Sağlık Son Makaleler

SAFRA KESESİ VE HASTALIKLARI

Tarafından yazılmıştır admin

Safra kesesi karın içerisinde karaciğerin alt tarafına yapışık olarak bulunan yaklaşık 10×3 cm boyutlarında bir organdır. Karaci­ğerden salgılanan safra sağ ve sol safra ka­nalları aracılığıyla ana safra kanalına gelir. Ana safra kanalıyla safra kesesi arasında safra kesesinin içeriğini boşaltmasına yara­yan kanal vardır. Ana safra kanalı pankrea­sın salgısını boşaltmaya yarayan kanalıyla birleşerek oniki parmak bağırsağına açılır.

Safra Kesesinin Görevi Nedir ?

Safra kesesi karaciğerin üretmiş olduğu safrayı biriktiren ve yemeklerden sonra bol miktarda salgılayan küçük bir organdır. Saf­ra kesesi karaciğerden salgılanan safrayı de­polar ve yoğunlaştırır. Safra kesesinin onikiparmak bağırsağına boşalttığı safra yağların sindirimi için kullanılır.

Safra Kesesi Koligi ve Tedavisi

Karın sağ üst kadranında aralıkla gelen künt ağrıdır. Sıklıkla yemeklerden sonra olu­şur ve genelde yarın saat ile iki saat arasın­da devam eder, nadiren 6 saat kadar sürebi­lir ve kendiliğinden geçer. Ultrasonografide safra taşı dışında bir bulgu yoktur. Ancak 6 saatten daha uzun sürmesi durumunda safra kesesi iltihabı olasılığı düşünülmelidir. Kolik ağrısı hastalığın ilerleyeceğini, beraberinde akut kolesistit varlığını veya komplikasyonla­rın olabileceğini işaret edebilir. Tedavisi bu durumlarda mutlaka cerrahidir.

Safra Kesesinde Neden Taş Oluşur ve Sık­lığı Nedir?

Taş oluşmasının pek çok nedeni vardır. Safranın içeriğinde bulunan maddelerin oranlarında bir bozulma olduğunda bu mad­delerin (kolesterol, bilirübin) kristal şeklin­de çökmesi, taş oluşumu için bir zemin oluşturur.Tek veya çok sayıda taş oluşabilir. Ay­rıca, çeşitli kan hastalıkları, bu bölgenin en­feksiyonları, safra akımını zorlaştıran meka­nik nedenler, yüksek kolesterol düzeyleri vb. taş gelişimine neden olabilmektedir. Safra kesesi taşlarının tanısı karın ultrasonografisiyle konulur. Ultrasonografi, kolay uygula­nabilir olması ve hiçbir yan etkisinin olma­ması ile %98 oranında bir başarıyla safra ke­sesi taşlarını saptayabilmektedir. Aç durum­dayken yapılan bir karın ultrasonografisi ile safra kesesindeki taşların sayısı, boyutu gibi pek çok özellik hakkında bilgi sahibi oluna­bilir.

Taş oluşumu ileri yaş, kadın olmak, gebe­lik, östrojen kullanımı, obezite, genetik yat­kınlık, bazı kan hastalıkları, siroz, hiperkolesterolemi önde gelen risk faktörleridir. Safra taşları oldukça sık karşılaşılan bir du­rumdur. Yaşla birlikte görülme sıklığı artar. Amerikan istatistiklerinde 50-65 yaş arası kadınların %20’sinde, erkeklerin ise yakla­şık %5’inde safra kesesinde taş olduğu sap­tanmıştır.

Taşın Boyutu Önemli Midir?

Safra kesesinde meydana gelen taşlar de­ğişik boyutlarda ve sayıda olabilir. Özellikle küçük taşlar ana safra kanalına düşerek tı­kanma sarılığı veya pankreas iltihabına ne­den olma açısından daha risklidirler. Diğer taraftan büyük taşlar safra kesesinin duvarı­na bası yaparak daha farklı sorunlara neden olabilir.

Safra Kesesi Taşının Belirtileri Nelerdir?

Safra kesesinde taşı olan hastaların bü­yük çoğunluğunun hiçbir şikayeti yoktur. Hatta kimi zaman sadece kontrol amaçlı ya­pılan bir karın ultrasonografisi sırasında taşlar tesadüfi olarak saptanır. Bunlara ses­siz taş da denmektedir. Safra kesesi taşları uzun yıllar hiçbir soruna neden olmadan sessizce kalabildikleri gibi, bazen aniden çok şiddetli şikayetlerle ortaya çıkabilirler. Safra kesesinde taş olan hastaların karın ağrılarına bulantı ve kusma gibi şikayetler eşlik edebilir. Söz konusu karın ağrısının süresi ve karakteri değişkenlik gösterebil­mektedir. Kimi zaman yağlı bir yemek son­rası şikayetler ortaya çıkarken, bazen ağrı başlangıcının yemeklerle ilgisi yoktur. Ağrı, sıklıkla karın üst bölümünde ve sağ tarafta meydana gelirken, bazen orta hatta da ola­bilir. Aynı zamanda ağrı, sırta iki kürek ke­miğinin arasına da vurabilir. Ağrı genellikle başladıktan sonra 15 dakika ile 4 saat ara­sında değişen bir süreçte sonlanır. Eğer ağ­rı kesintisiz olarak devam edip, 6 saatlik bir süreye ulaşırsa, o zaman taşın sebep oldu­ğu bir iltihaplanma süreci ya başlamıştır ya da başlamak üzeredir şeklinde düşünmek gerekir. Bu durum, evde ağrı kesiciler veya başka ilaçlarla kontrol edilebilecek bir tablo değildir. Kişinin derhal bir sağlık kurumuna başvurması gerekir. Tüm bunların yanı sıra safra kesesindeki taşlar daha ciddi sorunla­ra da yol açabilirler. Taşların safra kesesin­ den ana safra kanalına düşmesiyle tıkanma sarılığı veya pankreas iltihabı denen daha ciddi tablolar ortaya çıkabilir.

Safra Kesesi İltihabı Ne­dir? Belirtileri Nelerdir? 

Kesenin iltihaplanması durumudur. Akut kolesistit olarak bilinir. En sık nedeni safra kesesinin safrayı boşalttığı kanalın ağzının taş nedeniyle tıkanmasıdır. Tıkanma sonucunda safra kesesi içerisindeki basınç artar ve kese duvarının beslenmesi bozulur. Bu durumdaki safra kesesi mikroor­ganizmaların yerleşmesi için uygun bir or­tam oluşturur. Safra kesesi iltihabının en sık belirtisi karnın sağ üst tarafında kesintisiz bir ağrı olmasıdır. Ağrı sırta vurabilir, nefes almakla ağrının şiddeti artabilir. Ağrıya bu­lantı, kusma eşlik edebilir. Tanısı muayene ve kan tetkikleri ve karın ultrasonografisiyle konur.Muayenede hastanın karnının sağ üst bölgesinde şiddetli ağrı tespit edilir. Kan tet­kiklerinde beyaz küre denilen hücrelerde a­tış görülebilir. Karın ultrasonunda safra ke­sesi duvar kalınlığında artış, safra kesesi içinde taş veya taşlar,safra çamuru saptana­bilir. Bu oldukça önemli ve kısa süre içinde müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Tedavisi safra kesesinin ameliyatla alınması­dır. Başlangıçta antibiyotik tedavisi verilip iltihabi durum azaltılarak ameliyat belirli bir süre sonra da yapılabilir.

Ameliyatta Sadece Safra Kesesindeki Taş­lar Mı Alınır?

Safra kesesi ameliyatı olacak hastaların en çok merak ettikleri konuların başında bu soru gelmektedir. Safra kesesinde bir kez taş oluştuğu zaman bu durum aynı zamanda safra kesesi işlevinde de bir sorun olduğunu gösterir. Dolayısıyla sadece taşlar alınırsa bir süre sonra yeni taş oluşması kaçınılmaz­dır. Bu yüzden safra kesesi ameliyatında sa­dece taşlar değil, safra kesesi tümüyle alın­maktadır.

Açık ameliyat mı, kapalı (=laparoskopik) ameliyat mı daha iyidir? Yanıt hiç tartışmasız kapalı ameliyattır. Ancak bazı durumlarda ameliyatın kapalı olarak yapılabilmesi mümkün olmayabilir. Bu durumda elbette açık ameliyat tercih edilecektir. Daha önceden açık yöntemle üst karın bölgesinden ameliyat geçirmiş hasta­larda, safra kesesi ameliyatı kapalı yöntem­le gerçekleştirilemeyebilir. Bazen de safra kesesindeki taşın sebep olduğu iltihaplan­malar, safra kesesinde aşırı yapışıklıklara neden olarak kapalı cerrahiye izin vermeye­bilir. Böyle bir durum söz konusu olduğun­da, cerrah kapalı başladığı ameliyatı açık yönteme çevirerek işleme devam etmek zo­runda kalabilir.

Laparoskopik yöntemin avantajları neler­dir?

Laparoskopik yöntem, 3-4 adet yarım ve bir santimetrelik delikler yardımıyla gerçek­leştirilmededir. Bu yüzden açık yöntemdeki büyük kesinin yarattığı ağrı ile kıyaslandı­ğında laparoskopik cerrahi çok daha kon­forlu bir ameliyat sonrası dönem yaşatmak­tadır. Ayrıca laparoskopik cerrahi uygula­masının ertesi günü hasta taburcu edilebilir­ken, açık cerrahide bu dönem çok daha uzundur. Elbette bu durum kişinin normal yaşantısına dönme süresini de çok etkile­mektedir. Bir diğer konu ameliyat yerinde fıtık gelişme olasılığıdır. Bu risk açık cerra­hide laparoskopik cerrahiye nazaran çok da­ha fazladır.

Ameliyatlar Genel Anestezi Mi Yoksa Lo­kal Anestezi Mi Altında Yapılıyor?

İster açık cerrahi ister laparoskopik cer­rahi olsun, safra kesesi ameliyatları genel anestezi altında gerçekleştirilmededir.

Vücutta safra kesesinin eksikliği bir so­run yaratır mı? Safra kesesi alındığı için karaciğer tara­fından üretilen safranın depolanması müm­kün olamayacaktır. Bunun yerine safra sü­rekli olarak oniki parmak bağırsağına akacak­tır. Yağ sindirimi için çok az miktardaki saf­ra yeterli olduğundan bir sorun yaşanmaya­caktır. Ancak sindirim sistemindeki bu yeni duruma alışıncaya kadar (3 ay – 1 sene) ye­mek sonrası gaz, şişkinlik vb. gibi şikayetler meydana gelebilir.

Safra Kesesi Taşı ile Safra Kesesi Kanseri­nin İlişkisi Var Mıdır?

Bu durum safra kesesi kanseri olan has­taların çoğunda aynı zamanda safra kesesi taşı da bulunması nedeniyle ortaya atılmış­tır. Safra kesesinde uzun yıllar bulunan ta­şın kronik bir enfeksiyon yaratmasıyla, saf­ra kesesi kanserinin oluşabileceği yönünde ciddi iddialar olsa da bu durum kesin bir şe­kilde kanıtlanamamıştı.

Safra Kesesi Polibi Nedir? Tedavisi Nasıl Yapılır?

Safra kesesi iç yüzeyini oluşturan hücre­lerin normalden fazla çoğalması sonucunda safra kesesi duvarının iç yüzünde meydana gelen kitlelerdir. Birkaç milimetreden bir­kaç santimetreye kadar çapları değişebilir. Kolesterol kristalleri safra kesesi duvarında taş oluşumuna öncülük edecek şekilde biri­kirse kolesterol poliplerini oluşturur. Koles­terol polipleri büyüyerek duvardan ayrılıp safra kesesi içine düşebilirler. Polipler ge­nelde bir şikayete sebep olmazlar. Karın ultrasonografisi yapılırken tesadüfen saptanır­lar. 10 mm’nin altındaki polipler için yıllık karın ultrasonografisi ile takip önerilir. 10 mm’nin üzerindeki poliplerin kötü huylu ol­ma ihtimali olduğundan safra kesesinin alın­ması gereklidir

 

Kaynak:

Bilim ve Teknik/ Doç. Dr. Mahir Özmen

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: