Bilim Tarihçe

SİSMOGRAF TARİHÇESİ

Tarafından yazılmıştır admin

Gezegenimizde barınan sayısız yaşam formu gibi dünyanın kendisi de sürekli bir evrim geçirmektedir. Yeryüzü kabuğunun devamlı hareketleri tüm dünyadaki yaklaşık 500 bin depreme yol açmaktadır.  Oluşan depremlerin yaklaşık 100 bin kadarı hissedilir.

Şiddetli bir deprem yüzeyi vurduğunda yıkıcı hasarlar oluşturabilir. Yıkılan binalar, çöken yollar ve enkazın altında kalan sıkışmış insanlar. Depremler, bir anda hayatımızı temelinden sarsar. Hem de hiç uyarmadan ve merhamet etmeden. İnsanlar bu sebepten yüz yıllardır bu afeti daha iyi anlamaya çalışıyor. Yaklaşık 2000 yıldır süren bu çalışmalar depremi ölçmeyi ve hatta önceden tahmin etmeyi amaçlıyor.

Çin, M.S 132

 

Çinli gökbilimci Zhang Heng, en azından deprem sırasında dünyanın hareketlerini ölçmenin bir yolu olması gerektiğine inanıyordu. Bu doğrultuda ilk sismograf aletini yapmak için gece gündüz çalışıyordu. Eşit aralıklarla yerleştirilmiş 8 ejderha başlı, uzunluğu 2 metre olan büyük bir bronz silindir tasarladı. Silindirin etrafında da yine eşit aralıklarla yerleştirilmiş 8 ağzı açık kurbağa, ejderhalara dönük şekilde bulunmaktadır. Her bir ejderhanın ağzında bronz bir top var. Deprem olduğunda iç sarkaçlar ejderhalardan birini topunu fırlatmaya zorluyor ve ağzı açık bekleyen kurbağa heykellerinden birinin ağzına düşüyor. Topu fırlayan ejderha bize depremin oluştuğu bölgenin karşı yönünü göstermiş oluyor. Zhang Heng’in icat ettiği bu alete sismoskop adı verilir. Günümüzde kullanılmamaktadır.

Sismoskop çalışma prensibi

İskoçya, 184104

İskoç profesör James David Forbes, dünyanın atmosferini ve hareketlerini araştıran birkaç yeni alet geliştirmiştir. Arkadaşı David Milne Home, tasarımlarından birine Yunancadan esinlenerek, sarsıntı ya da deprem anlamına gelen “sismometre” adını vermiştir.

Tokya, 1880

Modern sismografik gelişimin bu dönemde başladığı söylenebilir.  John Milne, James Alfred Ewing ve Thomas Lomar Gray oluşan İngiliz ekip, Kraliyet Mühendislik Akademisinde depremleri ölçen bir sistemi geliştirmek için bir araya gelmişlerdir. Çalışmalarının sonucunda yatay sarkaçlı sismografı icat etmişlerdir. Bu yeni tasarım gelecekteki tüm sismografik aletlerin temelini oluşturmaktadır.

San Francisco, 1906

Dünyanın yeni sismografı 18 Nisan’da gerçekleşen depremin çok şiddetli olduğunu kanıtlıyor. Ölçümler şiddetin 7.8 olduğunu ve deprem merkezinin şehre 3 km mesafede olduğunun belirlenmesinde yardımcı olmuştur.

Sismograf tehlikeli fay hatlarını yeni bir gözle görmemizi, fayların nasıl hareket edip, enerji saldığına dair cevaplar bulmamıza olanak sağlamaktadır.

Sismometreler artık okyanus tabanını gözlemlemekte ve depremin ölümcül yan etkilerinden biri olan tsunami uyarısını yapmakta da kullanılmaktadır. Sismometreler ve diğer sismografik ekipmanlar henüz depremin nerede, ne zaman olacağını önceden bize bildiremiyor olsa da yer kabuğundaki çatlakları göstererek gelecekte olabilecek depremler konusunda ip ucu veriyor.

Belki de bir gün sismografi teknolojimiz bize depremi ön görmemizi hatta önlememizi  sağlayan bir anahtar olabilir.

Yazar Hakkında

admin

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: