Tarihçe

HİTİT UYGARLIĞI – 1

Tarafından yazılmıştır admin

DEVLET SİSTEMİ

Hitit devleti başlangıçta, başta “Tabama” adı verilen bir kral ve “Panku(ş)” adı verilen, bir “Soylular Meclisi=Yaşlılar Meclisi'”nden oluşan, merkezi yönetim şekliydi. Sınırlı sayıda aile veya aristokrisini oluşturan Panku bir bakıma büyük aile idi. Temelde yargı görevi olan bu meclisinin üyeleri emsallerince yargılanabilirdi. Panku’nun dışında askeri bir meclis olarak DUGUDLAR ve adli konularda bir danışma kurulu ola­rak TULİYA’dan söz edilmektedir. Ancak bunların görevleri hakkında yeterli bilgi yoktur. Hitit devlet yönetiminde zaman zaman etkinliğini gör­düğümüz “Tavananna” adı verilen, kraliçeler de yer almaktaydı. Veliaht prenslere ise “tuhkanti” denilmekteydi.

Panku(ş): Sayıları ve yaşları hakkında fazla bilgi olmayan bu meclisin Hititlerde varlığı; onların çağdaşlarına göre, bir hayli ileri düzeyde bir de­mokrasi anlayışı olduğunu gösterir. Bazı belgelerden yetkilerinin bir kısmı hakkında bilgi sahibi olunan bu meclisin nasıl seçilip göreve getirildikleri konusunda bilgiler yoktur. Bu meclisin görevleri arasında kral soyundan birine verilen ölüm cezasını ve kral tarafından atanan veliahtı onaylamak gibi yetkileri bulunmaktaydı.

O dönemde, Mezopotamya ve Mısır krallarının yönetimde tek söz sa­hibi olmasına rağmen, Hitit krallarının bu meclisler ve kraliçe tarafından yetkilerinin sınırlandığı, bu nedenle mutlak ve ilahi gücünün zayıfladığı anlaşılmaktadır.

Eski Krallık dönemindeki bu meclis İmparatorluk döneminde görül­memektedir. Zamanla kralların tahtı gasp yoluyla ele geçirmeleri ve askeri başarıları, onların devlet üzerinde tek güç olmalarına yol açmıştır. Fakat bu meclisin işlevi bitmekle birlikte benzer bir elit grubun sarayda yer aldığı sanılmaktadır. Bu dönemde Baş Masa-Adamı gibi görevler bulunmaktay­dı.

Kral: Eski Krallık döneminde Tabama/Labama sanıyla anılan Hitit kralları, imparatorluk döneminde daha çok “Güneşim” DUTUSI adı verilen başka bir sanla anılmışlardır. Bu san kralın tebaları tarafından kullanılmış olmalıdır. Kabartmalarda kanatlı güneş kursu ile temsil edilen kralın bu şekilde yansıtılması Mitanni ve Mısır kültür etkilerinden kaynaklanmalı­dır. Güneş tanrısı ile ilişkili görülen kral, tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak adalet dağıtıcısıdır.

İmparatorluk döneminde yetkileri birleştiren Kralın başlıca görevleri başyargıçlık, başkomutanlık ve başrahiplik idi. Bütün bu yetkilere rağmen Hitit krallarında Mısır ve Mezopotamya krallarında görülen tanrısallaştırma eğilimleri görülmez. Bilindiği gibi, Mısır firavunları kendilerini tanrı gibi görürlerken, Mezopotamya kralları tanrının yeryüzündeki sürülerini güden çobanları gibi görmüşlerdi. Hitit kralları ise kendilerini tanrının hiz­metçisi gibi görmüşler ve onlar ancak ölünce tanrı sayılmışlardır.

Başyargıç olan Hitit kralları, yüksek mahkemeye başkanlık edip, ba­ğımlı kralların bozdukları yeminler ve aralarındaki anlaşmazlıklara, soylu­lar arasındaki davalara bakmışlar ve ölüm cezaları hakkında karar vermiş­lerdir.

Kraliçe: Hitit hükümdarlarının anneleri ana kraliçelere “Tavananna” ve eşleri kraliçelere “Şakuvaşşar” unvanı verilmekteydi. Kraliçe Aşmunikal’ın ve Kadeş Antlaşmasında III. Hattuşiliş ve Pudu-Hepa’nın mühürlerinin olması Hitit Kraliçelerinin devlet yönetimindeki etkinliklerini yansıtması bakımından dikkat çekicidir.

Veliaht: Hititlerde kralın en çok sevdiği oğlu, bazen en büyüğü olması da şart değildi, veliaht prens tuhkanti olarak tahtın varisi seçilirdi. Bazen bu görevdekilere Akkadça şekliyle TARTENU denildiği de görülmektedir. Eski Krallık döneminde veliahd, Pankuş tarafından onaylanması gerekirdi. Telepinuş Fermanında böyle bir olayla ilgili örnek bulunmaktadır. Puşarumma oğlu Labama’yı veliaht tayin etmiş, Pankuş onun veliahtlığını onaylamamış ve yerine kardeşi Papadilmah’ı veliaht ilan etmiştir. Bunun üzerine Labama Pankuş’a karşı mücadele etmiş ve tahtını korumuştur. Tuhkanti’nin devlet işlerinde babasına yardım etmenin yanında bazen başkomutanlık gibi görevleri de vardı. Kralın diğer oğulları da işlerinde görev almaktaydı. Kralın askeri, dini ve siyasi konularında olmak, valiliklerde bulunmak gibi.

Saray Teşkilatı: Hitit kralı halktan uzak bir hayat sürdürmesine rağmen çevresinde ona hizmet eden sürekli irtibat halinde bir topluluk vardı.

Hitit yazılı belgelerinden saray teşkilatı hakkında bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilerden saray teşkilatında saray memurları, yazıcılar, Meşedi’ler, aşçılar, sofracılar ve şaraptarlar gibi görevliler bulunmaktaydı.

Hitit toplumunda okuryazarlık yüksek devlet kadrolarında görev yapmak isteyen insanların işi olmalıydı. Bu türden beceriler, yazıcı yetiştiren okullarda kazanılmış olmalıdır. Çivi yazısı ve hiyeroglif gibi yazı türlerinde kendini yetiştirmek oldukça zordu. Bu nedenle yazıcıların seçkin bir konumu vardı. İmparatorluk döneminde Hattuşaş Büyük tapınakta elli kadar yazıcı vardı. Bu sayının tapınaktaki kült personelinin dörtte birinden fazla olduğu düşünülmektedir. Sarayın yanında, krallığın diğer tapınakla­rında da yazıcılar istihdam edilmekteydi.

GAL MESEDİ, Muhafızlar Başı olup, en sorumluluk sahibi görevler­den biri idi. Yetenekli ve güvenilir kimselerden seçilmekteydiler. Çoğu kez hanedanlığa yakın kimselerden tercih edilmekteydiler. MESEDİ’ler kralı korumak için mızraklı askerlerden oluşan bir koruma birliğine sahiptiler.

Kralın diğer önemli görevlileri arasında GAL GESTİN (Şarapçılarbaşı) bulunmaktaydı. Adındaki mütevaziliğine karşın, hüküm­darın en güvenilir kişilerinden seçilip, başkomutanlık gibi görevleri vardı.

Yönetim Yapısı: Hitit devlet yapısı bir takım yerel krallık ve sonradan kurulan eyaletlerden oluşmuş feodal bir görüntü içindeydi. Ele geçirilen bazı yerel krallıklarla akrabalıklar kurulmuş merkeze bağlılıkları sağlanma­ya çalışılmıştır. Akrabalıkta daha çok ele geçirilen ülkenin kralı ya da oğlu ile Hattuşaş’tan gönderilen bir prensesle evlilikleri sağlanıyordu. Bu prens­ler de bu krallıkların merkeze bağlılıklarını sağlıyordu. Diğer taraftan bu krallıklarla bağlılıklarını belirten antlaşmalar yapılıyordu. Bu antlaşmalara her iki tarafın tanrıları şahit gösteriliyordu.

Hititlerde eyalet valilerine BEL MADGALTI (nöbetçi kulesinin efendisi) denilmekteydi. Bu görevdekilerin sorumlulukları genişti. Kralın top­raklarını yönetir ve vergi toplarlardı. Binaların, yolların, sulama kanallarının bakımından sorumlu kişilerdi. Eyaletlerin yönetiminin yerel krallara verilmesinin dışında farklı uygulamalar da görülmektedir. Özellikle Kaşka tehdidine karşı Yukarı Ülke’de Hakpis, Nerik ve Zippalanda bir araya geti­rilmiş, kurulan eyaletin başına vali olarak Muvattaliş kardeşi III. Hattuşiliş’i atamıştı. Yine Muvattaliş, güneyde kurduğu başkent Tarhuntaşşa’nın başı­na Kadeş Savaşı sırasında oğlu Kurunta’yı bırakmıştı. Daha sonra Kurunta’yı kardeşi Urhi-Teşub (III. Murşiliş), amcası III. Hattuşiliş ve am­casının oğlu IV. Tuthaliya Tarhuntaşşa Krallığı’nın başına kral olarak atamışlardı.

Konya çevresinde kurulan bu krallığın batıdaki Arzava Krallığı’na karşı kurulduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan Mısır sınırında kurulan Kargamış’ın da yönetimine Hititli prensler atanmaktaydı.

Hitit devletine bağlı yerel krallıkların bazıları şunlardı; Doğu Anado­lu’da bugünkü Malatya ile Elazığ arasında Alşe ve burasının güneyinde Işuwa, Erzurum ve Erzincan çevresinde Hayaşa, Kuzeydoğu Anadolu’da Azzi, Batı Anadolu’da Arzava Ülkeleri içinde Hapalla, Şeha, Mira- Kuwaliya, Hapalla, Hariyati, Viluşa ve Arzava güneyde Kizzuvatna ve kuzeyde Pala ve Tummana.

ORDU

Hitit ordusunda (tuzzi) kral başkomutandı ve büyük seferlerde bizzat ordunun başında yer alırdı. Ordu komutanlığına hazır hale gelebilmesi için prenslerin küçük yaşta savaşa götürüldüğü görülmektedir. IV. Tuthalia’nın daha on iki yaşında Kaşka seferine katıldığı öğrenilmektedir. Nerdeyse her yıl yapılan savaşlarda Hitit kralları ordunun başında yer alsa da savaş ala­nında ölen bir kral yoktur. Bu da onların çok iyi korunduğunu göstermek­tedir.

Kralın ve veliahttın atandığı görevlerin altında kralın erkek kardeşleri de ordu komutanlıklarında görev alabilirdi.

Hititlerde sürekli bir ordu yoktu. Savaş zamanında eli silah tutan her Hititli erkek asker sayılırdı. Ancak kralın özel muhafızlığını yapan daimi askerlerden oluşan çekirdek bir askeri kadrosu vardı. Bunların görevi sınır kaleleri arasında devriye gezmek ve ayaklanmaları önlemekti. Zaman za­man yabancı askerlerin paralı asker olarak orduya alındığı görülmektedir. Seferberlik sırasında yerli halktan büyük bir ordu toplanıyordu. Savaşa ge­nellikle ilkbaharda çıkılırdı.

Bir Amama mektubunda 96.000 kişiden oluşan Hitit ordusundan söz edilmektedir. Yine Mısır belgeleri Kadeş Savaşı’ndaki Hitit ordusunda 35.000 piyade ve 3.500 savaş arabasından söz etmişlerdir. Hitit belgeleri deniz kuvvetleri hakkında bilgi vermemekle birlikte Kıbrıs’ı ele geçirmeleri ve II. Şuppiluliuma zamanında yapılan deniz savaşları Akdeniz’de bir donanmaları olduğunu ortaya koymaktadır.

Hitit ordusu piyade ve harp arabalarından oluşmaktaydı. Hititler atı biliyor ve at yetiştiriyorlardı. At yetiştiriciliği konusunda kil tabletlerde bilgiler vardır. Bazı kabartmalarda süvarilere de yer verilmesine rağmen, bunların sadece keşif ve haberleşmede kullanılmış oldukları sanılmaktadır. At sadece harp arabalarının taşınmasında kullanılmaktaydı. Ön Asya’daki süvarilik mesleği daha sonraki dönemlerde Asur ordusunda görülecektir. Hitit savaş arabalarının, Mısır savaş arabalarına üstünlük kurduğu Kadeş savaşı ile ilgili duvar çizimlerinden anlaşılmaktadır. Hitit savaş arabalarında bir sürücü, bir savaşçı ve savaş sırasında her ikisini korumak için kalkanlı bir asker bulunuyordu. Mısırlılarda ise bir araba sürücüsü ve bir savaşçı bulunmaktaydı.

Hitit ordusunun başlıca silahları ok, yay, mızrak, iki ağızlı balta, topuz, hançer ve kalkandan oluşmaktaydı. Bu silahlar büyük oranda tunçtan yapılmaktaydı. Fakat çok az sayıda demir silahların da yapıldığı bilinmektedir. Kent muhasarasını bilen Hititlerin bazen uzun kuşatmaları görülmekteydi. Kentlerin ele geçirilmesinde kuleler ve Hurri tarzında koçbaşları kullandıklarını öğrenmekteyiz.

Eskiçağ Uygarlıkları

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: