Bin yıllık bir bitki olan soya fasulyesi, dünya için yeni besin üniteleri oluşturmaktadır.

Soya fasulyesi bundan 4000 yıl önce Çin’de bilinen esas besin maddelerindendir. Batı buna pek önem vermemiştir. Washington Carver adında Amerikalı Zenci bir kimyacı yer fıstığını ele alıp da ondan faydalı birçok maddeler meydana çıkardıktan sonra, soya fasulyesine dönmüş ve onun büyük yararlı taraflarını bulmuştur. Soya fasulyesinde, etteki proteinin iki katı, yumurtadakinin üç katı ve taze süttekinin de on bir katı bulunur. Soyanın içindeki yağ ise kolesterol bakımından çok fakirdir. Bundan dolayı perhizci doktorlar onu hemen hemen en olgun ve elverişli besin maddelerinden biri sayarlar.

Çiftçiler de ona dört başı mamur bir ürün olarak bakarlar. Soya bitkileri yıl boyunca ne kadar su alacaklarına pek aldırmazlar. Yapraklarını basitçe güneşe doğru uzatarak birkaç kimyasal atılımla havanın azotunu alır ve ondan protein yapmak için faydalanır. Mısır, buğday, arpa gibi tahıl ürünleri bu oyunu oynayamazlar, onlar azotu ancak çok pahalı suni gübrelerden alabilirler. Birleşik Devletler soya fasulyesini en iyi yetiştirecek bir ideal enlem bölgesindedir. Dünyanın tahılının dörtte üçü Birleşik Amerika’da üretilir. Yalnız Illinois eyaletinde yetişen soya fasulyesi miktarı, Çin, Brezilya ve Rusya gibi en çok soya fasulyesi yetiştiren memleketlerinkinden daha fazladır.

Geniş bir bölgede büyüyen bu çalıya benzeyen taneli bitki Mayıstan Eylüle kadar güneş ve yağmuru alır. Daha sonra bitkiler kuruduktan sonra dev makineler tarlalara girer ve kabuğunun içindeki yarım düzine kadar taneyi toplar.

Bunlar kamyonları, trenleri doldurur ve hepsi ürün elevatörlerine ve soya fasulyesi işleyen fabrikalara doğru yola çıkar? Tamimiyle otomatik olan fabrikaların bulunduğu lllinois’teki Decatur şehrinde günde 200 000 kile işlenebilir. Bunun gibi büyük daha birkaç merkez saymak mümkündür.

Özel değirmenlerde bu küçük sert fasulyeler kırılır, kızartılır, eritici eriyik ve asitlerle işlenir, sonra santrifüjlerden geçirilir, toz haline getirilir, yaşlandırılır, rafine edilir. Fasulyenin hiçbir parçası israf edilmez Son olarak elde edilen ürünler soya yağından ve daha başka besin maddelerinden boyalarda ve verniklerde kullanılan kimyasal etkenlere kadar uzanır. Son derece rafine edildiği takdirde soya % 90 proteinden oluşan beyaz bir toz halini alır.

İster deri, kas, sinir, ister kan veya kemik olsun, insan vücudunun her hücresi proteinden meydana gelir. İyi bir sağlığı garanti etmek için hepimizin her gün yeniden protein yememiz gerekir.

Kalın bir biftek büyük bir protein kaynağıdır, fakat bugünkü et fiyatları karşısında bunu her gün hangimiz yiyebiliriz? Piyasa durumu bir tarafa, et daima sebze proteininden pahalıdır, çünkü çiftçiler bir sığırdan sofraya çıkarılacak 50 kiloluk et proteini alabilmek için ona yüz kilodan çok fazla proteini yem halinde vermek zorundadırlar.

Dünyada bütün besin proteinin % 30’u etten, tavuk, yumurta, balık ve süt ürünlerinden sağlanır. Geriye kalanı sebze kaynaklarındandır. Soya fasulyesinin esas proteini oluşturan belli başlı 8 aminoasitten oluşur. Bu sekizden biri eksik olursa, vücut proteini tam faydalı olarak kullanamaz. Bütün mısır, pirinç, yulaf ve buğday gibi tahıl tanelerinin çoğunda “Lysine” adı verilen amino asit yoktur. Mısırda “Tryptophan” yoktur, pirinçte ise yeterli derecede “Theromine” bulunmamaktadır. Et aslında tam bir aminoasit dengesine sahip olan biricik protein kaynağıdır. Tahılda bulunmayan veya az olan aminoasitleri soyada bulmak mümkünse de orda da başka bir aminoasit olan “Methionine” den yeterli derecede yoktur. Soya ununu, mısır ve buğday unuyla veya yağlı olmayan süt tozuyla karıştırmak suretiyle bu eksiklik mükemmelen giderilebilir. Sonuç bütün protein ihtiyacını karşılayabilecek protein besi bloklarıdır. Soya fasulyesi de herhangi bir fasulye tadındadır. Henry Ford ünlü model T otomobillerini (50 yıl önceki Volkswagen’ler) ve montaj hatlarını yaparken soya fasulyesinin de genel bir besin maddesi olarak yayılmasına çalışmıştı. Yüksek sosyetedeki birçok insanlara soya fasulyesi ziyafetleri vererek çok et yiyen Amerikalıları bu alışkanlıklarından uzaklaştırmaya çalışmıştı. Fakat Ford endüstri devrimini daha kolay bulmuş olacak ki kendini o yana verdi ve başarı kazandı.

1930’larda hiç et yemeyen ve sebze ile geçinenlerde böyle birçok kampanya açmışlardı. Bugüne kadar soya fasulyesinden 50 çeşit ete benzeyen besin maddesi yapılabilmiştir. Hatta Küba diktatörüne bir okulda ikram edilen biftekler tamamıyla soya fasulyesinden yapılmışlardı ve farkına varmadan yiyen Castro bunları çok nefis bulduğunu söyledi. 1969’da Beyaz Sarayda yapılan bir besin, besleme ve sağlık adlı konferansta soya önemli bir besin maddesi olarak ilân edildi. Bu toplantıdaki uzmanlar Amerika gibi bolluk içinde yaşayan bir ülkede halkın üçte birinden fazlasının yanlış bir besleme şekli uyguladıklarını söylemişti. Bu sorunun önüne geçebilmek için bilim adamları okul yemek programları, günlük besin merkezleri, hastaneler ve başka kurumsal beslenme merkezleri için düşük maliyetli, fakat yüksek besleyici besin maddeleri sağlamak amacıyla yeni besin teknolojileri oluşturdular.

Yüksek derecede rafine edildiği takdirde hemen hemen tatsız olan soya fasulyesi özel besin boyalarıyla ve nem ile temasa getirildikten sonra köftenin yapıldığı kıyma şeklinde tanecikler halinde çekilmektedir. Kuruduktan sonra soğutulmamış yerlerde buğday unu ve öteki tahıl unları gibi bozulmadan saklanmaktadır. Bir aşçı bunlardan köfte yapabilmek için onları su ile ıslatır ve sonra bildiği gibi pişirir. Bir okul yemek servisi müdürü, “biz üç yıldan beri soya proteini kullanıyoruz, hem etten daha ucuza da mal oluyor, hem de her çeşit etle kıyaslanabilecek soya kombinezonları yapabiliyoruz. Haftada 500 – 1000 kilo et kullandığımız düşünülürse, bu büyük bir tasarruf oluyor” demiştir. Soya protein teknolojisini bir parça daha ileri götüren bilim adamları % 90 soya proteinini et yerine geçecek ve gerçek etle harman edilmeden yenebilecek suni bir et haline dönüştürdüler. Rayon (suni ipek) eğirmeğe benzeyen bir süreçle soya proteini bir alkalik eriyik içinde eritilmede ve sonra çok ince deliklerden geçmeğe zorlanarak bir asit banyoya verilmektedir. Meydana gelen soya proteini devamlı “iplikler”, küpler, ekmek somunları ve daha başka şekillere sokulmaktadır. Buna eklenen renk tatlara göre bilim adamları dokuma halindeki soya proteinine istedikleri her şekil, doku ve tadı verebilirler, tavuktan jambon’a kadar. Bununla beraber asıl hakikisi ile kıyaslandığı takdirde bu “taklit” in daha çok proteini, daha az yağı ve daha az kolesterolü vardır.

Halen mevcut tat verici maddelerden memnun olmayan birçok besin maddesi şirketleri besinlere tat veren şeyin ne olduğu hakkında derin araştırmalara giriştiler. Sığır etine sığır eti lezzetini veren acaba nedir? Çok karışık chromotografik analizlerden sonra et tadını veren birçok özel kimyasal maddeler ele geçirdiler. Bunlardan uygun bir miktar soya ununa veya yoğunlaştırılmış soya proteini içerisine konunca, gerçek et gibi tadı olan bir “et” meydana geliyordu. İşte soya proteininden yapılan bu etler bugün sınırlı bir ölçüde tüketim piyasasında alıcıya sunulmaktadır. Fiyatları birden bire yükselmeye başlayınca besin maddesi üreticileri et kıymasına bu protein kıymasından eklemeğe ve fiyatı da ona göre indirmeğe başladılar. Tüketiciler bu fikri çok beğendiler.

Birçok üretici firmalar bu soya proteininden satışa çıkarmakta, böylelikle evde yemek pişirenler onlardan istedikleri kadar et yemeklerine ilave edebilmektedirler.

Jambon ve tavuk taklitleri süpermarketlerde dondurulmuş ve suyu çıkarılmış olarak konserve kutularında satışa çıkarılmaktadır. Jambon veya tavuk taklitlerinden küp şeklinde parçalar pişirilen her yemeğe karıştırılabilmektedir.

 

KAYNAK:
Popular Mechaıncs
SOYA FASULYESİ TARİHİ GEÇMİŞİ VE YARARLARIhttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/08/2.jpghttp://bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2017/08/2-150x150.jpgadminGüncelNedirTarihçeYaşamsoya fasulyesinden neler elde edilir,soya fasulyesinin fabrikadaki süreci,soya fasulyesinin işlenmesi,soya fasulyesinin tarihçesiBin yıllık bir bitki olan soya fasulyesi, dünya için yeni besin üniteleri oluşturmaktadır. Soya fasulyesi bundan 4000 yıl önce Çin'de bilinen esas besin maddelerindendir. Batı buna pek önem vermemiştir. Washington Carver adında Amerikalı Zenci bir kimyacı yer fıstığını ele alıp da ondan faydalı birçok maddeler meydana çıkardıktan sonra, soya fasulyesine...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası