SOSYO EKONOMİ YAPI

Urartu krallığının yaşadığı Doğu Anadolu’da, Transkafkasya’da ve Kuzeybatı İran içlerinde, herşeyden önce karasal iklim egemendi. Sözünü ettiğimiz coğrafi bölgelerde, engebeli ve yüksek dağlar arasında sıkışmış küçük verimli ovalar, uzunlamasına dar vadiler, platolar ile geniş dalgalı dağ düzlükleri uzanıyordu. Yüksek dağ yamaçlarına kadar uzanan orman alanlarının yanı sıra zengin akarsu vadilerinin de sık korularla kaplı oldu­ğunu düşünecek olursak, çok büyük bir hızla artan nüfusun tarım ürünleri­ne olan gereksinimini karşılayacak ekime elverişli toprakların yetersizliği daha belirgin olarak gözler önüne serilir.

Öte yandan bölgede ekime elverişli toprakların azlığının yanı sıra, uzun ve soğuk geçen kış mevsimi de, toprakların ekimini uzun süre engel­lediğinden, yılda bir defadan fazla ürün alınamıyordu. Oysa hayvancılığın tersine, tarıma daha az elverişli olan Doğu Anadolu Bölgesi, nüfusun daha fazla yoğunlaşmasına izin vermiyordu. Bu nedenle oldukça geniş bir coğra­fi alana yayılmış bulunan toplumsal tarım ve ekonomik yerleşme merkezle­ri ile büyük kentlerdeki nüfusun ekonomik beslenme sorunu, yaşamın ay­rılmaz, fakat en zor bölümünü oluşturuyordu.

Urartu krallığı, egemenliği altındaki toplumu ve ordusunu besleye­bilmek amacıyla, baraj ve sulama kanallarıyla tarımı, bağcılığı ve özellikle bahçe tarımını geliştirmeye önem vermiştir.

Alüvyon ovalarda büyük bahçeler açılmıştır. Büyük tarım merkezle­rinde kurulan kalelerin depolarında buğday, arpa, darı, nohut, mercimek, şarap, susam yağı gibi gıda maddeleri depolanarak ekonomik sıkıntılara karşı önlemler alınmıştır.

Ayrıca, Urartu ekonomisinde hayvancılık ve hayvan besiciliği çok önemli bir yer tutar. Bazen uzun geçen sert kış, kuraklık, kıtlık ve hayvan hastalıkları gibi nedenlerle sürüler telef olabilirdi. Bu yüzden Urartu kralları hayvan sürülerine olan ihtiyaçtan dolayı, çeşitli bölgelere yağma seferleri düzenlemişlerdir. Örneğin, Urartu krallarından I. Argişti ve II. Sarduri’nin yıllıklarında hayvan sayısı yönünden zengin olan Transkafkasya’ya, yılda ki kez yağma seferi yapıldığından söz edilmektedir.

Urartu krallarının yılda iki kez yağma seferi düzenlemeleri, sadece bölgenin iklimsel özellikleri ile ilgili değil, hayvancılığın yapılış tarzı ile de ilişkilidir. Urartu orduları zengin ganimet elde edebilmek amacı ile bu se­ferlerden ilkini; hayvan sürülerinin yaylalara çıkmadan önceki titreme mevsimi olan ilkbaharda, İkincisini de; sürülerin yaylalardan indiği sonbaharda yapıyorlardı.

Urartu ekonomisinde tarım ve hayvan besiciliğinin dışında avcılığın da önemi büyüktür. Özellikle göçebe ve yarı-göçebe toplumların et besin kaynağını küçümsenemeyecek ölçüde av hayvanları oluşturur. Ayrıca bu toplulukların, hayvan sürülerini vahşi hayvan saldırılarından korumaya yönelik avlanmaları avcılığın önemini artırmaktadır.

Gerek merkezi bölgede ve gerekse taşradaki eyaletlerde kurulan dev­lete ait toplumsal “tarım ve ekonomik yerleşme merkezlerinin yönetimini sağlayan kalelerin atölyelerinde üretilen her çeşit eşya, öncelikle, o yörede tüketiliyordu. Yani büyük tarım merkezlerinin çevresindeki topraklar üzerinde üretilen tarım ürünleri, nasıl ki buradaki yönetici tabaka, ordu, saray ve tapınak görevlileri ile üretime katılan halk tarafından tüketiliyorsa, za­naat eşyaları da aynı amaçla üretilip tüketiliyordu. Zanaat eşyalarının değiş tokuşu, büyük kentler ile tarım ve ekonomik yerleşme merkezleri arasında yapılıyordu.

Üretimden sağlanan gelir vergi olarak Tuşpa’daki merkezi yönetime ödeniyordu. Kapalı ve doğal bir ekonomiyi yansıtan bu ekonomide tarım merkezleri çevresindeki zanaat, tarımla kaynaşmış durumdaydı ve birbirinden ayrılamıyordu. Tarım ve ekonomik yerleşme merkezlerinin yöneti­mini sağlayan kalelerin atölyelerinin eyalet yöneticilerinin, soyluların ordu­nun ve halkın ihtiyaçlarını yerel üretimle karşılamaktan başka amaçları yoktu. Bu işletmelerde üretilen her şeyin birkaç özel durum dışında, hemen hemen kendi yöresinde tüketilmesi kurulan kentlerin, tam anlamıyla ticaret ve zanaat merkezleri olmasını engellemekteydi.

Krallık yönetimi, zanaat imalatını korumakta ve beslemekte yarar gö­rüyordu. Çünkü krallığın, soylu sınıfın ve eyalet yöneticilerinin savaş dı­şında gelir kaynağı, doğrudan doğruya üreticilerin, yani köylülerin zanaat­çıların ve kölelerin iş gücüne dayanmaktaydı. Zanaatçıların, ordunun ve köylülerin ihtiyaçlarının giderilmesi yöneticiler bakımından, üretimi devam ettirmek ve işletmeleri yaşatabilmek için gerekliydi.

Demir dışındaki hammadde ihtiyacı düzenlenen askeri seferlerle ele geçirilen toprakların yağmalanmasıyla, ya da haraç olarak alman altın, gü­müş ve bakır gibi madenlerle karşılanmaktaydı. Zanaatçılar hammaddeleri kendilerine sağlayan yönetici sınıf için imalat yapmaktaydılar.

Urartu ekonomisinin genel karakteri, toplumsal iş bölümünün isteni­len düzeyde belirginleşmemesidir. Çünkü uzun ve soğuk geçen kış mevsi­minin yanı sıra, yüksek dağlarla birbirinden yalıtılan ekonomik tarım mer­kezleri üzerinde aşırı merkeziyetçi devlet sisteminin katı kurallara bağladığı kapalı ekonomi ilişkileri krallığın egemenliğinin yayıldığı tüm bölgelerde geçerliydi. Kapalı ve durağan tekelci Urartu ekonomisi yüzünden, zanaatçı­lar ürettikleri eşyaları sık sık pazarlara sürerek meta üreticisi haline gele­mediler.

Urartular Doğu Anadolu Bölgesi’nde kurmuş oldukları eyaletler ara­sında sağlam bir ulaşım ağı geliştirerek eyaletlerin merkezle bağlantısını güçlendirdiler. Bölgenin topografik yapısını çok iyi değerlendirerek dep­reme karşı dayanabilen mimari eserlere önem verdiler.

Urartular dağlık bir arazide oturdukları için ekilebilir toprakları ol­dukça azdı. Bu nedenle mevcut araziyi en verimli şekilde kullanma yoluna gittiler. Sulama projelerine önem verip, çok sayıda baraj ve su kanalı yapıp, şehirlerin içme suyu ve sulama problemlerini çözdüler.

Tarım ve ziraata önem veren Urartuların madencilik konusunda da bir hayli ileri gittikleri görülür. Günümüzde kaçak kazılarla elde edilerek satılan yüzlerce Urartu maden eseri Avrupa, Amerika ve hatta Japonya müzelerine kadar dağılmıştır.

M.Ö. I. bin yılda Urartu madenciliği o kadar ilerlemişti ki ihtiyaç fazlası artı üretim Ön Asya ülkelerine ihraç ediliyordu. Ayrıca, Urartuların maden konusunda uzmanlıklarını yansıtan çok sayıda üretim araçları, araş­tırmalar sonunda ele geçirilmektedir. Öteden beri, Mezopotamya uygarlıklarının hedefi olan, bölgedeki maden yataklarını en etkin bir şekilde işlemeye çalıştılar.

Yerleşme coğrafyasına önem verip kendilerine stratejik noktalar seç­mişlerdi. Dağların ovalara uzantılarında yapmış oldukları kaleleri aynı za­manda sarayların bulunduğu bir yerleşme merkeziydi. Bu yerleşmelerin düşmanlar ve doğal afetlere karşı korunaklı olan, ayrıntılı planlarla yapıldığı anlaşılmaktadır.

Dağların ovalara uzantıları derin kanallar yapılarak ana dağdan bağlantıları kesilerek kaleler yapıldı. Bu ana dağdan yalıtılmış tepelerde yapıları kalelerin ve sarayların temelleri ana kaya tesviye edilerek hazırlanmıştı. Kesilen tepelerin dorukları mimariye göre planlandı. Ana kaya yüzeyinde duvarların temellerinin yerleşebileceği kanallar açıldı. Bu kanallara diş sırası şeklinde taş bloklar yerleştirildi. Taşların birbirine kenetlenebilmesi için tırnaklar yapıldı. Bu mimari şekliyle Urartu ustaları sanki bölgenin deprem bölgesi olduğunu bilerek hesaplarını ona göre yapmışlardı.

DEVLET YÖNETİMİ

Urartu tarihinin, iki evreden meydana gelmiştir.

Bunlar;

1.M.Ö. 12. – M.Ö. 9. yy.lar arasındaki feodal beyliklerden meydana gelen konfederasyonluk ve M.Ö.9.- M.Ö. 6.yy.lar arasındaki merkezi devletin görüldüğü krallık dönemleriydi. Feodal beyliklerden oluşan birinci evrede, birbirinden bağımsız olan boyların dışarıdan gelen tehlikeler karşısında birleştikleri Asur yıllıklarında görülmektedir.

Merkezi krallığın oluşmağa başladığı I.Sarduri döneminde ise bu beylikler, iç işlerinde serbestlik yönünden aynı konumlarına sahip olmalarına rağmen, dış meselelerinde merkezi krallığın emirlerine bağlıydılar. Menua zamanında da tümüyle merkezi krallığa bağlı vilayetler haline getirildiler.

Menua zamanında kuruluş aşamasını tamamlayan Urartu devleti, merkezden atanan valilerle yönetilen bir memur devleti haline gelmişti. Merkezdeki yönetimin başında kral ve yakınları söz sahibi iken, eyaletlere merkezden çoğunlukla kralın akrabaları vali olarak atanırdı. Krallık babadan oğula geçmekteydi.

Eskiçağ Uygarlıkları

 

URARTU UYGARLIĞI NEDİR, HAKKINDA BİLGİhttps://i2.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2018/03/urartu-uygarlığı-hakkında-bilgi.jpg?fit=437%2C264https://i0.wp.com/bilgikapsulu.com/wp-content/uploads/2018/03/urartu-uygarlığı-hakkında-bilgi.jpg?resize=150%2C150adminSon MakalelerTarihçeanadolu uygarlıkları urartular,urartu devleti medeniyeti tarihi,URARTU DEVLETİ'NİN EKONOMİK YAPISINA GENEL BİR BAKIŞ,urartu uygarlığı,urartu uygarlığı hakkında kısa bilgi,urartu uygarlığı nedir,urartular ekonomik faaliyetleri,Urartular Hakkında Bilgi,Urartularda Devlet Yönetimi,Urartularda Ekonomi,URARTULARDA YÖNETİM YERLEŞİM TOPLUMSAL YAPI,Urartuların Ekonomik Faaliyetleri,urartuların ekonomik faaliyetleri nelerdir,Urartuların yönetim şekliSOSYO EKONOMİ YAPI Urartu krallığının yaşadığı Doğu Anadolu'da, Transkafkasya'da ve Kuzeybatı İran içlerinde, herşeyden önce karasal iklim egemendi. Sözünü ettiğimiz coğrafi bölgelerde, engebeli ve yüksek dağlar arasında sıkışmış küçük verimli ovalar, uzunlamasına dar vadiler, platolar ile geniş dalgalı dağ düzlükleri uzanıyordu. Yüksek dağ yamaçlarına kadar uzanan orman alanlarının yanı sıra...Bilim Sağlık Yaşam Teknoloji Güncel ve daha fazlası