Tarihçe

HİTİT UYGARLIĞI – 2

Tarafından yazılmıştır admin

SOSYO EKONOMİK YAPI 

Hitit ekenomisi büyük oranda tarıma dayalı idi. Arkeolojik ve yazılı belgeler yabani ve evcil bitki ve hayvan varlığı konusunda oldukça geniş bilgiler vermektedir. Başlıca zirai ürünler arpa ve buğdaydı. Bunların yanında bezelye, fasulye, soğan, keten, incir, zeytin, elma, armut ve nar yetiştiriliyordu.

Hayvan yetiştiriciliğinde ise sığır, domuz, keçi, koyun, at, eşek, köpek ve manda bulunmaktaydı. Yaban hayvanları olarak aslan, leopar, kurt, yaban domuzu, geyik, yılan, tavşan, boğa, yaban keçisi, kartal, yaban ördeği, güvercin ve fare yer almaktadır.

Yemek türlerinde ekmek, çörek, süt, peynir, lapa, ezme, sebze ve et yemekleri görülmektedir. Ziraatla ilgili kelimelerde ise çiftlik, ağıl, ahır, domuz ahırı, keçi ahırı, harman yeri, meyve bahçesi, çayır, arı kovanı, tahıl ambarı, değirmen taşı, su oluğu, saban, bel, el arabası ve koşum takımı bulunmaktadır. Hititlerde arıcılık da görülmektedir.

Hitit tarımının durumu, II. Murşiliş’e ait Veba Duaları’nda şu şekilde dile getirilmektedir:

Ey tanrılar ne yaptınız? Vebanın Hatti ülkesine girmesinine izin verdiniz ve herkes ölüyor! Şimdi size sunulacak yiyecek ve içkiyi hazırlayacak kimse kalmadı! Ekici ve biçicilerin hepsi öldüğü için tanrının tarlalalarını kimse ekmiyor ve biçmiyor. Tanrılara ekmek yapan değirmenci kadınların hepsi öldü! Sığır ve koyun çobanlarının hepsi öldüğünden adak kurbanı için koyunların ve sığırların seçildiği koyun ve sığır ağılları bomboş.

Çiftçiliğin dışında ekonomide değişik meslek grupları da vardı. Bun­lardan bazıları hekim, inşaatçı, marangoz, duvara, kuyumcu, bakırcı, çöm­lekçi, fırıncı, ayakkabıcı, dokumacı, terzi, çırpıcı, meyhaneci, balıkçı, aşçı, kapıcı ve bekçi. Hititlerin madenciliğe de önem verdiği bilinmektedir.

Genellikle maden cevherinin yakınında maden cevherlerin eritilme iş­lemi yapılmaktaydı. Maden, külçeler halinde yük arabaları ve eşekler ile taşınmaktaydı. Akdeniz’de bulunan gemi batığında, Hitit dönemi Suri­ye’den batıya götürülen bakır ingotlar bulunmuştur. Kıbrıs adası (Alaşiya) da, Hititlerin bakır elde ettiği önemli bir merkezdi.

Ekonomide dokumacılığın da önemli bir yeri vardı. Kazılar sırasında Hitit evlerinde çok sayıda dokuma ağırşakları bulunmuştur. Ayrıca çeşitli giysileri diken terziler de olmalıdır.

Bir Hititlinin günlük giysisi diz boyunda kolları ve boynu açık tunik­lerdi. Hurri gömleği denen uzun ve gösterişli giysiler dini tören ve bayram­larda giyilirdi. Kral ve rahipler yuvarlak başlıklar giyerken törenlerde tanrısal bir giysi kabul edilen sivri külahlar da giyerlerdi. Sivri ucu yukarı kalkık çizmeler de tanrı ve kral kabartmalarında görülen önemli, giysilerin başında gelirdi. Konya Hatip’de bulunan Kurunta’nın, Fırtına Tanrısı Tarhu için yaptırdığı kabartmanın çizmeli ayaklarına günümüz halkının “peygamber ayakları” demesi ilginçtir.

Giysiler bronz bir iğne yardımı ile tutturulurdu. Küpe, yüzük, bilezik ve kolye kullanıldığı kabartmalar ve kazılardan çıkan örneklerden anlaşılmaktadır. Mezopotamyalı Sami kavimlerin sakalı tercih etmelerinin aksine Hititler traşlı gezerdi. Resimlerinde bu durum görüldüğü gibi kazılarda traş bıçakları (ustura) olabilecek kazıyıcılar bulunmuştur.

Hitit toplumu; soylular, hürler, rahipler, köleler ve NAM.RA’lardan oluşmaktaydı. Soylular hanedanlığa bağlı kişilerden oluşmaktaydı. Bu sını­fa bağlı kimselere büyük çiftlikler timar olarak verilmiştir. Bazı yazılı belge­lerin verdiği bilgilerden öğrenildiğine göre yazıcılık gibi yüksek memurluk­lara prenslerin atanması bazı önemli memurluklara hükümdar ailesinden kişilerin atandığını göstermektedir.

Hürler: Hitit yönetimindeki hür vatandaşların devlet adına üç önemli sorumlulukları vardı. Bunlardan biri eli silah tutan erkekler her yıl askerlik görevini yapmaktaydı. Diğer sorumluluklarından ikisi ise timar (Sahhan) ve angarya (Luzzi) idi. Şahhan adı verilen timar toprakları savaş zamanı asker vermek kaydıyla bazı vatandaşlara bağışlanıyordu. Bu çiftlikler timarın sahibi öldüğü zaman tekrar devlete iade edilirdi. Bu toprak sahibinin varisine kral yeniden toprağı verebilirdi. Çoğu kez timar arazilerinin tapınaklara ve rahiplere de verildiği olmuştur.

Luzzi adı verilen angarya sisteminde ise halkın kent surları, tapınak, köprü ve yol yapımı ve onarımı gibi toplumun genel ihtiyaçları için yaptığı çalışmalardı.

Rahipler: Hitit devletinde kentlerde yaşayan insanların arasında rahiplerin de olduğu bilinmektedir. Onlara ait ayrı yasa maddeleri olmadığından hürlere tanınan haklara sahip oldukları anlaşılmaktadır. Rahiplerin başlıca görevleri tapınakları açmak ve duaları okumaktı. Rahipliğin en önemli mesleklerden biri olduğu; sağlığı bozuk prenslerin rahipliğe veril­mesinden anlaşılmaktadır. Hitit imparatoru EL Hattuşiliş bu şekilde çocukluğunda rahipliğe verilmişti.

Köleler: Mezopotamya’da olduğu gibi Hititlerde de köle sınıfı bu­lunmaktaydı. Kent halkı hürler ve köleler olarak başlıca iki sınıfa ayrılmak­taydı. Ancak Hitit yasalarında kölelere, komşu ülkelere göre daha insani yaklaşıldığı görülmektedir. Borcunu ödeyen bir köle hürlüğe geçebiliyordu. Hitit yasalan köle ya da esir insana yarım insan nazarıyla bakmaktaydı.

NAM.RA: Hitit belgelerinde sözü edilen NAM.RA’ların savaş esirleri için kullanıldığı sanılmaktadır. Hürler gibi davranılan bu insanlar Hatti ülkesinde belli yerlere yerleştirilmiştir ve onlara da timar arazileri verilmiş­tir. Büyük kral bunlardan ihtiyaç halinde asker almaktaydı. Devletin bunla­ra tohumluk veya gıda maddeleri verdiği de öğrenilmektedir.

LU.GIS.KU: Hitit metinlerinde geçen bu sınıfın ne olduğu bilinme­mektedir. Bu kelime silah adamları diye tercüme edilmiştir. Ancak tahta silahlara sahip oldukları şeklinde tercümeden sonuç çıkarılması, bunların çiftçi oldukları gibi yorumları beraberinde taşımıştır. Bir antlaşma madde­sinde ise Hititli bir LU.GIS.KU Kaşkalı bir hüre eşit gelmektedir.

Eskiçağ Uygarlıkları

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: