Vücutta bulunan herhangi bir organ derlenip toparlanıp kulak kadar küçük bir yere sığamaz. Büyük bir şehrin telefon şebekesini çalıştıracak kapasitede elektrik devresine sahiptir. Aynı zamanda otomatik pilot gibi vücudun dengede kalıp tepetaklak olmasından korur. Bütün bunları cevizden büyük olmayan bir yerde gerçekleştirir.

Başın her iki tarafında bulunan kanatçığa benzeyen organdır. Gerçekte bu görülen dış kulak kısmı ses toplayan bir huniden başka bir şey değildir. Buradan 2,5 cm uzunluğunda bir kanal meyilli olarak kulak zanna gider. Bu kanal iç bölümleri korumak ve içeri gi­ren havayı ısıtarak sesin daha tatlı duyul­masını sağlamak için kıvrımlı şekildedir. Bu kanalda bir hayli kıl ve 4000 kadar ku­lak kiri (kulak yağı ve mumu da denir) bezi vardır. Bu kirler ve kıllar adeta sinek kâğıdı görevi yapar ve toz ve benzeri tahriş edici maddelerin iç kulağa girmesine engel olurlar. Ayrıca kulak kiri, özellikle vücudun temiz olmayan sularda yüzdüğü zamanlar, enfeksiyonlara karşı da koruyu­cudur. İnsan göze çirkin görünen kulak kir­lerini yıkayıp temizlese de kulak bu temizlikte çok ileri güncesini istemez. Çünkü bu sırada kulak zarına zarar gele­bilir. Temizlense de kulak he­men eksilen kulak kirini yeni ifrazatla ta­mamlar.

Nasıl Duyarız

Gergin ve dayanıklı bir zar dokusundan oluşan kulak zarının kutru bir santimetreden biraz fazla olup burası çok karışık olan duyma işinin başladığı yer­dir. Ses taşıyan hava dalgaları tıpkı bir davulun tokmağı gibi bu zara çarpar. Bir fısıltının çok hafif titreşimleri bile bu zarı çok az hattâ bir santimetrenin bir milyon­da biri kadar da olsa içeriye doğru iter. Kulak zarının bu çok küçük hareketi, bu­gün tamimiyle anlaşılamayan şaşırtıcı olaylar zincirini başlatan ve vücut için anlam taşıyan bir ses halini alır.

Kulak zarına çarpan hafif ses dalgası, bir fasulye büyüklü­ğündeki orta kulakta yükseltilir. Orta kulak kısmında üç tane küçük kemik bir arada asılı bulunmakta­dır. Bunlar belli belirsiz örs, çekiç ve üzen­giye benzedikleri için örs, çekiç ve üzengi kemikleri adını taşırlar. Bunların görevi kulak zarının çok küçük hareketlerini yükseltmek ve bunları 22 defa amplifiye (güçlendirme) ederek, üzengi kemiğinde bulunan oval bir pencere yoluyla içkulağa geçirmektir.

İşitmenin asıl organı olan iç kulak vü­cudun en sert kemiklerinden yapılmış ve sulu bir sıvı ile dolu ve kale gibi sağlam bir kovuk içinde bulunur. Bunun başlıca işitme parçası salyangoz kabuğu şeklinde­ki kulak salyangozu (Koklea) dır. Bunun kıvrımlı olan iç kısmı mikroskobik saç kı­lına benzer sinir hücreleriyle dolu olup bunların her biri ayrı bir titreşimle ses ve­rir. Orta kulağın üzengi kemiği, iç kulağa giden oval pencereye vurduğu zaman iç kulakta bulunan sıvıda bir titreşim başlar. Diyelim ki bir ses verilmiştir, o za­man lenf sıvısının içindeki kulak salyangozunun (Koklea’nın) ses kılcal hücresi met ve cezir dalgalarının etkisiyle deniz yosunlarının hareketine benzer bir şekilde dalgalanmaya başlar.

Bu dalgalanma işitme sinirlerimi bes­leyen bir elektrik akımı meydana getirir ve bu akım buradan da 1,86 santimetre uzakta bulunan beyine gider, işit­me siniri bir kurşun kalemin içindeki kur­şun kalınlığında olup 30.000 den fazla dev­reyi kapsamaktadır. Koklea binlerce elektriksel mesajı besler. Vücudun her iki kulağı da aynı şeyleri yapar. Bu veri­leri düzene sokarak anlamlı sesler haline çevirmek beynin görevidir. Yani ses­ler kulak vasıtasıyla ve beynin için­de işitilir.

Neden Kendi Sesimizi Farklı Duyarız

Kulaklar yalnız hava dalgalarıyla nakledilen sesleri değil, kemik­ler aracılığıyla nakledilen sesleri de du­yar. Konuşulduğu zaman sesin bir kıs­mı ağzından dışarı çıkar ve kulak zarına çarpar. Fakat bir kısmı da çene ke­mikleri aracılığıyla doğruca iç kulak sıvı­sına ulaşır. İşte bunun içindir ki vücut ken­di sesini, kendisini dinleyen bir kimseninkinden başka türlü duyar. Vücudun kendi sesini elektronik bir cihazdan dinlediğinde tanı­makta zorluk çekmesinin nedeni de bundandır. Örneğin rendelenme­miş havuç yendiği zaman büyük bir gürül­tü çıktığını sanmak da bundan ileri gelmektedir.

Vücudun Denge Merkezidir

İşitme çok marifetli içkulak hikâyesinin an­cak bir kısmıdır, Koklea’nın üstünde üç tane küçük ve sıvı ile dolu yarım daire şeklinde kanal vardır. Bu kanallar vücudun denge organlarını teşkil ederler. Bunlar­dan biri aşağı ve yukarı hareketleri, diğer biri ileri hareketleri, üçüncüsü de yanla­masına hareketleri tespit eder. Eğer insan düşmeye başlamışsa kanallardan birin­deki sıvının dengesi bozulur. Burada bulu­nan kıl hücreleri bu bozulmayı tespit eder ve beyine haber ulaştırır, beyin de ilgili kasları sıkmak suretiyle vücudun dik bir şekilde ayakta kalmasını sağlar.

Hızlıca Dönüldüğünde Neden Başımız Döner ve Dalgalı Denizde Bulantı Olur

Hızlıca ve birçok kez kendi etrafında dönüldüğünde baş dönmesi olur, düşmemek için de yere oturulur. Bu olayda olan şudur: Biraz önce söz konusu edildiği üzere kanallar­daki sıvı hızla ve devamlı şekilde yer değiş­tirmekte ve bu değişiklik haberleri müte­madiyen beyne gitmektedir, beyin ise bu ha­berlere göre gereken emirleri zamanında vermek için vakit bulamamakta, yani be­yin denge için gerekli kontrolü sağlaya­mamaktadır. Bir de dalgalı bir denizde seyreden bir botta olduğu gibi, bu sıvının devamlı şekilde yer değiştirdiğini kabul edersek o zaman başka organları da işin içine karışmaya başlar. Bu durumlar­da vücut terlemeye başlar ve arkasından gemi tutması hastalığı kendini gösterir.

Yaşlandıkça İşitme Gücü Neden Azalır

İşitme gücü hemen hemen doğ­duğu günden başlayarak gitgide azalır. Dokuların esnekliğini kayboldukça işit­me de zayıflamakta, kıl hücreleri dejenere olmakta ve önemli kısımlarda kalsiyum birikintileri toplanmaktadır. Daha bebek iken saniyede 16 ile 30.000 sikl (tit­reşim) sesleri duyabilirdi. Eğer 16 sikl’den daha aşağı sesleri işitebilseydi o za­man vücudun titreşimleri de duyulurdu. Hakikatte insan kendi vücudunun titre­şimlerini de duyabilir. Kulaklar parmaklarla tıkanacak olunursa derinden de­rine kulağa gelen gürültü parmak uçlarının damar atışlarıyla kol kaslarından gelmektedir. İnsan 17 -18 yaşlarına geldi­ği zaman işitme sahasının üst sınırı sani­yede 20.000 sikl’e düşer. 45-50’li yaşlarda 8.000 sikl’in üstündeki sesleri işitemeyiz ve eğer 80 yaşına gelinirse bu işitme gücü takriben 4.000 sikl’e düşe­cektir. O zaman insan ancak sesiz bir oda­daki konuşmaları duyabilecek, fakat gü­rültülü bir yerde duymakta güçlük çeke­cektir. Ve o zaman alçak tondaki sesleri yüksek tondakilerden daha iyi işitebilecek­tir.

Desibel

Vücudun desibel kayıpları da vardır. De­sibel ölçüsü sesin belirli bir frekanstaki şiddetini tayin eder. Sessiz bir odada 120 santimetre uzaklıktan duyulan fısıltının şiddeti yaklaşık 30 desibel, normal konuş­ma şiddeti ise 60 desibel, Rock müziği or­kestrasının sesi 120 desibel ve tüfek sesi 140 desibeldir. Bununla beraber Rock or­kestrasından çıkan ses normal konuşma se­sinin sadece iki misli demek değildir. De­sibel çizelgesinde 10 puanlık bir yüksel­me ses şiddetinin 100 misli bir artışı de­mektir.

Kulak Rahatsızlıkları

Kulak gibi karışık bir yapının bozul­ma ihtimali de çoktur. Kulak zarı delin­mesi sık olur. Bereket versin ki bu delinmeler sonra kendi kendine kapanır veya bir ameliyatla bunun tamiri mümkün olur. Kulak çınlaması veya kulak içindeki çın­lamaya benzer sesler de başka bir sıkın­tı kaynağıdır. Bu çınlamalar, antibiyotik­ler, alkol, ateş, kan dolaşımı değişikliği, ses sinirinin üzerindeki tümörler gibi bin çok şeylerden ileri gelebilir. Çınlamaya se­bep olan faktör izlenip yok edildikten son­ra kulakta çoğu kez gürültüyü keser.

Orta kulak enfeksiyonları da başka sı­kıntı kaynaklarını teşkil ederler ve antibi­yotikler keşfedilmeden evvel bunlar işit­me yeteneğinin tamamıyla kaybına kadar varırdı. Burada en büyük suçlu vücudun orta kulağından boğazına doğru uzanan östaki borusudur. Mikroplar açısından konu­şulacak olursa, boğaz pek pis bir yerdir. Östaki borusu da buradaki mikropların orta kulağa rahatlıkla ulaşmalarını sağlayan bir geçit teşkil eder. İnsan nezle oldu­ğu zaman akıllı hareket edip sert şekilde burun temizliğine kalkmamalı, yani kuv­vetli sümkürmemelidir. Aksi halde boğa­zında biriken kötü ifrazatı zorla kulağa yol­lamış olur.

Bazen aşın bir kemik büyümesi orta ku­laktaki kemiklerin serbest hareket et­mesine engel olur. Hareket durunca da işitme zayıflar. Bu iletim sağırlığının ta kendisidir. Bunun ilerleyerek tam ve cid­di bir sağırlığa sebep olma ihtimali an­cak onda biridir. Eğer bu olursa insanın yapabileceği iki şey vardır: Bunlardan bi­ri işitme cihazı kullanmak, öteki de ameliyat olmaktır. Ameliyat ile üzengi kemiği çıkartılıp bunun yerine paslanmaz çelik­ten küçücük bir flaman konacaktır. Bundan sonra kemikler hareket edebilecekler ve Erol da yeniden duymaya başlayacaktır.

Devamlı yüksek ses bir farenin iç organlarını tahrip edebilmekte ve sonunda da ölümüne sebep olmaktadır. Eğer böyle bir tecrübe insana uygulansaydı sonucunu tahmin edebilirdiniz. Bunun için anlamsız gürültülerden kaçınabilir, sessiz ev ve büro arayabilir ve avlanmaya çıkıldığı za­man kulaklar tıkanabilir. Çünkü av tüfeğinin sesi kulağı hakikaten mahvedebilir. Sigarayı da kulağa zarar verir. Nikotin ve hattâ kahve bile pek önemli olan iç kulak atardamarlarını sıkar ve iç kulağın ihtiyacı olan beslenmeyi kısıtlar.

Reader’s Digest

KULAK NEDİR, YAPISI, ÖZELLİKLERİ, NASIL DUYARIZhttps://i0.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/kulak-ana.jpg?fit=459%2C344https://i2.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/kulak-ana.jpg?resize=150%2C150adminBilimGüncelNedirçekiç,denizde mide bulantısı neden olur,dış kulak,iç kulak,koklea,kulak çınlaması neden olur,kulak kiri,kulak mumu,kulak salyangozu,kulak yağı,neden başımız döner,neden kendi sesimizi farklı duyarız,örs,orta kulak,üzengi,vücudun denge merkeziVücutta bulunan herhangi bir organ derlenip toparlanıp kulak kadar küçük bir yere sığamaz. Büyük bir şehrin telefon şebekesini çalıştıracak kapasitede elektrik devresine sahiptir. Aynı zamanda otomatik pilot gibi vücudun dengede kalıp tepetaklak olmasından korur. Bütün bunları cevizden büyük olmayan bir yerde gerçekleştirir. Başın her iki tarafında bulunan kanatçığa benzeyen organdır....Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası