Tıpta çok ilginç şeyler vardır, bunlardan biri de hastane sevdası veya tıptaki adı ile Münchausen sendromudur. 18. yüzyılda Avrupa’da Earon Münchausen isimli bir adam yaşamıştı, olayları öylesine abartırdı ki herkes gülerdi, ör­neğin, savaşta karşıdan gelen mermileri eliyle yakalayıp düşmana geri fırlattığını söylerdi. 1951′ de İngiliz doktoru Richard Asher, hastaneye yatabilmek için akla gelmedik yalanlara başvuran bazı hastalarda Münchausen sendromu diye ad­landırdığı ruhsal bir hastalığın bulunduğunu bil­dirdi. Bu hastalık pek sık görülmez ise de her doktorun hayatından böyle birkaç hasta geçmek­tedir.

Hastalığın Akıl Almaz Belirtileri

Hasta, bilinçli olarak çok acil bir tıbbi hastalığın belirtilerini taklit eder, bu şekilde doktorları kandırarak acil oda yolu ile hastaneye yatar, ne kadar ağrılı olursa olsun bütün testlere katlanır, sapasağlam olduğu halde defalarca ameliyat olur ve hatta sağlam bacağını bile kestirir. Yaşanmış bir örnek: 37 yaşındaki Willie ağrıdan saçlarını yolarak sabaha karşı Pittsburgh Hastanesine yattı. Fakat tuhaf şey, muayene ve bütün testler normal çıkıyordu. Biraz sakin­ leşince acıklı geçmişini anlattı: önce ülser ame­liyatı. sonra pankreas bezinin yarısının çıkartıl­ması, daha sonra karın içi yapışıklıkları gidermek için bir başka ameliyat, en sonra bir kazadan sonra kafasında artan basıncı gidermek üzere beyin ameliyatı ve kafatasında 4 delik açılması. Ertesi gün yine saçlarını yolmaya başladı, kar­nına ağrı saplanmıştı, kan kustu, dışkısında da kan çıkmağa başladı. 6. gün idrarı kanlı gel­mekte idi. Ağrı şimdi sağ bacaktan aşağı doğru iniyordu. Tüm testlerin normal çıkışı so­nucu Münchausen sendromu tanısı yapıldı, hasta tanınmış doktorlara gösterileceği bir sırada giy­silerini istedi ve hastaneyi terk etti. Daha son­ra Willie’ nin, 16 yıl İçinde 40 kere hastaneye yattığı ve 32 kere acil odalara gittiği anlaşıldı. Harvard Tıp Fakültesinden psikiyatr Dr. T. Stern bir başka olguyu anlatıyor: “Bir akşam geç vakit hastaneye bir hasta geldi ve kendisinde pülmoner emboli ve kriyoglobulinemi olduğunu söyledi, yani akciğer damarlarımı pıhtı tıkıyor ve kanım soğukta pıhtılaşıyor demek istiyordu. Hastalar genellikle tıbbi terim kullanmazlar, onun için kuşkulandım. Hasta kan pıhtılaşmasını önleyici Kumadin ve Heparin adlı ilaçları istedi, dozlarını bile biliyordu, ertesi gün hastaneyi terk etti. İki yıl sonra bir başka hastanede bir rastlantı sonucu aynı adamın aynı yakınmalarla o hasta­neye yattığını öğrendim.”

Münchausenli has­talar tabii ki hastalık taklidi yapan tek hastalar değildir, temaruz yapanlar, hastalık hastaları, histerikler, çeşitli nedenlerle kendi kendilerini yaralayanlar ve ilaç alışkanlığı olanlar da hastalık taklidi yapar. Örneğin, temazurda hastanın belli bir amacı vardır: sigortadan para almak, ücretsiz yemek ve yatmak, askerden kaçmak vb. Fakat, Müncheusenli hastalarda böyle belli bir amaç yoktur, onlar ne yaptıklarını çok iyi bilirler; fakat neden öyle yaptıklarını asla bilemezler. Bu gibi hastalar hastaneye çoğu kez sahte kimlikle gelirler ve yalancılıklarını anlayan biri or­taya çıkınca hemen hastaneyi terk ederler Müncheusenli hastalar tıp mesleğinin bir kura­lından da bol bol yararlanır: Doktorlar tam emin olmadıkça bir hastayı yalancılıkla suçlamak is­temezler. Hasta çok hasta olduğunu söylediği bir sırada, hastaneyi terk edince durum anlaşı­labilir, o zaman bile tam emin olunamaz. Dr. Stern, Münchausen tanısı yapmak için hastam ı geçmişte 10 kereden fazla hastaneye yatmış olması gerektiğini bildirmektedir.

Bu gibi hastaların belli bir psikolojisi vardır. Daima mutsuz bir çocukluk, çocuklarına karşı işkence yapıcı (sadist) bir ebeveyn, süreğen hastalık ve ölüm korkusu ile gölgelenmiş bir gençlik ve çoğu kez ebeveyn tarafından evden atılıp yurtlarda yaşamaya mecbur kalış. Belki çocukluklarında bulamadıkları şefkati doktorlarda aramakta, doktorları ebeveynleri yerine koymak­tadırlar. Ebeveynlerine duydukları bilinçaltı düş­manlığı, şimdi doktor ve hastanelere yönelt­mektedirler. Ebeveynleri onlara yalnız acı ver­diğinden ameliyat ve testler şeklinde yeniden acı aramaktadırlar. Pek azı ruhen hasta olduğunu kabul eder, böyle bir şey kendilerine söylenirse hastaneyi terk ederler. Sonları ne olur bu gibi hastaların? Bunu hiç kimse bilmez. Belki de so­nunda intihar etmektedirler. Münchausenliler uygarlığımız için “kayıp” kişilerdir. Dr. Roy Meadow’un Lancet dergisinde bildirdiği olgu çok daha ilginçtir: 6 yaşındaki Kay adlı kız, idrarın­da kan ve iltihap bulunduğu için 12 kere hasta­neye yatmış, her biri bir işkence sayılabilecek düzinelerce test ve röntgenden geçmişti. So­nunda şu anlaşıldı; kızın annesi, kızının idrar örneğini doktorlara vermeden önce şişeye kendi kanını ve kendi iltihaplı idrarını katıyordu. Dok­torların bunu anlamaları daha acıklı biten bir başka olgu yardımı ile oldu: Annesi, bir süt ço­cuğu oğlanı defalarca kusma yakınması ile has­taneye getirmişti, çocuğun kanında her kere­sinde yüksek miktarda sodyum bulunuyordu. Doktorlar bu tuzu çocuğa annenin vermekte olduğundan kuşkulandılar; fakat tam o sıralarda çocuk öldü. Dr. Meadow’s göre bu gibi anneler Münchausenlidir ve bir çocuk koğuşunun koru­yucu ve dostça havasını aramaktadırlar. Dr. E. Selipmen New York’da rastlağı bir Münchausenliyi hiç unutamadığını söylüyor, kalp ameli­yatı geçirmiş bu adam mükemmel kalp krizi taklidi yapıyor ve bu şekilde bir hastaneden ötekine ülkeyi geziyordu. Tony adlı bu adam Dr. Sellgman’a şöyle demişti: “Bu ülkenin en büyük doktorlarını maymuna çevirdim”.

 

Kaynak:
Bilim ve Teknik/ Dr. Selçuk Alsan
MÜNCHAUSEN SENDROMU NEDİR? HASTALIĞIN BELİRTİLERİhttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/05/MUNCHAUSEN-SENDROMU-HASTANE-SEVDASI.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/05/MUNCHAUSEN-SENDROMU-HASTANE-SEVDASI-150x150.jpgadminGüncelNedirSağlıkMünchausen sendrom nedir,Münchausen sendromu daha çok kimlerde görülür,Münchausen sendromu tanısı konulan hastaların ortak psikolojileriTıpta çok ilginç şeyler vardır, bunlardan biri de hastane sevdası veya tıptaki adı ile Münchausen sendromudur. 18. yüzyılda Avrupa'da Earon Münchausen isimli bir adam yaşamıştı, olayları öylesine abartırdı ki herkes gülerdi, ör­neğin, savaşta karşıdan gelen mermileri eliyle yakalayıp düşmana geri fırlattığını söylerdi. 1951' de İngiliz doktoru Richard Asher, hastaneye...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası