Son Makaleler Tarihçe

HİTİT YENİ KRALLIK DÖNEMİ (M.Ö. 1445-1200)

Tarafından yazılmıştır admin

I./II.Tuthaliya: Bazı tarihçiler Hitit krallığının kuruluşunda bir Tuthaliya adında kralın olduğunu öne sürmüşlerdir. Bu nedenle Hitit impa­ratorluk döneminin kurucusu bu Tuthaliya II. Tuthaliya olarak tarihe geç­miştir. Ancak I. Tuthaliya hakkında fazla bilgi olmamasından bazı tarihçiler de buna II. Tuthaliya demeyi şüpheli bulmaktadır. Birde II. Tuthaliya ile oğlu I. Amuvanda ile IV. Tuthaliya ara ile oğlu III. Amuvanda’nın icraatları ara­sında bir karışıklık görülmektedir. Bu nedenle IV. Tuthaliya ve oğlu III. Amuvanda’ya gösterilen icraatlar bazen II. Tuthaliya ile oğlu III. Amuvanda’ya gösterilmektedir.

I.Tuthalia Hititlerin kaybettikleri toprakların büyük bir çoğunluğu­nu yeniden kazandırmıştır. Hitit devleti yeniden Ön Asya’da büyük güçler arasına girmiştir. II. Tuthaliya ile başlayan imparatorluk dönemi yaklaşık 250 yıl kadar sürmüştür. Onun hükümdarlık döneminde Mısır ve Hurri-Mitanni devleti en büyük iki güçtü. Tuthaliya tahta çıkınca kuzeydeki Kaşkalara, batıdaki Arzavalılara seferler düzenleyerek, bu bölgeleri kontro­lü altına aldıktan sonra, Hitit geleneksel dış politikası gereği Kuzey Suri­ye’ye yönelmiştir. Kizzuvatna, Halpa (Halep) ve Karagamış’a yaptığı sefer­lerle bu bölgelerin güvenliğini sağlamıştır.

Bazı tarihçiler, II. Tuthaliya’dan sonra Tahurvaili adlı bir kralın varlı­ğından söz etmektedirler. Tahurvaili’ya ait mührün stilinden dolayı, onu Orta Krallık Dönemine yerleştirenler bulunmaktadır.

I.Amuvanda: Yazılı belgelerden, II. Tuthaliya’dan sonra I. Amuvanda’nın tahta çıktığı anlaşılmaktadır. I. Amuvanda ile kızkardeşi kraliçe Aşmunikal’in ortak mühürleri bulunmuştur. Hititlerde kardeş evli­liği görülmediğinden, Aşmunikal’in kardeşi I.Amuvanda’nm krallığı sıra­sında kraliçe oluşu, tarihçiler arasında farklı görüşleri ortaya çıkarmıştır. Fakat bunlar arasında en dikkate değeri, onların iki üvey kardeş olmasıdır. Çünkü Aşmunikal için Hitit yazılı belgelerinde kralın kızı yerine, “kraliçe Nikalmati”nin kızı denilmektedir. Bilindiği gibi, Pudu Hepa dışında hiçbir Hitit kraliçesi yazdı metinlere imza koymamıştır. Aşmunikal ise nerdeyse bütün belegelere imza atmıştır. Bu da onun ne denli etkili bir kraliçe ol­duğunu göstermektedir.

Bu dönemde kuzeydeki Kaşkalar Hitit kült merkezleri olan Nerik, Hursama, Serisa, Himuwa, Taggasta ve Kammama’yı tahrip etmişlerdir. Buralardaki tanrılar Kaşkaların eline geçmiştir. Çok sayıda altın, gümüş eşya, gümüş, altın ve bakır ritonu yağma etmişlerdir. I. Amuvanda düzen­lediği seferlerle Kaşkaları bu bölgeden çıkararak antlaşmalar yapmıştır. Aynı şekilde güneydeki Kizzuvatna’daki İsmerikka ve Ura kentlerini yeniden ele geçirmiştir. Doğuda Fırat kıyısındaki Pahuwa ülkesinden Mita ile mücadele ederek bölgede güvenliği sağlamıştır.

I.Hattuşiliş: I. Amuvanda’dan sonra II. Hattuşiliş’in krallık yapıp yapmadığı tartışma konusudur. Bazı bilim adamları I.Hattuşiliş’e ait icraatların II. Hattuşiliş diye olmayan bir krala mal edildiğini iddia etmektedir­ler. Biz de ona aitmiş gibi gösterilen icraatlara değinmeyeceğiz.

I.Tuthaliya: II. Tuthaliya’nın “Veba Duaları’nda “Tuthaliya’nın oğlu genç Tuthaliya”dan söz edilmektedir. Buradan I. Şuppiluliuma’nın genç Tuthaliya’yı tahttan uzaklaştırdığını anlıyoruz. Bir de I. Amuvanda ve Aşmunikal çiftinin bağış belgelerinde Tuhkanti Tuthaliya’dan söz edilmek­tedir. III. Tuthaliya’nın bu Tuthaliya olduğu sanılmaktadır. Murşişiliş’e ait belgelerden III. Tuthaliya’nın kuzeyde, batıda Arzava ve güneyde Halep’e karşı başarılar elde ettiği öğrenilmektedir.

II.Murşiliş’in anlattığı olaylardan III. Tuthaliya’dan sonra oğlu genç Tuthaliya’nın tahta çıktığı sanılmaktadır. Buna karşı Murşiliş’in babası Şuppiliuma bir darbe düzenlemiş ve tahtı gaspla ele geçirmiştir.

Genç Tuthaliya: Hükümdar olup olmadığı bilinmemektedir. Ancak II. Murşiliş’in Veba Duaları adı verilen belgesinde onun kral olduğu ve bütün beylerin ona biat ettikleri belirtilmektedir. Bunların içinde Şuppiluliuma da vardır.

I.Şuppiluliuma: Oğlu II. Murşiliş’e ait “Şuppiluliuma’nın Başatıları” adındaki metinlerden yasaları çiğneyerek tahta çıktığı anlaşılmaktadır. I. Şuppiluliuma Hitit tarihinin en başarılı hükümdarlarından biridir. O, ger­çek anlamda Hitit Devletini bir imparatorluk haline yükseltmiştir.

Hititlerin zayıflığından istifade ederek Anadolu’nun güneyinde dev­let kurmuş Kizzuvatna krallığına son verdi. Daha sonra doğuya yönele­rek Kuzey Suriye’de Hitit egemenliğini yeniden sağladı. Mitanni Kralı Tuşratta’yı yenerek Mitanni devletine son verip, devrik hükümdarın oğlu Mattivaza’yı bağımlı kral olarak bu devletin başına getirmiştir. Onunla bir antlaşma yapılmıştır.

Bu dönemde ölen Mısır firavunu Tutankhamon’un dul eşi Ankhesenpaam, Şuppililuma’ya bir mektup yazarak oğullarından birinin ona koca Mısır’a kral olmasını istemiştir. Ancak, bu durumu şaşkınlıkla karşılayan I.Şuppiluliuma, bir araştırma yaptırmış ve söylenenin doğru olduğunu öğrenince de oğullarından birini göndermiştir. Ne var ki Mısır’da çıkan bir isyan sonucunda kraliçe ve yoldaki Hitit prensi yakalanarak öldürülmüştür. I.Şuppiluliuma öç alması için oğlu II. Amuvanda’ya vasiyet etmiştir.

Şuppiluliuma vebadan ölünce yerine oğlu II. Amuvanda geçti. Onun Asur kralı Assur-uballit’le çağdaştır. Bir yıla yakın süren bir saltanattan sonra, o da vebadan ölmüştür (yak. M.Ö.1340- 1339). Hitit hükümdarlarının vebadan ölmesini fırsat bilen komşuları, batıda Şeha ve doğuda Asur gibi ülkeler Hititlere karşı harekete geçmişlerdir. Şuppiluliuma’nın son yılların­da başlayan Asur’un düşman tavırları II. Murşiliş dönemine kadar sürmüş olmasından, II. Amuvanda zamanında da bu düşmanlığın olduğu sanıl­maktadır. II. Amuvanda ve kardeşi Murşiliş batıdaki Şeha ülkesini kontrol etmeyi başarmışlardı. II. Amuvanda’nın yerine kardeşi II. Murşiliş hükümdar olmuştur.

II.Murşiliş: O, tahtta çıktığı sırada Boğazköy’de veba salgını sürmek­tedir. Babasını ve ağabeyini kaybettiği bu hastalıktan korku duymaktadır. Tanrıların geçmişin bir cezası olarak gönderdiğini düşündüğü bu salgının kendisini de öldüreceğini düşünmektedir. Vebaya neden olaylarla ilgili bir kehanete başvurmuş; gerekli tazminat yirmi kat olarak ödenmiştir. Ancak bu türden bir icraatın da faydasız olduğunu görünce tanrılara yakarmaktan başka çaresi kalmamıştır:

Hititlerin zor durumundan faydalanarak ayaklanmış olan bağımlı krallıklara karşı Murşiliş başarılı seferlerler gerçekleştirmiştir.

Önce kuzeydeki Kaşkalara karşı savaşmış ve bu bölgeyi Hititlere bağ­lamıştır. Kuzey Suriye’nin güvenliğini sağladıktan sonra, Amurru Krallığı ile bir antlaşma yaptı ve bu krallığın Hititlere vassallığını sağladı. Batı Anadolu’ya yaptığı bir sefer ile Arzava’yı tekrar Hitit egemenliğine bağladı. 0 ölünce yine Hitit imparatorluğuna başarılı bir devlet adamı olan ikinci oğlu Muvattaliş geçti.

II.Muvattaliş: Muvattaliş, Mısırlılarla yapılan Kadeş Savaşı (yak. M.Ö. 1290) ile ün yapmış Hitit imparatorudur. O, önce Anadolu’da Kaşka ve Arzava ile olan sorunlarını çözmüş, başkenti Hattuşaş’dan güneye Tarhuntaşşa’ya taşımıştır. Şimdiye kadar yeri hakkında çok tartışma konu­su olan Tarhuntaşşa tespitlerimize göre Konya Hatip Kayalığı’dır. Burada Muvattaliş’in oğlu Kurunta’ya ait bir anıt ve bir kale bulunmaktadır.

Tarhuntaşşa’ya başkenti taşıyan Muvattaliş Mısır’a hareket etmiş; Hi­tit ve Mısır orduları şimdiki Türkiye-Suriye sınırına yakın bir yerde olan Kadeş’de karşılaşmışlardır. Dünyanın ilk büyük meydan savaşının kesin bir galibi olmamakla birlikte, Mısırlılar hiyeroglif yazıtlarında kendi zaferle­rinden söz etmektedir. Bu savaşta Mısır ordusunun başında yer alan fira­vun II. Ramses, daha sonra III. Hatuşiliş ile Kadeş Barış’mı imzalayacak­tır.

Kadeş Savaşı sonunda Hititlerin sınırları konumunu korumuştur. Mı­sırlılardan Hititlere karşı yardım isteyen Amurru Krallığı’nın savaş sonun­da Hititlere bağlılığı sürmektedir. Bu nedenle Mısırlıların kazandıkları iddia ettikleri zafer boş bir övünmedir. Hitit İmparatoru Muvattaliş icra­atlarını yazdırmış bir hükümdar değildir. Onunla ilgili tek belge Ceyhan Irmağı kıyısında, Sirkeli’deki portesidir.

II.Muvattaliş’ten sonra yerine oğlu Urhi-Teşub (III. Murşiliş) tahta geçmiştir.

Urhi – Teşub (III. Murşiliş): Urhi – Teşub tahta çıkınca başkenti tekrar Tarhuntaşşa’dan Hattuşaş’a taşımıştır. Urhi-Teşub babasının Kaşka valisi olarak atadığı, amcası III. Hattuşiliş’le iyi geçinememişti. III. Hattuşiliş ona karşı bir darbe düzenlemiş ve yeğenini Nuhaşşa’ya sürgün etmiştir.

III.Hattuşili: III.Hattuşiliş otobiyografisinde çocukluğundan itibaren hayatını anlatmıştır. Burada onun dönemi hakkında net bilgi sahibi olmak­tayız. Babası II. Murşiliş zamanında, ağır bir hastalığa yakalandığından, babası onu kâtip Midannamuwa’ya vererek, tedavi ettirmişti. Çelimsiz bir çocuk olan Hattuşiliş sonra rahipliğe verildi. Dindar bir kral olan Hattuşiliş, Lavazantiya kenti başrahibinin kızı Pudu Hepa ile evlenince, dindarlığını daha da artırmıştır.

Tahtta çıkınca yeğeni Urhi-Teşub’u sürgüne gönderdi. Diğer yeğeni Ulmi-Teşub (Kurunta)’un Tarhuntaşşa Krallığının başında kalmasına izin verdi ve O’nun haklarını koruyan bir antlaşma yaptı.

Kaşka valisi iken, Kaşkalıların kendisine hoşgörü ile bağlayan Hattuşiliş, Kadeş Savaşı’nda da Kaşka birlikleri komutanı olarak bulunmuş­tu.

M.Ö.1275 yılında Mısırlılarla yapmış olduğu Kadeş Antlaşmasının dünya tarihinde önemli bir yeri vardır.

Hititlerin komşu devletlerle ve Mısırlılarla, daha önce yapmış olduk­ları antlaşmalar bulunmaktaydı. Kadeş Antlaşmasının bir maddesinde, daha önce aralarında yapılan antlaşmalara sadık kalınacağına işaret edil­mektedir. Buna rağmen, halen bazı tarihçilerin kitaplarına ilk yazılı ant­laşma tabirini kullanmak hatalıdır. Kuşkusuz dünya savaşı denilebilecek, bir büyük savaş sonunda yapılan, ilk önemli antlaşmadır.

Kadeş Antlaşma metninde Hitit İmparatoru III. Hattuşiliş ile eşi Kra­liçe Pudu-Hepa’nın imzasının olması bir ilktir. Pudu-Hepa’nın Mısır fira­vunu II. Ramses’e “Kardeşim” diye hitap eden diplomatik mektuplar yaz­ması da, bu dönemde görülmedik bir uygulamadır.

IV. Tuthaliya: III. Hattuşiliş’ten sonra yerine oğlu IV. Tuthaliya geç­miştir. IV. Tuthaliya döneminin başları Hitit İmpartorluğu’nun parlak bir dönemidir. Dönemin güçlü devletleri Hitit, Mısır, Babil, Assur ve Ahhiyava’dır. Boğazköy’deki bir mühür baskısında IV. Tuthaliya kendisini Assurlular gibi “Evrenin Kralı” olarak adlandırmaktadır. Bu dönemde, Hitit ülkesinde bir kıtlık yaşanmış ve Mısırlılar gemilerle Hititlerin Ura limanına zahire göndermişlerdi.

Hitit metinlerinden IV. Tuthaliya zamanında Alaşia’nın Hitit egemen­liğinde olduğu anlaşılmaktadır. IV. Tuthaliya amcası Muvattaliş’in oğlu Tarhuntaşşa Kralı Kurunta ile antlaşma yapmışsa da Kurunta’nın bu antlaşmaya uymadığı Boğazköy’deki bazı buluntulardan ve Hatip’daki Kurunta yazıtının varlığından anlaşılmaktadır.

Kurunta (Ulmi – Teşub): Boğazköy’de 1986 yılında bulunan bronz bir tablet, Kurunta ile IV. Tuthalia aralarındaki antlaşma metnidir. Bu metin 1988 yılında Otten tarafından çözümlenmiştir. Orta Anadolu’nun güne­yinde Konya çevresinde yer alan Tarhuntaşşa Krallığı’nın merkezi Hatip idi. Burada 1994 yılında tespit edip, 1996 yılında dağcılarla temizlediğimiz hiyeroglif bir yazıtta Kurunta kendisinden “Büyük Kahraman Kral Muvattaliş’in oğlu Büyük Kahraman Kral Kurunta” olarak söz etmekte­dir.

Hitit geleneğine göre bu durum, Kurunta’nın Büyük Hitit Kralı oldu­ğunu yansıtmaktadır. Hangi tarihte, Tuthaliya’ya karşı bir darbe düzenle­diğini bilemediğimiz Kurunta’nın, bir süre Hitit Büyük Kralı olduğu anla­şılmaktadır.

Kurunta yazıtının keşfinden önceki tarihlerde, III. Amuvanda ve II. Şuppiluliuma’nın hükümdarlıkları IV. Tuthaliya’dan sonraya konulmak­taydı. Son yıllarda Kurunta’nın Tuthalia’dan sonra tahta çıktığı kabul edi­lince; bu krallar Kurunta’dan sonra bir tarihe konmalıdır.

III.Amuvanda: Bu dönemde Batı Anadolu’da Hititler aleyhine geliş­meler olmaktadır. Arzava krallıklarından Zippaşla kralı olan Madduvattaş Hititlere isyan etmiş ve etki alanını Güney Batı Anadolu’ya yaymıştı. Üste­lik bununla kalmayıp Alaşiya’ya (Kıbrıs) saldırıda bulunmuştur.

II.Şuppiluliuma: III. Amuvanda’nın kardeşi II. Şuppiluliuma Hitit imparatorluğunun son imparatorudur. O’nun döneminde batıdan gelmekte olan tehlike sinyalleri kendini göstermektedir. Alaşiya kralı Ugarit Kralı Ammurapi’ye yazdığı bir mektupta; yaklaşmakta olan tehlikeye işaret ede­rek, kalelerinin onarılmasını, savaş arabalarının ve askerlerinin hazır olma­sını tavsiye etmektedir.

Alaşiya ile Ugarit krallarının yazışmasında olduğu gibi, Ugarit kralı­nın Hitit kralına da bir mektubu olmuştur. Ancak, bu haberleşmelerin so­nuçsuz kaldığı, o dönemdeki bölgedeki yazılı belgelerin susuşundan anla­şılmaktadır. Yaşanılan korkunç olayların sonuçlarım, artık Mısır yazılı kaynakları bilgi vermektedir. Mısırlıların Deniz Kavimleri adını verdiği bu göçlere Anadolu Tarihinde “Ege Göçleri” adı verilmektedir. Bu göçlerin karşısında dayanamayan Hitit Devleti yıkılmıştır. Doğu Akdeniz’de birçok küçük krallık yok olmuştur. Daha güneydeki Mısır ise, büyük bir sarsıntı geçirmiştir.

Bu olaylardan sonraki dönem arkeolojik buluntulardan yola çıkılarak, bölgenin “Demir Çağı” olarak bilinmektedir.

Bilim adamları tarafından Demir Çağı olarak adlandırılan bu dönem­de savaş teknolojisinin madeni silahlara yönelerek artış göstermesi, Hitit İmparatorluğu’nun yıkılması sonucunda Anadolu’da oluşan kaos, Asur’un Mezopotamya’da güçlenerek Anadolu’ya akımları gibi çeşitli etkenler Ana­dolu’da kurulacak yeni devletler için güç şartları beraberinde getirmiştir. Anadolu’da büyük Hitit devletinin yerine göçebe topluluklar ya da bazı bölgelerde yerel şehir krallıkları oluşuyordu. Bir süre sonra Orta Anado­lu’nun doğusu, Güney ve Güneydoğu Anadolu’da yerel krallıklar kuruldu. Bu krallıklara Geç Hitit Krallıkları adı verilmektedir. Bu krallıkları Doğu Anadolu’da Urartu, Orta Anadolu’nun batısında Frig ve Lidya krallıkları, İonya, Likya ve Karya gibi bölgesel siyasi güçler izleyecektir.

Eskiçağ Uygarlıkları

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: