Tam olarak ne zaman ve kimin tarafından icat edildiği bilinmese de kuşkusuz 13. Yüzyılın sonuna doğru gözlük kullanılıyordu.

Her ne kadar Antik çağlarda gözlük olmasa da, görme sorunu yaşayan kesinlikle pek çok kişi vardı. Romalı filozof ve hatip Marcus Tullius Cicero’nun (MÖ 106-43), Roma’nın en büyük yazarlarından ve devlet adamlarından biri olan arkadaşı Titus Pomponius Atticus’a (yaklaşık 110-32) gönderdiği bir mektubunda artık yaşlandığı için kendi başına okuyamadığını, kendisine kölelerinin kitap okuduğunu anlatması iyi bilinen bir örnektir.

Rivayete göre, Roma zamanında bile bir alternatif vardı: Romalı filozof ve oyun yazarı Lucius Annaeus Seneca, ilkel bir lens işlevi gören, su ile doldurulmuş cam bir kâseden bakmak suretiyle Roma’daki bütün kitapları okuduğunu iddia eder.

Willebrord Snellius

Yunan astronom Ptolemy’nin (MS 85- 165) aşağı yukarı MS 140’ta kırılmanın temel ilkelerini açıklamasından bildiğimiz üzere, düzeltici lenslerin arkasındaki kuramsal ilkeler zaten mevcuttu. Yine de, bu yasaların oluşturulması ve Hollandalı astronom ve matematikçi Willebrord Snellius (1580-1626) tarafından daha da geliştirilmesi 17. yüzyılı buldu.

Genellikle kuarstan yapılan okuma taşları 8. yüzyılda ilk olarak İspanya’da rağbet gördü, 11. yüzyılda da Avrupa’nın geri kalanına yayıldı. Bu taşlar Seneca’nın su kâsesine benzer bir ilkeye dayanıyordu. Bir okuma taşı, harfleri büyütmesi için kelimelerin üzerine konan cam bir yarıküreden ibaretti.

O zamanlar saydam cam yapmayı becerebilenler yalnızca Venedik’teki cam üfleyicileriydi, haliyle ilk gözlüklerin İtalya’da geliştirilmiş olması kuvvetle muhtemel. Gözlüğün ilk mucitlerinden birinin 1284 civarında Floransa’da yaşayan Dominikli rahip Alessandro da Spina olabileceği düşünülse de bu bilgiye dair kesin bir kanıt bulunmuyor.

Bildiğimiz gözlüklerden ilk kez 1289 yılında, Floransalı Popozo ailesine mensup bir kişinin Traite con uite de lafamille di Popozo adını verdiği bir el yazmasında bahsedilir:

Yaşımdan ötürü öylesine dermansızım ki gözlük denen camlar olmadan artık ne okuyabiliyor ne de yazabiliyorum. Bunlar, görüşü bozulan zavallı yaşlı insanların faydalanması için son dönemlerde icat edildi.

Yan kısımların olmadığı ilk tasarımların burnun üzerinde tutulması gerekiyordu. Daha fakir insanların camları deri, tahta, boynuz, kemik ve hatta hafif çeliğe monte edilirken, kaymak tabaka altın ya da gümüş çerçeveler kullanıyordu. Yüzyıllar boyunca kimse gözlükleri yerinde tutmak için iyi bir yol bulamadı. İspanyol gözlük üreticileri çerçevelere kulakların üzerine sarılabilecek ipek kurdeleler bağladı. Çinliler ise kurdelelerin ucuna küçük ağırlıklar ekledi. 1730’a gelindiğinde İngiliz alet üreticisi Edward Scarlett, bükülmez sapları olan gözlükleri tasarladı.

 

İLK GÖZLÜK, GÖZLÜĞÜN İCADI, GELİŞİMİhttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/06/ilk-gözlük-kim-icat-eeti.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/06/ilk-gözlük-kim-icat-eeti-150x150.jpgadminGüncelKim KimdirTarihçegözlüğü kim buldu,gözlüğün icadı,gözlüğün tarihçesi,gözlüğün tarihsel gelişimi,İLK GÖZLÜK,ilk gözlük ne zaman bulundu,Lucius Annaeus Seneca,Marcus Tullius Cicero,Ptolemy,Titus Pomponius Atticus,Willebrord Snellius,yapılan ilk gözlükTam olarak ne zaman ve kimin tarafından icat edildiği bilinmese de kuşkusuz 13. Yüzyılın sonuna doğru gözlük kullanılıyordu. Her ne kadar Antik çağlarda gözlük olmasa da, görme sorunu yaşayan kesinlikle pek çok kişi vardı. Romalı filozof ve hatip Marcus Tullius Cicero’nun (MÖ 106-43), Roma’nın en büyük yazarlarından ve devlet adamlarından...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası