Nedir Son Makaleler Yaşam

KATRAN AĞACI

Tarafından yazılmıştır admin

Katran (Toros sediri); kuvvetin, görkemin, zenginliğin şan ve şerefin sembolü olarak bilinir. Katran ağacı, tarihin akışı içerisinde önemli roller üstlenmiştir. Doğu Akdeniz ve Mezopotamya “Eski Dünya’’ diye adlandırılır. Katran eski dünya ve tüm Akdeniz coğrafyasında bulunan uygarlıklarının gelişimine olağan üstü katkıda bulunmuştur. Tüm tapınaklar, mezarlar, tabutlar, mobilyalar, saraylar, lüks evler, donanmalar çoğunlukla katran ağacından yapılmıştır. Toros Dağlarından Akdeniz’e dökülen Dim çayı, Alara çayı, Köprü çay, Kargı çayı, Manavgat çayı ve Dalaman çayı havzalarındaki tüm katran ağaçları kesildi ve su yolları kullanılarak Akdeniz’e; oradan da gemilerle dünyanın diğer merkezlerine taşındı. Binlerce yıl süren aşırı kesimler sonucu insanların ulaşamadığı Toros dağlarının sarp yamaçları dışında katran ormanı kalmadı. Günümüzde Lübnan’daki katran ormanlarından geriye sadece 400 adet ağaç kalmıştır. Buna rağmen, katran ağacı Lübnan Devletinin bayrağı olarak kabul edilmiş bulunuyor.

Toros Dağlarında son büyük tahribat sömürge devletlerince Hicaz demiryolu inşası için acımasızca gerçekleştirildi, ardından 1950’li yıllarda orman teşkilatına dozer geldi, onun açtığı yollar sayesinde de daha önce ulaşılamayan son ağaçlarda kesildi.

Bu kadar büyük tahribat karşısında İmparator Hadrianus savunma amacı dışında Lübnan Dağlarından ağaç kesimini yasaklanmış ormanlara sınır taşları diktirmiştir. Bu örnek, bundan 19 asır öncesinde bile artık ormanların kıtlaştığının, korunmasının zorunlu hale geldiğinin güzel bir kanıtıdır.

Bir orman ortamı içerisindeki yaşama uyum sağlamış bitkiler ve hayvanlar özel bir yaşam alanı (biyotop) oluşturur. Buraya yapılacak herhangi bir dış müdahale sistemi tamamen alt-üst eder. Ormanın egemen bitkisi katran ağaçları uzun boyları, geniş taçları, zeminde oluşturduğu ibre tabakası ve yoğun kök sistemleri ile diğer türleri gereksinmeleri açısından kontrol altında tutar. Bu ormanda en üstte katran ağacı, onun altında sırasıyla; alçak ağaçlar, çalılar, otlar, soğan-yumrulu bitkiler, yosunlar ve mantarlar olmak üzere dikey bir tabakalaşmaya gider. Böyle bir egemen bitki türünün baskısı altında oluşan bitki topluluğu birçok yönden özgür değildirler. Katran ağacı birliğine dışarıdan bir müdahale olurda, egemen türün baskısı ortadan kalkarsa birlikte bütün düzen bozulur. Bunun sonucu, zaten yeteri kadar doyum seviyesinde yaşamayan diğer birlik üyeleri sert rekabete girer. Bu anarşik durum toplum dışındaki bazı yabancı türler için birliğe saldırma için fırsat oluşturur. Yeni gelen yabancı türlerle rekabet edemeyen birlik üyelerinin birçoğu birlikten ayrılır. Devamlı dış müdahalelerle katran ormanları, daha değersiz istilacı türlere; istilacı türler, çalılıklara; çalılıklar bozkırlara; bozkırlar çöllere dönüşür. İnsanın maddi gereksinimine dayalı ayıklama aşamasında ormanlar, en fazla değere sahip olandan başlayarak değersize doğru sırası ile yok olur.

Ormanların hızla insanlarca tahribi sonucu mevsimsel kuraklığa sahip olanlarda çöl benzeri alanların çoğalmasına neden olmuştur ki, bu olaya kısaca çölleşme denir. İşte bu çölleşmiş alanların bir kısmı da katran ağacı yaşam alanıdır.

Katran Pinaceae ailesine mensup, 50 m (Gölhisar) boya 3 m çapa ulaşabilen, dolgun gövdeli, uzun ömürlü görkemli bir ağaçtır. Gençliğinde pramidal gelişim göstermesine karşın yaşlılıkta tepe yayvanlaşır. Onu diğer ibreli ağaçlardan ayıran en önemli özellik boyu 8-12 cm eni 4-6 cm ebatlarında fıçıyı andıran kozalakları ile yatık gelişen tepe sürgünüdür. Her ne kadar tepe sürgünü yatık olsa da onun dik büyümesine engel oluşturmaz. Bu özellik sayesinde, tepe sürgününün karla kırılmasını önler. İğne yaprakları kısacık sürgünler üzerinde 30-40 adedi bir arada demet şeklindedir. Onun kozalakları 26 ayda olgunlaşır ve aynı ağaçta aynı zamanda üç farklı kozalağı bir arada görmek mümkündür. Katran çamlarda olduğu gibi kozalaklarını bir bütün olarak dökmez, o nedenle, katran ormanlarında yerde kozalak bulamazsınız. Kozalaklar, olgunlaşmayı takiben kış aylarında dağılır ve tohumlar kozalak pulları ile beraber, çoğunlukla kar üzerine düşer. Kar üzerindeki tohumlar çok düşük sıcaklık değerlerinde kar içerisinde çimlenebilir. Bu özellik onun yaşam alanı ile ilişkindir. Katran ağacının yaşam alanında belirleyici unsur uzun süreli yaz kuraklığıdır. Tohumlar mümkün olduğunca erken, soğukta çimlenerek kurak dönem başlamadan önce köklerini derine ulaştırmaya çalışır.

Katran fidanı yetiştirmek ve onlarla ağaçlandırma yapmak oldukça basittir. Kozalaklar ikinci yılın ağustos ayından, kasım ayına kadar geçen sürede toplanır. Toplanan kozalaklar, temiz bir zemin üzerine serilir ve sık sık sulanır. Bir süre sonra kozalak pulları dağılarak tohumlar serbest kalır. Serbest kalan tohumlar, kozalak pullarından ayıklanır. Elde edilen tohum ekim yapılıncaya kadar serin bir yerde saklanır. 1000 adet tohum 70-100gr arasındadır. Katran tohumları soğukta çimlenir. O nedenle, en geç mart başında ekilir. Ekilen tohumların üzeri 0.5-1.0 cm kalınlıkta %50 dişli dere kumu, %50 humus karışımı ile kapatılır. Tohumlar toprak sıcaklığı 5-6 °C sıcaklığı bulduğunda çimlenmeye başlar. Katran fidanları birçok yüksek dağ ağacından daha hızlı gelişir. Bir yaşında 30-35 cm, 2 yaşında 60-70 cm, 3 yaşında 100-130 cm boya ulaşabilir. Katranın kültür formlarının üretiminde yanaştırma aşı tekniği kullanılır. Bunun için 1 ya da 2 yaşlı tüplü altlıklar kullanılır. Doğal ortamdaki ağaçlandırmalarda 1 ya da iki yaşlı fidanlar kullanılır. Park ve bahçelerde ise en az üç yaşlı, kaplı, tüplü ya da topraklı söküm fidanlar kullanılır. Onun; akıntısı iyi topraklardan hoşlandığını, durgun sudan hiç hoşlanmadığı, hava kirliliğine çok hassas olduğunu unutmamak gerekir.

Katran ağacının çoğunluğunun ibreleri yeşil iken, daha çok aşırı yetişme ortamlarında ibre rengi mavi ya da gümüşi renkte olabilir. Alışılmışın dışındaki masmavi ormanlar, görenleri hayrete düşürür. Birçok ibrelinin aksine, katran ağacını sevip okşayabilirsiniz. Onun ibreleri, elinizi acıtacak kadar batıcı değildir.

Katran ağacı ormanları ülkemizde doğal olarak; Köyceğiz civarından başlar, doğuya doğru Toros dağlarını takip ederek Maraş dolaylarında bir kavis çizerek Amonos’lara döner. Toros dağlarının iç Anadolu’ya bakan kısımlarından bozkır sınırına kadar yayılır. Bunun dışında Niksar ve Erbaa’da küçükte olsa kalıntı ormanı bulunuyor. Her mevsim sisin kümelendiği Finike’de olduğu gibi Akdeniz’e çok yaklaşarak 600m’ye kadar iner. Ancak en iyi yayılışını 1000m ile dağ kırı (2200m) arasında yapar. Bütün ulu dağlar gibi, Toros Dağları’da eteklerinde katran ormanlarını yetiştirir; ancak tepesine kadar çıkmasına asla izin vermez. 2200 metre yükseklikten daha yukarda, Toros Dağları’nın görkemi ile yarışacak hiçbir canlı bulunmaz. Katranın doğal yayılış alanlarında ana kaya daha çok kalker olmasına karşın, kalsiyumca zengin diğer alanlarda da iyi gelişir. Yetişme ortamında toprak genelde alkalidir.

Günümüzde katran ormanlarının varlığını keçi varlığı belirlemektedir. Toros Türkmenleri’nin yerleşik yaşama geçmesi ile birlikte keçiler sabit alanlarda otlatılmaktadır. Buna nüfus artışı buna bağlı olarak keçi varlığındaki artışın eklenmesi ile birlikte katran ormanlarının hiçbir şansı bulunmamaktadır.

Ancak son yıllarda katran ağacı ve ormanları Orman Bakanlığınca önemsenmeye başlanmış, bazı alanlar koruma altına alınmış, doğal ortama fidan dikim çalışmalarının yanında tohum ekimi yöntemi ile de yeni ormanlar kurulmaya başlanmış bulunuyor.

Ormanlar başlangıçta insan toplumu için barınma, avlanma, doğal beslenme alanı, otlak alanı, odun üretimi ve sığınma alanı olarak hizmet vermiştir. Günümüzde ise ormanların, insanlar için doğrudan ürün (odun) ve dolaylı çok yönlü işlevsel yararları söz konusudur. Ormanların erozyonu önleme, su koruma, rekreasyon gibi maddi olmayan ancak son derece önemli yaşamsal işlevleri dışında büyük bölgeler üzerinde küresel etkili; suyun tutulması, küresel iklime etkileri, karbondioksit emilimi, biyolojik çeşitliliğin korunması gibi işlevleri de çok önemlidir.

Ormansızlaşma süreci fakir ülkelerde aşırı nüfus artışına bağlı açlık ve sefaletten kaynaklanırken, zengin ülkelerdeki tüketim çılgınlığından ya da acımasız kapitalist savaşlardan kaynaklanır. Aslında her iki sorunun kaynağını da; kendisinden başkasını asla düşünmeyen gelişmiş ülkeler oluşturuyor. Günümüzde Japonya kendi ormanlarında sıkı koruma tedbirleri uygularken, odun hammaddesi gereksinimini fakir ülkelerin ormanlarını talan ederek karşılıyor ve hoyratça kullanıyor. Sadece “New Yor Sundey Times’’ gibi tek bir gazetesini basılması için günde 62 hektarlık ormanın tahribi söz konusu. Günümüzde gazeteler haber verme anlayışından daha çok sayfalar dolusu magazin ekleri ile ormanların yok olmasının sağlıyor. Kanada’nın bakir ormanları yağmacı bir anlayışla, dev makineler kullanılarak acımasızca kesiliyor ve tuvalet kağıdı üretiliyor. Vahşi kapitalist anlayışla Avrupa ormanlarındaki birçok bakir orman yok edilmiş onların yerine doğaya yabancı türlerle endüstriyel ağaçlandırmalar yapılmıştır. Bugün bunlar yığınsal olarak ölüyor. Buna en güzel kanıtı İsviçre, Almanya ormanlarıdır.

 

KAYNAKÇA: Bilim ve Teknik

 

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: