Bilim Güncel Nedir

REFLÜ NEDİR

Tarafından yazılmıştır admin

“Reflü” sözcüğü geri kaçış anlamına gelir. Son yıllarda toplumda görülen en sık hastalıklardan birisi olan “gastro-özofajial reflü”; yenen gıdaların mideden yemek borusuna ya da ağza geri gelmesine denir.

Normal olarak yenilen gıdalar tek bir yönde hareket eder. Yani ağızdan yemek borusuna, oradan da mideye gider. Mideye inen gıdaların yukarı doğru yemek borusuna ya da ağza geri gitmemesi gerekir. Gıda akımının tek yönde olmaması, yani gıdaların mideden tekrar ağza doğru yönlenmesi, birçok soruna yol açar. Geri gelen mide suyu nefes borusuna da kaçarak burada da yaralara veya tıkanmaya yol açabilir.

Halk arasında “mide reflüsü” olarak bilinen gastro-özofageal reflü (GÖR) hastalığı, asit mide içeriğinin fizyolojik sınırdan daha fazla miktarda ve sıklıkta yemek borusuna (özofagus) geçişi nedeniyle yemek borusunun kendini asitten koruma özelliğinin yok olmasıdır. Toplumda insanların %7-10’unda, erişkinlerin yaklaşık %20’sinde GÖR hastalığının olduğu ve bunların en az %30’unun antiasit tedaviler kullandığı bilinmektedir. Kadın ve erkekler arasında görülme sıklığı eşit olup, en sık 30-40’lı yaşlarda karşımıza çıkar. Ancak GÖR hastalığına bağlı komplikasyonlar (istenmeyen yan etkiler) 60-70’li yaşlarda daha sık görülür.

Reflü Neden Olur

Sağlıklı insanlarda görülen fizyolojik reflü, özellikle gece yatar pozisyonda veya yemeklerden sonra gelişir. Fizyolojik reflünün nedeni, yemek borusu alt ucundaki “sfinkter”in (kapayıcı mekanizma) gevşemesi veya mide içi basıncın artmasıdır. Bu şekilde mide-yemek borusu bariyerinin geçici kaybı fizyolojik reflü oluşumuna yol açar. Mide içeriği midenin salgıladığı hidrojen iyonu nedeniyle belirgin derecede asittir. Eğer onikiparmak bağırsağından mideye doğru safra geri akımı varsa mideden yukarı çıkan içerik, hem asit hem de safra içerir. Alkali özellikli olan safra da mide asidi gibi yemek borusunun tahrişine neden olur. Reflü hastalığı, asitli ve/veya safralı mide içeriğinin yemek borusuna gelmesi ve uzun süre temas etmesiyle yemek borusunun kendini asitten ve/veya safralı mide içeriğinden koruyamaması nedeniyle oluşur. Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen bir kapak mekanizması vardır. Reflü hastalarında en sık görülen durum, bu mekanizmanın gevşek oluşudur. Bu durum sıklıkla mide fıtığıyla birlikte yaşanır. Bu mekanizma dışında, mide ve yemek borusu arasındaki basınç farkı, yemek borusunun temizlenmesindeki yetersizlik, mide boşalım bozukluğu ya da bozulmuş yemek borusu hareketi, bu hastalığı tetikleyen diğer nedenlerdir.

Reflü Belirtileri

Reflünün en önemli belirtisi, yemeklerden hemen sonra besinlerin ağza gelmesi, diğer bir deyişle geviş getirmektir. Midede basınç hissi, yemek borusu boyunca yanma ve ağrı, reflünün yol açtığı diğer şikayetler arasındadır. Sabah kalkınca ağızda kötü bir tat ve koku reflünün belirtisi olabilir. Mideden gelen asitli ve bol enzimli mide içeriği, yemek borusunun tahriş olmasına ve yara oluşumuna yol açar. Bu da şiddetli mide ve göğüs ağrısına yol açabilir. Reflünün yol açtığı ağrı bazen kalp ağrısıyla karışabilir. Reflünün tanısında şikayetler oldukça önemlidir. Eğer gıdalar, yedikten hemen sonra ağza geliyorsa büyük olasılıkla reflünüz var demektir. Fiber optik ince boruyla yemek borusuna ve mideye bakılması, yani endoskopik inceleme, gastro-özofajial reflünün tanısında önemlidir. Yemek borusundaki asit miktarının ölçülmesi de reflü tanısı için gerekir. Normal koşullarda ağızda ve yemek borusunda asit miktarının çok az olması gerekir. Bu miktarın artması reflünün var olduğu anlamına gelir.

Uzak Durulaması Gereken Yiyecekler

Yağlı gıdalar, kızartmalar, çikolata, hamburger, kola ve gazoz gibi gazlı içecekler mide basıncını arttırır ve reflüye zemin hazırlar. Gerekli önlemlerle reflü oldukça önemli oranda azaltılabilir.

Reflü Tedavisi

Reflü tedavisinde dört yöntem bulunuyor. Bu yöntemler reflünün şiddetine ve ilerlemesine göre doktor tarafından belirlenmelidir.

Yaşam Tarzı değişiklikleri: Şişman olanların zayıflaması istenir. Sıkılan kemerler gevşetilir, korse vb karın içi basıncı artıracak dar giysiler yasaklanır. Yaş, çikolata, alkol, narenciye suları, kolalı içecekler vb. gibi yemek borusu alt ucundaki daraltıcı mekanizmayı gevşeten gıdaların alımı durdurulur. Sigara mutlaka kesilmelidir. Hastalara yatmadan 2 saat önce gıda alımını kesmeleri, yatakta başı en az 25-30 cm yüksekte tutacak şekilde yatmaları önerilir. Eğilmeyi gerektiren işlerden uzak kalması öğütlenir.

İlaç Tedavisi: Asit salgısını baskılayan ve yemek borusu alt ucunda basıncı yükseltip, kasılmayla oluşan hareketi artırıcı ilaçlar verilir. Bu tedavilerle hastaların yakınmaları azalır ve 12-15 haftada büyük bir kısmının iyileştiği gözlenir. Ardından düşük doz devamlılık tedavisiyle hasta yaşantısını sürdürebilir.

Cerrahi Tedavi: İlaç tedavisinin etkisiz kaldığı hastalarda; ülser, striktür (darl›k), metaplazi (bir hücrenin başka bir hücre tipine dönüşümü), Barrett özofagusu gelişenlerde; sık sık akciğer sorunları olanlarda, yemek borusu alt uç mekanizmalarında yapısal bozukluk olduğu saptananlarda cerrahi girişim yapılmalıdır. Cerrahi işlemin başarısı, yemek borusunun karın içindeki parçasının en az 2 cm olarak kalmasına, alt uç sfinkter uzunluğunun en az 3 cm olmasının sağlanmasına, midenin fundus adı verilen üst kısmının, yemek borusunun çevresine sarılarak kelepçe işlevinin yerine getirilmesinin sağlanmasına ve tüm bu işlemlerin yutma işlemi sırasında o bölgenin gevşemesini engellemeyecek şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Kelepçe mekanizmasıyla bu bölgede bir yüksek basınç oluşturulur ve yukarıdan gelen gıdalar yemek borusunun itme hareketiyle aşağı doğru inerken mide içeriğinin yukarı doğru kaçması engellenir. Böylece reflü tedavi edilmiş olur.

Endoskopik Tedavi: En yeni tedavi yöntemidir. Endoskopik tedavi, ağızdan girilerek uygulanan ameliyatsız bir tedavi yöntemidir. Özellikle cerrahi tedaviye sıcak bakmayan reflü hastlarında uygulanan endoskopik tedavi 18 yaşından küçük hastalara, gebe hastalara, 2 cm. üzerinde mide fıtığı olan hastalara, yemek borusu ileri derecede tahriş olan hastalara (3. – 4. derece), yemek borusunda hücresel değişime varan tahriş bulunan hastalara, Akalazyası olan hastalara önerilmez. Endoskopik reflü tedavisinde 3 yöntem uygulanır.

1.Radyofrekans Dalga Yöntemi:  Bu yöntemde radyo frekans dalgaları kullanılır. Radyo frekans dalgaları, yemek borusu ve midenin birleştiği ve mide kapağı denilen bölgede yemek borusu hücrelerinin dış duvarından içeri doğru ilerletilir. Bu bölgede kas dokusu ısıtılarak ısı hasarı oluşturulur. Isı hasarı oluşmuş kas dokusu daralarak iyileşir.

2.Hacim Etkisi Oluşturan Yöntemler: Bu yöntemde yemek borusunun mideyle birleştiği bölgeye kas dokusu içine emilemeyen bir biyo-polimer enjekte edilerek bölgenin daralması sağlanabilir ya da yemek borusunun mideyle birleştiği bölgede yüzeysel hücrelerin hemen altına sıvıyla karşılaştığında hacim olarak artan küçük tüpler yerleştirilebilir. Bu tüpler sıvıyla karşılaşıp şiştiklerinde bu bölgede hacim etkisi oluştururlar.

3.Endoskopik Dikiş Yöntemleri: Bu yöntemde de endoskopik olarak yemek borusu mide bileşkesine mukozal (yüzeysel) dikişler konulabilir ya da yine endoskopik yöntemle bu kez mide içinden yaklaşılarak tek bir adet tam kat dikiş konulabilir.

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: