Evrenimizdeki tüm maddelerin toplamından 6 kat daha fazla yer kaplayan bu kara madde; bilim adamları tarafından keşfedilmeyi bekleyen daha birçok gizem içermektedir. Malum elle tutulur, görülür bir halde olmadığından sanırım kara maddeyi keşfetmek bile büyük bir başarı olsa gerek. Şimdiden söyleyelim kara maddeyle ilgili tüm gizemlerin kalkmasıyla beraber kuantum fiziği ve evrenin varoluşu hakkında da birçok soruya yanıt bulabileceğiz. Bu konunun kahramanı daha yeni kaybettiğimiz(25.12.2016) ABD li astronom Vera Rubin’dir.

Her şey 1960’ larda Vera Rubin adındaki genç astronomun uzayda daha önce araştırılmayan bir konuyu ele almaya karar vermesiyle başlar. Hakkında çok az bilgi olması, hareketleri hakkındaki bilinmezlikleri sebebiyle galaksiler hakkında araştırma yapmaya karar verir. Samanyolu’ na en yakın olan galaksi, Andromeda yı incelemeye başlamıştır.

Birçok galaksi gibi Andromeda’ nın da merkezine doğru oldukça yoğun bir yıldız kümesi bulunmaktadır. Bu merkez noktanın etrafında dönen milyarlarca yıldızın tıpkı bizim güneş sistemimizde olduğu gibi bir yörüngede döndüklerini Newton’ un bulduğu yerçekimi kanununa göre hareket ettikleri varsayılıyordu.

Güneşe en yakın olan gezegen hızlı şekilde dönerken, Güneşten uzaklaştıkça gezegenlerin dönme hızı da yavaşlamaktadır. Merkür ile Mars karşılaştırıldığında; Merkür, Mars’ a göre daha hızlı hareket edecektir. Bunun sebebi Merkür’e etki eden yerçekimi kuvvetinin Mars’ a etki eden yerçekimi kuvvetinin daha az olmasıdır.

Vera; kendi galaksisinde dönen yıldızları incelerken aynı kuralın etki etmesini bekliyordu. Ancak bulduğu sonuç çok farklıydı. 90 yıldızın hızını hesaplamaları yaklaşık 2 yıl gibi bir süre aldı ve elde edilen sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı. Bütün yıldızlar aynı hızda hareket ediyordu. Hepsinin hızı saniyede 250 km idi. Galaksinin merkezinden en uzak köşesine kadar bütün yıldızlar aynı hızla hareket ediyordu. Bu durum, güneş sistemimizin işleyişine hiç de benzemiyordu. Bir yıldızın galaksi merkezine olan uzaklığı ona etki eden yerçekimi kuvvetinin zayıflamadığı yönündeydi. Bu durumda ortada görülmeyen ama kayda değer bir madde olmalıydı. Belki de galaksideki maddenin %90 hatta %95 i görülmeyen maddeden oluşmalıydı. Bu devrim niteliğinde bir fikirdi. Galaksiler görülmeyen bir madde ile dolu olabilirlerdi. Bilim insanları buna ‘’ karanlık madde’’ adını verdiler. Ancak bu kadar radikal bir teorinin kabul görebilmesi için sağlam kanıtlara dayandırılması gerekiyordu. Kısa bir sürede onlarca astronom Vera’ nın gözlemlerini incelemeye başladı. Bazıları yanıldığını kanıtlamaya çalışıyor, bazıları ise bu esrarengiz karanlık maddenin ne olduğunu ve nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu.

İngiltere’de bulunan Carlos Frenk, karanlık madde fikrini incelemeye alan bir kozmologdur. Bu konuyu teleskopla değil, kurduğu denklemlerle araştırıyordu. Newton’ un yerçekimi kanunlarını alıp son derece karmaşık bir bilgisayar simülasyonunda uygulamaya koymaya karar verdi. Tek amacı, evreni taklit eden dev süper bir bilgisayar kozmoloji makinası oluşturmaktı. Bu simülasyonda hepsi bir arada çalışan 1300 bilgisayar yer almaktadır. Evrenin küçük bir bölümünün simülasyonunu hazırlaması aylar sürmüştür.

Carlos, simülasyona bilim adamlarının evrenin ilk evresi olduğu düşündüğü aşamadan yani boşlukta gezinen bir gaz bulutundan başlamış; sonra kozmoloji makinasının gördüklerimize benzer bir galaksi oluşturup oluşturmayacağını beklemiştir.

Bilgisayarda bir galaksi oluşturmaya çalışırsanız ne olur?

Galaksiniz dağılıp gider. Neden mi? Yıldızlar oluşur, evrimleşir. En büyük olanlar patlayarak süper novalar oluşturur ve inanılmaz bir enerji açığa çıkar. Ama bu gazları bir arada tutacak bir yerçekimi kuvveti olmadığı için sonunda galaksi dağılır boşluğa yayılıp gider ve geriye çok az şey kalır. Bunun üzerine Carlos, denklemlerine karanlık maddeyi de eklemeye başlamıştır. Başlangıçta bu maddenin çok az olduğu varsayımından yola çıkmış, git gide miktarını arttırıp sonunda görülebilir maddenin 5 katı kadar da görülmez madde olduğu varsayımı ile hesaplarını yapmıştır. Haftalar sonra, kozmoloji makinasından çok şaşırtıcı sonuç ortaya çıkmıştır. Karanlık maddenin gücü yani görünmeyen maddenin çekim gücü sayesinde bu öbekler bir araya geliyor ve daha büyük yapılar oluşturuyordu. Böylece on milyar yıl sonra bizim Samanyolu galaksisine benzer spiral şeklinde bir galaksi meydana geliyordu. Yani Carlos karanlık maddeyle doldurulduğunda galaksilerin meydana geleceğini göstermiş oldu.

 

Günümüzde karanlık madde hakkında bildiklerimiz;

  • Işıkla etkileşime girmediğini bu sebeple ışığın kırıldığını,
  • Sıradan maddeden(normal madde) farklı olarak hiç bir şey ile etkileşime girmediği,
  • Yerçekiminden etkilendiği,
  • Evrenin ¼ ünün karanlık maddeden oluştuğu,
  • Normal maddeden farklı olarak onu gözle göremiyor ve dokunamıyor oluşumuzdur.

Peki karanlık madde olmasaydı?

  • Karanlık madde olmasaydı, galaksiler olmazdı.
  • Galaksiler olmasaydı, yıldızlar da olmazdı.
  • Yıldızlar olmasaydı, gezegenler olmazdı.
  • Gezegenler olmasaydı, hayat da olmazdı.
KARANLIK(GÖRÜNMEZ) MADDE NEDİR? VARLIĞI NASIL KEŞFEDİLMİŞTİR?http://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/01/kara-madde-1024x576.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/01/kara-madde-150x150.jpgadminBilimSonMakalelerTeknolojiANDROMEDA,BİLGİSAYAR SİMÜLASYONU İLE GALAKSİ OLUŞTURUSANIZ NE OLUR?,CARLOS FRENK,GÖRÜNMEZ MADDE,GÜNÜMÜZDE KARANLIK MADDE HAKKINDA BİLDİKLERİMİZ,kara madde,KARANLIK MADDE,KARANLIK MADDE OLMASAYDI,SAMANYOLU,VERA RUBİNEvrenimizdeki tüm maddelerin toplamından 6 kat daha fazla yer kaplayan bu kara madde; bilim adamları tarafından keşfedilmeyi bekleyen daha birçok gizem içermektedir. Malum elle tutulur, görülür bir halde olmadığından sanırım kara maddeyi keşfetmek bile büyük bir başarı olsa gerek. Şimdiden söyleyelim kara maddeyle ilgili tüm gizemlerin kalkmasıyla beraber kuantum...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası