Bilim Nedir Sağlık

HİPOFİZ BEZİ NEDİR

Tarafından yazılmıştır admin

Pembe renkte ve bezelye büyüklüğünde bir dokudur. Tıpkı bir kiraz gibi ince bir sapla beynin alt tarafına bağlı bulunmaktadır. Ancak 6 gr. ağırlığa sahiptir ve bunun %85’i sudan ibarettir. Bu küçüklüğüne rağmen beyinden sonra vücuttaki en karmaşık organ sayılabilir. Kişilikte ve her şeyde önemli rol oynar.

Burada üretilen hormonlar mucizeler yaptığı gibi felaketlere de yol açabilir. Sağlıklı normal bir yaşantı sunabilir veya sonucu ölüm dahi olabilen bir sürü hastalıkla uğraştırabilir. İnsanlığı dünyaya ilk iten yani anne rahminde doğum sancılarını ve dolayısıyla hareketleri sağlayan hormonları üretir. Bebeğin 90 cm boyunda bir cüce veya 240 cm bir dev adam olacağının ya da normal boyda olmasına karar veren dokudur.

Vücudun esas bezi ve iç salgı bezlerinin orkestra şefi olarak adlandırılır. Emirleri beynin altındaki erik büyüklüğündeki ve hipofiz bezinin de bağlı bulunduğu Hipotalamus adı verilen organdan alır. Diğer bezlerin çalışmalarını düzenlemek onların hormonlarını tam yeteri kadar üretmelerini sağlamak hipofiz bezinin görevidir. Bu sebeple vücuttaki baş kimyacıdır, en küçük ama en karmaşık kimya fabrikasıdır.

İki loba ayrılmıştır. Küçük olan ve gerideki lob Hipotalamus’un ürettiği iki hormonu depolar. Daha büyük olan ön lob ise belki 10 çeşit hormon üretir. Bu hormonlar insanlarca bilinen maddelerin en karmaşıkları arasındadır ve günlük üretimi 1 gramın milyonda birinden azdır.

Hormonlarından biri Tiroid bezini çok hızlı çalıştırırsa iştah çok arttığı halde kilo alınamaz çöp gibi ince kalınır. Çok az hormon üretilirse de yavaş, tembel, kof ve donuk bir hal alınır. Yapısında bulunan adeta otomatik bir düzenleyici durumu dengede tutar ve iki durumun da meydana gelmesini engeller.

Benzer durum erbezlerinde vardır. Bu bezleri kontrol eden iki hormonu bulunur. Bunlardan biri sperma hücrelerini ve erkek hormonunu harekete geçirir. Öteki hormonsa bu sperma hücrelerinin geçişini kolaylaştırmak için kanal sistemini genişletir. Dişilerdeyse yumurtalıkları harekete geçirerek yumurta üretimini sağlayan benzer hormonlar salgılar. Bundan dolayı doğurganlık ve yaşantı buna bağlıdır.

Dişilerde normal olarak ayda bir tek yumurta üretimini yetecek kadar folikül harekete getiren hormon (FSH) ve intertisyel (doku arası) hücre harekete geçiren hormon (ICSH) salgılar. Eğer çok fazla FSH ve ICSH üretirse bir tek ayda üç, beş veya daha çok yumurta olgunlaşır, o zaman üçüz veya beşiz doğumda gerçekleşmiş olur. Aynı durum erkeklerde erbezleri için de geçerlidir. Bu hormonlar az salgılandığında sinirli, mızmız ve cinsel yönden isteksiz olunur.

En çok bilinen ve üretileni büyüme hormonudur. Vücudun normal ölçülere göre büyümesini ve kemik uçlarının kapanmasını, daha fazla uzamalarına ihtiyaç kalmadığını belirler. Büyüme hormonları büyüme faaliyetleri dursa da faaliyetlerine devam ederler. Kemik kırılmalarında acele yeni kemiğin oluşmasını sağlar. Deri gibi yerlerde oluşan kesik vb. yaraların çabucak iyileşmesini sağlar. Yıpranan, aşınan dokuların da yerlerine yenilerinin konmasını sağlar. Bu gibi onarım ve yenilenme işlemelerinde gerekli hormonları üretmeyi bol miktarda her zaman yapar. Aşırı büyümeler çene, eller, ayaklar ve burun gibi yerlerde olur. Burnun orantısız daha büyük olması veya ellerin ayakların daha gelişmiş olması bu sebeptendir.

Yalnız hayvanlarda bulunan başka bir hipofiz bezi hormonu da hastalıkları kontrol altına alınmasını sağlayan Lipotropin’dir. Bu hormon vücuttaki yağ depolamalarına karşın adeta bir bekçi görevi görür. Katı yağları karaciğere göndererek bunların burada enerjiye dönüşümlerini sağlamak gibi çok önemli bir özelliğe sahiptir. Lipotropin hormonu iyi bir şekilde dizgin altına alınırsa vücudun düzenli gelişimi, genç görünüşü, ince ve orantılı olması sağlanır.

Başın orta yerinde, kemikli bir beşik içinde bulunduğundan yaralanmalara karşı iyi korunur. Yaralanmalarda dramatik sonuçlar olur. Örneğin böbrekler üzerinde fren görevi yapan ve antidiüretik bir hormon olan Vasopressin üretimini düşürür. Böbrekler daha hızlı çalışmaya başlarlar ve günde litrelerce idrar üretirler. Aynı miktarda su içmek gerektiğinden her daim susama duygusu hissedilir. Tümöre de daha az rastlanır. Bu gibi tümörlerin etki zinciriyse hayret vericidir. Bir tümör fazla ACTH hormonu üretmeye sebep olduğunda böbreklerin üzerinde bulunan böbreküstü bezlerinin daha çok çalışmasına sebep olur, bu durumda karın bölgesinde, boyunda ve sırtta yağlar birikmeye, bacaklar da kalınlaşmaya başlayacaktır. Kemiklerdeki kalsiyum azalacak belkemiği çöküntüye uğrayacaktır. Bu çöküntüye paralel kalp daha hızlı çalışacak ve neticede dayanamayıp duracaktır. Bunların önlenmesi için radyasyonla yavaşlatmaya çalışılacak başarılı olunmazsa da ameliyatla çıkarılması gerekecektir. Bu aşamadan sonra vücuda devamlı dışarıdan hormon verilmesi gerekmektedir.

J.D. Ratcliff

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: