Güncel Kim Kimdir

NİKOLAS KOPERNİK

Tarafından yazılmıştır admin

Kopernik ünlü bir Polonyalı astronomdur. Güneşin, gezegenler sisteminin merkezi ol­duğunu ileri süren kuramı modern astronominin temeli olmuştur. 1473 yılında Polonya’nın Thorn şehrinde doğmuştur. Babası ticaretle uğraşırdı. Kendisi çok çalışkan, iyi kalpli, dindar ve iyi ah­lak sahibiydi. Bilgiye, öğrenmeye karşı sonsuz bir özlemi vardı.

1491 yılında Krakov üniversitesine giderek astronomi ve matematik öğrenimi yapmıştır. Orada Batlamyus’un yerli merkezli sistemini savunan matematikçi W. Brudzewski’nin (1445-1497) etkisi altında kal­mıştır. Yalnız bu etki tersine bir etkidir ve on­da büyük bir tepki yaratmış, Kopernik’i uyandır­mıştır.

1494 yılında evine dönmüş, fakat Başpisko­pos olan amcası Lucas Waczenrode, din adamı yetişmesi için kendisini İtalya’ya göndermiştir. Ora­da üç buçuk sene Latince öğrenmiş, Plato’nun ya­zılarını okumuş ve aralarındaki yaş farkına rağ­men astronom Domenico Novarra (1454-1504) ile yakın ilişki kurmuş, ona asistanlık yapmıştır. Bu­rada Kopernik uzayı incelemeğe yönelmiş, 9 Mart 1497 de ilk gözlemini yapmıştır. 1497 yılı son­larında Kilise’de görev almıştır. Öğrenime olan aşırı düşkünlüğü sonucu 1501 de İtalya’ya döne­rek çalışmalarına devam etmiş, bir ara Padua üniversitesine girerek 4 sene hukuk ve tıp tahsi­li yapmıştır.

Polonya’ya döndüğünde Krakov’a gitmiş ve amcası Ermeland Başpiskoposuna, 1512 de ölümüne kadar danışmanlık yapmıştır. Sonraları ise hem din adamı hem de doktor olarak fakir halk­la ilgilenmiştir. Astronomi alanında derin bilgiye sahip olduğu bilindiği için 1514 de Lateran Kon­seyince yapılması düşünülen takvim reformuyla ilgili fikirlerini açıklaması için davet edilmişti. Ancak kendisi güneş ve ayın durumlarından tam olarak emin olmadığı için, bu konuda fikir ileri sürmeyi reddetmiştir.

İtalya’dan döndükten sonra Kopernik astro­nomi alanında çalışma programını planlamıştır. Elde ettiği ilk bulgular derhal sonuca ulaşmasına pek faydalı olamamıştır. 1497-1529 yılları ara­sında yapmış olduğu 27 gözlem sonuçlarını yayın­lamıştır. Bu arada Batlamyus kuramında bazı ak­saklıklar olduğundan şüphelenmiş ve araştırmala­rına hız vermiştir.

Batlamyus felsefesi, 16. yüzyılda astronomi biliminin gelişmesine iyice engel olmaktaydı. Gerçekten M.Ö. 3 yüzyıla kadar uzanıldığında Uzay merkezinin dünya değil, güneş olduğunu iddia eden Yunanlı filozoflara rastlanabilinmektedir. Ancak bunların fikirleri geliştirilmemiştir. Ko­pernik, Batlamyus sisteminde yörüngelerin fazla ol­ması nedeniyle temel bir hatanın var olduğunu dü­şünmüştür. Bunun sonucu, pek çok Yunan yaza­rının eserlerini okumuş ve «Güneş merkezli sis­tem» varsayımına rastlamıştır. Bazı Yunanlılar, örneğin Pisagor, güneşin sabit bir merkez oldu­ğunu, dünyanın ve gezegenlerin onun etrafında döndüğünü öğretiyordu. Kopernik bu fikri man­tıkî bulmuştur. Ona göre dünya çok belirli ola­rak, hareket etmekteydi. Bu düşünceye dayana­rak çeşitli çözüm yolları aramıştır. Neticede an­lamıştır ki, kendi izahları Batlamyus’un kuramın­dan daha geçerlidir. Kopernik, bütün gezegenle­rin bir yandan kendi eksenleri etrafında dönerken bir yandan da güneşin çevresinde döndüğünü ispat etmiştir.

Ancak Kopernik bulgularını halka hemen açıklamamıştır. Zira, birinci neden olarak kendi­si de bunların doğruluğundan yüzden yüz emin değildi. İkinci bir neden olarak da Kiliseden çekiniyordu. O zamanki yaygın inanışa göre pey­gamber güneşe sabit durması için emir vermişti ve güneş de sabit durmaktaydı. Kutsal kitap bu tür yazılarla doluydu. Kopernik ise, İncil’in bi­lim alanında temel bir eser olduğuna inanmıyor­du. Onun kanısınca İncil sadece ahlâk açısından etkili bir kitaptı. Kendisi hiçbir hurafenin doğ­ruluğuna kanamıyordu. Büyük bir dikkatle tıp bilimini de inceliyor ve Allah’tan gelen ve dua ederek, adak adayarak geçecek hastalıklara inan­mıyordu. Doğa ile yüz yüze gelip araştırma yap­maya cesaret edebiliyordu. Kopernik o sıralarda aklını kullanan, az sayıda insanlardan biriydi.

O günlerde bir kısım insanlar dünyanın bir düzlem olduğunu iddia ediyorlar, bir kısmı da uzayın merkezi olduğunu kabul ediyorlardı. Bunların ak­sini düşünenler cehenneme gidecekti. Bu duruma Batlamyus’un yanlı; empoze ettiği fikirler sebe­biyet vermekteydi.

Kopernik’de cehenneme inanıyordu, ancak hiç kimsenin yalnızca gözlerini ve aklını kullandı­ğı için cehenneme gitmeyeceğini de biliyordu. Fa­kat maalesef insanlar İncil dışında birtakım doğ­ruların olabileceğine inanamıyorlardı. Hoşgörü ancak İncil doğrultusundaki fikirlere karşı gös­teriliyordu. Kendi kendine düşünüp, bazı varsa­yımlar ileri sürenleri sıkıntı bekliyordu. Kopernik herhangi bir tepki ile karşılaşmak İstemiyor­du. Bu nedenle kendi kuramını incelemiş, araş­tırmış, doğrulamış sonra bir kenara koymuştu. Bundan sonra tekrar hastaların tedavisine, dini görevlerine ve düşünce hayatına geri dönmüş­tü.

Kendisi meşhur olma hevesinde değildi. Sa­dece hakikati arıyordu ve bulunca da bunları etrafındakilere aktarıyordu. Bu nedenle George Joachim’e bütün bulgularını anlatmış, kitabını göstermiştir. Joachim, Lûther Üniversitesinde mate­matik profesörüydü. Bu yeni fikirleri öğrenir öğ­renmez, çevresine yaymaya başladı Fakat maale­sef nispeten aydın fikirli olan Luther bile Kopernik’in tezini saçma bulmuştur.

Joachim ise bu fikirleri çok doğru kabul et­miş, kuramı inceleyerek ezberlemiştir. Ayrıca Kopernik’e kitabını bastırması için de etkide bu­lunmuştur.

Son zamanlarda Kopernik’in sıhhati bozul­muş, yaşlanmıştı. Hayatının sonuna geldiğini fark ediyordu. Artık kiliseden korkusu kalmamıştı. Bu nedenle çekinmeden, rahatlıkla Papaya, ona hi­taben yazdığı bir önsözle kitabını göndermiştir.

Önsöz «Aziz peder, bu kitapta yazılanları oku­yacak olanlar derhal çığlık atıp beni ve kura­mımı reddedeceklerdir. Ben hiçbir zaman etrafımdakilerin ne düşündüklerine aldırmayacak ka­dar fikirlerime düşkün, onların savunucusu olmamışımdır. Göreceğimi tahmin ettiğim tepkileri düşününce, başladığım çalışmalardan vazgeçmeye yönelmişimdir.

Fakat zamanla eristiğim gerçekler o denli ak­la uygun gelmiştir ki, bu nedenle bütün çekingenliğimi üzerimden atarak çalışmalarıma devam ettim. Bugün yazdıklarımdan tamamen eminim ve onları eleştirmeye cesaret edebilecekler çıkarsa, onlara katiyen aldırmayacağım ve hatta yargıla­rını şimdiden saçma kabul ederim…» seklinde hazırlanmıştır.

Kopernik’in Güneş sistemine ilişkin fikirleri pek tabidir ki başlangıçta benimsenmemiştir. Ancak zamanla bunların astronomi biliminin can damarı olduğu anlaşılmıştır.

Kopernik’i ilk onaylayan İngiliz Thomas Digges (? — 1595) olmuştur. Kepler İle Galilei’nin çalışmaları da bu kuramın genel olarak benim­senmesinde etkili olmuştur.

1530 yılında Kopernik yalnızca fikirlerini özetleyen «Commetariolus» adlı küçük bir eser yayınlamıştır. Bu fikirleri Rhaticus ve Albrecht Widmanstadt tarafından konferanslarla anlatılmıştır. Papa bu fikirleri duyunca beğenmiş ve basılmasına izin vermiştir. 1540 da bütün fikir­lerini kapsayan kitabın Nürnberg’de basılması için müsaade çıkmıştır. Ancak Lüther bu kurama karşı olduğu için kitap Nürnberg’de basılamamıştır.

Kopernik, Merkür ile Venüs’ün yörüngeleri­ni güneşinkinin yanına yerleştirmişti, Sonra sı­rası ile uydusu Ay ile Dünya ve Mars, Jüpiter, etrafında yıldızları ile Satürn gezegeninin yörüngeleri yer alıyordu. Kopernik’in büyük eseri «De revolutionibus» 6 cilt olarak düzenlenmişti. Bun­lar yazıldıktan ancak 32 yıl sonra Papa’nın izni İle basılabilmiştir. Eserin birinci cildinde, dünya­nın yuvarlak ve hareket eden bir cisim olduğu kanıtlanıyordu. İkinci ciltte, ekliptik sistem tar­tışılıyordu. Üçüncü cilt, güneşin görünen hare­ketleri ile ilgiliydi. Dördüncü kitap Ay’ı inceli­yordu. Besinci ve altıncı kitaplarda gezegenler ela alınmıştı. Kitapların basılması için Papadan izin alınıp, basılmasına kadar geçen süre çok uzun sürmüş ve Kopernik biraz meraktan, biraz da yaşlılıktan yatağa düşmüştü. Çok heyecanlanıyordu, zira tek başına öne atılıp, yürümeye ce­saret edebilenlere karşı insanlığın ne denli katı olabileceğini, hoşgörü sahibi olamayacağını, yasa­dığı müddet esnasında edindiği tecrübelerden bi­liyordu. Bununla beraber, aşırı heyecanı yanında umudunu da yitirmiyordu. Yatağında yatarken ki­tabının ilk nüshasının Joachim acele yetiştirdiği zaman, gözleri çok zayıflamış olduğu için kitabı eliyle sımsıkı yakalamış, zevk içinde göğsüne bastırmış ve bir saat sonra gözlerini ebediyen kapamıştır.

Büyük astronom ve bilim adamı, mütevazi insan, doktor-rahip Kopernik dünya tarihini etkileyen küçük reformcu gruba dahildi. Batlamyus’un yanlış kuramını yok ederek, dünyayı bir saçma kuramın etkisinden daha kurtarmıştır.

 

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: