Ustası Galileo gözlerini dünyaya kapadığı yıl Newton uzak bir adada öksüz ve çelimsiz bir bebek olarak doğmuştur. Londra’da Westminster Abbey’deki bir plâkada mezar yazısı olarak bir binom formülü kazınmıştır; bu öyle bir formüldür ki, yıldızları, ayları, görünmez dünyaları bulur ortaya çıkarır, hiçbir rasathane bunların varlığından haberi olmasa bile bu formül onların gökteki yerlerini tâyin eder.

Isaac Newton henüz 25 yaşındayken, modern matematiğin anali­zini mümkün kılan temel buluşları gerçekleştir­di. Bilimsel düşünce metodunda adeta devrim yap­tı; 1687 yılında Tabiat Felsefesinin Matematik İl­keleri isimli kitabıyla artık dürbün ve teleskoplara ihtiyaç olmadan def­ter üzerinde yapılan hesaplar yardımıy­la, o zamana kadar hiç görülmemiş gezegenler keşfediliyor, Kepler tarafından tasarlanan elip­tik yörüngeler büyük bir doğrulukla tarif olu­nuyor ve esrarengiz met ve cezir hareketleri ya da kuyruklu yıldızların gösterişli yolculukları kesinlikle biliniyordu.

Isaac Newton 1642 yılı Noel’inde, Galile’nin ölüm yılında, normal vaktinden önce dünyaya geldi. Bu, geleceğin bilim devi, doğduğunda çok küçük ve cılızdı.

Lincoln bölgesinde, Grantham’dan 10 kilo­metre uzaktaki Woolsthorpe şehrinin güçlü kuv­vetli çiftçisi Bayan Hannah Newton için zor geçen yıllardı. Kötü karakterli bir adam olan kocası oğlunun doğumundan 3 ay önce ölmüştü. Kocasının ölü­mü üzerine çiftlik İslerini Newton’un annesi üzerine aldı.

Üç yıl sonra kadın tekrar evlendi ve artık küçük Newton büyükannesinin bakımına bı­rakıldı. Fakat büyükannenin, torunun olağan­üstü gelişmesinde hemen hiçbir rolü olmadı. Bü­yükanne ona, annesinden ya da üç üvey karde­şinden dalla fazla bir şey veremedi.

İlkokulu Grantham’da bitirdi. Sınıfındaki çocuklardan daima daha cılız ve kuvvetsizdi; bu yüzden ötekilerin sert oyunlarından uzakta kalıyor, onlara karışmıyordu. Küçük Isaac, tepelerde küçük fenerlerle donatılmış uçurtmaları uçurmakla eğleniyordu. Bir gece yaptığı uçurtmanın kuyruğuna lambalar bağlayıp yıldızlar arasında havalandırması halkı heyecana sürüklemiştir.

Kabiliyeti ve el hüneri sayesinde gittikçe gelişen oyuncaklar yaptı; evinin dış duvarına kurduğu, güneş saati prensibine göre üzerine saatler işaretlenmiş ve mükemmel İsle­yen ağaç bir saat, buğdayı gerçekten öğütebilen bir su değirmeni ve un kemiren mekanik bir fare bunlardan bir kaçıdır. Daha 16 yaşında 3 Eylül 1658‘de, Cromwell’in ölüm gününde İngiltere üzerinden geçen bir siklonun hızını kendi yaptığı küçük bir ka­natlı aletle büyük bir doğrulukla ölçmüştür.

Tozlu raflardan tesadüfen bulup okuduğu ki­taplardan aldığı bilgiler ve bu İcatları annesine önemli şeyler olarak görünmüyordu Annesi 1657 de İkinci kez dul kaldı ve ailenin en büyük ço­cuğu olduğu için, çiftlik idaresini ürerine alması amacıyla Newton’un tahsiline son vermeyi ka­rarlaştırdı.

Isaac ise toprak İşlerinden hiç hoşlanmıyor­du, fakat çok geniş bir hayal gücüne sahipti. Annesi, Isaac’ı çiftçilerle görüşüyor sandığı bir saatte gökyüzünü seyrederken ya da eski bir defter üzerine esrarlı bir takım notlar alırken görü­yordu. Sadece amcası, genç Newton’un çiftlik işlerinden başka şeyler yapmak istediğini anlıyordu. Sonunda annesini, ondan tarım alanın­da çalışmayı beklememesini ve onu üniversiteye göndermesinin uygun olacağı­na inandırabildi.

Bundan sonra genç Newton için ha­yatının en olumlu cağı başladı. Ben o zaman icatlarımın en verimli devresindeydim, her za­mankinden daha fazla matematik ve felsefe üzerinde duruyordum, diye yazmıştır. Cambridge giriş imtihanına hazırlanmak İçin

Woolsthorpe ecza­cısının yanına pansiyoner olarak girdi. Orada eski jeoloji kitapları, simya üzerine yazılmış kitap­lar buldu, fakat bunların yanında, hayatında önemli değişiklik yapan ev sahibinin sarışın üvey kızı Miss Storey’i buldu bu, hayatının tek aşkı oldu; 1661 Haziranında Cambridge’deki Trinite Kolejine girmek üzere o evi terk etmeden önce kız ile nişanlandılar.

Cambridge’e yerleşir yerleşmez akşamlarını astronomi ve matematik kitapları okumak, yıldızları ve gezegenleri gözlemekle geçirdi. Ancak bu yüzden çok meşgul olduğundan, Miss Storey ile evlenmeyi unuttu; zaten İşlerinin çokluğu onun kadınlarla pek ilgilenmesine müsaade ver­medi. Cambridge’de geçirdiği süre muhakkak ki Newton’un entelektüel yönünü belirten bir dev­redir, burada aynı zamanda düşünce özgürlüğü­nü ve temel bilgilerini edindi.

Onun Cambridge’e geldiği sıralarda, öğren­ciler arasında sessiz bir devrim havası esiyordu Cromwell’in gölgesi İngiltere üzerinden henüz silinmekteyken, yeniden yerleşen monarşi üniversite üzerinde demirden bir disiplin kurmak İstiyordu. Gençler için en büyük zevk özgürlüktü, oysa ortalıkta politik ve entelektüel korku hâkimdi. Üniversitelilerin kişisel ve bağımsız araştırmalar ortamına ihtiyacı vardı. Sonradan Newton, iktidara karşı üniversite özerkliğini sa­vunan Convention’a girdiği zaman hayatında edindiği bu dersi hatırladı.

Profesörler bilimsel unvanları gereği akıl yo­lunda olacakları yerde, düşük seviyeli ve fırsatçı olduklarından daha çok monarşi tarafını tutuyor­lardı. Bununla beraber Isaac Newton, bunlar ara­sında Isaac Barrow isimli seçkin bir matema­tik ve jeoloji profesörünü bulma şansına erişti. Cambridge’e geldiğinde hemen hiç matematik bilmiyordu; Barrow ona 4 yılda zamanının bütün bilimsel bilgisini öğretti. Newton hu konuda; şayet ben, diğerlerinden biraz daha yukardan görebildiysem, devlerin omuzları üzerine çıkmış olmamdan ileri gelmektedir, demiştir. Bu dev­ler Descartes, Kepler, Galileo idi; bunlar analitik geometrinin ilkelerini ortaya koymuşlar, gezegen­lerin eliptik yörüngelerini tarif etmişler ve ci­simlerin düşme kanununu bulmuşlardı.

Annesi öyle İstediği için, genç Isaac öğrenim giderlerini bazı el işleri yaparak ödüyordu. Bu sebepten ağırlığın etkileri üzerinde düşünmek, ay üzerindeki lekeleri İzlemek, bir kuyruklu yıldı­zın muhtemel geçiş zamanını tespit etmek ya da kendi yaşındaki arkadaşlarının eğlencelerine ka­tılmak için yeterli zaman bulamadı. Ona tutum hissi ve hesap tutma alışkanlığı annesinden mi­ras kaldığı için, oyundan ötürü uğrayacağı ka­yıpları ve akşamları bir kabarede harcayacağı pa­rayı gereksiz sayıyordu.

1664’te başarılarla dolu diplomasını al­dıktan sonra, Isaac geçici olarak Cambridge’deki çalışmalarına ara verdi; çünkü veba salgını sebebiyle kolej kapanmıştı. Doğduğu köye geri dön­dü ve orada 3 yıl geçirdi. Bu, hayatının çok ve­rimli bir süresidir. Matematik ve fizikteki esas keşiflerinin temellerini attı. Fluxion metodunu ve binom teoremini buldu, genel düşme kanu­nunu keşfetti ve beyaz ışığın analiz ve sentezini gerçekleştirdi. Bu sıralarda daha 25 yaşındaydı.

Herkes Newton’un ünlü elma hikâyesini bi­lir. Genç bilginin bir gün elma ağacının gölge­sinde hayâl kurarken düşen bir elmaya bakarak yerçekimi ilkelerini bulduğu söylenegelir. Gerçekten ünlü filozof Bertrand Russel; aynı türden birçok bilgin hikâyelerinin tersine, bu olay şüp­hesiz yanlış değildi, diye yazmıştır. Bununla be­raber birçok tarihçiler bu izahı çocukça bulmuş­lardır.

İngiltere’de bu elma mucizesine o kadar çok inanılmıştır ki, Woolsthorpe’daki elma ağacı, 1820 de bir fırtına sonunda devrilinceye kadar, kutsal bir ağaç sayılarak ziyaret edildi. O zamandan be­ri Royal Society, ağacın parçalarını büyük bir titizlikle saklamaktadır.

Bu olayın aslında çok önemli değildir. Öteki gençler de meyveler düşerken görmüşlerdi, fakat onlar genel düşme ka­nununu hiçbir zaman bulamadılar. Paul Valery; Herkes (düşmez) dediği halde ay’ın düş­tüğünü fark etmek için Newton olmak gereki­yordu! der. Bizzat Newton; Eğer benim araştırmalarım bazı yararlı sonuçlar verdiyse, bunlar sadece çalışına ve tutarlı bir düşünme sayesinde olmuştur, demiştir.

Bütün cisimler kütleleri ile doğru orantılı olarak birbirlerini çeker ve aralarındaki uzaklığın karesiyle ters orantılı olarak iterler ilkesini koy­madan önce 6 yıl yıldızların hareketini ve ağır­lığını düşündü, kendi kendine sorular sordu.

Cisimleri dünyanın merkezine doğru çeken kuvvet niçin Ay’a da uygulanmasın? Bu hipo­tezde, Ay’ı yörüngesi üzerinde tutan kuvvet, ye­rin çekimi değil midir? Aynı durum güneş etra­fında donen gezegenler İçin de vardır.

Büyüklüğü ne olursa olsun bir maddenin kütlesi bir noktada toplanmış gibi düşünülebi­lir. Bunu söylemek için şüphesiz çok uzun dü­şünmüştü.

1679’da, Royal Society’deki derslerinden biri sırasında, Paris’te Papaz Picard’ın bir meridyen yayını doğrulukla ölçtüğünü ve dünyanın yarı çapının büyüklüğünü doğru olarak hesapladığını öğrendi. Bu yeni de­vin ortaya altığı kanunun doğruluğunu araştır­mak İstiyordu. O kadar sabırsız, o kadar heyecanlıydı ki, tam 100 kere hesap yaptı. Sonunda, mecburen kendi yerine öğrencilerinden birinin de hesabı tekrarlamasını rica etti. Neticeler, dün­yanın ay üzerine uyguladığı kuvvetin ve ağırlı­ğın Newton Kanununa uyduğunu gösteriyordu. Şimdi bilgin bu hesabı bütün güneş sistemine kapsamayı tasarlıyordu.

1667’de, Üniversite kapılarını tekrar açarken, Newton köyünü terk etti. Çantasında iki yıl içinde aldığı notları taşıyordu. Sonradan kafasın­daki bütün karanlık noktalar aydınlanıncaya ka­dar onları çekmecesinde sakladı. Eski Profesörü Barrow 26 yaşındaki bilgine kürsüsünü bırak­makta hiçbir sakınca görmedi.

Üniversitede ilk iş olarak Jüpiter’in uydula­rını gözlemek için yansımalı bir teleskop yaptı ve hesaplarının gerçekte bir değer ifade edip et­mediğini araştırmak amacıyla kullandı. Bu, mo­dern rasathanelerdeki gibi büyük bir teleskop de­ğildi, ama işe yarayan bir âletti.

Bunun yanında, beyaz ışığın o zamana ka­dar sanıldığı gibi basit olmadığını, birçok renk­lerden oluştuğunu buldu. Işığı prizmadan geçir­di, homojen renklere ayırdı; tersini de denedi, yani bunları birleştirdi. Böylece çeşitli homo­jen renklerin kırılma indislerinin farklı olduğu­nu buldu. Sonra ışığın teorisine geçti; ona göre ışık ışınları küçük cisimlerden oluşuyordu; bu korpüsküler teorisi idi. Sonradan Hooke ve Huygens dalga teorisini buldu. Bu alandaki tartışmalar o kadar şiddetli oldu ki, Newton’un önemli bir depresyon krizine ve mizantrop’iye dalması ile sonuçlandı. Son çalışma konusunun otoritelerce haksız yorumlanışı kendisini hayal kırıklığına uğrattı. Yeni buluşları devam ettirme hevesini yitirdi.

Artık bilimsel tartışmalardan yorulmuştu; ya­rı inzivaya çekildi. Şimdi en iyi dostları kediler­di. Bu sırada bir adam bilginin yalnızlık çem­berini kırmayı başardı. Çok sonraları, çekim ka­nunu sayesinde, hiç görülmemiş olan bir kuy­ruklu yıldızı bulan Edmund Halley, Newton’a gitti, kendisinden yardım İstedi.

1686’da, giderlerini Halley’in karşıladığı, öl­mez eseri Tabiat Felsefesinin Matematik İlkele­ri isimli kitabını Newton 18 ayda yazdı. Eser 1687’te basıldı; bu kitapta dinamiğin üç kanunu, hareket hakkında genel bir etüt ve niha­yet genel olarak güneş sistemi vardı.

Newton kanunu, met ve cezir hareketlerini yorumlamaya, ekvator seviyesinde güneş ve Ay’ın karşılıklı çekimini hesaplamaya ağırlıklarının he­sabını yapmaya da yarıyordu.

Bir gün öğrendi ki Avrupa’da diferansiyel he­sabın bulunuşunun bütün şerefi Leibniz’e İzafe ediliyordu. Almanya’da ve İngiltere’de milli gurur harekete geldi. İki bilim adamının çalışmaları karşılıklı inkâr olundu. Gerçekte, hemen aynı anda, birbirinden habersiz olarak, İkisi de diferansiyel hesabın İlkelerini bulmuşlardı: ama Leibniz sonsuz küçükleri, Newton ise kuvvetin hızın fonksiyonu olarak değişimini düşünüyordu.

Hayatının sonunda takdir gördü. Kraliçe An­ne, ona Sir unvanı verdi. Onu Royal Society’nin başkanı seçtiler. Fransız Bilimler Akade­misinin de sayılı yabancı üyelerinden biri ol­du. Hayatı boyunca görevlerini çok ciddiye aldı. Matematikçiden ekonomist ve İş adamı oldu, ken­dine iyi bir servet sağladı.

Düşmanlarının, onun bilim yönünden tama­men tükenmiş olduklarına İnandıkları bir sıra­da onlara son bir hücum daha yaptı: Leibnitz ve Bernoulli’nin üzerlerinde aylarca düşündük­leri problemleri bir gecede çözdü. Bunun üzeri­ne Jacques Bernoulli, Görüyorum, aslan pen­çesini kaldırdı! demişti. Newton, 85 yaşınday­ken Kraliyet Kurulu’nun (Royal Society) bir toplantısına başkanlık ettiği sırada hastalandı. Yatağa düştü ve 20 Mart 1727’de öldü. İngiliz ünlülerinin yattığı Westminster Abbey Klise’sinde gömülüdür.

 

NEWTON KANUNU BİNOM FORMÜLÜ PRİZMAhttps://i1.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/02/Isaac-newton-ana.png?fit=478%2C359https://i2.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/02/Isaac-newton-ana.png?resize=150%2C150adminKim KimdirTarihçebinom formülü,diferansiyel,fluxion metodu,Hooke ve Huygens dalga teorisi,ışık,korpüsküler teorisi,newton kanunu,prizma,yerçekimiUstası Galileo gözlerini dünyaya kapadığı yıl Newton uzak bir adada öksüz ve çelimsiz bir bebek olarak doğmuştur. Londra'da Westminster Abbey'deki bir plâkada mezar yazısı olarak bir binom formülü kazınmıştır; bu öyle bir formüldür ki, yıldızları, ayları, görünmez dünyaları bulur ortaya çıkarır, hiçbir rasathane bunların varlığından haberi olmasa bile bu...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası