Bilim Sağlık Yaşam

KOLESTEROL VE DAMAR SERTLİĞİ

Tarafından yazılmıştır admin

Yüksek kan kolesterolünün damar sertliğine sebep olan bir risk faktörü olması, bütün şüpheleri diyetle alınan kolesterol üzerinde toplamıştır. Ancak, kolesterol ile damar sertliği arasındaki ilişki henüz kanıtlanmamıştır.

Kolesterol, çoğu kez yanlış anlamda, diyetteki yağ ile ilişkili olarak ifade edilir. Halbuki kolesterol, yağ asitleri ve trigliseritlerden çok farklı bir yapıya sahiptir.

Kolesterol, bütün hayvansal dokularda farklı miktarlarda bulunur. Kolesterol yönünden zengin olan besinlerin başlıcaları beyin, böbrek, karaciğer, yumurta sarısı, tereyağı ve kabuklu su ürünleridir. Meyve, sebze, bitkisel yağ, tahıl ve kabuklu yemiş gibi, bitki orjinli besinlerin hiçbiri kolesterol içermemekle birlikte, bu besinlerin bazılarında fazla miktarda doymuş yağ bulunur.

Hücre membranlarının önemli bir unsuru olan kolesterol, beyin ve sinir dokusunda fazla miktarda bulunur. Kolesterol, diyetle hiç alınmasa bile, insan vücudu tarafından sentezlenmektedir. Sentez bakımından en önemli görev karaciğerindir. Karaciğer tarafından sentezlenen kolesterol günlük diyetle alınan miktarın yaklaşık üç katıdır.

Kolesterol, bağırsaklardan yağların emilimi ve sindirimi için gerekli olan safra asitlerinin oluşumunda önemlidir. Ayrıca steroid hormonların ön maddesi olan kolesterol, vücut tarafından D vitamini yapımında da rol oynar.

Diyetle alınan kolesterol, kan kolesterol seviyesinin yükselmesine katkıda bulunan bir etken olabilir. Ayrıca, diyetsel toplam yağ ve doymuş yağ alımının fazlalığı da bu seviyeyi yükseltebilir. Kandaki toplam kolesterol miktarı, normalde 120-330 mg/100 ml’dir. Genetik hastalıklarda bu miktar 350 mg/100 ml’in üzerindedir.

Damar sertliğine sebep olabilen tek faktör, kan kolesterol seviyesinin yüksekliği değildir. Ayrıca, yaşlılık, cinsiyet, genetik hastalıklar, sigara içilmesi, yüksek tansiyon ve şişmanlık da damar sertliğinin oluşumuna etki edebilir.

Sağlıklı bir diyet için, aşırı yağ, doymuş yağ ve kolesterol alınımından ve tek yönlü beslenmekten kaçınmak gerekmektedir.

KAYNAK: Prof. Dr. O. Cenap TEKİNŞEN
                   Doç. Dr. Suzan YALÇIN

 

 

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: