Kim Kimdir Son Makaleler Tarihçe

MISIR YENİ KRALLIK DÖNEMİ (M. Ö. 1550 -1070)

Tarafından yazılmıştır admin

Yeni Krallık dönemi, 18. Sülâle ile başlayıp, 20. Sülâle’ye kadar sürdü.
Bu dönemde Mısır büyük bir değişim yaşayıp Ön-Asya imparatorluğu düzeyine yükselmiştir. Döneme ışık tutan oldukça fazla yazılı kaynak günümüze ulaşmıştır.
18. Sülâleyle başlayan yükseliş, 19. sülâlede sürmüş ve 20. sülâlede dış etkilerden dolayı gerilemiştir.
Kamose’nin halefi olan Ahmose, M.Ö. 1532’lerde ülkeden Hiksos yöneticilerini uzaklaştırmayı başarmıştır. Hiksosların gücünü zayıflatan dış etkenlerden birisi, Anadolu’daki Hititlerin güçlenerek Kuzey Suriye’deki Mısır vassal devletlerine saldırıya geçmeleriydi. Bu saldırılarla Mısırlılar ve Hititler ilk kez karşı karşıya gelmişlerdi. Hitit saldırıları Hiksosları meşgul ederken, içerideki Ahmose’nin bağımsızlık mücadelesi güçlenmiştir.
Tebliler önce Memfis’i ve daha sonra Avaris’i ele geçirdiler. Ahmose tüm Delta’yı işgal edip, önemli bakır madenlerinin olduğu Sina bölgesinin kontrolünü sağlamıştır. Buradan, Güney Filistin’e kadar ilerledi. Krallığın farklı yörelerinde bu döneme ait birçok yazıt ele geçirilmiştir.
Ahmose devletin siyasal çerçevesini yeniden kurdu. Oğlu I. Amenofis (Amenhotep) ise kültürel alanda yenilikler yaptı. Ülke genelinde yürüttüğü imar faaliyetleri, Amon-Ra için büyük tapınaklar yaptırdığı Kamak’ta yoğunlaşmıştır. Amenofis, yeni kraliyet mezarının kurucusu olarak bilinir. Kral ve annesi Ahmose-Nefertari ile Teb ölülerinin koruyucu tanrıları olarak sayılıyorlardı. Ahmose-Nefertari, Amon tapınağında “tanrının eşi” ünvanını taşıyan ilk kraliçedir.
Amenofis’in oğlu I. Tuthmosis zamanında, dış politikada yeni bir dönem başlamıştı. O, tahtta olduğu ilk yıllarda, kuzeydoğuda Fırat’a ve güneyde 4. Şelâle yakınlarındaki Kurfus’a kadar ulaşmıştır. Genişleme siyaseti nedeniyle, Mısır İmparatorluğunun kurucusu olarak kabul edilmektedir.
Bu dönemde güneydoğu ve kuzey Suriye’de kurulan Mitanni Krallığı, Mısır’ın yeni düşmanıydı. I.Tuthmosis bölgeye yapacağı seferlere yakınlığı nedeniyle Memfis’te bir askeri karargâh kurdu. Burada veliaht prensler eğitimden geçiriliyor ve başkomutan yani “generalissimo” olarak yetiştiriliyordu. Merkez karargâhının Memfis’e yerleştirimesiyle Mısır’ın dış siyaseti yüzyıllar boyunca Asya’ya yönelik oldu. Çünkü güneyden gelebilecek özel bir tehlike yoktu.
I. Tuthmosis’in çizdiği güney sınırlar, daha sonraki yüzyıllarda değişmeden varlığını korudu. Mısır’ın, hem Asya’da hem Nubya’da yapmış olduğu seferlerinin nedeni, askeri olmaktan çok ekonomiktir. Nubya altınları ve Orta Doğu’nun zenginliği Mısır’ın güç kaynağıydı. Bunun sonucunda da devletin yönetiminde ordu ve rahip sınıfları giderek güçlerini artırmışlardır.
I. Tuthmosis’den sonra tahtta üvey kız kardeşi Hatşepsut ile evli olan eniştesi II. Tuthmosis geçti. Bu kralın erken ölümüyle yerini oğlu III. Tuthmosis aldı.
III. Tuthmosis’in yaşının küçük olması nedeniyle naibelik görevini annesi Hatşepsut üstlenmişti. Kraliçe, III. Tuthmosis’in krallığının yedinci yılında kendisini “dişi kral” ilan etti. İki yıl sonra da soylularla birleşerek, hükümdarlık yetkilerini tek başına ele geçirdi. Tuthmosis ise annesinin gölgesinde kaldı. Bir barış dönemi olan Hatşepsut zamanında Mısır’da büyük inşa faaliyetleri görülmektedir.
Kendini tanrı Amon’un kızı olarak gören kraliçe Hatşepsut Amon’un yeryüzündeki evi olarak kabul etiği Kamak’daki kraliyet tapınağını genişletmiştir. Ayrıca Mısır ve Nubya’nın birçok yerinde yeni tapınaklar yaptırdı. Bu şekilde kendilerinden önceki “tanrısız” Hiksos döneminin izlerini silmeye çalışmıştır.
Hatşepsut ölünce Mısır’ın yine Ön-Asya’yı ele geçirme siyaseti görülür.
Annesinin ölümüyle tekrar tahtına çıkan III. Tuthmosis Ön-Asya’ya bir dizi seferler düzenleyerek Mısır’dan kopan Filistin topraklarını geri almayı başardı. Krallığın son dönemlerinde ise Nubya’da savaştı ve bölgenin IV. Şelâle yakınındaki başkenti Napata’yı ele geçirdi. O’nun ölümünden sonra tahtta çıkan II. Amenofis(Amenhotep) de babasının savaş siyasetini sürdürdü. Bu dönemde Hitit ve Babil devletleri oldukça zayıf bir dönem geçirirken, Mitanni devleti ise gücünün doruğuna ulaşmıştı.
IV. Tuthmosis ve III. Amenofis (Amenhotep) dönemleri, iç ve dış siyasette tek bir dönem olarak ele alınabilir. Bu dönem Yeni Krallığın zirvesini oluşturmaktadır. IV. Tuthmosis döneminde Mitanni’nin ele geçirdiği bazı topraklar barış yoluyla geri alındı. IV. Tuthmosis ile Mitanni kralı Artatama arasında karşılıklı mektuplaşmaların olduğu görülmektedir. III. Amenofis zamanında yapılan binaların büyüklüğü ve sayısı ancak II. Ramses dönemindekilerle karşılaştırılabilir. Bu yapıtların arasında en önemlisi Amon ve “anatanrıça” Mut için yaptırılan tapınaklardır.
III. Amenofis’in ölümünden sonra yerine oğlu IV. Amenofis (Amenhotep) geçti. Onun yönetiminde Mısır tarihinde büyük değişimler yaşanmıştır. Özellikle annesi Tiy’in vesayeti altında kalan IV. Amenofis, babası zamanından itibaren düşündüğü din reformunu gerçekleştirdi. Onun dönemine kadar, Mısır tanrılar panteonun başında Amon bulunmaktaydı. Ancak o, diğer tanrıları ortadan kaldırarak, güneş tannsı Aton’u tek tanrı olarak kabul etti.
Mısır’da Tek Tanrıcılığa Doğru atonizm, Atonizm olarak da bilinen bu tek tanrıcılık; Mısır’ın sınırlarını genişleterek, yeni toplulukları yönetimi altına almış olmasından dolayı, bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle Ön-Asya’da bazı bölgelerin ele geçirilmesiyle, bölge kültürüyle yüz yüze gelen Mısır, Mezopotamya dinlerinin etkisi altına girdi. Kuşkusuz, onun bu reformlarında, Mitanni asıllı olan eşi Kraliçe Nefertiti’nin etkisi büyük olmuştur.
III. Amenofis düşüncelerini daha iyi gerçekleştirmek ve Amon rahiplerinden kurtulmak için yeni bir dinî merkez oluşturdu. Akhet-Aton (Tel el- Amama) adını verdiği bu yeni merkezin ismi “Güneşin Ufku” anlamına gelmekteydi. Saltanatının beşinci ya da yedinci yılında kendi ismini de değiştirerek Akhnaton ismini aldı. En önem verdiği şey kurduğu dini yaymaktı. Monoteist bir din olan Aton dininde tek tanrı anlayışı görülür. Ne bir heykeli, ne bir tapınağı olan bu din sade bir şekilde yaşanıyordu. Üstü açık olan tapınakta güneş bizzat ışınları ile gelir ve iyilikleri her tarafa saçardı. Heliopolis’in Ra kültü de bu anlayışta olduğu için onun rahipleri bu dine destek verdi. Bu yeni din, çıkarları bozulan sınıflardan, özellikle de Amon rahiplerinden sert tepkiler gördü.
Akhnaton ülkede diğer tanrılara ibadet edilen tapınakları kapatmış ve Amon ve “tanrılar” sözcüklerini sildirmiştir. Yapılan bu değişikler halk tarafından benimsenmemiştir. Bu yüzden Akhnaton tepkilerden dolayı düşüncelerinden ödün vermiştir. Verilen bu ödünlerden dolayı eşi kraliçe Nefertiti ile arası açılmış ve eşi ondan ayrı yaşayarak Aton’a bağlılığını sür-dürmüştür.

Tutankhamon

Akhnaton’dan sonra yerine adı Tutankhamon olarak değiştirilen yedi yaşındaki oğlu Tutankhaton geçti. Bu genç kralın döneminde asıl güç “Büyük Güneş Tanrısı Rahibi” olan Aya ve genaral Horemhab’ın elindeydi. Adı Tutankhaton döneminde Aton dini terk edilmiş; kralın adı Tutankhamon olarak değiştirilmiş ve Memfis başkent olmuştu. Tutankhamon 17 yaşında ölünce, yerine ilk önce Aya, daha sonra ise Horemheb geçti.
I.Setos’tan sonra tahta geçen II. Ramses (M.Ö.1290-1224) uzun iktidar döneminde çok tanınmış bir kraldır. Bu tanınmayı Hititlerle yapılan savaş ve barış (Kadeş) yanında, yaptırdığı yeni yapıtlar, ya da eskiden yapılanlara kendi adını kazdırmakla sağlamıştır. Sürekli savaşlarla geçen bu kralın son yıllarında dış ülkeler üzerindeki egemenliğinin sarsılmaya başladığını görmekteyiz. Bu sarsıntı II. Ramses’ten sonra başa geçen Memeptah zamanında da sürmüştü.
Memeptah zamanında merkezî yönetim zayıflamıştı. Askerî soylu sınıfı ve eski nom beyliklerinin yeniden canlanmaya başladığı bu dönemde, yönetim tam bir iktidar mücadelesi ortamına düşmüştür. Bu kraldan sonrakilerin aynı sülâleden olmadıklarına, M.Ö. 1200’lere dek tam bir kargaşa ortamının sürdüğüne tanık olmaktayız. Soylu sınıflar diğer sınıfların da yardımıyla tapınaklarda biriken serveti ele geçirip, tapınakları yağmalamışlardır. Bu dönemi M.Ö. 1200’lerde Sethnahte adında bir kral sona erdirmiş ve yeniden düzeni sağlamıştır.

II. Ramses

Yazılı kaynaklardan öğrenildiğine göre, Sethnahte’ın oğlu olan III. Ramses döneminde Mısır’a dış saldırılar gerçekleşti. Bunlar; batıdan Libyalılar ve başka etnik gruplar; doğudan ise “Deniz Kavimleri” olarak adlandırılan göçlerdi.
M.Ö. 1200’lerdeki bu göçlerden tüm Ön-Asya devletleri etkilenirken Mısır da etkilenmiştir. Anadolu tarihinde “Ege Göçleri” olarak bilinen göçler, Hitit Devletinin yıkılmasına yol açmış; daha sonra Mısır sınırına ulaşıp, bazen sınırı da geçip Delta bölgesine sızmaya başlamışlardı.
III. Ramses mezar anıtında zaferler kazandığından, yeni ülkeler ele geçirdiğinden söz etmiş olsa da kral ancak doğudan ve batıdan gelen saldırıları Mısır’da durdurmayı başarabilmiştir. Fakat yine de Mısır’ın henüz gücünü yitirmediğini bu dönemde yapılan anıtların varlığından anlamaktayız.
III. Ramses’den sonra gelen krallar Ramses adını taşımışlardır. Bu yüzden araştırmacılar, yaklaşık 80 yıl kadar süren bu yeni döneme Ramsesler Dönemi demektedirler. Bu dönemde 21 tane Ramses başa geçmiştir.

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: