Son Makaleler Tarihçe

PERS UYGARLIĞI

Tarafından yazılmıştır admin

Devlet Yönetimi: Pers Krallığının başında Krallar Kralı ya da Ülkeler Kralı adı verilen hükümdarlar bulunuyordu. Büyük kral yeryüzünde Mısır firavunları gibi bir tanrı sayılmazlardı. Fakat sıradan bir insan olarak da kabul edilmeyen bu kişilerin Ahuramazda’nın yeryüzünde temsilcisi olduk­ları kabul ediliyordu. Onlar Ahuramazda’nın verdiği kudret ve izniyle hü­küm sürüyorlardı. Büyük Darius Nakş-ı Rüstem’deki yazıtında: “Ahuramazda yeryüzü nizamının bozulduğunu görünce onu bana hava­le etti. Ben de yeryüzüne nizam verdim” diyerek gücünü tanrıdan aldığını belirtmektedir.

Ahuramazda’nın temsilcisi olarak Büyük Kral mutlak yönetimini, hak ve adaletini kayıtsız şartsız uygulamak ve denetlemek zorunda idi. Bu sis­tem, mutlak bir monorşik yönetim sistemi olmakla birlikte, hükümdarın bir danışma meclisi bulunmaktaydı.

Danışma Meclisi: Grek tarihçilerinin verdiği bilgilere göre Pers kralla­rı sınırsız bir yetkiye sahip olmalarına rağmen yedi büyük Pers ailesi yöne­time karışabiliyorlardı. Bu aile reislerinin oluşturduğu bir danışma meclisi bulunmaktaydı. Büyük Kral devlete ait önemli konuları bunlara danışırdı.

Satraplıklar: Büyük Kral, eyaletlere ayırdığı ülkeyi atadığı valilerle yönetiyordu. 20-30 arası değişen sayıdaki satraplar idari ve askeri sorumlu­lukları olan kralın vekilleriydiler. Persçe Kşatrapavan denilen, Grekçe Satrapos denilen bu kelimenin anlamı devleti koruyan demekti. Satrapların büyük yetkilerine rağmen kralın otoritesi belirli zamanlarda eyaletlere “kra­lın gözü ve kulağı” olarak adlandırılıp gönderilen denetçiler tarafından sağlanırdı. Satrapların en başlıca görevleri vergi toplamak, adaleti ve gü­venliği sağlamak ve ziraatin yapılmasını sağlamaktı.

İmparatorluk içinde bir tek para sisteminin kabul edilmesi ve ülkeyi boydan boya kat eden bir posta sisteminin varlığı bölgeler arası ticareti can­landırmıştır.

Dareios bütün Pers imparatorluğunda geçen “dareikos” adında bir akçe çıkarmıştı. Persler yönetimlerindeki halkların vergilerini ödedikleri sürece inanç ve kültürlerine karışmamışlardır.

Pers egemenliğindeki yabancı kavimler için onların yönetimi ezici olmadığı kimi kavimler için faydalı da olmuştur, özellikle Fenikeliler gibi tüccar toplulukların güvenli bir şekilde ticaret yapmaları kolaylaşmıştır. Fenikeliler Kartaca gibi batı Akdeniz pazarlarını ele geçirirken Ege, Marma­ra ve Karadeniz’de Grek kentleri ile ticaret faaliyetlerini artırmışlardır.

Saray Teşkilatı: Saray teşkilatında Babil ve Asur sarayları gibi Mezo­potamya saraylarını örnek almışlardır. Yunanlı Ktesiyas Pers saraylarında 15.000 kişinin yemek yediğinden söz etmektedir. Bu saraylarda birçok memur bulunmaktaydı. Karakol başı, başkâtip, kasır başbuğu, sofracı başı, şerbettarlar ve kapıcıbaşı gibi görevliler bulunmaktaydı.

Ekonomi: Anadolu, Mezopotamya, Mısır ve Yunanistan bir süre Perslerin eline geçmiştir. Persler Dareikos adı verilen sikkelerini bütün impara­torluk içinde geçen bir para sistemi haline getirdiler. Ülkeyi baştanbaşa kat eden yol şebekesi ve bu yollardan geçen merkezleri bağlayan posta teşkila­tını kurdular. Bu yolların en meşhuru 111 posta istasyonundan oluşan ve Efes’ten başlayarak Susa’da son bulan “Kral Yolu” idi. Kral Yolu çevresin­de kentler oluşmaya başladı. Perslerin ortaya koyduğu altın para sistemi batıda da yayıldı.

Din: İran’ın erken dönemlerdeki dini Mazdeizm’in Hint-Ari kavimlerin Aryan kolu dinlerinden doğduğu sanılmaktadır. Bu inançla Hint Vedik tanrıları arasında benzerlik görülmektedir. Örnek olarak Indra (Indra, Andra); Ayrılıklara yol açan şeytan, Mitra (Mithra); Büyük tanrı Ahura, Aryan (Airyaman); tanrı Mithra’nın baş dostu; insalcıl tanrı ve Assura (Ahura=Mithra) gibi. Kimi araştırmacılara göre daha sonraki Med ve Pers dönemi inancı olan Zerdüştlük’ün kökeni Mazdeizm’e bağlanmakta­dır.

Zerdüştlük’ün eski İran dininin Zoraster ya da Zaratuşra adındaki peygamber ya da din adamı olduğu tartışılan Zerdüşt tarafından reforme edildiği sanılmaktadır. Zerdüşt M.Ö. 7. yy. da yaşamış ve din kitabı Avesta’da Gatha denilen sözleri toplanmıştır.

Behustun Yazıtı Arap gezgini İbn Hawkal 9. Yüzyılın ortalarında not ettiği bu yazıtı daha sonra 1598’de İngiliz diplomat Robert Sherley Avus­turya adına bir diplomatik görev yaparken görmüş ve notlarıyla Batılı bilim adamlarının dikkatini çekti. Birçok araştırmacı yazıtla ilgili bilgiler verdi, fakat 1835 yılında Sir Henry Rawlinson çözebildi. Yazıt üç dilli idi ve Mezopotamya Çivi yazısının çözümünde önemli bir anahtar olmuştur.

Bu dinde Ahuramazda (Hürmüz) iyiliği ve Ahriman (Ehrimen) kötü­lüğü simgelemektedir. Bu iki güç birbiri ile çatışma içindedir. Bu nedenle kimi din tarihçilerine göre dualist görülmektedir. Kimine göre iyiliği temsil eden Ahuramazda tanrıyı; kötülüğü temsil eden Ahriman ise şeytanı temsil etmektedir. Bu yüzden de tek tanrılı bir dindir. Persler Ahuramazda için tapınaklar ve heykeller yapmadılar; ateş yakmak için sunaklar (ateşgede) yaptılar. Temizliğin simgesi sayılan ateşi yakarak ibadet ediyorlardı.

Perslerin Anadolu egemenliği döneminde ateş kültü burayı da etki­lemiştir. Yine ateş kültünün bir uzantısı olan Mithra ve Anahita kültleri Anadolu’da yayıldı. Işık tanrısı olarak inanılan Mithra, bereket ve savaş tanrısı olarak da kabul edildi.

İran’dan Anadolu’ya giren ateşle ilgili Anaitis kültü, yerli ana tanrıça kültü ile ilişkili olarak farklı isimlerle anıldı: Anahita, Persike Thea ve Artemis Persike gibi. Ayrıca bu tanrıça, Grekler tarafından Kybele ve Afrodit’le eşdeğer görülmüştür.

Mazdekçilik: M.S. . yy.da Mazdak adındaki kişi Zerdüştlüğü yeni­leştirmek için gönderildiğini iddia ederek; hükümdar Kawad zamanında komünist bir din olarak ortaya çıktı. Aristokratlara karşı bir sosyal ve ekonomik hareket olan bu din; malların ve kadınların ortaklaşa kullanılmasını ortaya atmıştı.

Eskiçağ Uygarlıkları

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: