya olarak geçmektedir.

Sakçagözü: Krallığın merkezi, Zincirli’nin kuzeydoğusunda, bugünkü Keferdiz köyündeydi. Buradaki kabartmalar ve heykeller Anadolu Medeni­yetleri Müzesi’ndedir.

Kargamış: Bugün, Türkiye ile Suriye sınırında yer alan Kargamış, Es­ki Hitit Krallığından itibaren önemini koruyan bir kentti. Burası, Anadolu, Mısır ve Mezopotamya arasında stratejik bir konumdaydı. Bu nedenle Hititler bu krallığa merkezden gönderdiği hükümdar sülâlesinden yöneticiler atamaktaydı. Mısır belgelerinde, Deniz Kavimlerinin tahrip ettiği kentler arasında sayılan Kargamış’ı; Asurlular, II. Assumasirpal (M.Ö. 883- 839) ile oğlu III. Salmanassar (M.Ö. 858- 824) dönemlerinde vergiye bağlamışlar­dı.

Kargamış kralı Pişiriş; Frig kralı Midas’la Asur’a karşı oluşan Ana­dolu ittifakında yer almış ve bu yüzden, II. Sargon kenti tahrip ederek ceza­landırmıştı.

Hattena (Unqi-Amq): Antakya çevresinde kurulmuştu. Hattena kralı Lubama; II. Assumasirpal’in buraya yaptığı bir sefer sonunda, Asurlara haraç vermek zorunda kalmıştı. Kral Sapalulme zamanında ise, Asur kralı Salmanassar (M.Ö.858- 824) Hattena’ya bir sefer yapmış ve bazı toprakları Asur İmparatorluğuna katmıştır. M.Ö. 831 yıllarına ait Asur yıllıkları Hattena kralı II. Lubama’nın devrilerek yerine Surri adlı bir usurpator geçtiğinden söz etmektedir. Bunun üzerine Asurlular, bu gaspçıya müdahale ederek, yerine adamları olan Sasi’yi başa geçirmiştir.

Hamat: Günümüzdeki Halep’in güneyinde bir kent idi. Asi nehri kı­yısındaki bu kentin adı, Asur belgelerinde Amatu olarak geçmektedir. Kralları Zakir’in adı ise Hurricedir. Hamat 9. Yy. da Aramilerin eline geç­miştir.

Til Barsip: Burası, Bit- Adini olarak adlandırılan, Arami kabilesinin merkezi idi. Aramilerin buraya ne zaman geldikleri pek bilinmemektedir. Tel-Ahmar’ın, Til Basrip olduğu 1927 yılında yapılan kazılarda ortaya çık­mıştır. II. Assumasirpal’in yıllıklarında geçen Ahuni ismi; buradaki yazıt­larda Ahunas olarak geçmektedir. Bu durum, burasının tarihlenmesinde yardımı olmuştur.

Guzana: Habur kıyısında bugünkü Tel Halaf’da yer almaktaydı. Bu­rada, Orta Kalkolitk Çağ’da önemli bir kentin olduğu, arkeolojik kazılarda ortaya konmuştur. 12- 9. yy.lar arasında Kapara Sülâlesi ve 9- 8. yy. da Geç Hitit dönemi yaşanmıştır. Ancak bu ikinci dönemde kent tamamen Asurlaşmıştı.

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: