Kolera, bir tür mikrobik bağırsak hastalığıdır. Kolera hastalığının, dünyada yayılma ve hastalık yapma tarihi hayli eskilere kadar uzanmaktadır. Elde mevcut bilgilere göre M.Ö. 7-8. yüzyıllarda Hindistan’da görülmüştür. Bu hastalık hakkında ilk yayını Portekizliler 1543’de yapmışlardır. Hastalık o tarihlerden başlayarak günümüze kadar salgın yapmış, yüzyıllar boyunca milyonlarca kişinin ölümüne yol açmıştır.

Hastalık etkeni olan bakteri, 1883 yılın da Büyük Araştırıcı Robert Koch ta­rafından Mısır’da tespit edilmiş ve «Vibrio Cholerae» adı verilmiştir. Uzun yıllar bu bakteri kolera salgınlarının etkeni olarak görülmüştür. 1906 yılında Arabistan’­da El Tor’da karantina kampında bazı kişilerden öteden beri bilinen klasik ko­lera vibrionuna benzeyen yeni bir tip vib­riyon elde edilmiş ve buna da El Tor vibrionu adı verilmiştir. 1961 den bu yana Dünya’da meydana gelen salgınlara bu bakterinin etken olduğu tespit edilmiş bulunmaktadır. 1930- 1958 yıllan arasında daha çok Güney Asya’da, 1958 den son­ra Endonezya, Pakistan, Afganistan, Iran, Rusya, Arabistan ülkeleri, Kuzey Afrika, Akdeniz çevresi, Balkan ülkeleri gibi hay­li geniş bir alanda tek tek ya da salgınlar halinde görülmeye devam etmiştir.

Ülkemizde meydana gelen Kole­ra salgınlarına tarih sırası ile bakılarak belirli devir ve yıllara ayrılabilir.

— 18. yüzyıl ve daha önceki tarihlerde oluşan salgınlar,

— 1831 de Romanya’dan gelen salgın,

—  1841 de İran’dan gelen salgın. Bu salgın İstanbul’da bir çok ölüme se­bep olduktan sonra Avrupa’ya yayılmış ve hatta Amerika’ ya kadar uzanmıştır.

—  1855 de Kırım Savaşı sırasında oluşan salgın,

— 1865 de Mısır’dan gelen salgın,

— 1871 de Hacılar’la Arabistan’dan gelen salgın,

— 1893 de Avrupa’dan ülkemize gelen salgın,

— 1911-1913 yıllarında Balkan Sava­şı Kolera salgını,

— 1970 yılında Sağmalcılar – İstan­bul’da meydana gelen kolera vakaları.

 

Kolera vibriyonu ve ona serolojik ola­rak çok benzeyen El Tor vibriyonu gram negatif boyanan, virgül biçiminde ya da küçük bir çomakçık şeklinde bir bakte­ridir. Her ikisinin bakteriyolojik ve bi­yokimyasal özellikleri çok benzerdir. Ko­lera mikropları insandan insana geçer. Bu geçiş ve bulaşma yollarının toplum sağlı­ğı yönünden çok büyük önemi bulunmaktadır. Herkesin bu konuda bilgi sahibi olması gereklidir. Ayrıca hastalıkla savaş içinde bu konunun gerektiği kadar önemsenme­si zorunludur. Kolera mikropları kolera­lı hastaların bağırsağında ya­şarlar. Bu kişilerin kusmuk ve dışkıları ile dış ortama çıkarlar. Sağlam kişiler gerek doğrudan bu mikropların bulaştığı hasta eşyası ya da dolaylı olarak mikrop karışmış sularla sulanmış, yıkanmış ve bulaşmış besin maddeleri, sebze ve meyveler, diğer yiyecek ve içeceklerle kolayca infekte olabilir ve mikrobu alabilirler. Bulaşmada özellikle içme ve kullanma suları büyük önem taşır. Kişi tarafından içme suyu ile alındığını kabul ettiğimiz kolera mikropları üreyip çoğalabilecek­leri ortam olan bağırsağa ulaşmalıdır. Ko­lera mikrobu asit ortama ve asitli mad­delere dayanıksızdır, kısa sürede ölür. Alkali (bazik) ortam ise üremesi için en uygun ortamdır. İnfekte olan içme suları soğuk olarak içildiğinde soğuk su mi­deyi hemen ve çabuk olarak terk edecektir. Böylece asitli bir ortam olan midede ölmeden bağırsağı alkali ortamına geçilmiş olacaktır.

Bu sebeple özellikle kolera salgını ol­duğunda ya da şüpheli durumlarda so­ğuk su, soğuk meşrubat, dondurma ve benzeri içeceklerin içilip yenmemesi ge­rekir.

Koleralı hastalar hastalık boyunca dışkılan ile mikrop çıkartırlar. Dışkıların rastgele çevreye yayılmaması, özel tedbirlerin alınması gerekir. Kolera mikropları dış­kı içinde uzun süre ölmeden canlı kalabi­lir. Dışkı karışmış sularla sulanan bos­tan ve bahçeler yıkanan sebze ve meyveler diğer çiğ olarak yenecek besinler kolerayı çabuk ve kolay bulaştırırlar. Bu sebepten kişilerin elle­rini sabun ve diğer antiseptik maddeler­le iyice yıkamaları önemlidir.

Ayrıca temiz olduğu sanılan pınar, kaynak, kuyu, havuz, çeşme ve benzeri tesisler sularının gerek arazi durumu ve gerekse diğer bazı teknik faktörler ne­deni ile mikropla kirlenmesi söz konusu olabilir, özellikle akar suyun temizliğine inananlar bu fikre saplanmamalıdırlar. Çamaşır yıkanan bir derenin alt taraflarından hiç bir zaman içme ve kullanma suları alınmamalıdır.

Kolera bulaşmasında ellerin rolü bü­yüktür. Hasta kişilerin kusmuk ve dışkı ile kirlenen elleri büyük bir tehlike teşkil eder. Bu kirli ellerin tuttuğu eşya ve çeşitli malzeme hastalığı başkalarına kolayca bulaştırabilir.

Koleradan Korunmak İçin Uyulması Gerekenler

  1. Halk sağlığı eğitiminin gerçekleş­tirilmesi.
  2. Koleranın öneminin halka zama­nında anlatılması,
  3. Hastalık şüphesinde derhal heki­me müracaat edilmesi,
  4. Hasta kişilerin izole edilmesi,
  5. İçme sularının temizliği sorunu,
  6. Karasinek ve fare savaşı,
  7. Kişisel temizlik, hela ve çukurla­rın kontrolü,
  8. Aşılanma,Lokanta, aşevi, içecek satanların kontrolü.

Koleranın Belirtileri

Kolera mikroplan alındıktan sonra 3-5 saat ile 5 gün arasında değişen bir kuluçka dönemi vardır. Hastalık birden­bire şiddetli ya da yavaş seyirli olarak başlayabilir. Bulantısız kusma ve ağrısız ishal görülebilir. Dışkı sayısı gittikçe ar­tar ve rengi değişir. Her vakada sabit olmayan pirinç suyu kıvamında görü­nüşlü dışkı görülebilir. Dışkılama sayısı günde 20 – 30 olabilir. Kusma ve ishalle hasta bol miktarda su ve madensel tuz kaybına uğrar. Hastada zayıflama, deri­de kuruma, vücut ısısında düşme, kalbinde zayıflama, idrarda azalma görülür. Kan koyulaşır, üre oranı yükselir, koma hali­nin meydana gelmesi ile ölüm sonuçlanır.

Hastalığın başlangıcında bazı vakalarda bu belirtiler dikkati çekmeyebilir. Ba­zı kişilerde hafif ishalle belirti vermeden ayakta dolaşabilirler, bunlar çoğunlukla portör olabilirler. Portörler farkında ol­madan kolera mikroplarını çevreye ya­yarlar. Portörlerin tespiti ve tedavisi, bil­hassa infeksiyonun yayılmasının kontr­lü yönünden önemlidir.

Tedavisi

Kolera, aşırı su ve tuz kaybına bağlı olarak 5-6 saat içinde ölüme yol açabileceği için, tedavisindeki en önemli nokta erken tanıdır. Bu nedenle tedavideki temel ilke, kültür sonuçlarını beklemeden su ve tuz kaybının giderilmesi. Bunun için hastaya se­rum takılarak gerekli miktarda sıvı ve elektrolit verilip, bu açığın en kısa sürede kapatılması ge­rekiyor. Tanı kesinleştikten sonra antibiyotik te­davisine başlanabiliyor. Bir süredir koleraya kar­şı, gen mühendisliği teknolojisiyle elde edilen aşılar kullanılabiliyor. Ancak bu aşıların daha çok, salgın olan bölgelere gidecek kişilere uygu­lanması önerilmektedir.

Tedavi edilmediği taktirde kolera, çok hızlı su ve elektrolit kaybına bağlı olarak sa­atler içerisinde ölüme bile yol açabiliyor. Bu mik­ropla her karşılaştığımızda kolera hastalığına yakalanmıyoruz. Ciddi bir hastalığa yol açması için bakterinin yeterli sayıda alınması ve midedeki asitli ortamdan kurtularak bağırsaklara ulaşabil­mesi gerekiyor. Bakterinin hastalığa yol açmasın­daki en önemli etken, salgıladığı bir zehir (tok­sin). Bu zehir iki alt birimden oluşuyor. Bunlar­dan biri, bakterinin ince bağırsak duvarına yapış­masını sağlarken diğeri de hücre içinde hasara yol açıyor. Hücre içinde etkili olan zehir, bağır­saklardan aşırı miktarda su ve elektrolit atılması­na yol açıyor.

 

Kaynak :
Bilim ve Teknik
KOLERA HASTALIĞI NEDİR NASIL BULAŞIRhttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/Kolera-Nedir.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/Kolera-Nedir-150x150.jpgadminBilimNedirSağlıkYaşamalkali,bakteri,bakteriyolojik,Balkan Sava­şı,bazik,bi­yokimyasal,dışkı,El Tor vibrionu,elektrolit,ishal,Kırım Savaşı,Kolera hastalığı nasıl bulaşır,kolera hastalığı nasıl tedavi edilir,kuluçka dönemi,kusma,kusmuk,mikrobik,portör,salgın hastalıklar,serolojik,toksin,Vibrio Cholerae,zehirKolera, bir tür mikrobik bağırsak hastalığıdır. Kolera hastalığının, dünyada yayılma ve hastalık yapma tarihi hayli eskilere kadar uzanmaktadır. Elde mevcut bilgilere göre M.Ö. 7-8. yüzyıllarda Hindistan’da görülmüştür. Bu hastalık hakkında ilk yayını Portekizliler 1543’de yapmışlardır. Hastalık o tarihlerden başlayarak günümüze kadar salgın yapmış, yüzyıllar boyunca milyonlarca kişinin ölümüne yol...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası