Nedir Yaşam

Kuraklık Nedir? Kuraklığın Çözümü Nedir?

Tarafından yazılmıştır admin

Kuraklık, yer çekimi gibi bir doğa kanunudur. Nasıl ki suyun çoğu (sel) ölümcül ise suyun azı da (kuraklık) ölümcüldür. Kuraklık, iklimin su kaynaklarını, tarımı ve tüm canlıları etkilemesinin bir yoludur. Susuzluk, enerji kesintileri, kıtlık, açlık, göç ve ölüm demektir.

Kuraklık, en kapsamlı sosyo-ekonomik zararlara neden olan, çok sinsi bir şekilde gelişen insanlığın yüzleştiği en büyük doğal afettir. Kuraklığın etkisi en fazla, suya talebin en yüksek olduğu zamanlar hissedilir; ama o zaman herhangi bir önlem almak için artık çok geç kalınmıştır. Normal ve bilinen atmosferik sistemler tarafından geçmişte hep oluşturulmuş ve gelecekte de oluşturulmaya devam edilecektir. 1789 Fransız Devrimi, 1917 Bolşevik Devrimi ve Türkler’in ana yurdu Orta Asya’dan M.Ö. 375 yılında göç etmelerinin nedenleri arasında iklim değişikliğine bağlı olarak bölgede ortaya çıkan kuraklık, salgın hastalıklar ve kıtlığın da bulunduğu hatırlanmalıdır. Her kuraklığı, sadece küresel iklim değişikliğine bağlamak doğru değildir. İklim değişikliğinin hiç gündemde olmadığı zamanlarda da dünyada çok büyük kuraklıklar yaşanmıştır. Örneğin, 1907 yılında Çin’de 24 milyon, 1921-22 yılları arasında Rusya’da 5 milyon, 1900 yılında Hindistan’da 3 milyon insan kuraklıktan dolayı hayatını kaybetmiştir. Bu tür açıklamalar; kuraklık, sanki yalnızca “iklim değişince” oluşurmuş gibi kamuoyunda yanlış kanı uyandırmaktadır. Bununla birlikte, küresel iklim modelleri, zaten fakir olan güney ülkelerinde, sel, kuraklık ve fırtına gibi meteorolojik afetlerin sayı ve şiddet bakımından artacağını göstermektedir.

Günümüzde de kuraklık, ekolojik bozulma ve çevre tahribatıyla birlikte küresel iklim değişiminin sonuçlarına bağlı olarak göç eden insan sayısındaki artış da hızlanarak devam etmektedir. İklim değişikliği senaryoları da, küresel iklim değişiminin dünya ve ülkemiz üzerindeki şu an sürüp giden göç ve mülteci problemlerini daha da artıracağını ortaya koymaktadır. Ayrıca küresel iklim değişimi ve nüfus artışı göz önüne alındığında, 2050 yılında Türkiye’nin de bir yılda kişi başına düşen 700 ilâ 1910 metreküp su miktarıyla su fakiri bir ülke olacağı hesaplanmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde kuraklıkla, yalnızca “kuraklıkla mücadele planları” ile mücadele edilmektedir. Günümüzde suni yağmur (“yağmur bombası”) da henüz kuraklığa bir çare değildir. Suni yağmur yağdırılabileceği düşüncesiyle dünyanın çeşitli yerlerinde uzun yıllar denemeler yapılmıştır. Bazı durumlarda suni yağmur yağdırmanın mümkün olduğu belirtilmişse de, bugüne kadar yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar çok çelişkili ve yetersiz bulunduğundan bu uygulama günümüzde büyük ölçüde terk edilmiştir. Kuraklıkla, ancak su talep ve arzını dengeleyerek mücadele edilebilir. Bunun için de “Kuraklık Planı” gibi plan ve programlarla sürekli olarak “risk yönetimine” başvurup, sürüp giden mevcut kuraklığı göz önüne alarak mevcut su kaynaklarımızı yönetebilmeli ve suyun tasarruflu kullanılmasına yönelik kararları zamanında alıp bunlar yürürlüğe konulabilmelidir. Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, Türkiye’nin köy, kasaba, şehir ve ülke bazında kuraklık ile mücadele ve su kaynaklarımızın yönetimi için “kuraklık mücadele planlarını” hemen ve şimdi geliştirmeliyiz!

Hidroelektrik barajların işletilmesinde de, baraj göllerinin mümkün olduğu kadar dolu tutulması esastır. Bu da ancak kuraklığa karşı önceden planlar hazırlama, kuraklığın sürekli takibi ve zamanında hidro-meteorolojik ayarlamalar yapmak ile mümkündür. Barajlarımızdaki mevcut suyun hazırlanacak olan kuraklık planlarına göre kuraklık riski altında yönetilmesi ve gerekli tedbirlerin acilen alınması gerekir.

Türkiye’nin sınırlarını aşan suların paylaşımı üzerine yapılacak olan antlaşmalarda da (ABD-Meksika arasında yapılan antlaşmada olduğu gibi) suyun miktarı, mutlaka, olası kuraklıkların şiddetine göre değişken olmalıdır.

Türkiye’de, yıllardır sürüp gelen meteorolojideki alaylı-mektepli çekişmeleri ve politik tahribat nedenleriyle, oldukça az sayıda meteoroloji mühendisi mesleğini icra etme fırsatı bulabilmiştir. Böylece, Türkiye’de kuraklık, sel ve benzeri meteorolojik afetler tamamen sahipsizdir. Ülkemizde de kuraklık takibi ve risk analizleri yapmaktan sorumlu hiçbir kurum ya da kuruluş yoktur.

Sonuç olarak, kuraklık ve sel gibi meteoroloji karakterli doğal afetler, ülkemizde sık sık birer felakete dönüşerek, gelişmiş ülkelere nazaran çok daha fazla insan kaybına ve ekonomik kayıplara neden olmakla birlikte, geçerli çözümler de geliştirememekteyiz.

 

KAYNAK: Doç. Dr. Mikdat Kadıoğlu TMMOB Meteoroloji Müh. Odası

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: