Güncel Yaşam

Gezilmesi Gereken Doğa Harikaları (Ege Bölgesi)

Tarafından yazılmıştır admin

İZMİR KUŞ CENNETİ (İZMİR)

Dünyanın sayılı sulak alanla­rından biri İzmir Kuş Cenne­tidir. Gediz Deltası’nda yıl boyu 250 kuş türü görülmektedir. Delta aynı zamanda Türkiye’de flamingoların Tuz Gölü’nden sonra en önemli üreme alanı durumundadır. Deltanın her bölgesinde, hatta İzmir Körfezi’nde flamingoya rastlanılmaktadır. Gediz Deltasının biyolojik çeşitlilik açısından önem taşıyan bölümlerin­den Homa Lagünü, Çamaltı Tuzlasının bitişiğinde bulunmaktadır. Gediz Deltası’nda Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı, mutla­ka uğranması gereken bir ziyaretçi merkezi bulunuyor.

DİLEK YARIMADASI (AYDIN)

Dilek Yarımadası sarp dağlık yapısıyla Akdeniz bitki örtüsünün en iyi korunmuş örneklerine sahiptr. Kıyılarında yerleşim olmayan yarımada­nın birçok noktasına karadan ulaşmak mümkün değil. Alan 1966’da Milli Park ilan edildi. 1994’te ise Büyük Menderes Deltası’nın da dahil olmasıy­la Dilek Yarımadası Büyük Menderes Milli Parkı adını aldı. Park içindeki ekoturizm uygulamaları ziyaretçile­re doğa yürüyüşü, bisiklet turu, kuş gözlemi, dalış, kaya tırmanışı, kültür ve botanik turları gibi etkinlikler sunmaktadır. Yarımadada Panionion, Thebai, Zeus Mağarası gibi antik kalıntılar da var.

BÜYÜK MENDERES DELTASI (AYDIN)

Anadolu’nun içlerinden taşı­dığı alüvyonları Ege kıyıları­na yığan Büyük Menderes, geniş ve verimli bir delta ya­ratır. Dilek Yarımadası’yla birlikte büyük bir Milli Park oluşturan Büyük Menderes Deltası lagünleri, taşkın ovaları, gölleriyle çok sayıda bitki ve hayvan türüne ya­şam ortamı sağlamaktadır. Karine (Dil), 2 bin hektarı aşan alanıyla deltanın en büyük lagünü; burası kuşlar için önemli bir kışlama mekanıdır. Deltadaki Akköy’de küçük kerkenezleri evlerin çatıla­rında bile görmek mümkün. Akköy Lagünü ise önemli bir balıkçılık merkezidir. Dalya­na köyden toprak bir yolla ulaşılır. Büyük Menderes Deltası’nda bir ziyaretçi merkezi de bulunmktadır.

DATÇA’NIN BÜKLERİ (MUĞLA)

Datça Yarımadası burunlarla, koylarla bezeli, bükler ise bu kıyıları şekillendirmektedir. Yörenin ünlü bademleri Palamutbükü civarında yoğunlaşmaktdır. Badem ağaçlarının çiçek açtığı Ocak ayı özellikle görülmeye değer. Yarımada ayrıca Knidos harabelerine ev sahipliği yapmakta. Datça Yarımadasının kuzeyinde haritada görülmeyen ancak arazi araçlarıyla ulaşılabilen küçük, sakin bükler bulunmaktadır. Knidos’ a giden yolda Yazıköy’ de saf kekik balı bulunur. Datça hurması da Türkiye’deki en geniş yayılımını yarımadada, nem oranı yüksek Hurmalıbük ve Eksere vadilerinde gösterir.

SEDİR ADASI (MUĞLA)

Sedir Adası, Gökova Körfezi’nde antik kalıntılar­la dolu üçlü ada grubunun en büyük üyesidir. Apollon Tapmağı, antik tiyatro, agora ve antik liman kalıntıları kesinlikle görülmeye değer eserlerdir. Ar­keolojik ve doğal sit statüsü­ne sahip ada 1980’li yıllarda koruma altına alınmıştır. Jeolojik süreçlerle oluşan kalker damlacıkları kuzeydeki altın renkli kumsalı oluşturur. Sodalı suda kendiliğinden çoğalan ve ateşte yanabilen kumlar denize benzersiz bir renk kazandırmaktadır. Mitolojik hikâyeler buranın “Kleopatra Adası” olarak da anılmasına yol açar. Adaya Muğla’nın Akyaka beldesinden ve Marmaris’e bağlı Çamlı köyünden kalkan teknelerle ulaşılabilir.

BAFA GÖLÜ (AYDIN)

Ege Bölgesinin en büyük gölü, 60 kilometrekarelik alanıyla Bafa (Çamiçi). Büyük Menderes önünü alüvyonlarla kapamadan önce Bafa Gölü bir körfezdi, şimdi ise Beşpar­mak Dağları’ndan eşsiz bir göl manzarası görünüyor. Göldeki altı adadan beşinde kilise ve manastır kalıntıları bulunur. Bu adalar aynı zamanda sukuşlarının üreme alanıdır. Gölün doğu kıyılarında Herakleia antik kentinin ka­lıntıları bulunmaktadır. Kapıkırı köyün­den Beşparmaklar’a taş döşeli antik yollar uzanır. Arabayla gidilecekse Myos antik kenti ve Azap Gölü görülmesi ge­reken yerlerden. Özellikle yaz başında gölün üzeri ve çevresi papatyalarla dolmakta. Hey­betli Yediler Manastırı’na ise Gölkaya köyünden bir buçuk saatlik yürüyüşle ulaşılabilinir.

KÖYCEĞİZ GÖLÜ (MUĞLA)

Suyu hafif tuzlu Köyceğiz Gölü nadir bir doğal hazinedir. Gölün fazla sularını Akdeniz’e taşıyan 12 kilomet­relik kanal, geniş sazlık ve ba­taklık alanlar yaratır. Bura­da labirenti andıran suyolları arasında kano sporu ve tekne turları yapılmaktadır. Kanal, deniz kaplumbağalarının önemli yumurtlama yerlerinden İztuzu Kumsalında Akdeniz’e açılıyor. Köyceğiz Gölü ve Dalyan Kanalı’nın oluşturdu­ğu verimli bölge çok sayıda bitki türü barındırdığı gibi kuşlar için de önem taşımaktadır. Kaunos antik kenti, Dalyan ve Köyceğiz yerleşimleri alanın diğer zenginlikleridir. Yine bu sistemde yer alan Sülüngür Gölü de Nil kaplumbağası için önemli bir yumurtlama alanıdır.

DALAMAN OVASI (MUĞLA)

Dalaman Ovası, aynı adı taşıyan çayın oluşturduğu geniş bir kıyı ovasıdır. Denize yakın Güneydoğu ucunda dört göl ve bunları çevreleyen bataklık, sazlık ve ılgınlardan oluşan bir sulak alan sistemi vardır. Birbirine doğal kanallar­la bağlı göllerin en büyüğü Kocagöl’dür. Buraya Kapıkargın köyünden ulaşılmaktadır. Dalaman Ovası kükürtlü su kaynak­larının bolluğuyla da dikkat çeker. Çürük Dağı’nın dibinden 12 ayrı gözden kay­nayan sıcak mavi su, doğal bir havuz oluşturur. Dalaman Çayı’nın denize döküldü­ğü yer zengin kumullarla kaplıdır ve burası balıkçılar için de önemli bir barınaktır. Dalaman kumsalı, Türkiye’de deniz kaplumbağalarının yumurta bıraktığı önemli alanlardan biri. Ovada Kargın ve Kükürt göllerinde ise Nil kaplumba­ğası yaşar.

BABADAĞ (MUĞLA, FETHİYE)

Türkiye’nin güneyini batıdan doğuya kat eden Toros dağ sisteminin bir parçası Baba­dağ. Fethiye’de Ölüdeniz’in arkasında, kumsaldan itibaren aniden yükselir ve 1969 metreye ulaşıyor. Babadağ’ın zirvesine çıkan 13 kilometrelik patika teknik zorluk içermiyor ama sık bitki örtüsü, değişken zemin yapısı ve yaz aylarındaki sıcak ve kurak iklim kendine özgü güçlükler yaratmaktadır. Babadağ bir günde denizden 2 bin metreye yakın yükselip inme imkanı sunmasıyla eşsiz bir özelliğe sahip. Her  adımda değişen bir manzara ve dağın zengin florasını görme imkanı sunan bu rotayı tecrübeli yürüyüşçüler mutlaka denemeli. Keçiboy­nuzu, sandal, mersin, yabani badem, akçaağaç, sedir ve ardıçlar yol boyunca yürüyüşe eşlik ediyor.

ACIGÖL (DENİZLİ, AFYON)

Türkiye’nin en tuzlu ikinci gölü Acıgöl, Denizli Af­yon sınırında bulunmaktadır. Kış aylarına suyunun büyük kısmını kaybetmiş olarak giren göl, zengin kaynaklara sahip değildir. En önemli kaynağı güneyde Akpınar köyünde, hemen kıyı çizgisinde doğan ve göle del­talar yaparak karışan pınarlar. Deltalar çok güzel manzara­lar sunmaktadır, birçok kişi sadece bunları görmeye Acıgöl’e geliyor. Gölün en güzel man­zara noktalan Akpınar’da. Gemiş’ ten Başmakçı’ya uzanan kıyı şeridi de unutulmaz doğa görüntüleri sunmakta. Yaz aylarında suların çekildiği yerlerde ince ve bembeyaz bir tuz örtüsü kalır. Göl, fla­mingolar ve diğer birçok kuş türü için üreme, konaklama ve kışlama alanıdır.

 

KAYNAK : Atlas Harita Kitaplığı, 2008
HARİTA KAYNAK : http://www.deretepe.net/faydali-bilgiler/gezginler-icin-turkiye-haritalari/

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: