Son Makaleler Tarihçe

JEOLOJİK ZAMANLAR

Tarafından yazılmıştır admin

Günümüzde, çevrenin insan üzerindeki etkilerinin yanında, insanın çevresine etkisi üzerinde de durulmaktadır. Çevrenin, insan yaşayışını etki­lemesiyle ilgili bilime “tarihsel ekoloji” denmektedir. Tarihsel ekoloji üze­rine açık hava arkeolojisi tarih öncesinin genel manzarası hakkında yardıma olan bir araştırma yöntemi olmuştur. Bu çalışma alanında, akarsu ve göl yataklarının özelliklerini araştıran sedimentoloji (tortubilim) ve buzullarda­ki buz oluşumunun özelliklerini araştıran glasiyoloji (buzulbilim), gibi bilim alanları ortaya çıkmıştır. Antik yerleşim topraklarındaki miktarını ölçen jeokimya analizi arkeologlara yeni bir araştırma yöntemi kazandırmıştır.

Tarih öncesi üzerine çalışan bilim dalları, artık arkeologların toprak üzerindeki insan elinden çıkan eserlerin çıkarılmasından çok öncesine giden çevre değişikleri üzerinde durarak, insanın yaşadığı ortamı tanımaya çalış­maktadır.

İnsanın yaşadığı ortamda; yani doğada ne gibi değişiklikler yaşanmıştır? Bu konuyla, doğanın yapısıyla ilgili çalışma yapılan bilim dalı jeolojidir. Dünyanın varlığından itibaren geçen 4 milyar 550 milyon yıl yaşamın ol­madığı “azoik” (azot) çağdır. Bu çağdan Holosen çağına kadar ise birçok dönem geçmiştir. İnsanın varlığı ise jeolojik zamanın son dönemi IV. za­manda görülür.

Bu çağlar da kendi içinde alt dönemlere ayrılır. İnsanın yeryüzünde varlığı, Dördüncü Zaman’da görülür. Bu zaman, “Buzul Dönem” (Pleisto­sen) ve “Ilıman Dönem ” (Holosen) denilen iki farklı evreden oluşur. Holo­sen; insanın şimdiki içinde yaşadığı ılıman evredir.

Jeologlar, son ana jeolojik dönemi, Pleistosen (Buzul) olarak adlandı­rırlar. Bu dönem üç milyon yıl önce başlamıştır. Bu dönemde, iklim ve kara­ların biçimlerinde büyük değişikler yaşanmış; yeryüzünün büyük oranı, üç dört kez buzulla kaplanmıştır. Bu buzulların, bazen kalınlıkları 300 metre­yi bulmaktaydı.

Uzmanlar, insanoğlunun, ilk kez Afrika’da Pliyosen (Pliocene) çağın ortalarında; üç buçuk milyon yıl önce görüldüğünü kabul etmektedirler. İnsanların ilk alet yapımının görüldüğü; Eskitaş Çağı (Paleolitik) olarak bili­nen dönem ise, Buzul Çağ’ın sonlarına rastlar. Bu sırada, mağaralarda ve bazen de dinozor kemiklerinden kulübeler yaparak yaşayan insanların ge­çimi avcılık ve toplayıcılığa bağlıydı.

Son buzul çağın bitişi, volkanik patlamaların en büyüğünden önce olmuştur. Afrika’nın baskısı, Akdeniz’in yatağı boyunca yol alan bir fay hattı ortaya çıkarmış ve günümüze dek süren bir dizi volkan oluşturmuş­tur.

Pleistosen (Buzul) Çağ’dan Holosen’e geçiş; on üç bin yıl öncesinde, üç bin yıllık bir sürede gerçekleşmiştir. Bu üç bin yıllık süre Arataş (Mezolitik) Çağı’na tekabül eder. Ara Taş Çağı’n sonunda ıhman bir iklimle birlikte Yenitaş Çağı (Neolitik)’na geçilmiştir. İklim koşullarının elvermesiy­le, mağaradaki yaşayışını terk etmeye başlayan insanoğlu açık alanlarda köyler kurmaya başlamıştır. Başlangıçta mağaradaki gelenekleri olan avcılık ve toplayıcılığını sürdüren insan, daha sonra, toprağın ziraate uygun hale gelmesiyle, ziraat ve hayvancılık yapmaya başlamıştır.

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: