Kemiklerin vücudu desteklemek, ayak­ta tutmaktan başka görevleri ve sorumlulukları da vardır. Aslında vücudun maden kapsamının hemen tama­mını, gerekli kalsiyumun yüzde 99’unu, fosforun yüzde 88’ini ve ayrıca örneğin bakır, kobalt ve başka önemli madenler­den az miktarda olmak üzere bünyesinde bulundurur. Günde 24 saat de­vamlı çalışır ve cirosu yüksek bir mağaza gibi birçok malzeme alır ve verir.

Kemiklerin aynı zamanda çok faal ve meş­gul bir de imalât bölümü vardır ki bunun adı da iliktir. Bir dakikada vücudun 180 milyon kırmızı kan hücreleri yaşla­narak ölür. Dalak ve karaciğer bunların az bir kısmını tekrar yerine ko­yarsa da büyük bir kısmı kemiklerden göçüp gider. Kemik dalak odalarının süngere benzer iç kısımlarında vücudu enfeksiyon­lardan koruyan beyaz kan hücreleri üre­tilir.

 

Vücudun sağ uyluk veya kalça ke­miği, öteki kemikler için­de en uzun ve en kuvvetlisidir. Hakikat­te de küçük bir arabayı taşımaya yetecek bir kuvvete sahiptir. Kemikler bü­yük bir aileyi teşkil eder. Vücu­tta 206 tane kemik vardır. Bazıların­da bu kemik sayısı daha çok, bazıların­da da daha azdır. Aslına bakılırsa çocukken, bugünkü durumundan daha çok sayıda kemiklere sahiptir. Doğduğu zaman bel kemiğinde 33 fıkrası (omurga bölümü) vardır. Sonra bunlardan en altta bulunan dört tanesi birleşerek kuyruk (usus) kemiğini ve beşi de birleşerek kuyruk sokumu kemiğini( sakrum) teşkil ederler. İnsan 11 çift veya 13 çift ka­burga kemiğine sahip olabilirdi. Amma kaburga kemikleri sayısı, birçokla­rında olduğu gibi, aslında 12 çiftten iba­rettir.

Büyük veya küçük olsunlar ve şekille­ri nasıl olursa olsun kemikler (ör­neğin en küçüğü duymayı sağlayan, orta kulaktaki özengi kemiği­dir) hep aynı şekilde teşek­kül ederler. Kemikler birbirlerine ligamentlerle bağlanarak bir araya gelir. Tandonlar da kemikleri tıpkı kuklaların hareketlerini sağlayan ipler gibi, kaslara bağlar. Kemikler esas iki tip do­kudan yapılmıştır. Bunlardan birisi sünger gibi olup hafif ve gözeneklidir öteki ise, sıkı bir maddeden olup bu da yoğun ve çok kuvvetlidir. Belke­miği ve pelvisi genellikle birinci tipten oluşurken, öteki bacak ve kol kemik­leri ikincisinden oluşur. Bugünün inşaat dehalarının kemiklerle yarışamayacakları şekilde milyonlarca yıllar önce boruların som çubuklardan daha kuvvetli ol­duklarını keşfetmiş bulunuyorduk. Bu prensip kemiğin bir çelik parçasından da­ha kuvvetli olmasına sebep olmuştur.

Kemikler Nasıl Sertleşir

İnsan doğduğu zaman kemikleri daha yumuşaktır. Bu tabiatıyla doğumu kolay­laştırmıştır. Çok karışık olan kireçleşme işlemi bunları daha sert hale getirmiştir. Osteoblast denen ve kemik dokusunu teşkil eden milyonlarca hücreleri kapsanır ki bunlar bir takım lifli, sıkı fakat bükülebilir Collagen denen ve ısıtılınca jö­le veya tutkal kıvamını alan proteinler çı­karırlar. Bu lifler arasında, içinde tutka­la benzer ve kemiğin esas maddesini teş­kil eden bir alaşım bulunan küçük hava boşlukları vardır. Bu boşluklar çok kü­çük (mikroskopik) maden parçalarıyla (genellikle kalsiyum, fosfor ve karbonat­la) doldukça kemik teşekkül eder. Bu iş tamam olunca da bacaklar vücudu taşımaya yetecek kadar kuv­vetlenir.

Kemikler, çocuklukta vücudunu desteklerken bir taraftan da büyürler. Bu bir çeşit, içinde oturanları rahatsız etmeden bir evin genişletilmesi gibi bir şeydir. Bu devrede kemiklerin uçlarının bazı kısımları yumuşak kıkırdaklardan ibarettir. Bu kemiklerde bir yandan yeni­den kıkırdak teşekkül eder, bir yandan da dışta kalan eski kıkırdaklar kemikle­şir. İnsan erginleştikçe bu kıkırdaklar sertleşir ve ondan sonra, daha büyüme olanağı kalmaz.

Kemik uzunluğu artmayınca, tabii kaslar ya daha genişlemek veya daha za­yıflamak, yani daha kuvvetli olmak veya daha zayıf olmak durumundadır. Eğer yük kaldırmaya çalışırsa kemikler de da­ha kuvvetlenir, daha sıkılaşır ve daha ka­lınlaşır. Eğer insanı aylarca yatakta ya­tıracak olursanız o zaman zayıf­lar.

Kemik Yapısı

Her şeyi depolama ve ser­best bırakma rolü çok hayati önem ta­şır. Bütün işlerini kan aracılığıyla yapar. Tabii şaşacağınız kadar çok ve zengin kan damarları vardır. Ma­den kristallerini kan akımına bırakır. Gerektiği zaman kandan fazla kalsiyumu alır veya kanda yeteri kadar kalsiyum yoksa o zaman da bu eksikliği tamamla­r. Kan dolaşımına verdiği kristalle­rin yüzeyi o kadar geniştir ki bunların hep­si yan yana getirilirse 100 dönümlük bir araziyi kaplar.

Kalsiyumun  Önemi

Kalsiyum stoğu hayli çok, yani bir kilogram kadardır. Fakat her­hangi bir anda kanda dolaşan kalsiyum miktarı bir gramdan biraz az­dır. İşte bu küçük miktar bile çok önem­li bir rol oynar. Kalsiyum olmasa sinir­lerde herhangi bir etki yaratılamaz ve kan pıhtılaşması mümkün olmaz. Kas bü­zülmeleri durur ve böylece kalp atışları da sona erer. Çok fazla kalsiyum da çok tehlikeli olabilir. Fazla kalsiyumun böbrek taşlarının teşekkülünde etkili ol­duğu sanılmaktadır. Bundan sonraki du­rum üremik zehirlenme ve ölümdür.

Bu korkunç hakikatleri sırf kana verilmesi gereken kalsiyum miktarını hatırda tutmamın önemini be­lirtmek için yazdık. Esas kontroller boyundaki bezlerdir. Eğer kandaki kalsiyum seviyesi düşerse Paratiroid’Ier bir hormon üreterek kemikleri hareke­te getirir. Fazla kalsiyum bulunması ha­linde de tiroidindeki bir hormon fazla kalsiyumu kandan geri almasını sağ­lar.

Kemik Kırılması

Kemiklerin karşılaştığı biricik sorunun kırılma olduğunu sanılır. Aslına bakılırsa kırılma genellikle daha az üzü­lecek bir şeydir. Kırılmalar üç esas şe­kilde olur. Bunlardan birincisi kapalı kı­rıktır. Burada kırık temizdir ve kırılan kemik cilt dışına fırlayıp çıkmamıştır. On­dan sonra Green Stick (çocuklarda ke­mik küçülmesi hastalığı) denen şekilde kemik tamamıyla kırılmadan uzunluğu­na yarılmıştır. Üçüncüsü parçalanmış kırıktır ki burada kemik küçük parçalara ayrılmıştır.

Çok yakın zamanlara kadar kırıklar daha çok alçılı sargı ile ve zamanla teda­vi edilirdi. Yaşlılarda kırılmış bir kalça ile altı ay yatakta yatmak genel bozuk­luğa, zatürreye ve hatta ölüme sebep olmakta idi. Bugün ortopedi operatörleri hastaları yataktan mümkün olduğu ka­dar çabuk kaldırmakta ve kemik birleş­mesini sağlamak için çiviler, vidalar ve levhalar kullanmaktadırlar. Örneğin don­muş bir kol kemiği veya parmak veya diz mi var, bunlar için sun’i birleştirici par­çalar hazırdır. Parçalanmış bir kalça için bir oyuk ve bir yuvarlak konabilir.

Ortopedistler etkili bir şekilde çalışır­ken asıl iyileşme kemik tarafından yü­rütülür. Osteoblast’ların (kemik dokusunu teşkil eden hücreler) hemen yüksek bir hızla üretime başlar. Kemik içine kalsiyumlaşmak üzere Collegan fışkırır. Aynı zamanda başka tamircileri de vardır ki, bunlar da Osteoblast’lar, yani büyüme halindeki kemiğin içinde kemik dokusunu yiyerek iç boşlukları husule ge­tiren çok nüveli (çekirdekli) iri hücreler­dir. Bu hücreler kemiği aşındırarak onların sert ve pürüzlü uçlarını düzeltir ve kemiğin eski şeklini almasına yardım eder.

Kemik Hastalıkları

Kemikler birçok ve acayip hasta­lıklarla karşılaşır. Bunlardan en kötü­sü Aplastik Anemi, yani dokuların eksik veya kötü teşekkülü ki, bunda iliğin kan üretimini nasıl yapacağını unutması veya şaşırması demektir. Buna fazla radyasyona maruz kalmak sebep olduğu gibi, çeşitli zehirler ve daha bilinmeyen şeyler de sebep olabilir. Doktorlar bu du­rumlarda ancak kan verebilirler ve kemik iliği transplantasyonu (nakli) yapa­bilirler.

Artritler, iltihaplanmalar, mafsalların donması da ayrı birer problem teşkil ederler. Eklemlerin yerine konması da dahil olmak üzere, ameliyat son ve kesin çareyi teşkil edebilir. Kemikler kanser de olur. Enfeksiyon da başka bir baş ağrısıdır. Mikroplar kan dolaşımı aracılığıyla kemiklere ulaşır. Bunlar kan dolaşımına çevrede bulunan yaralardan girer veya bir kırılma sonucu kemikleri istila ederler. Bu gibi istila ve akınlar kemik iltihabına se­bep olur ki bu da çok kötü durumlar ya­ratabilir. Bu durumlarda antibiyotikler doktorların birinci hat savunma silahlarını teşkil ederler.

Osteoporoz denen ve hemen her­kese musallat olan bir hastalık olup, ke­mik dokusu içinde anormal derecede boşluklar teşekkülüdür. Kemikler yirmili yaşlarda iken, yoğunluk ve kuvvet bakımından en üst dereceye ulaşmış durumdadırlar. Fakat sonra yavaş yavaş kalsiyum ve öteki maden depoları azalmaya ve kaybolmaya başlar. Bunları biriktirebileceklerinden çok kana akıtırlar ve daha az kuvvetli olmaya başlarlar. Önceleri bu hal yavaş olur ve insan 47 yaşında olmasına rağmen, kendisinde bu hu­susta bir belirti yoktur. Fakat daha sonra onun da yüzde on oranında Osteoporoz sı­kıntıları ile karşılaşma olasılığı vardır.

Bazı nedenlerle bu tehlike, kadınlar için daha faz­ladır. Yumurtalıklar Menopoz dev­resinde kapandığı zaman muhtemelen ma­den azalması hızlanacaktır. 65 yaşına gelindiği zaman omurga kemiği, kalçalar ve göğüs kemikleri daha kolay kırılır ha­le gelecek ve önceleri ancak bir sıyrığa sebep olabilecek bir düşme, şimdi bir kemik kırılmasına yol açabilecektir.

Osteoporoz hâlâ da anlaşılmazlığını muhafaza etmektedir. Bu hususla verebilecek en iyi nasihat şudur: kemikler gittikçe daha az kuvvetli olmaktadır ve silkmelere, çekmelere karşı ken­disinin dikkatli olunması gerekir.

Son bir nokta, Fosil kemikler on mil­yonlarca yıllar dayanmış ve zamanımıza kadar kalmışlardır. Dünyadaki ilk insanın kemik parça ve kırıntılarına hâlâ rastlanmaktadır. Öyle ise bunları da kemiklerin kre­di hanesine kaydetmek gerekir. Böylelik­le yaşantıdaki kilit rollerine ek olarak vücudun ölümsüzlüğe yakın bir durum elde etmesini sağlamak bakımından da önemlidirler.

KEMİK NEDİR, YAPISI, ÖZELLİKLERİ, NASIL SERTLEŞİRhttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/04/kemik-ana.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/04/kemik-ana-150x150.jpgadminGüncelNedirakyuvar,alyuvar,Aplastik Anemi,Artritler,fosfor,greenstick,kalsiyum,kapalı kı­rık,ke­mik küçülmesi hastalığı,kemiğin yapısı,kemik dokusu,kemik hastalıkları,kemik iliği,kemik kırılması,kemik nasıl gelişir,kemik nasıl kırılır,kemik nasıl sertleşir,kemik yapsısı,Osteoporoz,parçalanmış kırıkKemiklerin vücudu desteklemek, ayak­ta tutmaktan başka görevleri ve sorumlulukları da vardır. Aslında vücudun maden kapsamının hemen tama­mını, gerekli kalsiyumun yüzde 99’unu, fosforun yüzde 88’ini ve ayrıca örneğin bakır, kobalt ve başka önemli madenler­den az miktarda olmak üzere bünyesinde bulundurur. Günde 24 saat de­vamlı çalışır ve cirosu yüksek bir mağaza...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası