Bütün devirlerin en büyük bilim adamı ve araştırıcılarından olan Michael Faraday ha­yatını elektrik ve manyetik konularının incelenmesine adamış; ondokuzuncu yüzyıl içinde elektriği anlaşılması güç bir olay olmaktan çıkararak onu insanlığın ve endüstrinin bir kölesi haline getirmiştir. Faraday’ın manyetik güçten elektrik elde etme anlamını taşıyan indüksiyon yoluyla cereyan elde etme (induced currents) buluşu yeni bir devrin müjdecisi olmuş; bu buluş sayesinde daha sonra gelen bilim adamları dinamo ve elektrik jeneratörü gibi şeyleri bulmuş­lardır.

İnsanlık bugünkü elektrik ışığı, elektrik gücü, telefon, telgraf, telsiz telgraf ve daha bin­lerce cihazı Faraday’ın ortaya koyduğu buluşlara borçludur. Fizikçi olduğu kadar büyük bir kimyacı da olan Faraday’ın elektroliz (elektrikle tahlil) araştırmaları da ayrıca önem taşır.

Büyük kimyager Sir Humprey Davy’e, hayatının son günlerinde bir arkada­şı, buluşları içinde hangisinin en önemli olduğunu sormuştu. Ününü ve mesleki şöhretini kıskançlıkla korumaya çalışan Davy, önce birkaç buluşunu sıraladı. Son­ra, gözleri parlayarak sözünü şöyle tamamladı: «Fakat, bütün buluşlarımın en önemlisi, şüphesiz, Michael Faraday’ı bul­muş olmamdır.» dedi.

Michael Faraday 22 Eylül 1791 de Londra’da doğdu. Demirci olan babası, yaşantıları için gerekli parayı zar zor bir araya getirebiliyordu. Faraday çocukluğu­nu yoksulluk içinde geçirdi ve ilk öğretim­den sonra okulu bırakıp çalışmak zorun­da kaldı. Eğitimi, yıllar sonra kendisinin de belirttiği gibi, «bir okulda bir miktar okuma yazma ve aritmetikten ibaretti».

13 yaşında iken bir kitapçı ve ciltçinin yanında çalışmağa başladı. İşi, ilk ön­celeri gazete dağıtıcılığı idi. Bir arkadaşı­nın sözleriyle, «Faraday, alnında bir yığın kahverengi bukle ve kolunda bir paket ga­zete ile Londra kaldırımlarını aşındırdı, bir süre».

Gazete satıcısı olarak o kadar başa­rılı idi ki, dükkân sahibi Faraday’ı kendisine yardımcı yaptı. Ona ciltçilik ve kırtasiyecilik sanatını öğretecekti. Bundan sonraki birkaç yıl Faraday için çok dolu geçti; bir taraftan sanatı öğrenirken, bir taraftan da, doymak bilmez bir istekle, bütün boş zamanlarını okumaya vermişti. Özellikle, kimya ve elektrik konularında ne bulursa okuyordu. Kısa bir zaman son­ra da kitapçılığı bırakıp, bilimsel çalışmalara başladı.

Bütün ilgi ve isteğinin bilimsel konu­larla uğraşmağa yöneldiği bu sıralarda İyi bir rastlantı Faraday’ın yaşantısının dönüm noktası oldu. Bu olayı Faraday şöyle anlatıyor:

«Çıraklığım sırasında, ustamın müşte­rilerinden ve aynı zamanda Kraliyet Ens­titüsü üyesi olan Mr. Dance kanalıyla, Sir Humprey Davy’nin birkaç konferansını dinleme fırsatını buldum. Konferanslar­dan notlar çıkardım ve sonra bunları re­simlendirip, şekillendirerek hemen hemen konferansların bütününü yeniden yazdım. En alt kademede de olsa, bilimsel bir işle uğraşmak bana öylesine cazip geliyordu ki, basit dünya görüşüm ve cehaletim be­ni bu notları Kraliyet Enstitüsü Müdürü­ne göndermeye itti. Kolayca tahmin ede­bileceğiniz gibi, hiçbir cevap alamadım.»

Bunun üzerine Faraday, yılmayarak, pek ilgi ve zevkle dinlediği konferans not­larını Sir Davy’nin kendisine göndermiş ve «bilimin hizmetine girmek» için izin istemiştir. Davy bu kabiliyetli ve istekli genci kendisine yardımcı almakta tereddüt etmedi. Böylece Faraday, Kraliyet Ensti­tüsünde, haftalığı altı dolara, Iâboratuar asistanı olarak çalışmaya başladı. Sir Davy ile bu müşterek çalışma yılları her ikisi için de son derece verimli olmuştur.

Ekim 1813 – Nisan 1815 tarihleri ara­sında Davy, asistanı Faraday ile Avrupa’­da o devrin en ünlü lâboratuarlarını ziya­ret etti. Bu seyahat, 22 yaşındaki Faraday için çok yararlı olmuş, görgü ve bilgisine pek çok şey katmıştır.

1815’te Londra’ya dönünce Faraday ikinci kez Kraliyet Enstitüsünde çalışma­ya koyuldu. Artık Faraday bir araştırma ve buluş yaşantısı içine girmişti. 7 Mayıs 1815’ten itibaren Faraday’ın hayatı daimi bir gelişme içinde geçti. Bu devrede Fa­raday, kimya araştırmaları ve kimyasal olayların açıklanmasıyla uğraşıyordu. Bu araştırmaları, önceleri Davy’nin başlattığı yönlerde oldu ve Davy’nin buluşlarına ye­ni gelişmeler ve katkılar getirdi. 1820’de Faraday bilinmeyen iki yeni karbon klor çeşidi ve yeni bir karbon bileşimi buldu.

1821’de evlenen Faraday’ın evlilik ha­yatı uzun ve mutlu geçmiştir.

1823’te, klor gazını, kendi basıncı vasıtasıyla, sıvıya dönüştürmeyi başardı. Artık Faraday Davy’i de aşmıştı. Klorun sıvı haline dönüşmesi oldukça önemli bir bu­luştu ve diğer gazlarla da aynı çeşit de­neylerin yapılmasına yol açtı ve aynı çe­şit sonuçlar alındı.

Faraday, hayatının bu devresinde, çe­şitli gazları sıvı haline dönüştürmek ya­nında gazların yayılması konusunda da ilk deneyleri yaptı. Bu arada, çelik ala­şımlarını inceledi; birkaç tane yeni optik cam çeşidi meydana getirdi ve benzol bul­gusunu İlân etti.

1823’te Faraday Kraliyet Cemiyetine üye seçildi ve iki yıl sonra da Kraliyet Enstitüsü Lâboratuar Müdürlüğüne geti­rildi. 1833’te, yaşadığı sürece olmak kaydıyla, Kraliyet Enstitüsü Kimya Profesör­lüğüne atandı.

1824’ten İtibaren Enstitü üyelerine res­mi konferanslar vermeğe başladı. Bu kon­feranslar «Cuma Akşamı Sohbetleri» adıy­la anılmaktadır. Ayrıca, sadece çocuklar ve gençler için bir seri Noel konferansları düzenledi. Çocuğu olmadığı için, Faraday bütün çocukları pek sever ve onlara özel ilgi gösterirdi.

1821’de Faraday, elektro-manyetik ko­nusunda ilk deneylerini yapıyordu. Fara­day, bir elektrik akımının, bir mıknatısın, bu akımı taşıyan tel etrafın­da dönmesine sebep olduğunu yani cereyan geçirilen bir telin sabit bir mıkna­tıs etrafında döndüğünü göstermişti. Bun­dan sonraki on yıl, manyetik kuvvetleri elektrik gücüne çevirmek için yapılan de­neyler ve diğer araştırıcı ve bitim adam­larının bu konudaki çalışmalarım incele­mekle geçti.

1821 -1831 arasında Faraday, manye­to – elektrik hasıl etme konusunda dört de­ney yapmış, fakat hiçbir sonuca ulaşama­mıştı. Olumlu veya olumsuz bir sonuca ulaşmadan bir işin peşini bırakmayan Fa­raday, problemi çözmek yolunda beşinci deneyine başladı. 1831 Kasım’ında Fara­day, bir devir açacak olan buluşunu Kra­liyet Cemiyetinde açıkladı. İletken bir tel, manyetik bir alana dik olarak hareket ettirildiğinde, elektro-muharrik kuvvetin oluştuğunu gösterdi. Eğer, söz konusu tel, bir kapalı devrenin par­çası ise, aynı şekilde hareket ettirilmesi indüksiyon yoluyla elde edilmiş cereyan oluşumu şeklinde sonuçlanmaktaydı.

Bundan sonra, manyetik bir alan (bü­yük bir at nalı mıknatısının kutupları ara­sında) ortasında dönen bakır kurs dene­yini yaptı. Kurs döndüğü sürece, elektrik oluştuğunu ve dönme yönü değiştirilince, elektrik akımının da yön değiştirdiğini buldu.

Bu buluşuyla, Faraday, elektriğin ye­ni ve tükenmek bilmez kaynağını ortaya koyuyordu. Bu deneylerden önce, mıkna­tıs elektrikten elde ediliyordu. Faraday ise, manyetik güçten elektrik elde etmek istedi ve bunu başardı.

Faraday’ın bir manyetik alanın ku­tupları arasında dönen kursu, «manyetik- elektrik cihazı», gerçekte ilkel bir dina­mo idi. Böylece, Faraday, elektriğin tica­ri ve pratik amaçlar için kullanılmasına da yol açmış oluyordu.

Elektro-manyetik indüksiyon üzerin­deki çalışmalarından sonra, Faraday bir birliğe ulaşma çabası içinde, 1833’de, o zamana kadar bulunmuş olan elektrik çeşitlerinin (sürtünme yoluyla elektrik, galvanik elektrik, voltaik elektrik, man­yetik elektrik ve termik elektrik olmak üzere beş çeşit) temelde birbirinin ayni olduğuna karar verdi. «Kaynağı ne olur­sa olsun, elektriğin niteliğinin aynı oldu­ğunu» ortaya koydu.

Bundan sonra, Faraday, elektro-kimya ve elektroliz adını verdiği elektro-kimyasal ayrışım üzerinde çalışmaya koyul­du. Elektrolizin temel kanunlarını buldu ve bugün evrensellik kazanmış olan bir takım yeni terimler yarattı. Örneğin, ay­rışımı sağlayan pilin uçlarına «kutup» yerine «elektrod», elektrik cereyanı ile ay­rışan maddeye «elektrolit» ve ayrışan elektrolitin meydana getirdiği maddelere de «iyon» adını verdi. Bundan başka «anot», «katot», «anyon», «katyon» te­rimlerini ortaya attı. Elektroliz konusun­da ilk kantitatif deneyleri yaptı ve bu ko­nuda iki büyük kanun formüle etti. Bun­lar; «İçinden elektrik cereyanı geçiril­mesiyle bir elektrolitten ayrışan madde­nin kitlesi: (1) elektrolitten geçen top­lam elektrik miktarıyla; (2) ayrışan mad­denin kimyasal eş ağırlığıyla orantılıdır.»

1841’de Faraday hastalandı. Sinirleri bozulmuş, zihni sarsılmıştı. Üç yıl hiçbir bilimsel çalışma yapmadan, hatta bilimsel bir yazı bile okumadan geçti. Dinlenmek üzere, karısı ve kardeşiyle, İsviçre’ye gitmişti. Faraday bu zihni yor­gunluğu atlatarak, 1844‘de araştırmaları­nın üçüncü ve son safhasına başladı. Bu devrede konu ışık ve manyetik güç idi. Faraday, manyetik gücün ışık üzerindeki etkisini arayan ve bulan ilk insandır. 1845’de, polarize edilmiş bir ışık, kuvvet­li bir manyetik alan içine yerleştirilmiş şeffaf bir maddeden geçirilirse, polarma alanının döndüğünü buldu. Bugün, manyeto-optik bilim dalında bu buluş «Fa­raday Etkisi» olarak anılmaktadır.

Dünya bilim tarihinin en büyük de­neysel filozofu olan Faraday’ın deney ve buluşları saymakla bitmez. Yukarda açıklananlardan başka, jeoloji, optik cam, metalürji, mekanik, akustik ve ısı konu­larında da pek çok deney ve araştırma yapmıştır.

Faraday, Kraliyet Enstitüsündeki 54 yıllık çalışma ve meslek hayatında, Kra­liyet Cemiyeti Kataloğunda adı geçen 158 tebliğ vermiş; yüzlerce bilimsel ve aka­demik paye, unvan, madalya, derece, şe­ref rütbeleri ve diğer nişanlarla onurlan­dırılmıştır. Fakat, bunlardan sadece birini kabul etmiştir. Ömrü boyunca Kraliyet Cemiyetinde çalışma olanağı.

1858’de emekliliğe ayrılarak, Kraliçe Victoria’nın kendisine tahsis ettiği eve çe­kildi. Emeklilik yıllarında, Faraday, bilini aşkım ve ihtirasını yazarak gideriyordu. Ancak, yavaş yavaş sıhhati bozuldu, kuv­vetten düştü ve 25 Ağustos 1867’de, bir şeyler yapmış olmanın huzuru içinde öldü.

MİCHAEL FARADAY KİMDİR, HAYATI, ELEKTRİK, MANYETİK, ELEKTROLİZhttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/faraday-ana.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/03/faraday-ana-150x150.jpgadminKim Kimdiranot,anyon,benzen formülü,elektrik bilimi,elektrolit,elektroliz olayı,elektrolizi kim buldu,faraday deneyi,faraday kafesi,indüksiyon akımı,iyon,katot,katyon,manyetik bilimi,manyetik güçle elektrikBütün devirlerin en büyük bilim adamı ve araştırıcılarından olan Michael Faraday ha­yatını elektrik ve manyetik konularının incelenmesine adamış; ondokuzuncu yüzyıl içinde elektriği anlaşılması güç bir olay olmaktan çıkararak onu insanlığın ve endüstrinin bir kölesi haline getirmiştir. Faraday'ın manyetik güçten elektrik elde etme anlamını taşıyan indüksiyon yoluyla cereyan elde etme...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası