Nedir Son Makaleler Yaşam

SOLUCAN

Tarafından yazılmıştır admin

Güzel kokulu bahçelerde, yüksek tepelerde veya tropikal yağmurların yağdığı ormanlarda yaşantısını mutluluk İçinde sürdürür Dünyamızın emniyetini canlı olarak gömüldüğü toprağı yiyerek sağlar. 24 saatte bir, ağırlığınca yaprak, ot yeşillik ve toprak tüketerek toprağın verimini arttırır, bitkilerin büyümesine ve drenajına yardım eder, hatta erozyonu engeller. Solucanlar durup dinlenmeden çalınarak her on yılda bir 2,5 cm üst toprak meydana getirirler.

2000 tür kadar solucan dünyamızın üzerinde kıpırdanıp dururlar. Avustralya’da 3.5 m’lik dev solucanlara rastlanabilir. Minik bir türü bir fener gibi parıldarken diğer bir çeyldi de 35 cm uzağa kadar keskin bir alkali püskürterek kendini korur. Fakat hiç biri çoğumuzun bildiği 10 cm’lik adi solucan türü kadar garip değildir. Bu türün bej çift kalbi ve yuvarlak ve uzunlamasına almak üzere İki gurup güçlü kasları vardır. Vücudunun 120 bölümünün her birinde sekizer tane çengel kıl ayak vazifesini görür. Bunlar toprağa saplanarak, vücudunun diğer kısımlarının ileri doğru kaymasını sağlar. Kafasını veya kuyruğunu koparın, derhal yenisini geliştirme şansına sahiptir, fakat muhtemelen iki solucan haline gelemez. Tam ortadan ikiye kesin, başının bulunduğu yarı genellikle yeni bir kuyruk yapabilir; diğer yarı çok defa yeni bir basın meydana gelmesi için gereken üç hafta süresince kendini besleyecek yeterli gıdaya sahip değildir.

Gözleri ve kulakları olmadığı halde duyuları gayet kuvvetlidir. Derisinin alıma yerleşmiş bulunan ışığa karşı hassas hücreler sayesinde en hafif afak yığını dahi sezinleyebilir. Küçük titreşimler, ardıç kuşunun sekisi, ya da bir tarla faresinin tüy kadar hafif adımı, derhal onu toprağın daha derinlerine gönderir.

Solucanın ciğerleri yoktur: toprağın altında veya üstünde nemli yüzeyi havanın oksijenini alabilen derisi yoluyla soluk alır. Şiddetli yağmurlar bazen solunumunu güçleştirebilir, çünkü toprağın arasından süzülen su süratle oksijen kaybına uğrar. Fakat o metindir. Bilim adamları onun havalandırılmış suda 247 gün aç yasayabileceğini ve gövdesinin % 70’l ağırlığı değerinde su kaybına dayanabildiğin ortaya koymuşlardır. Çok kuru havalarda, derinlere iner ve etrafındaki toprağı bir çeşit salgı ile hava geçirmez hale getirerek yaptığı o hava cebinin içinde bir top gibi büzüşür, derin bir uykuya dalar.

Kendini koruyucu çeşit çeşit salgıları vardır. Arka kısmındaki gözeneklerin çıkardığı bir cinsi, bazı düşmanlarını yıldıran kötü bir koku neşreder. Diğer bir türü ise kayganlık sağlayarak bakteri ve mantar hücumlarından korunur

Bu karanlık diyarların yarattığı, vaktinin büyük bir kısmını gömülü olarak geçirir. Solucan diğer oyucu hayvanlar gibi toprağı kenara iteklemez. Yutarak içindeki organik maddeler ile beslenir, bu arada da salgısı ile geçtiği tünellerin duvarlarım örer. Bazen2,5 m derine inen büyük bir tünel şebekesini dört günde yiyip yutabilir. Böylelikle toprağı havalandırarak su ve gazların toprağa geçişini ve yüzeydeki bitkilerin köklerini kolaylıkla aşağıya talip genişleyebilmelerini sağlar. Deneyler solucanlı toprakların suyu daha güzel çektiğini, su toplanmalarına daha az rastlandığını ve böylece su tesirleri ve erozyona karşı daha dayanıklı olduğunu göstermektedir.

Solucan yüzeye çıktımı yassı kuyruğunu içeri çeker ve oradan oraya dolaşarak yiyecek arar. En ufak bir kıpırtıda, emniyeti olan kuyruğunu kullanarak lastik gibi hemencecik deliğine dalıverir. Hem ot, hem de et yiyici olduğu için böcek ölülerinden çam kozalağına kadar her şeyi kemirir. Yaprak veya ot çok sert ise onu bir çeşit salya ile yumuşatır ve ufalar. Ya da toprağa gömerek orada çürümesini sağlar.

Bir toprak kimyacısı olarak eşine ender rastlanır. Solucan yüzeydeki zengin bitkisel maddeleri alttaki toprağa karıştırarak ve zengin madenleri olan bakir alt toprağı bitkilerin erişebileceği seviyeye çıkararak topraktan zengin bir üst tabaka meydana getirir. Yaprakları deliğine çekerek bakterilerin onlar üzerine işlemesini sağlar. Yedikleri gübre denen pislik kümeleri halinde dışarı çıkar. (Vasat toprakta hem dışkılarını yüzeyde bırakan «kırmızı» solucanlara hem de toprağın içine bırakan «gri» solucanlara rastlanır).

Solucanın sindirim sisteminden geçen alkaliler ve asitler daha tesirsiz hale gelirler. Toprak madenleri ve kimyasal maddeler ufalanarak bitkilerin ve tohumların daha kolayca kabul edebilecekleri besleyici zerrecikler haline gelirler ve bu suretle toprağı zenginleştirirler. Toprağın 15 cm. ilk üst tabakasını solucanların dışkıları ile kıyaslayan deneyler bu dışkıların bitkilerin kullanabilecekleri biçimde ihtiva ettikleri nitrat bakımından beş kat kalsiyum bakımından iki kat, magnezyum bakımından iki buçuk kat, potasyum bakımından da on bir kat daha zengin olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak bilim adamları toprağın, solucandan gittikçe aktinomlsin organik maddelerin humus haline gelmek için ayrışmasında önemli rolü olan organizmalar kapsamının yedi kat arttığını meydana çıkarmışlardır.

Bizim bu garip arkadaş yetenekli olduğu ölçüde enerjiktir. Gelişkin bir solucan yılda hemen hemen 250 gr. humus yapar. Bir dönüm normal arazide 11.500 solucanın bulunması olağan olduğuna göre (1,600.000’e de rastlanmıştır) bunların 1 dönüm İyi bahçe toprağında her yıl mübalağasız 3 tona yakın üst tabaka toprağı meydana getirdiğini hesaplayabilirsiniz.

Solucan bütün bunların yanında, yine de kuru havalarda kestirmeğe, kış için de don hattının altına İnerek arkadaşları ile buluşmağa vakit bulur. Yüzlerce solucan kocaman bir dostluk topağı halinde derilerinin neminin uçmaması için birleşirler. Toprağın buzlarının çözülmesi ile bu kardeşlik de dağılır ve yeni yılın verdiği heves ve İstekle yukarılara doğru İlerlemeye başlar.

Solucanlara ilgili her konu gibi garip bir durum: Hem erkek hem dişi cinsel organlara sahip olan solucan zaman zaman deliğini terk ederek dünya yüzüne çıkıp gayesizce gezinerek etrafı bir kolaçan eder. Kendi boyunda birini aradığı için müstakbel arkadaşının uygunluğunu kıl ayaklarını kullanarak ölçer. Tatmin oldukları zaman her ikisi kafadan kuyruğa kadar yapışkan bir salgı içinde bir birlerine sokularak yuvalanırlar. Bir kaç gün sonra her İkisinin de başı altında birer koza meydana gelir. Bunun içinde eşinin spermleri ile tohumlanacak yumurtalar saklıdır. Nihayet koza solucanın başı üzerinde kaydırarak dikkatle nemli toprağa gömülür. Dört hafta sonra, bir ile sekiz arasında yavru dünya dertleri İle uğraşmaya tamamen hazır bir şekilde hayata başlar ve altı ay içinde gelişirler. Kuşlar, kurbağalar, kara kurbağalar köstebekler veya balıkçıllara yem olmazlarsa, hayat süreleri altı yılla kadar çıkabilir, fakat normali bunun üçte biridir.

İnsanlığa bütün bu katkılarının yanında solucan şimdi de yeni bir sahaya el atmaktadır. DR. Edwin L Cooper İnsanlarda organ naklinde reddet me olayı üzerinden çalışmaktadır. Solucanda reddetme mekanizmasının fagosit denilen insanlardakine benzer ve nakil İle yapılan yabancı İlavelere hücum ederek onları imha eden mikrop yiyici hücreler yolu İle faaliyete geçirileceğini ortaya jssyrouştür. Dr. Cooper aynı zamanda insanlarda olduğu gibi solucanlarda da bazı hücre ve dokuların değiştiğini, yaşlandığını, tümörler yaptığını görmüştür.

Anlayacağınız, bir daha bahçenizin toprağını şapalarken rastladığınız solucanı tekrar dikkatle yerine koyun, çünkü kurtardığınız hayat gerçekten sizinkine yardımcı olacaktır.

Bugüne kadar ülkemizde gördüğümüz en büyük toprak solucanının uzunluğu ne kadardı? 10, 20 ya da 30 cm? ya da belki biraz daha uzundu. Gördüğünüz türün uzunluğu ne kadar olursa olsun, yeryüzünün en büyük toprak solucanının yanında herhalde minyatürü gibi kalacaktır. Çünkü Avustralya’da yaşayan bir türün uzunluğu 3m. olabiliyor.

Bilimsel ismi Megascolides australis olan bu dev toprak solucanı Avustralya’da yaşayan 1000’in üzerindeki doğal toprak solucanı türlerinden birisidir. Sistematik açıdan, Halkalı solucanlar şubesinin Oligocheate sınıfına ait Megascolecidae familyası içinde yer almaktadır

Çoğu yılandan daha uzun olan bu canlı ortalama 80 cm. uzunluğunda ve 2cm. çapındadır. Ancak boyu 3 m’yi bulanlarda olmuştur.

Baş kısmı koyu mor, vücudunun diğer kısımları ise pembemsi-gri renkte olan ve özellikle Avustralya’nın Viktoria bölgesinde bulunan bu türün bireyleri yaşam ortamı olarak akarsu kıyıları boyunca uzanan nemli ve killi toprakları ya da bazı tepelerin özellikle nemli güney ve batı yamaçlarında bulunuyorlar.

Bulundukları bölgelerde toprakların alt katmanlarında derin galeriler açıyorlar. Öyle ki galerilerinin derinliği birkaç m’yi bulabiliyor ve bu galeriler içindeki hareketleri bazen insanlar tarafından duyulabilecek seslere neden oluyor.

Diğer toprak solucanları gibi özel bir solunum organları yoktur. Deri solunumu yaparlar. Bu yüzden de çevrelerinin sürekli nemli olmasına ihtiyaç duyarlar.

Yıldan daha uzun süre yaşayabilirler. Bu omurgasız bir hayvan için oldukça uzun bir ömür.

Üreme mevsimi olarak iklimin sıcak olduğu ilkbahar ve yaz aylarını tercih ederler. Üremek için galerileri içinde büyük yumurta kokonları oluşturuyorlar. Kokon, içinde birkaç yumurtanın bulunduğu kapsül şeklindeki yapıya verilen isimdir. Kokon içindeki yumurtalardan 1 ya da 2 tanesi gelişimini tamamlıyor ve yaklaşık 12 ay sonra açılıyor. Yumurtadan yeni çıkan yavruların uzunluğu bile 20 cm olabiliyor.

Avustralya’da yaşayan doğal türlerin çoğu gibi dev toprak solucanları da tarımsal faaliyetlerden zarar görürler. Bu faaliyetler habitatlarının bozulmasına neden oluyor ve böyle alanlarda yaşamlarını sürdürmeleri neredeyse olanaksız hale geliyor. Ayrıca böcek ve mantar öldürücüler başta olmak üzere tarım ilaçları onlar için de zehir etkisi yapıyor.

Başka yerlerden gelerek onların yaşam alanlarına yerleşen yabancı toprak solucanı türleri de onlar için bir tehdittir. Çünkü yabancı türler doğal türlerin yaşam olanaklarına ortak oluyor, hatta birçok bölgede doğal türlerin yerini alıyorlar. Bu gibi sebeplerden dolayı IUCN tarafından “vulnerable” (hassas türler) kategorisine alınmışlardır.

 

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: