Kim Kimdir Teknoloji Yaşam

GEORGE BOOLE

Tarafından yazılmıştır admin

George Boole, digital çağımızın başarıyla ilerlemesine katkı sağlayan gizli kahramanlardan birisi, hatta belki de tek kahramanıdır. 19. yy da yaşayan bu dahi matematiğe yeni bir bakış açısı kazandırmıştır.

1815 ile 1864 yılları arasında yaşamış, ayakkabı tamircisi bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğudur. Babasının yönlendirmesiyle bir kitapçıdan Latince dersleri almış, aldığı düşük düzeydeki bu eğitimi kendi becerisiyle ilerletmiştir.  12 yaşındaki bir çocuğun çevirmesi neredeyse imkânsız olarak düşünülen Horace’nin bir şiirini İngilizceye çevirmiştir. Yabancı dillere olan merakı Yunanca, Fransızca ve Almanca öğrenmeyle devam etmiştir. İlk matematik eğitimini ise boş zamanlarında optik aygıtlar yapan ve matematiğe ilgisi olan babasından almıştır. 1831 yılında asistan öğretmen olarak ailenin tek kazananı olmak durumunda kalmıştır. Öğretmenlik yaptığı dönemlerde matematik üzerine araştırmalar yapmaya devam etmiştir. Matematik üzerine daha detaylı eğitim almak istiyor fakat ailesinin geçimini sağlamak zorunda oluşu onu engelliyordu.

İlk bilimsel çalışması değişmez teoridir. Bu teori; matematikte var olan bir nesnenin üzerinde matematiksel bir dönüşüm gerçekleştirildiğinde hangisi aynı kalır, hangisi değişir sorusunu sorar.  Bir daire belirleyip merkezini alırsanız, bu daireyi döndürdüğünüz zaman çevrenin çevresindeki tüm noktalar hareket eder ancak dairenin merkezi aynı kalacaktır. Bu o belirli dönüşümün değişmezidir.  Sadece kendini geliştirerek, merakı ve icat etme yeteneği sayesinde tamamiyle yeni bir matematik alanı bulan Boole’un değişmez teorisi , 70 yıl sonra Albert Einstein’ ın bunu kendi teorisini geliştirirken kullanana dek tam olarak taktir bulduğu söylenemez. Einstein’ ın kendi teorisinde kullanmasıyla teori fizikte de değer kazanmıştır. Çünkü fizik, değişmeyen nedir, ne aynı kalır sorunun cevabını arar. Fizikte en büyük değişmeyen nedir diye sorarsak, bu ışık hızı; c dir. Yani Boole’ un değişmezlik çalışması olmadan, belki de Einstein’ın görecelik teorisi asla keşfedilemeyecekti.

Boole’un, 1837 yılında Cambridge Matematik dergisinde makaleleri yayınlanmaya başlamıştır. Bu makalelerden birisi Londra Kraliyet Topluluğu tarafından altın madalya kazanmıştır. Boole’ un çalışmaları, orjinalliği ile dikkat çekmiş, Kraliyet Topluluğu’nun prestiji sayesinde de artık tanınmaya başlamıştır. 1839 yılında Cambridge üniversitesinde kürsü teklif edilir. O zamanlarda eğer çok paranız yoksa yüksek sosyal çevrelere karışamaz, akademi dünyasında yer alamazdınız. Bu sebepten teklifi geri çevirir.

1849 yılında Cork’ da yeni bir üniversite açılır. Bu akademi yeni profesörler aramaktadır. Boole başvurmaya karar verir ve tanınmadığı için ileri gelen matematikçilerden tavsiye mektupları alır ve 35 yaşında üniversitenin ilk matematik profesörü olur. Üniversite açıldığında sadece 120 civarında öğrenci vardır. İtibarı olmayan yeni bir üniversitede işe başlıyor olması onun için büyük avantajdı, hem düşünmek için daha fazla zamanı olacaktı. Onun için sadece ailesini geçindirecek bir ücret alması yeterliydi. Cork’ da işe başladığı dönemde ülkede patates küfü nüfusu 2/5 oranında azaltmış, yaklaşık 1 milyondan fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Sosyal, ekonomik ve sağlık problemleri göç artışına sebep olmuş, insanları umutsuzluğa sürüklemiştir. Kıtlığın sebeplerini belirlemeye çalışmak Boole’un düşünce sürecini başlatan ilk tetikleyicidir.

Boole’ un başlattığı en büyük görev ise Tanrının varlığını ispatlamaktı. Aşırı dindar olan Boole, Hristiyanlıktaki üçlü grup fikri ile Tanrının tek olması fikrinin çatışmasına meraklıydı. Tanrının tek olduğuna inanıyor ve mantıklı analiz sürecinde kutsal kitabı uygulayarak bunu kanıtlamaya çalışıyordu. Yorumdan arındırılmış saf dine, bağımsız tanrının birliğine geri dönmek onun dini inancıdır. Yaptığı çalışmada dinin köküne iniyor ve 4 mantıklı fikir, 4 önerme ile başlıyor.

  • Eğer tanrının her şeye gücü yetiyorsa, her şey kendi iradesine göre gerçekleşir.
  • Eğer tanrı mükemmel bir şekilde iyiyse ve her şey onun iradesiyle meydana geliyorsa, o zaman mutlak kötülük olamaz.
  • Eğer tanrının her şeye gücü yetiyorsa ve iyilik hali davranışlarının ana unsuruysa, o zaman acı var olamazdı ve yalnızca tanrının bir aracı olarak var olmalıdır.
  • Acı vardır.

Bu 4 maddenin mantıksal düşünce ile analizini yapıp, matematiksel probleme dönüştürerek sorularına cevap aramıştır. Fakat hiçbir zaman tanrının varlığını ispatlayamamıştır. Ancak bu girişimi en büyük keşfini yapmasına olanak sağlamıştır.

1854, Boole, başyapıtını yayınlar ;Düşünce Yasaları. Bu yapıt onun taçlandırıcı başarısı olacaktır.

21 yaşında elektrik mühendisliği okuyan ,Claude Elwood Shannon , araştırma yaparken Boole’un 83 yıllık kitabını tesadüfen bulur. 19. yy da yapılan araştırmanın 21. yy teknolojisine uygulanabileceğini fark eder.  Shonnon’ ın amacı, Boole ve diğerlerinin geliştirdiği mantığı basit bir devreye yerleştirmektir. Böylece elektrik anahtarlarının kullanılmasını başlatmış oldu. Bu da daha önce yapılan işlemlerin otomatik hale dönüştürülmesi demektir. Otomatik olduğunda, daha hızlı, ucuz ve güvenilir hale gelmiştir. İlk olarak Telekom endüstrisinde kullanılan bu anahtar devreler günümüzde bilgisayar teknolojisinde de kullanılmaktadır.

İnsan zihninin çalışmasını ve karar verme oluşumunu anlamamız için geliştirilen yapay zeka, Boole’ un mirasının dijital çağa damgasını vurmasıdır. Yapay zekanın özünde Boole’ un en önemli ilkesi yer almaktadır, karmaşık karar verme bile basit bir kural dizimine bölünebilir.

Boole’ un yaptığı işin özü, temel fikirleri cebirsel sembollere indirgeyerek basitleştirmek. En basit olan en iyisidir.

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: