Avrupa’da patates ekiminin öncüsü ola­rak ünlü İngiliz denizcisi ve kahra­manı Sir Francis Drake kabul edilir, hattâ adına Almanya’da Offenburg şehrinde 1853 yılında bir anıt bile dikilmiştir. Fakat İngi­liz botanikçisi John Gerard’ın 1596’da Ku­zey Amerika’da yetişen bu bitkiyi «Batata Virginiana» adıyla yeni İngiliz sömürgesi Virijinya’dan (Kuzey Amerika) Drake’in bir gemisiyle getirmiş olduğu iddiası, bunun orada ormanlarda yabani olarak yetişen ve Kızılderililer tarafından yenilen, patates gibi yumru köklü «Leguminose» ile karış­tırılmış olması dolayısıyla doğru değildir.

Bu hususta o zamana ait geniş bir lite­ratür bulunmasına rağmen, bugün bile Av­rupalılar için bu kadar önemli ve değer­li olan bu bitkinin Avrupa’ya nasıl geldiği tam anlamıyla bilinmemektedir. Sir Fran­cis Drake’in bununla pek ilgisi olmadığı ise artık anlaşılmıştır. O korsan seferle­rinde, yakaladığı İspanyol altın gemilerin­de ve Yeni Dünyadaki ambarlarda buldu­ğu bu «meyveleri» gemicilerin de kumanya olarak kullanmış olabilir fakat başka hiç bir yönden onlara pek fazla aldırış etme­miştir. Drake’in 1530’da Kraliçe Elizabeth şerefine «Pelikan» adındaki amiral gemi­sinde verdiği ziyafette de o zaman Amerika’dan getirilmiş olan ve kraliçeye bir sürpriz olarak sunulan birçok yeni meyve ve sebzeler arasında patates yoktu. Daha 1664’te memleketi Lord – Protektor olarak yöneten Oliver Crommwell’in mutfağında da patatese lüks bir bitki gözüyle bakılı­yor ve onun geniş ölçüde tarlalarda ekilmesine kadar gerek İngiltere ve gerek öteki Avrupa ülkelerinde daha yüzyıl bek­lemek gerekiyordu. Fakat o bir taraftan botanikçilerin iyi edici bitki ve otlarla ba­harat yetiştirdikleri özel bahçeleri yolun­dan aristokrasi’nin mutfaklarına arka ka­pıdan sokulmuştu. İngiliz yazar Salaman’ın «History and social influance of the potato» (Patatesin tarihi ve sosyal etkisi) adındaki kitabında belirttiği gibi bu Or­ta Çağ okurluğunun Rönesansın ağzının tadına düşkünlüğüne dönüşmesi sırasın­da olmuştur.

İlk Avrupalı olarak patatesten bahse­den ispanyalı Misyoner Roman Pane idi. Kristof Kolomb 1496‘daki ikinci Amerika yolculuğunda onu Amerika’da bırakmıştı o da oradan dostlarına yazdığı mektuplar­da patatesten söz etmişti. İ23 Bunların yanında yabani türlerde vardı ve işte bugün bile daha tanınmış İsviçreli anatom ve botanikçi Caspar Banhin’in «Solanum tuberosum» (1596) adını verdiği pata­tesin hangi türden oluşturulduğu kesin olarak bilinememektedir. Elimizde pata­tesin İspanya kıyılarına hangi tarihte var­dığını belirten hiç bir tarihsel belge bulun­mamaktadır. Belki bir rastlantı eseri ola­rak Şart V’ın altın ve gümüş filosunun ge­mi mutfaklarında kumanya kalıntısı şek­linde bulunmuş olabilir. Resmi olarak ilk çuval patates 1565’te Filip II’ye gönderil­mişti. O bunun bir kısmını Papa’ya yolladı o da Hollanda Kardinalına ve Mons’taki İspanyol valisine bir miktar hediye etti. Vali de bir kere yumruyu Viyana’da İmpa­ratorluk bahçeleri müdürü Carolus Clusius’a gönderdi. Bu tanınmış botanikçi pa­tatesle yakından ilgilendi ve birçok Alman bahçelerine tohum ve yumrularından ver­di. Böylece aynı zamanda patates İtalya, Hollanda, Avusturya ve Almanya’ya eriş­miş oldu.

Buna rağmen onun daha aristokrat mutfaklarından dışarıya çıkabildiği söyle­nemez. Zira ondan bir halk besini olarak faydalanmasının karşısında halkın batıl inançları dikilmişti. Herkes onun zehirli olduğunu söylüyordu. Özellikle o ilk yum­rularının göze garip görünen şekiller, cüzzamlıların, hastalığın şekillendiği, kol ve bacaklarına ve vebanın vücutta meydana getirdiği şişlere pek benziyordu. Veba sal­gını Avrupa’dan geçer geçmez, patatesin bu seferde Skrofulos’a (saraca iletine) se­bep olduğu ileri sürüldü. Hattâ insanları bir ara «budala ve kaçık» yaptığı bile id­dia edildi. Kilise bile patates yiyenlere kar­şı dirence geçti. İskoçya’da, patatesin İn­cil’de yazılı olmadığı için ülkeye sokulması yasak edildi çünkü onun da elma gibi insanların Cennetten kovulmasına sebep olduğuna inanılıyordu. Üstelik basit in­sanlar yüzyıllardan beri alışık oldukları buğday ürünlerinden ve baklagillerden meydana gelen besi sistemlerini kolay ko­lay değiştirmeye razı olmuyorlardı.

Patatesin geniş ölçüde tarlalarda yetiş­tirilmesi ilk önce Almanya’da Vogtland’da Hans Rogler adında bir çiftçinin girişimi­dir. Adamcağız uzun zaman alıcı bulama­dı, bir taraftan da Kilise ilgilileri ürünün yüzde onuna sahip çıktılar. Böylece de ma­liyeti yükseltmiş ve kazancı imkânsız kıl­mış oldular, öte yandan patates ekilmesi­ne eskiden beri yapılmakta olan (yaz eki­mi, kış ekimi, nadas) şeklindeki tarım zorunluğu da engel oluyordu. Çiftçiler bu zorunluk karşısında tarlalarını patates ye­tiştirmek için kullanamıyorlardı. Ancak XVIII. yüzyılın ortasında kırmızı yonca­nın ekilmesi ekin yetiştirme sırasının de­ğiştirilmesine böylece de patates ekimine imkân verdi ve o zamandan itibaren pata­tes bütün Avrupa’da sevilen ve bol bol ye­nen bir besin türü oldu.

Patateste Bulunan Mineral ve Vitaminler

Patates

Bol miktarda C ve B vitaminleri ile potasyum ve kalsiyum içeren patates, protein, bakır, demir ve fosfor da içerir.

Patatesin Faydaları

Vücuda enerji verir, halsizliği ve yorgunluğu giderir. Kandaki şeker oranını düşüren patates şeker hastaları için faydalıdır. Damar sertliğini giderir. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler. Kanı temizler. Kansere karşı koruyucudur. Bağırsak şişliğini ve basur ağrılarını azaltır. El ve ayak çatlaklarına iyi gelir. Bağırsak kurtlarını düşürmeye yardımcı olur. Böbreklere faydalıdır. Normal ve kuru ciltler için yararlıdır.

Patates Nasıl Kullanılır?

Patates kızartması yapılırsa kalori değer artar fakat sindirimi zorlaşır. Çimlenmiş patatesi ve 24 saatten fazla bekleyen patates yemeğini tüketmemek gerekir. Patates lapa haline getirilip yanıkların üzerine konursa hem ağrıyı hafifletir hem de iyileşmesini hızlandırır. Patatesin kabuklarını kalın soymak besin değerlerinin azalmasına neden olacağından kabukları ile yemek ya da mümkün olduğunca ince soymak gerekir. Eğer külde ya da fırında pişirilirse kabukları zar gibi soyulur.

PATATESİN TARİHİ, FAYDALARI, AVRUPA'YA GELİŞİhttps://i0.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/04/patatesin-yarihi.jpg?fit=410%2C454https://i0.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/04/patatesin-yarihi.jpg?resize=150%2C150adminGüncelTarihçeCaspar Banhin,Hans Rogler,John Gerard,Oliver Crommwell,patates nasıl kullanılır,patatesi kim buldu,patatesin faydaları,Patatesin tarihi ve sosyal etkisi,patateste bulunan mineraller,patateste bulunan vitaminler,Sir Francis DrakeAvrupa’da patates ekiminin öncüsü ola­rak ünlü İngiliz denizcisi ve kahra­manı Sir Francis Drake kabul edilir, hattâ adına Almanya’da Offenburg şehrinde 1853 yılında bir anıt bile dikilmiştir. Fakat İngi­liz botanikçisi John Gerard'ın 1596'da Ku­zey Amerika’da yetişen bu bitkiyi «Batata Virginiana» adıyla yeni İngiliz sömürgesi Virijinya’dan (Kuzey Amerika) Drake’in bir gemisiyle...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası