Son Makaleler Tarihçe

URARTU KRALLIĞI

Tarafından yazılmıştır admin

Arame: Yak. M.Ö. 850. Arame, Urartu Devleti’nin bilinen ilk kralıdır. Bu dö­nemde Urartu’nun başkenti Arzaşkun’dur. 9.yy. ın ortalarına doğru, Urartu’ya ilk başkentlik yapan, bu merkezin yeri henüz bilinememektedir. Daha sonra başkent, I. Sarduri tarafından Tuşpa (Van Kalesi)’ya taşınmıştır. Arame ile I. Sarduri arasındaki tarihi bilgi boşluğundan dolayı; aralarında bir kral olup olmadığı ve akrabalık ilişkileri bilinmemektedir.

I.Sarduri: M.Ö. 840- 825. I.Sarduri, Arame’den on iki yıl kadar sonra tahta çıkmıştır. Onun adı, Asur ve Urartu belgelerinde “Lapturi/Lutupri oğlu Sarduri” olarak geçer. Tahta çıkınca, ilk işi başkenti, henüz yeri keşfedilme­yen, ancak Muş Ovası’nda olduğu sanılan Arzaşkun’dan, günümüzde Van Kalesinin yerinde kurduğu Tuşpa’ya taşımıştır. Tarihçiler; onun Arame’ye karşı ayaklanarak, bağımsızlık ilan ettiği görüşündedirler.

O yazıtlarında, “Lutipri oğlu Kral Sarduri”, “Kudretli Kral”, “Evrenin Kralı”, “Naili Ülkesinin Kralı”, “Büyük Kral” gibi unvanlarını kullanmak­tadır. Bu şekilde, hem milli geleneğe bağlılığını gösterirken; hem de Mezo­potamya krallarının unvanlarını kullanarak, dünya egemenliği ülküsündedir. Ayrıca bağımsızlığını ve eşitliğini Asur’a kanıtlamaya çalışmaktadır.

I.Sarduri’nin kurduğu Tuşpa (Van Kalesi) kenti, Urartu’nun sürekli olarak başkentliğini yaparken, hanedanı da devletin yıkılışına kadar aynı sürekliliği göstermiştir. Onun siyasal politikaları kendisinden sonra gelen Urartu kralları tarafından gerçekleştirilmiştir. Ölünce, yerine oğlu İşpuini geçmiştir.

İşpuini: M.Ö. 825- 810. İşpuini’nin tahta çıktığı tarih kesin olarak bilinme­mekle birlikte, M.Ö. 825- 810 yılları arasında hüküm sürdüğü sanılmakta­dır. Van’ın 15 km. güneyindeki Zivistan Kale (Elmalı) yakınlarında bulunan çivi yazılı bir belgeden I. Sarduri’nin oğlu olduğu anlaşılmaktadır. Ona ait olan en önemli yazıt, Kuzey Irak’tâki Muşaşir (Ardini) kentinin Urartu top­raklarına geçtiğini belgeleyen, Kelişin(Kel-i-Şin) yazıtıdır. Bu çift dilli yazıt­tan, o dönemin önemli bir dini merkezi olan Muşaşir’in Urartuların eline geçmesiyle, Urartuların güney sınırı hakkında bilgi edinilmektedir, işpuini’nin diğer bir yazıtı da Van kentinin hemen doğusunda Zimzimdağı eteğindeki Meherkapı yazıtıdır.

Van’da bulunan çift dilli bir yazıttan İşpuini’nin Van’ın kuzey ve ku­zey doğusuna da seferler düzenlediğini öğrenmekteyiz. Bu seferde Gökçe Göl’ün batısında olduğu sanılan Anaşe, Uiteruki, Luşa ve Katarza ülkeleri­ne yaptığı seferler sonunda yüzlerce at ve binlerce büyük baş sığır ganimet olarak ele geçirilmiştir.

Doğuda İran içinde yer alan Urmiye Gölü çevresine yaptığı sefer Karagündüz yazıtında Barşua’nın ele geçirilişi olarak verilmektedir. Barşua batı İran’daki daha sonra Persia olarak bilinen yerdir. İşpuini saltanatını oğlu Menua ile paylaşmıştır. Bu ortak saltanat, oğlu Menua’nın devlet yöne­timinde tecrübe kazanmasına yaramış ve Urartulann en başarılı hükümdar­larından biri olmasını sağlamıştır. Menua babasının ölümü ile 810 dolayla­rında tek başına tahta çıktığı sanılmaktadır.

Menua: M.Ö. 810- 785. Menua tahta çıktıktan sonra bütün ülke genelinde imar faaliyetlerine girişmiş bir hükümdardır. Onun hakkında 110’dan fazla yazıtta Urartu’nun güçlü bir devlet haline geldiği yansımaktadır. Bu yüzden kimi tarihçiler tarafından Menua “büyük mimar” olarak vasıflandırılmaktadır. O, doğu komşuları Manna Ülkesi (Azerbaycan Rızaiye Gölü güneyinde) ile irtibata geçmiştir. Urmiye Gölü’nün güneyinde bulunan Taştepe Yazıtı’nda, Menua Manna ülkesi için, Asurlularla mücadelesinden söz etmektedir. Elazığ Palu Yazıtı’nda ise, batıda Fırat’ı geçerek ve Malatya Krallığı’nı vergiye bağladığını belirtmektedir. Ayrıca onun hükümdarlığı sırasında, güneyde Zapsuyu’nun orta mecrasına, kuzeyde Araş nehrine kadar ülke sınırı genişletilmiştir.

Ülkeye yeni toprakların katılması, güçlü bir yönetim yapılanmasını beraberinde getirmişti. Yeni kurulan vilayetlere valiler atandı. Vilayetleri bir birine bağlayacak yol sistemi oluşturuldu. Bu sistemin bir parçası olarak yeni kentler kuruldu.

Menua, merkezi bölgede Kevenli, Yukan Anzaf, Körzüt ve Aludri (Patnos), batıda Şebeteria (Palu), doğuda Kalatgah ve Meşta, kuzeyde Minuahinili kentlerini kurdu.

Başkent Tuşpa ve çevresinde sulama kanalları yapıldı. Van Edre­mit’deki 51 km. uzunluğundaki Menua (Şamram) ve Özalp’daki 75 km.lik Ferhat kanalları bu imar faaliyetlerinden bazılarıdır. Ölümüyle yerine geçen oğlu Argişti zamanında ülke sınırlarının genişletilmesi ve imar faaliyetleri sürdürülmüştür.

I.Argişti: M.Ö. 785- 760. Van Kalesi’nin güney cephesinde yaptırdığı ve bi­lim dünyasınca Horhor Kroniği olarak bilinen çivi yazılı yıllıklarında Batıda Melitea (Malatya) ve Hatti (Hitit) ülkelerine, doğuda Transkafkasya içlerine, güneydoğuda Manna ve Parşua(Batı İran) ve kuzeybatıda Daiaeni (Erzu­rum ve çevresi)’ye yaptığı askeri seferleri ve Asurlulara karşı başarıların­dan söz etmektedir. Kurmuş olduğu İrpuni kentine ise Hate ve Şupani (Antik Sophene=Elazığ-Malatya arası)’den toplu nüfus aktarımları yapmıştır. Ayrıca Araş ırmağı kuzeyinde Erebuni(Arin Berd) ve kendi adına kurdurduğu Argiştihinili(Armavir Blur) kentlerini kurmuştur.

II.Sarduri: M.Ö. 760- 730. II. Sarduri döneminde Urartu Devleti gücünün zirvesine ulaşmıştır. İcraatlarını Van Kalesinin kuzey doğusunda şimdiki halkın Analıkız olarak adalandırdığı kült merkezinde, İrpuni ve Sardurihinili (Çavuştepe)’de bulunan yazıtlarda imar faaliyetleri hakkında bilgiler vardır.

Onun zamanında ülke sınırları, kuzeyde Transkafkasya’ya, kuzeyba­tıda Erzincan’a, batıda Fırat ırmağı ve Toros silsilelerine; doğuda Hazar Denizi yakınlarına ve güneydoğuda Urmiye Gölü’nün güney kıyılarına kadar genişletilmiştir.

Bu dönemde Anadolu’da Urartu’nun önderliğinde, Asur’dan ayrılan bağımlı (vassal) devletlerle birlikte Asur’a karşı bir koalisyon kurulmuştu. Fakat bu sırada, Asur tahtına III. Tiglatpileser gibi aktif bir hükümdar çık­mıştır. O, bu gelişmeleri önlemek için bölgeye bir sefer yaptı. Adıyaman Gölbaşı yakınında, Fırat kıyısındaki Kiştan ve Halpi’de yapılan savaşlarda II. Sarduri ve müttefikleri Asur birliklerine yenildiler. Bu yenilgi üzerine Urartular, başkentleri Tuşpa çevresine çekilmek zorunda kaldılar. Bir süre sonra, III. Tiglatpileser bölgeye ikinci bir sefer yaparak Tuşpa’yı tahrip etti.

Bu tahribattan sonra Urartu devleti bir süre kendini toparlayamamıştır. II. Sarduri’den ölünce yerine oğlu I. Rusa geçti.

I.Rusa: M.Ö. 730-713. İlk dönemleri hakkında fazla bilgi olmamakla birlik­te, Urartu’nun karışıklıklar içinde olduğu ve Rusa’nın ülkeyi toparlamaya çalıştığı; Ona ait Urmiye Gölü ile Muşaşir (Kuzeydoğu Irak) arasındaki Urartuca ve Asurca yazılmış çiftdilli yazıttan anlaşılmaktadır:

Sarduri’nin oğlu Rusa konuştu: Ardini (Muşaşir) kentinin kralı Urzana huzuruma çıktı. Bütün ordusuna bakmayı üzerime aldım. Urzana’yı o bölgenin valisi yaptım ve Ardini kentini verdim. Aynı yıl ben, Sarduri’nin oğlu Rusa, Ardini kentine geldim. Urzana beni selefleri olan kralların yüksek tahtına oturttu. Tanrıların ve benim yanımda tapınakta kurbanlar kestirtti. Aynca bana verebileceği kadar savaş arabası ile yardım­cı birlikler verdi. Bunları aldım ve Rusa, Asur ülkesinin dağlarında Haldi’ye karşı olanlara harekete geçtim ve akıttığım kanlardan göller oluş­turdum. Sonra Urzana’yı elinden tutup yüzümü ona çevirdi. Onu, oraların hakimi ilan ettim.

I.Rusa ayrıca, kuzeyde Erivan çevresine ve doğuda Güney Azerbay­can’a yaptığı seferlerle bu bölgeleri ele geçirdi.

I.Rusa, Assur’a karşı içinde Frig kralı Midas ve Tabal kralı Ambaris’in de bulunduğu Anadolu yerel krallıkları ile birlikte bir koalisyon oluşturmuştu. Bu birlik Kuzey Suriye’deki Asur’un vassal krallıklarını isyana teşvik etti. Frig kralı Midas, Asur’un bağımlı eyaleti Que’deki bir takım kentlere saldırılar gerçekleştirdi. Bunun üzerine, II. Sargon Urartu ve Frig devletleri üzerine bir ceza­landırma seferi düzenleyerek, Urartu ülkesine saldırıya geçti. Kuzey Irak’taki dinsel merkez Muşaşir’i ele geçirip, yağmaladı. II. Sargon yıllıklarında buradan elde ettiği ganimetin dokümanı verilmektedir. Bu dokü­manda yüzlerce altın, gümüş, bakır ve değerli madenden yapılmış sunu eşyası yer almaktadır. Güneyden Asur kralı II. Sargon’un (721-705) bas­kısı sürerken, ülkenin kuzeyi de Kimmerler tarafından istila edilmişti.

M.Ö. 8. yy. da Anadolu’ya giren bu güçler Urartu devletini yok olma noktasına getirmişti. Bu acıklı duruma daha fazla dayanamayan I.Rusa bir hançer darbesiyle intihar etmiştir. I.Rusa öldükten sonra yerine oğlu II. Argişti geçmiştir.

II.Argişti: M.Ö. 714- 685 Urartu devletinde II. Argişti zamanında yeniden bir canlanma görülür. O, ülkesini Kimmerlere karşı savunarak sınırları müstahkem hale getirmişti. O, ülkesinin bağımsızlığını Kimmerlere karşı koruyabilmiştir. Ancak Asur ve Kimmer istilâları ülkeyi bir hayli yıprat­mıştır. Bu yüzden, Urartu, Ön Asya tarihinde eski önemini büyük ölçüde yitirmişti. Onu oğlu II. Rusa’nm yönetimi izlemiştir.

II.Rusa: M.Ö. 685 – 645. II. Rusa dönemi Urartu’da bir rönesans gibidir. Yönetim ve ekonomide yeni düzenlemeler yapıldı. Uzun süren savaşlar nedeniyle, ülkenin kaybettiği insan gücünü sağlamak için, bazı bölgelerdeki iş gücünü karşılamaya yönelik tarım alanlarına nüfus aktarımları yapıldı. Buralarda yeni kentler kuruldu. Bu kentlerin başında, Van Ovası’nın doğu kesiminde Rusahinili (Toprakkale) ve Van Gölü’nün doğusunda Ayanis(Ağartı)’teki Rusahinili gelmektedir.

II.Rusa’nın bu faaliyetleri ile ülke bir rahatlama dönemine girmişti. Fakat bu kez de ülke, Kimmerler gibi atlı bozkır kavimlerinden biri olan İskitlerin saldırılarına maruz kaldı. II. Rusa’nın bu saldırıları doğuda Azer­baycan’da bulunan Manna ülkesine yönlendirdiği görülür. Ancak Assarhadon kızını İskit kralı Bartatua’ya vererek bu tehlikeyi bertaraf etti.

İskit ve İran’da ortaya çıkan Medlerin tehdidini hisseden II. Rusa, Asur’dan destek sağlamak için elçiler göndermek zorunda kaldı.

Urartulara karşı ortaya çıkan yeni tehlikeler onları Asura yaklaştır­mış ve onların egemenliğini kabul etme noktasına getirmiştir. Fakat Asur kralı Assurbanipal’in bu istek karşısında cevabı bilinmiyor. II.Rusa’nın ölümü ile Urartu yıkılmanın eşiğine gelmiş ve bölgede büyük devlet olma vasfını kaybetmiştir. II.Rusa’yı izleyen dönemdeki siyasal olaylar hak­kında ayrıntılı bilgi olmamakla birlikte, Onu, III. Sarduri, IV. Sardun, Erimena ve III. Rusa gibi zayıf krallar izlemiştir.

III.Sarduri: M.Ö. 645- 635. III. Sarduri’nin oğlu IV. Sarduri ve Erimena hakkında fazla bilgi yoktur. Fakat Erimena’nın oğlu III. Rusa’nın, Toprakkale’de bulunan kalkanlarda adının geçmesi ve özellikle Armavir’de bulunan bir kitabede, kralın, burada bir tahıl ambarı inşa ettirdiğini bildir­mesi; Urartu Krallığı’nın, M.Ö. 7. yy. ın sonlarında, kuzey sınır bölgelerinde inşaat faaliyetlerine girişebilecek kadar ayakta olduğunu göstermektedir. Hatta Karmir – Blur’da bulunan bir mühür baskısı üzerinde adı okunan “Rusa oğlu Rusa”nın bir kral olduğu kabul edilecek olursa, Urartu Krallığı­nın M.Ö. 7. yy. ın sonları ya da M.Ö. 6. yy. ın başlarında henüz varlığını koruduğu anlaşılır. Ancak, Rusa oğlu Rusa’nın, IV. Rusa adıyla tahta çıkmış bir kral mı ya da kral ailesinden bir prens mi olduğu henüz bilinememek­tedir.

M.Ö. 609 tarihinden hemen sonra, İskitlerin Urartu ülkesini ellerine geçirdikleri, şeklindeki Babil kroniğinin verdiği bilgi doğru olmalıdır. Çün­kü Çavuştepe kazıları sırasında ele geçirilen bazı arkeolojik bulgular; Urar­tu Krallığı ve Çavuştepe Kalesi’nin İskitler tarafından yıkıldığını doğrula­yacak yöndedir. Krallığın hangi tarihlere dek ayakta kalabildiği konu­sunda kesin kanıt yoktur. İskitlerin batıya, Orta Anadolu’ya yönelmesiyle, Urartu topraklan M.Ö. 6. yy. ın başlarında Medlerin egemenliğine geçmiştir.

Eskiçağ Uygarlıkları

Yazar Hakkında

admin

%d blogcu bunu beğendi: