Son Makaleler Tarihçe

LİDYA UYGARLIĞI

Tarafından yazılmıştır admin

SOSYO EKONOMİ YAPI

Bugün Manisa ili Salihli ilçesi yakınında yer alan Sardes’de tarihteki ilk sikkeyi icat eden Lidyalılar dünya ticaretinde yeni bir atılım başlattılar, Aristotales’in deyimiyle: “…ve böylece şimdi değiş tokuşun zorunlu gerekli­liğinden para ortaya çıkınca, bir başka tarz kazanç becerisi, ticaret işi oluş­tu”

Batı Anadolu’da M.Ö. 7. yy .ın ikinci yarısında icat edilen sikke, önce­leri elektron olarak basılıyordu. Daha sonra, İonya kentlerinde sikke basım tekniği geliştirilerek, elektrondan daha ucuz olan gümüşten basılmaya başlandı. Anadolu’daki bu gelişme daha sonra Ege, Akdeniz ve Hindistan’a kadar bütün doğuyu etkisi altına alacaktır.

Para: Belli bir malın ve iş gücünün karşılığında, sikkeden önce tahıl ürünleri, aletler, üçayaklı kazanlar, baltalar, sığır ve belli madeni ağırlıklar para olarak kullanılmıştı. Bunların kime ait olduğunu gösteren bir kimliği ve bir standardı yoktu. Sikke ise bu farklılıklara son verip, standart bir ağır­lık ve şekilden oluşuyordu; karşılığı da sabit idi.

Sikke: Ağırlığı ayarlanmış, kendisini darbedip çıkaran ve üzerinde, istendiğinde tekrar geri almayı taahhüt eden yetkili yönetimin ya da devle­tin arma veya işaretini taşıyan, yuvarlak küçük metal parçası şeklinde ya­pılmaktadır. Sikke ile para arasında fark vardır.

Sikkenin en önemli özelliği üzerinde yer alan resimdir. Bu resim Numizmatik terminolojisinde “tip” olarak adlandırılmıştır. İlk sikkelerin sadece ön yüzeyinde tip bulunmaktaydı. Kısa süre sonra arka yüzeye de tip yapılmaya başlandı. Başlangıçta Lidya sikkelerinde bir arslan ve bir boğa başı bulunmaktaydı. Daha sonra kentleri, ya da yöneticileri simgeleyen tipler konmaya başlandı. Özellikle kentlerin koruyucu tanrıları yaygındı.

Sikke üzerindeki yazıya ise “lejand” adı verilmektedir. Sikke Lejandlarında; sikkeyi basan halkın ya da yöneticinin adı, sikke basımından sorumlu memurun adı, sikke tipini açıklayan bilgi, tarih ve birim yer almaktadır.

Sikkeyi Lidyalılar keşfetmesine rağmen, ona kimlik ve kullanım alışkanlığı kazandırıp, dünyaya yayılmasını sağlayan Batı Anadolu’daki İonya kentleri olmuştur.

DİL

Lidyalıların dilleri Hint Avrıipalı karakterli olmakla birlikte Hitit öncesi Anadolu dillerinin etkilerini de taşımaktadır. Bununla birlikte Sardes kazıları Lidyalıların, Friglerin aksine Anadolu’dan çok Batı kültürlerinden etkilendiğini göstermiştir.

Yazılan Grek alfabesine benzemektedir. Sardes’de 100 civarında bu yazı türü ile yazılmış yazıtlar bulunmuştur. Lidce Aramice-Lidce olarak yazılmış bir yazıtın ışığında çözülmüştür. Lidce Hint-Avrupa dillerinin HititLuvi dil grubuna konmuştur. Lidya edebiyatından günümüze fazla bir eser kalmamıştır.

DİN

Din konusunda yazılı bilgiler sınırlı olmakla birlikte Ana Tanrıça Kybele ve Artimu olarak adlandırdıkları tanrıçalara saygı gösterdikleri anlaşılmaktadır. Yine Grek tanrıları Hermes ve Malis’in karşılığı olan Kandaules’e inanılıyordu. Ayrıca Bakhos kültünün Grek dünyasına Lydia’dan gittiği kabul edilmektedir.

Ölü gömme geleneğinde kral ve prensler tümülüs adı verilen üzeri toprak, kil, taşla kaplı yığma tepelerden oluşan oda şeklindeki mezarlara konuyordu. Etrafı mermer ya da kireç taşından bir duvarla örülü bu odalarda öldükten sonra yaşanıldığına inanılırdı. Bu odalara ölünün öbür dünyada kullanacağı düşüncesiyle çeşitli eşyalar konuluyordu. Kroisos’a ait olduğu sanılan Uşak Güre’deki Aktepe’den soyularak yurt dışına kaçırılan ve 1994 yılında geri getirilen altın, gümüş ve elektrondan yapılmış çok sa­yıdaki kase, vazo ve süs eşyası Uşak Müzesi’nde sergilenmektedir.

Sardes’in kuzeyinde Bin Tepe adı verilen yüze yakın tümülüs arasında-dikkat çeken bazı büyük olanların Alyattes, Gyges ve Ardys’e ait olduğu sanılmaktadır.

Batı Anadolu’daki bu gelişmeler ve bölgenin dünya ilgi noktası du­rumuna gelmesiyle İran’da Medler’in yerine geçmiş olan Perslerin batıya seferleri görülür.

Eskiçağ Uygarlıkları

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: