Bir Brodway komedyeni kâbus görmüştü; rüyasında, kalabalık bir tiyatroda hikâyeler anlatıyor, şarkılar söylüyordu. Binlerce kişi onu seyrediyordu, fakat ne gülen vardı, ne de alkışlayan. Komedyen, “Haftada 100.000 $ da verseler bu bir cehennem hayatı olurdu” diyor.

Alkış özlemi olan sadece aktör değildir. Övgü ve özendirmeden yoksun herhangi bir kimse kendine olan güvenini kaybedebilir. Bu nedenle, çift yönlü bir gereksinme içindeyiz; övülmek ve nasıl övüleceğini bilmek. Kompliman yapmanın bir tekniği vardır; usulünce yapmak gerekir. Çok belirgin bir beceriden dolayı kişinin övülüşü gerçek bir kompliman sayılmaz. Akıl ve buluşlarınız dan yararlanın.

Hiç kimse övgü karşısında duygusuz kalamaz. Yale’e yeni gelmiş İngiliz Profesör, William Lyon Phelps, şöyle bir olay anlattı: “Sıcak bir yaz günü öğle yemeği için istasyon lokantasına gitmiştim. Garson menüyü getirdiği zaman, ‘Mutfaktaki çocuklar bugünkü sıcaktan çok sıkıntı çekiyorlardır muhakkak,’ dedim. Garson hayretle yüzüme baktı ve ‘Buraya gelenler ya yemeği beğenmezler, ya servisi kötülerler veya sıcaktan bunaldıklarını söylerler. On dokuz yıldan beri, arkadaki mutfakta çalışan ahçılar hakkında tatlı bir çift söz söyleyen tek insan sizsiniz’ dedi”. Phelps, “İnsanların istedikleri insanca dikkate alınıp ilgilenilmek” diye sözlerini tamamladı. Bu ilgide samimiyet esastır. Yorucu bir iş gününün sonunda evine dönerken pencerede kendisini bekleyip gözleyen çocuklarının yüzlerini gören babayı bir huzur kaplayacaktır.

İnsandaki övgü arzusunun kavranması, övgüdeki samimiyet, övgüye layık bir kişi olabilmek için kişinin kendi kendisini eğitmesi gibi basit prensipler, günlük ilişkilerdeki iğneleyici yönlerin silinmesine yardım eder. Kadınlar bu konuda içgüdü sahibidirler, hayata bakarlar ve kalplerinden geldiğince konuşurlar.

Özellikle çocuklar övgü açlığı içindedirler. Çocukluktaki övgü yoksunluğu karakter gelişimini tehlikeye sokabilir; hatta ömür boyu sürecek bir huzursuzluğa neden olabilir. Genç bir anne üzücü bir olay anlattı “Küçük kızım çoğunlukla yaramazlık yaptığı için onu hep azarlamak zorunda kalırdım, fakat bir gün özellikle çok iyi bir çocuk olmuştu; azarlanmasını gerektirecek tek bir davranışta dahi bulunmamıştı. O gece onu yatağa yatırdıktan sonra aşağı inerken hıçkırdığını duydum. Geri döndüğümde, başını yastığa gömülü buldum, hıçkırıklar arasında. “Ben bugün cici bir kız değil miydim?” diye sordu. Anne, “Bu soru kalbime adeta bıçak gibi saplandı. Yanlış bir hareket yaptığı zaman düzeltmekte hiç gecikmiyordum, fakat iyi davranma gayretini hiç fark etmemiştim bile, övücü bir tek söz söylemeden yatağına yatırmıştım” dedi.

Tatlı bir söz söyleme prensibi her türlü kişisel ilişkide etkilidir. Baltimore’de geçen çocukluğum sırasında, semtimizde, yeni bir eczane açılmıştı. Emektar, becerikli eczacımız yaşlı Pyke Barlow, bu işe çok kızmıştı. Genç rakibini ucuz ilaçlar satmakla ve ilaç hazırlamada tecrübesizlikle suçladı. En sonunda, bu işe çok üzülen yeni eczacı, iftira davası açma düşüncesiyle Thomas G. Hays adlı bir avukata gider. Hays, “Dava konusu yapma, iyilikle karşılık ver” diye nasihat eder. Ertesi gün gelen müşteriler rakibinin hücumlarından bahsedince yeni eczacı onlara ortada muhakkak bir yanlışlık olduğunu söyler “Pyke Barlow, bu şehrin en iyi eczacıların dandır. Hazırlanacak acil ilaçları gece gündüz günün her saatinde hazırlar. Bu konudaki dikkati hepimize örnek olmuştur. Bu gelişen semtte ona da bana da yeterince yer var. Onun eczanesini kendime örnek alıyorum” der. Komplimanlar, dedikodu rüzgarında, skandallar kadar sür’atli yayıldığından yaşlı adam bu sözleri hemen duyar ve yüz yüze gelip bazı faydalı tavsiyelerde bulunmak için can atmaya başlar. Düşmanlık, samimi ve gerçek övgü tarafından ortadan silinmiş olur.

İnsanların bir arada oldukları her yerde düşünce gereklidir. Bir grup tartışmasında, anlayışlı bir kimse, diğerlerinin tartışmanın bir parçası olduklarını hissetmelerine yardımcı olur. Bir dost, Başbakan Arthur James Balfour’un ziyaretlerdeki ev sahipliğinden övgüyle bahsedip dedi ki, “O, mahcup bir insanın tereddütle söylenmiş bir sözünü ele alır ve içinden umulmayacak sonuçlar çıkararak konuyu öyle bir genişletir ki, sözün sahibi kendisini insanlığa hizmet etmiş bir kişi olarak görmeye başlar. Misafirler, kendilerinin zannettiklerinden daha üstün olduğuna inanmış olarak yemekten ayrılırlar”.

Çoğumuz, başkalarını mutlu kılacak bazı güzel gerçekleri söylemekten neden sakınırız acaba? “Yaşayana verilen bir tek gül, ölüye verilen tantanalı çelenklerden çok daha kıymetlidir” sözünü daha sık hatırlasak ne kadar iyi olur. Conway, New Hampshire’daki bir antikacı dükkanına zarif, yaşlı bir bey gelip mal satardı. Bir gün dükkana gelip gittikten sonra, antikacının karısı, kocasına, bu beyin ziyaretinden ne kadar hoşlandıklarını kendisine söylemiş olmayı istediğinden bahseder. Kocası, “Bir dahaki sefere söyleyelim” der. Ertesi yaz, genç bir kadın gelip kendisini satıcının kızı olarak tanıtır; babasının öldüğünü söyler. Dükkan sahibi, “O günden beri, bir kimse hakkında ne zaman iyi bir şey düşünsem, söylerim. Belki bir daha sefere söyleme fırsatı bulamam” diyor.

Sanatkarlar, başkalarına güzellik sunmaktan nasıl zevk alırlarsa, övgü sanatına sahip kişi de övgünün, alan kadar verene de haz verdiğini anlayacaktır, övgü, basmakalıplığa sıcaklık ve haz getirir; dünya gürültüsünü güzel bir müziğe çevirir.

Herkes için söylenecek iyi bir şey vardır. Yeter ki söyleyelim..

 

KAYNAK: How To Uve With Ufe
ÖVÜLMEK VE NASIL ÖVÜLECEĞİNİ BİLMEK. ÖVGÜNÜN ÖNEMİhttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/04/övgü.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/04/övgü-150x150.jpgadminGüncelYaşamçocuklar için övgünün önemi,insanları övmekten korkmayın,övgünün önemi,övülmek ve nasıl övüleceğini bilmek,William Lyon Phelps  Bir Brodway komedyeni kâbus görmüştü; rüyasında, kalabalık bir tiyatroda hikâyeler anlatıyor, şarkılar söylüyordu. Binlerce kişi onu seyrediyordu, fakat ne gülen vardı, ne de alkışlayan. Komedyen, 'Haftada 100.000 $ da verseler bu bir cehennem hayatı olurdu' diyor. Alkış özlemi olan sadece aktör değildir. Övgü ve özendirmeden yoksun herhangi bir kimse kendine...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası