Güncel Sağlık

KORONER KALP HASTALIĞI

Tarafından yazılmıştır admin

Kalp bir kastır; bu kasa miyokard, bu kası bes­leyen damarlara koroner arterler denir. Koroner kalp hastalığı denince, koroner damarlarla kalp kasına gelen kanın ihtiyaca cevap veremeyecek öl­çüde azalması anlaşılır. Bu olayın 1 nedeni koro­ner damarların aterosklerozudur. Diğer nedenler na­dirdir: Koroner spazm, koroner emboli (pıhtıdan ko­pan parçaların arterin uçlarını tıkaması), aort fren­gisi, doğuştan koroner arter anormallikleri gibi. Yük­sek tansiyon veya aort kapağı darlığında sol karın­cık duvarı kalınlaşır (hipertrofi): bu durumda da ka­sa gelen kan, ihtiyacı karşılayamayacağından koro­ner aterosklerozdan ayırt edilemeyen bir durum oluşur.

Egzersiz veya ruhsal gerginlik kalp kasının O2 ihtiyacını artırır; bu durumlarda kalp kası içindeki artercikler çok fazla genişleyerek, kalbin O2‘siz kal­mamasını sağlar.

Koroner aterosklerozda koroner damarlarda fibröz plaklar oluşmuştur; bu nedenle koroner arterler daralır. Koroner damarların kesit yüzeyi % 75’ten faz­la azalırsa, egzersiz vb. nedenlerle artan O2 ihtiya­cı artık karşılanamaz olur. Bu ise göğüs ağrısına ne­den olur; bu ağrıya göğüs anjini (angina pectoris) denmektedir. Bir organa yeterli kan gelmemesine iskemi adı verildiğinden koroner kalp hastalığına iskemik kalp hastalığı da denir. Kalp kası O2’siz ka­lınca görevini yapamaz, gevşer, bu ise kalp pompasının iyi çalışmaması demektir; buna kalp yetmez­liği adı verilmiştir. İskemi sırasında sol karıncık için­deki küçük kas çıkıntıları (papiller kaslar) sol kulak­çıkla sol karıncık arasındaki mitral kapağı geren ip­likleri (chordae tendinae) gergin tutamaz; kalp kasılırken sol karıncıktaki kan geriye sol kulakçığa ka­çar. İskemi geçici bir olaydır; bu sırada ekokardiyografi (ultrasonografi) yapılırsa kalp kasının pompa gö­revinin aksadığı açıkça görülür; kalp kası kan pompa­larken kasılacağı yerde, yer yer balon gibi şişkinleşir. İskemi uzun sürerse, kalp kasının bir bölümü di­rilmemek üzere ölür; işte buna halk arasında enfark­tüs veya kalp krizi, tıp dilinde ise diğer organların enfarktüslerinden ayırt etmek üzere miyokard enfark­tüsü denmektedir.

Oalamayan kalp kasında önemli fizyopatolojik değişmeler olur. Normalde kalp kası, glikozu ve yağ asitlerini CO2+ H2O oluşturacak şekilde yakar; iskemide ise yağ asitleri oksitlenemez ve glikoz ise an­cak laktat safhasına kadar yakılır. Asitlerin birikme­si hücre içi pH’yı düşürür ve kas enerjisini sağlayan organik fosfatları (ATP ve kreatin fosfat) azaltır. Bun­ların sonucu hücre zarları bozulur ve kas hücreleri içindeki K dışarı sızar; hücre içine aşırı Na dolar. Bu metabolik durum kalpte elektriksel bir fırtına yaratır; çünkü dokuların yarattığı elektrik, hücre içi Na/K oranıyla yakından ilgilidir. İşte miyokard enfarktüsün­deki ani ölümlerin (eski adıyla kalp sektesi) nedeni, bu fırtınaya bağlı olarak kalp atışlarının bozulması­dır; kalp kası pompalama işini bırakarak yaprak gibi titremeye başlar (ventriküler fibrilasyon); tıbbi yardım yapılamazsa, bu durum 4 dakika sonra beyin ölü­müne ve kısa bir süre sonra da ölüme neden olur.

Bir İnsanda Koroner Ateroskleroz Varsa Daima Egzersiz Sırasında Göğüs Ağrısı (Angina) Olur Mu?

Koroner ateroskleroz hiçbir belirti vermeden var olabilir. Koroner aterosklerozun varlığının ilk belirti­si ani ölüm olabilir. Ayrıca koroner ateroskleroz hiç ağrı yapmadan kalbi büyütebilir ve kalp yetmezliği yapabilir (egzersizde göğüs ağrısı yerine nefes dar­lığı, ayak şişmesi; gece başını yükselterek uyuma ihtiyacı, gece gelen nefes darlıkları), bu tabloya iskemik kardiyomiyopati (kalp kasının kan alamama hastalığı) denmektedir. Egzersizden sonra çekilen elektrokardiyografi (EKG), koroner hastalığın teşhisinde önemli ve güvenilir bir testtir (eforlu EKG). Eforlu EKG testi pozitif olan birçok kişi, hayatında hiç gö­ğüs ağrısı duymamıştır; ama bu gibilerde koroner da­marların özel yöntemle filmi çekilirse (koroner anji­ografi), bu damarların kısmen tıkandığı gösterilebi­lir. Böyle ağrısız bir hastada, koroner damarlar da­ha daralırsa ağrı başlayabilir. Ağrıdan sonra hasta 4 yoldan birini izler: 1) Hastalık (ağrı) aynı kalır. 2) Hastalık (ağrı) giderek artar. 3) Hasta yine ağrısız ha­le geçer. 4) Ani ölüm.

 

Koroner Kalp Hastalığı Göğüste Nasıl Bir Ağrı Yapar?

Koroner ağrısının (angina pectoris) özellikleri şunlardır;

1) Genellikle egzersizle (yokuş ve merdi­ven çıkma, kışın rüzgâra karşı yürüme vb.) başlar ve dinlenmekle geçer.

2) Ağrı sol omuza ve sol ko­la (özellikle elin küçük parmağına doğru) yayılabilir. Ağrı daha nadiren her iki kola, sırta, mideye, boy­na, altçeneye ve dişlere yayılır.

3) Ağrı 1-5 dakika sürer; giderek artar, sonra dinlendikçe giderek aza­lır.

4) Ağrının en sık görülen şekli, göğüs kemiği ar­kasında bir mengene sıkıyormuş hissi veya göğsün üstüne 100 kiloluk bir taş konulmuş gibi bir ağırlık hissidir. Ancak her çeşit ağrı olabilir. Ağrının egzer­sizle, cinsel birleşmeyle veya stresle gelmesi çok ti­piktir. Fakat istirahatta iken gelen, hatta uykudan uyandıran koroner ağrıları da olabilir.

5) Soğuk ve aşırı yemek de ağrıya neden olabilir.

6) Varyant an­gina (Prinzmetal anginası) denen angina ağrısı çok farklıdır; Hasta uykudan şiddetli göğüs ağrısı, çarpıntı ve nefes darlığıyla uyanır. Bunlarda yüzeysel koro­ner arterlerde spazm (geçici daralma) vardır. Bu tip angina egzersizle de gelir; bu hastaların 3/4’ünde koroner ateroskleroz bulunduğu gösterilmiştir.

7) An­gina pectoris dil altına koroner damar genişletici bir hap koymakla birkaç dakikada geçer.

 

Koroner Kalp Ağrısı Olanlarda EKG Daima Teşhisi Gösterir Mi?

Koroner ateroskleroz olanların yarısında istirahatta çekilen EKG normaldir. Diğer yarısında görü­len değişmelerse, koroner hastalık teşhisi koydurtacak kadar kendine özgü değildir.

Eforlu EKG daha anlamlıdır. Hasta yürüyen bir band üzerinde koşturularak kalp belli bir standarda göre hızlandırılır ve sonra EKG çekilir. Bu testte EKG’deki dalgaların ST segmenti denen bölgesi 1 mm veya daha fazla aşağı çökerse test pozitiftir; yani hastada koroner ateroskleroz vardır. Ancak testin bir sakıncası şudur. Test hastaların % 15’inde koroner ateroskleroz yokken pozitif olur (yalancı pozitif test), % 15’inde ise koroner ateroskleroz varken negatif olur (yalancı negatif test). Bu test hastanın şikayet­leri ile beraber değerlendirilmelidir. Örneğin, tipik an­gina pectorisi olan birinde, testin pozitif oluşunda koroner hastalık olasılığı % 98, hiç göğüs ağrısı olma­yan birinde testin pozitif oluşunda ise % 33’dür. Normalde test sırasında kan basıncı yükselir; efordan sonra tansiyonun düşmesi, test sırasında angina başlaması veya kalp ritminin düzensizleşmesi halin­de de test pozitif sayılır. ST segment çöküşü 5 dakikadan fazla sürerse, koroner ateroskleroz çok iler­lemiş demektir.

Koroner ateroskleroz teşhisinde thallium 201 rad­yoizotopu ile yapılan gama kamera filmleri ve Tc 99 m izotopu ile yapılan anjiyografiler de önemlidir. Bu ikinci test sol karıncık hacmini ve görevini de ölçer.

Koroner anjiyografi, aorta’ya sokulan ince bir kateterden röntgende gözüken bir madde vererek ko­roner arterlerin filmim çekmektir, ilaç tedavisine ce­vap vermeyen hastalarda “by-pass” ameliyatı düşünüldüğü zaman ve koroner kalp hastalığı teşhisi­nin kesin olmadığı olgularda koroner anjiyografi yapılmalıdır.

 

Kaynak:
Bilim ve Teknik/ Selçuk Alsan

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: