Nedir Son Makaleler Yaşam

MİMOZA

Tarafından yazılmıştır admin

Mimoza da binlerce çiçekten biri ama belki de onların en nazlısı, en duygulusu… Birazcık dokundunuz mu hemen yapraklarını kapatıp boynunu büküyor. Yalnız o zaman mı? Susuz kaldığında, rüzgarda ya da bir tehlike söz konusu olduğunda da başını eğiyor önüne. Sanki bulunduğu ortamdan kaçıyor, içine kapanıyor.
MİMOZANIN İÇ SAATİ
Bitkiler genellikle hareketsiz olarak düşünülse de, kendilerine özgü bir hareket biçimleri olduğu şüphesiz. Geceleri kapanıp gündüzleri yeniden açılan sarmaşık çiçeklerini, gün boyunca güneşi izleyen ayçiçeklerini yapraklarını yavaş yavaş ışığa yönelten ev bitkilerini hepimiz biliriz.
Bitkilerin hareketlerinin incelenmesi ile ilgili çalışmalar çok eskilere kadar uzanır. Aristo’nun öğrencisi olan ve M.Ö. 371-287 yılları arasında yaşadığı bilinen Yunanlı filozof ve doğa bilimcisi Theophrast, İskender’le birlikte çıktığı seferde yakından incelediği bitki ve ağaçların özelliklerini zamanın ünlü bir kitabı olan Bitki Coğrafyası’nda bahsetmiştir. Mısır’da karşılaştığı bir mimoza türünden (Mimoza asperata) ve onun hareketlerinden söz etmiştir.
Bitkilerin günün değişik saatlerindeki periyodik hareketlerine ilişkin de yine çok eski bilgiler var elimizde. Örneğin M.S. 23-79 yılları arasında yaşamış olan Büyük Plinus tarafından yazılan “Naturalis Historia” adlı kitapta, üçgüllerin özellikle de keçi tabanı ekşi üçgülü (Oxalis pescaprae) ve kuzu kulağının (Oxalıs acetosella) üç parçalı yaprak konumlarını gün boyunca periyodik olarak değiştirdiğinden söz edilir. Yine filozof, din adamı ve doğa bilimcisi Albertuo Magnus 13.yy.’da bazı bitkilerin gün boyunca yapraklarını hareket ettirdiklerini anlatmıştır.
Mimozaların günlük hareketlerine, ortamdaki ışık değişiminin neden olmadığının kesin olarak ortaya çıkması 1729 yılına rastlar. Fransız araştırıcı M.de Maıran mimozayı günlerce karanlık bir kutuda izlemiş, hiç ışık görmemesine karşın dışarıdaki güneşin durumuna göre bitkinin yapraklarını hareket ettirmeyi sürdürdüğünü saptamıştır. Bu bizi, mimozanın bir iç saati olduğu ve zamanı bu saate göre kolayca bilebildiği savına inanmaya itiyordu. İster iç saat, isterse bir başka nedenle olsun kesin olan bir şey var ki: 0 da mimozaların zamanın farkında olduktan.
BİTKİLER NASIL HAREKET EDER?
Bitkiler nasıl hareket eder? İnsan ya da hayvanların beyinleri gibi, onların da hareketlerini yöneten bir merkez var mıdır? Yoksa hareket biçimleri gibi hareket sistemleri de bitkiden bitkiye değişir mi?
Mimozanın hareketinin mekanik açıklaması 140 yıl önce yapılmıştır. Bilindiği gibi mimoza bir gövdeye bağlı yaprak sapları ve onların üzerinde yer alan çift sıralı yaprakcıklardan oluşur. Yani bitkinin üç değişik eklem yeri vardır. Bunlardan birincisi esas yaprak sapının gövdeye bağlandığı, yastık biçimindeki birincil (primer) eklemler. İkinci olarak dört yaprak sapçığının sapa bağlandığı ikincil (sekonder) eklemler var. Sonuncu tip eklem yerleri ise, çift taraflı duran yaprakçıkların tabanlarındaki üçüncül (tersiyer) eklemlerdir.
Her eklemi oluşturan yastık kısmın içinden bir damar geçiyor ve bu damar, alt ve üst olmak üzere, eklemi ikiye ayırıyor. Hücre içi sıvısı ile dolu olan bu bölmelerdeki sıvıların basıncı dengede iken bitkinin görünüşü de sağlıklı ve dik. İşte, mimozaların hareketi turgor adı verilen ve “bitki hücre sıvısının hücre zarına olan basıncı” anlamına gelen bu olay sağlıyor. Herhangi bir dokunuş ya da bir başka neden primer eklem yerlerinde, alt bölgedeki hücrelerin suyunu kaybetmesine ve üst tarafın ağırlığına dayanamayıp sapın aşağı doğru sarkmasına neden oluyor. Tehlike ortadan kalkmazsa bu kez sekonder, sonra da tersiyer eklem yerlerinden birbirine doğru bükülmeler ortaya çıkıyor ve böylece bitki solgun bir görüntü alıyor. Tehlike geçtikten bir süre sonra, bitkinin eklem yerlerinde alt ve üst bölmeler arasındaki sıvılar arası dengenin yeniden kurulmasıyla sap, yaprak ve yaprakçıklar da eski sağlıklı durumuna dönüyor.
TURGOR OLAYLARINA NEDEN OLAN KİMYASAL BİLEŞİKLER
Mimozalarda ve bazı bitkilerdeki turgor hareketlerinin nedenini bulmak için yoğun çalışmalar yapılmış. İlk olarak 1908 yılında, botanikçi J.Fıtting birkaç aminoasit bileşiminin ve renk maddelerinin turgor olayına neden olduğunu bulmuştur.
Turgor olaylarına neden olan kimyasal bileşiklerin yapılarının tümüyle ortaya çıkarılması 1980‘li yılların başlarındadır. Bitkilerin periyodik yaprak hareketlerine neden olan faktör anlamına gelen “Periodic Leaf Movement Factor” sözcüklerinin baş harflerinden oluşan PLMF, hormonu, bugün artık laboratuvarda sentetik olarak üretilebiliyor. Genel olarak “turgorin” adını verdiğimiz, turgor olayına neden olan bu hormonlar, aynen hayvansal organizmadaki nörotransmittel maddeler gibi görevini yaptıktan sonra ester ve glikozite parçalanmaktadır.
Bir litre içinde 10 7 mol gibi son derece az bir konsantrasyonda bile bitki hücrelerinde etkili olan turgorinleri, büyüme hormonları olan Auxine, Gibberien ve yaprak, meyve ve tohumların kopup bitkiden ayrılmasını sağlayan Abscisine hormonu ile de karıştırmamak gerekir.
ELEKTRİKSEL SİNYALLER DE TURGOR OLAYINA NEDEN OLABİLİR
Bu ilginç sav, 50 yıl önce Hollandalı A.L.Houwink tarafından ortaya atılmıştır. Houwink, elektriksel sinyallerle de bitkilerde turgor olayının gerçekleştiğini ve bitkinin hareket ettiğini söylüyor. Bu sav henüz kesinlik kazanmış değil ve bu konudaki yoğun çalışmalar bugün de sürdürülüyor.
Duygu bitkisi olarak tanınan mimoza (Mimosa pudica) yaprak sapları üzerinde yer almış çift sıralı yaprakcıklardan oluşmuştur. Hafif bir temas sonucu çift sıralı yapraklar birbiri üzerine kapanır yaprak sapakları da birbirine yaklaşarak aşağı sarkar. Ana yaprak sapı aşağı düşer. Yapraklar sanki solmuş gibi bir görünüş kazanırlar. Mimoza yaprakları geceleyin karanlıkta da benzer hareketer yaparlar. Gerek temas, gerekse günün belli saatlerindeki ışık değişimleri nedeniyle mimozada görülen bu hareketler bitkinin iç saatine göre düzenlenir. Bu düzenlemede temel unsur, belli yerlerdeki hücre içi sıvı basıncının, yani turgorun değişmesidir. 1881 baskılı W.Pfeffer tarafından yazılmış Bitki Fizyoloji kitabından alınan alttaki resimde mimoza bitkisine hareket kazandıran üç değişik eklem yerleri gösterilmiştir (Primer, Sekonder ve Tersiyer eklem yerleri). Bu eklem yerleri biraz şişkincedir ve yastığa benzerler. Bu yastıklar orta yerlerinden boylu boyunca bir kemerle ayrılmıştır. Alt bölümdeki hücreler temas sonucu ya da günün belli saatlerinde suyunu kaybederek basıncını yitirir, üstteki ağırlığa karşı koyamazlar. Sonuçta yaprak sapı veya diğerleri aşağıya veya yana doğru sarkarlar. Hücre sıvı basıncını düşüren etkili maddelerin saptanması ve yapılarının anlaşılmasıyla bunların mesaj taşıyan kimyasal bileşikler olduğu ortaya çıkarılmış ve turgorinler olarak adlandırılmışlardır.
Mimoza gibi günün değişik saatlerinde değişik yaprak hareketleri yapan bir başka bitki de akasyadır(Robinia psenhdoacacia). Geceleyin uyuyan yaprakçıklar, günün erken ve geç saatlerinde birbirinden iyice ayrılarak düz bir şekil alırlar, özellikle güneş ışınlarının yoğun olduğu zamanlarda yaprakcıklar birbirlerine yaklaşarak öğlen uykusuna geçerler ve kendilerine teğet geçmesini sağlarlar. Böylece taşıdıkları yeşil maddeleri yoğun ışınlardan korumuş olurlar. Akasya yapraklarında görülen bu hareketlerinde nedeni hücre sıvı basıncının (turgor) değişimidir.

 

KAYNAK: Bilim ve Teknik

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: