Tarihçe

HİTİT UYGARLIĞI – 3

Tarafından yazılmıştır admin

HUKUK

Bir toplumun gelişme düzeyini hukuk yapısı gösterir, alanındaki Hitit hukuku eski kavimlerde olduğu gibi dinle iç içe olmuştur. Ön Asya kavimlerinde olduğu gibi adalet kavramı güneşle simgelenmiştir. Hititlerde adaletin koruyucusu olarak güneş tanrıçası Arinna kabul edilmektedi.

Hitit hukuku ve uygulamasıyla ilgili bilgilere, şahitlere ait mahkeme tutanakları, kralın gönderdiği talimatlar, saray görevlilerinin işlenen suçlara verilen suçların kaydedildiği saray kronikleri ve yasalar adı verilen koleksiyon belgelerinden ulaşılmaktadır.

Adam öldürme, saldırı ve dayak atma, evlilik olağan dışı vakalar, mal mülk bulma, hırsızlık, kundakçılık, cinsel suçlar, usulsüz evlilik, anne tarafından evlatlıktan reddedilme, kölelikle ve sığırlarla ilgili olmak üzere 200 maddeden ulaşmaktadır.

Bu maddelerden bazıları olan Hitit yasaları ile ilgili bazı örnekler:

1.Eğer herhangi bir kişi özgür bir insanın kolunu veya bacağını kı­rarsa, o kişiye yirmi şekel öder ve o (davacı) onu serbest bırakır.

2.Eğer herhangi bir kişi kadın ya da erkek kölenin kolunu veya ba­cağını kırarsa, on şekel gümüş öder ve o (davacı) onu serbest bırakır.

3.Eğer herhangi bir yetişkin bir öküzü çalarsa, eskiden on beş öküz verirdi, fakat şimdi on öküz verir; iki yaşmda üç öküz, bir yaşmda üç öküz ve sütten yeni kesilmiş dört öküz verir ve o (davacı) onu serbest bırakır.

4.Eğer bir insan bir çanağı veya sarnıcı pisletirse, eskiden altı şekel gümüş öderdi; pisleten kişi (sahibine) üç şekel gümüş ve saraya üç şekel öderdi, fakat şimdi kral sarayın payını iptal etti; pisleten kişi sadece üç şekel öder ve o (davacı) onu serbest bırakır.

5.Eğer herhangi bir kişi kavga esnasında bir erkeği veya bir kadını öldürürse, öldürülen kişinin cinsiyetine göre ölenin sahibine dört insan ve­rerek telafi eder ve o (kurbanın mirasçısı) onu serbest bırakır.

6.Eğer bir adam dağda bir kadını ele geçirir ve ırzına geçerse, adam suçludur ve ölecektir, ama kadının evinde ele geçirirse, kadın suçlu­dur, ölecektir. Eğer kadının kocası onları (olay anında) yakalarsa ve onları öldürürse, suç işlememiş sayılır.

7.Onları saray kapısına getirirse (yani mahkemeye) ve, “Karım ölmesin” derse, karısının canını bağışlayabilir, ancak aşığınınkini de bağışlaması gerekir. O zaman, onu (yani karısını) duvaklayabilir. Ancak her ikisi de ölsün derse, kaderleri kralın eline kalır, kral her ikisini de bağışlar ya da ikisini de öldürtür.

Tabletler üzerine yazılmış olan bu yasalar dikkatle korunmuş ve kü­çük değişikliklerle kopyaları yapılmış, Mezopotamya’dakiler gibi uhrevi olmaktan çok, açık sözlü ve laik bir görüntü vermektedir. Hammurabi yasa­ları gibi dikilitaşlara yazılıp halka ilan edilen yasalar değildi.

Hititlerde kral, güneş tanrısının adaletini dağıtmakla yükümlü vekili olan başyargıçtı. Ölüm cezalarının onaylanmasında o karar verirdi. Ülke genelinde eyaletlerde kralın atadığı bölgesel yöneticiler BEL MADGALTI’ler yasaları yürütmeden sorumluydular. Onlara adli konular­da yerel yöneticiler (LUMASKIM.URIKI= Akkadça râbisu) yardıma olurdu. Aynı zamanda bu kişiler köy meclislerine kralın temsilcisi olarak başkanlık ederlerdi.

BEL MADGALTI lere yetimi, yoksulu ve dulları korumaları, doğru ve tarafsız bir yönetim gerçekleştirmeleri için talimatlar verilirdi.

Yerel meclis, Hitit devletinin adeletle ilgili hiyerarşinin en alt birimini oluşturmaktaydı. Eyalet yöneticileri ise yerel yöneticilerin almış oldukları kararları temyiz etme gibi yetkileri vardı. LUDUGUD “ileri gelen, sulh yargıcı” adı verilen, kral tarafından atanan adli görevliler vardı. Kral adına karar veren bu kişilerin kararları, nihai karar olduğundan, kararlarının bo­zulması güçtü.

Temizliğe dikkat eden Hititlerde krallara ya da tanrılara ait çevrenin kirletilmesine ölüm cezası veriliyordu.

Aile Hukuku: Hitit ailesi baba erkil bir aile olmakla birlikte kadına ve­rilen haklar da vardı. Kocasına ihanet eden bir kadına ölüm cezası verilir­ken, başka kadınlarla ilişkisi olan kocaya herhangi bir ceza verilmemekte­dir. Hitit evlilik geleneğinde damat kıza “Kuşata” adı verilen bir başlık pa­rası öderken, kız da baba evinden çıkarken baba mirasına karşılık oarak “İvaru” adı verilen bir çeyiz parası alıyordu. Evlilik için söz kesildiğinde damat adayı babaya kuşatayı verirdi. Eğer evlilikten dönerse bu ödeme yanardı. Eğer kız tarafı cayarsa kuşatayı tazmin etmek zorundaydı. Hitit­lerde kız kaçırma ve iç güveylilik de görülmektedir.

Hititlerde genellikle tek evlilik görülmektedir. Bazen iki ya da üç evli­lik de görülmektedir. Ancak meşru olan eş birinci evlilikteki eşidir. Çocuğu olmayan bir kişi ikinci evliliğini yapabiliyordu. Ancak çocuk meşru birinci eşe ait oluyordu. Hititlerde “Levirat” da görülmektedir. Levirat kocası ölen kadının kayın biraderlerinden biri ile evlenmesiydi. Bir kişi babası ölünce üvey annesi ile de evlenebiliyordu.

Veraset: Hitit toplumu kendilerinden önceki Anadolu halklarının ak­sine ataerkil bir aile yapısına sahiptir. Bu nedenle diğer ataerkil topluluk­larda olduğu gibi babanın üstünlük hakları büyük oğla geçmiştir. Ölen bir kocanın malı çocukları ve karısı arasında bölüşülüyordu. Ölen kadının çe­yizi çocukları ve kocası arasında paylaşılıyordu. Baba evinde ölüyorsa ço­cukları ve ebeveyni arasında bölüştürülüyordu.

Cezalar: Hitit ceza yasalarında bedeli ile ceza ödeme dikkati çekmek­tedir. Kısasa kısas (göze göz dişe diş= talion) yoktu. Bu yönden gelişkin bir durumda olan Hitit yasalarında tazminat ağırlıklı cezalar vardı. İdam cezası verilen suçlar sadece tecavüz, hayvanlarla cinsel ilişki ve devlet otoritesine karşı çıkmaktı.

Hırsızlık, sokakta bulunan eşyayı sahibine haber vermemek, büyücü­lük, hayvanlara tecavüz etmek, yakın akraba ile evlilik, devlet otoritesine karşı çıkmak gibi suçlar ölüme varan ağır cezalar gerektiriyordu. Evlilik öncesi yasaları toleranslı görülse de evlilik sonrası gayri meşru ilişkilere sert önlemler alınmıştır. Zina büyük bir suçtu.

Hitit cezalarında kölelere verilen cezalar özgürlere verilen cezaların yarısı kadardı.

Bedeni cezalar Asur yasalarında normal görülmesine karşın Hititler­de sadece kölelere verilmekteydi. Az görülmekle birlikte baş kesmek, teker­leğe bağlamak, boyunduruğa koşmak gibi ilginç cezalar vardı. Kolektif ce­zalar da Hitit hukukunda görülmektedir. Kralın mahkemesi ile alay edenin evi başına yıkılıyordu.

Mahkemeler: Hititlerin üç çeşit mahkemesi vardı:

1.Saray Kapısı (KA E. GAL LİM): Yaşlılar heyetinin baktığı mahke­me idi.

2.Soyluların ve yüksek memurların bakıldığı mahkeme (DİN LU DUGUD).

3.Kralın mahkemesi (DİN LUGAL): Bu mahkeme bir tür temyiz mahkemesiydi. Bu konuda IV. Tuthaliya’nın valilere gönderdiği bir fer­manda “haklı bir davayı kaybettirmeyin ve haksız bir davayı kazandırmayın! Muktedir olamadığınız davaları kralın huzuruna getirin, onu bizzat kral rüviyet eder” denilmektedir.

Hitit devletinin yönetimindeki bağımlı krallıkları ve komşu devletler­le ilgili bir devletler hukuku da vardı: Buna göre Hititler, komşularına üç çeşit hak tanımışlardı.

1.Hitit Konfedarasyonuna müttefik büyük devletler (Mısır, Babil ve Asur gibi).

2.Hitit Konfedarasyonuna bağımlı küçük krallıklar (Arzava, Kizzuvatna, Amurru gibi).

3.Düşman ülkeler (Bu ülkeler zamana göre değişmekteydi).

Eskiçağ Uygarlıkları

 

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: