Son Makaleler Tarihçe

MISIR UYGARLIĞI

Tarafından yazılmıştır admin

Mısır’da göçebe halde olan topluluklar, M.Ö. 5000 yıllarında yerleşik hayata geçmişlerdi. Yerleşik hale geçince küçük beylikler kurmaya başladı­lar. Bu beyliklere eski Mısır’da Sepat, Greklerde ise Nomo demekteydiler. Sonra bu yerleşmeler Niyut adı verilen merkezi bir kentten yönetilmeye başlanmıştır.

Nomo’lar klan topluluklarının oluşturduğu kasaba büyüklüğündeki küçük yerleşim birimleriydi. Her klan topluluğunun inandığı bir totemi vardı. Bir totem çevresinde toplanan klan üyeleri, birbiriyle kan bağıyla bağlı olduğu gibi, akraba sayılırdı.

Nomo’lar önceleri Aşağı ve Yukarı Mısır’da ayrı ayrı birleşerek, iki ayrı birlik oluşturdular. Bu birlikler, daha sonra efsanevî kişi Menes, ya da tarihsel kişi Narmer tarafından bir araya getirilerek Mısır Birliği sağlanmıştır.

Horus’la simgelenen klan şefi, klanın kutsal totemiyle özdeşleştirilmiş ve Mısır egemenliğini sağlamıştır. Mısır birliğinin sağlanması ile daha Önce Aşağı Mısır’ın “arı”; Yukarı Mısır’ın “kamış” olan simgeleri ortak simgeler olarak kabul edilmiştir.

İki Mısır’ın birleşmesi, daha sonra firavunların tahta çıkış törenlerin­de simgesel olarak uygulanmıştır. Bu törenlerde firavun, ilk önce Yukarı Mısır’ın beyaz tacını tahta çıkmakta, daha sonra da Aşağı Mısır’ın kırmızı tacını giyerek tahtta çıkışı tekrarlamaktaydı.

Firavun

Firavun: Mezopotamya’daki tapmak merkezli gelişen bir sosyal yapı yerine; Mısır’da nom şefinin çevresinde gelişen bir sosyal yapı görülür. Nomların oluşturduğu Mısır birliğinin başındaki firavun ise kutsal kişiliğiy­le devletin tek sahibiydi. Firavun hayatta iken Mısır’a egemen olan toplulu­ğun tanrılaşmış totemi Horus’la; öldükten sonra da egemenlik altına alınan toplulukların tanrısı Osiris’le özdeşleştirilmişti.

Firavunun sarayı yönetimin merkezi idi. Saraya halk “Büyük ev” an­lamına gelen “Pera-a”, ya da “Pero” adını vermişti. Firavun (Pharoh) bu kelimeden türetilmiştir.

Firavun; başrahip, başyargıç, başkomutandı. Bu dünyanın ve öbür dünyanın otoritesini üzerinde taşırdı. Ülke içindeki huzur, barış ve düzen­den sorumluydu. Atama ve cezalandırma yetkilerine sahip olup, adalet dağıtırdı. Tanrıların oğlu ve mirasçısı idi. Hayat nefesinden, yiyeceklerden sorumluydu.

Görevleri arasında ülkenin simgesel temsili, ekonomisi, sınır güvenliği ve yardımlar vardır. Onun iradesi, kararnameler ya da mektuplar yoluyla yayınlanıp, stellere veya mezar duvarlarına yazılırdı.

Firavun sarayı dini bir merkez olduğu kadar, ekonominin de merkezi idi. Hâzinede toplanan artı ürün, firavun için yapılan anıtsal mezar mimarisinin gelişmesini sağlamıştır.

Firavundan sonra en yetkili kişiler vezirlerdi.

Vezirlik: Vezirlik, günümüzdeki başbakana yakın bir görevdi. IV. Sü­lâleden itibaren kurumsallaştığı görülür. Yeni krallık zamanında ülke so­runlarının artmasıyla birlikte, ülkenin kuzeyine ve güneyine iki vezirin ayrı ayrı atandığı olmuştur.

Vezir; kral namına adaletin bekçisi idi. Hükümet kurumunun başı olup, hazine ve ziraatten sorumluydu. Krallık arşivinin korunması ve arazi anlaşmazlıklarını çözmekten sorumluydu. Görevleri arasında memur ata­maları ve fermanların yerel yöneticilere ulaştırılması vardı. Ayrıca emirleri­ni yürütecek yardımcıları bulunmaktaydı.

Vezirin her gün ofisinde yaptığı görüşmeler, katı ve değişmez kural­lara bağlıydı. Altında bir sandalye ve hasır bulunan vezirin başı üzerinde bir gölgelik bulunurdu. Ayaklarının altında deriden bir yastık, elinde bir baston, önünde açılmış kırk parşömen rulosu vardı. Sağında mabeynci, solunda gelirler memuru ve yazıcılar yer alırdı. Vatandaş dikkatle kendi sırasında dinlenirdi. Kimse kimsenin sırasını geçemezdi.

Vezirliğe atanan kişi, firavun tarafından öğütler verilerek işe başlatı­lırdı. Ondan, akıllı bir yönetimin yanında, adaletli olması istenirdi.

Eski Krallıkta, Aşağı ve Yukarı Mısır’ın temsilcileri unvanları taşıyan memurlar bulunurdu. Görevleri, maden ocaklarını işletmek ve dışarıya yapılan ticaret seferlerini düzenlemekti. Emirlerinde bir ordu veya donan­ma bulunduğundan, general ya da amiral unvanlarına sahiptiler.

Ziraat bakanı; hem ziraat, hem de hayvancılıktan sorumluydu. En önemli yardımcıları yazıcılar idi.

Yazıcılar: İlk dönemlerden itibaren, devlet yönetiminde yazıcılığın önemli bir meslek olduğu görülür. Yazıcı yetiştiren okullara hayat evi denirdi.

Eyalet Yönetimi: Eyalet yönetiminde Nomo’lar esas alınmıştı. Merkezin güçlü olduğu dönemlerde merkezden atanan nomo valileri zamanla güçlenerek merkezden kopmuşlardır.

Ara ve Orta krallık dönemlerinde rejimde bazı değişiklikler yapılmıştır. Eyalet valileri giderek merkezi otoriteden kopmuşlar ve bu yüzden feodalite güçlenmiştir. Başlangıçta, her nomonun bir valisi var iken, daha sonra nomolar birleştirilip, Aşağı (Delta), Orta ve Güney (Vadi) olmak üzere üç büyük eyalet oluşturulmuştur. Bu eyaletlere valiler atanmıştır.

Gelirler, genellikle vergilerden toplanıyordu. Hiksosların istilası ile Mısır devlet yönetiminde bazı değişiklikler oldu. Mısırın Delta bölgesi, 150 yıla yakın bir süre (M.Ö.1730-1580) bu istilâcıların yönetiminde kalmıştır.

Yabancıların istila ve yönetimlerinden sonra görülen Yeni Krallık döneminde, Mısır’da siyasal alanda değişiklikler yaşandı. Bu dönemde mutlak bir merkezî yönetiminin bürokratları yaranda; askeri sınıf ve Amon rahipleri güçlenmişlerdi. Artık Amon rahipleri tarafından atanan kralların meşruiyeti tartışılır olmuştu. Ayrıca, devlet sınırlarının genişlemesi, işlerin artmasına yol açtı. Tek otorite durumundaki firavun, yetkilerini memurlarına dağıtmak zorunda kaldı ve onlarla hizmetin yanında, gelirleri de paylaşmak zorunda kaldı.

Yeni Krallık Döneminde Eyalet Yönetimi:

Nubya’da Yönetim: Burası, I. Çağlayandan Mısır’ın en güneyindeki topraklarına kadar uzanmakta ve iki eyaletten oluşmaktaydı.

Biri asıl Nubya ülkesiydi ve Asuvan’dan II. Çağlayana kadar uzanmaktaydı. İkincisi Sudan, yani Kuş ülkesiydi ve II. Çağlayandan IV. Çağlayana kadar uzanan yerlerdi. Her iki eyaletin başında merkezden atanan kralın vekili olan valiler bulunmaktaydı. Çok iyi devlet memurlarından seçilen bu yöneticiler, bazen ölünceye kadar vali olarak kalıyorlardı. Bazen de babadan oğula valiliğin geçtiği görülmektedir.

Asya’da Yönetim: Yeni Krallık zamanında, ülkenin bir imparatorluk seviyesine çıkmasıyla, doğuda Asya topraklarında yeni krallıklar ülkeye katıldı. Burada yerel birçok krallık vardı. Yerli krallardan atanan, valiler tarafından yönetilen bu devletlerin kendi aralarındaki huzursuzluklarında Mısır, hakem rolünü üstlenmişti.

Özerkliklerini elde etmelerine rağmen, tam bağımsızlığına kavuşamayan bu ülkelerin veliaht prensleri Mısır’a götürülüp eğitilirdi. Ordu sistemlerini yönetmek için, merkezden subaylar gönderilmekteydi. Bu vassal krallar Mısır’a vergi ödemekteydiler. Bu ülkelerin servetleri Mısır’a aktığından, bu dönemde Mısır zengin ve görkemli bir dönem yaşamıştır.

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: